Türkiye’nin günlerdir konuştuğu fon skandalında 2.2 milyar lirayı aşkın haksız gelir elde ettikleri ortaya çıkan AKP Genel Başkan Yardımcısı ve AKP Eski MKYK Üyesi Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hala ifadeye çağrılmadı.
Milletvekili olmadığı için dokunulmazlığı da olmayan Fatma Hanım ifadeye çağrılmazken, dün sosyal medyada aç çocukları için kahvaltı çaldı diye kelepçelenen Samsun Canikli bir babanın görüntüleri günün konusu oldu.
Yurttan Atılan Sıra Arkadaşımız Sokaklarda, Kütüphanelerde Uyuyor!
İstanbul Teknik Üniversitesi'nde okuyan ve eğitimini bir yandan çalışarak sürdürmeye çalışan bir sıra arkadaşımız; hazırlıktan geçemediği için kaldığı KYK yurdundan atıldı. Yaklaşık 10 gündür çaldığı her kapı suratına kapatılan arkadaşımız son 2 gündür sokaklarda ve okulun kütüphanesinde yatıp kalkmak zorunda bırakılmış hâlde.
Gençliği her geçen gün daha derin bir yoksulluğun içine sürükleyen bu düzende barınma krizi de her geçen gün devletin politikalarıyla derinleştiriyor. Okurken işçileştirilen, geçim derdinden okuluna vakit ayıramayıp kimi zaman okuldan tamamen ayrılmak zorunda kalan öğrenciler olarak krizin faturası yine bizlerin omuzlarına yükleniyor.
@GSB_Istanbul@GSB_KYGM arkadaşımızın barınma sorunu çözülene kadar sürecin takipçisi olacağız!
Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, kendi alanında ülkemizin önde gelen hastanelerinden biridir. 1923’te kurulmuş ve halen 400 yatağı ile hizmet sunan bu hastanenin özelleştirme kapsamında satılığa çıkartılmış olmasını kabul etmiyoruz. Kamu hastaneleri halkındır, satılamaz.
🔴DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ
🔶️Demir ve Ferritin tam iken neden Anemi oluşur
🔶️Hangi gıdalar demir emilimini engeller
🔶️Hayvansal ve Bştkisel demir farkı (hangisi iyi emilir)
🔶️Hangi vitaminler demir emilimi için gerekli
Açgözlü hırsızların fonlarla 20 milyar dolarlık vurgun yaptığı ülkede bir emekli, Anayasa Mahkemesi önündeki eylemde intihar etti. Elindeki pankartta ‘Para için değil onurumuz için’ yazıyordu.
"EMEĞİMİZ TEKELLERE YEM OLAMAZ!"
Sakarya/Kocaali-Düzce/Akçakoca yolunda fındık üreticileri maliyetlerin altında kalan ve denetlenmeyen alım fiyatlarına karşı traktörlerle coşkulu bir eylem gerçekleştirdi.
Fındıkta sömürünün son bulmasının yolu birlikte mücadeleden geçiyor!
Yalana gel. İlahiyat fakülteleri, camiler, her ilde kütüphaneler açıktı. Binlerce evde herkesin kitabı duruyor ve başta Emevi camiinin çevresindeki kitapçılarda bu “alimin” sakladığı kitaplar satılıyordu (Buhari’den tutun da bilmem kime kadar). Fuarlarda bu kitaplar sergileniyordu. Yasaklı kitap dediği olsa olsa İhvan terör örgütünün propaganda kitaplarıdır. Bu arada Türkiye’de daha basılmadan kitapların imha edildiği, gazetecilerin, yazarların, siyasetçilerin içeri atıldığı bir devirdeyiz ama o başka:)
Üstat Seyfettin ÇİLESİZ'in de katılımıyla, 25 Eylül 2026 tarihinde saat 15:30'da Anayasa Mahkemesi önünde Seyyanen Zam Mağdurları olarak Adalet Çağrısında bulunacağız.
Pancar çiftçisi tarladan isyan etti: Elektrik maliyetinden kaçıp güneş paneli kurdu, 135 bin lira ceza geldi!
📍 Yozgat / Yenifakılı
Çiftçi: “Ben ucuza üretmeye çalışıyorum. Kendi paramla güneş paneli kurmuşum, gelip 135 bin lira ceza yazıyorlar. Tarım Bakanının bundan haberi yok mu?”
Pancar üreticisinin içinde bulunduğu çıkmazı ise şu sözler özetledi:
“1 litre su 20 lira. 1 litre su alabilmek için 7 kilo pancar satmamız gerekiyor. Arkadaşlar, zararına üretiyoruz.”
🎥 Yozgatlı pancar çiftçisinin tarladan yaptığı bu çağrıyı gelin birlikte dinleyelim…
Sınırdan dönen sebzelerin imha edilmesinin hiç bir anlamı yok. tespit edilen sadece bir parti geri kalanı ya tarla da ya da iç pazarda. Yapılması gereken üreticiyi tespit ederek tüm ürünleri imha ederek yaptırım uygulamak, aksi halde şu işlemin hiç bir caydırıcılığı yok. Hem zehirleniyoruz hem de global tarım itibarımız zedeleniyor, en çok bedeli ahlaklı çiftçilerimiz pazar kaybederek ödüyor.
TÜM EMEKLİLER SEYYANEN ZAM HAKKIMIZ İÇİN 25 EYLÜL 2026 TARİHİNDE SAAT 15.00'DA ANKARA'DA ANAYASA MAHKEMESİ ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASINDAYIZ. TÜRKİYENİN HER İLİNDEN EMEKLİLERİMİZİ BEKLİYORUZ. ÜSTAT SEYFETTİN ÇİLESİZİN DE KATILACAĞI BÜYÜK EMEKLİ EYLEMİNE HERKEZ DAVETLİDİR. HAYDİ EMEKLİLER SEYYANEN ZAM DAVASINDA SONA GELDİK 39 AYDIR DEVAM EDEN HAKSIZLIK SONA ERSİN. ADALET YERİNİ BULSUN, ANAYASA MAHKEMESİ EMEKLİNİN SESİNİ DUYSUN SEYYANEN ZAM DAVASINDA SON VİRAJDAYIZ HAYDİ EMEKLİLER HEP BERABER HAKKIMIZI SAVUNUYORUZ.
O çocuk o tekmeyi hiçbir zaman unutmayacak. Baba ise hayatı boyunca sonuçlarıyla yüzleştikçe yine çocuğu suçlayacak. İşin daha da garibi çocuk dahi büyüdüğünde sebebin bu tekme olduğunu bilmeyecek, belki de kendisini suçlayacak.
Bir ülkede #otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı çaresizliği anlamak için bazen uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Sadece yaşananlara bakın…!
Bir anne, otizmli evladını ağır kriz dönemlerinde 2-3 günde bir polis ve jandarma eşliğinde, elleri kelepçeli şekilde acile götürmek zorunda kalıyor.
Bir iğne yapılıyor ve yeniden eve gönderiliyor.
Çünkü koca ülkede bu evladımıza uygun bir yatak, bir kontenjan BULUNAMADI!
Anne birkaç gün sonra yaşanacak yeni krizi bekliyor…
---
Metin Abi…
60 yaşın üzerinde, kalp hastası.
Otizmli oğluyla toplu taşımaya binemediği için kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor.
Oysa hayatlarını biraz olsun kolaylaştırmak mümkün:
Bir araçla…
Ama maddi çıkmazın içerisindeki bir aile için o araç bile ulaşılmaz.
---
Başka bir baba…
Otizmli oğlu ağır krizler geçiriyor, evi kırıp döküyor.
Baba çaresizliğiyle haber oluyor.
Bir hayırsever çıkıyor ve oğlunun 5 ay boyunca bir hareket merkezinde yoğun aktivite desteği almasını üstleniyor.
Çok kısa bir süre sonra baba, oğlundaki büyük gelişmeyi anlatıyor.
İşte insanın canını en çok yakan yer burası:
DEMEK Kİ MÜMKÜN!
Doğru destekle mümkün.
Yoğun eğitimle mümkün.
Hareketle, aktiviteyle, bireye uygun programla mümkün.
Tabii paran varsa!
Peki paran yoksa?
Ve daha önemlisi:
O 5 ay bittiğinde ne olacak?
---
Bir tarafta bulunamayan bir yatak…
Bir tarafta alınamayan bir araç…
Bir tarafta işe yaradığı görüldüğü hâlde maddi imkansızlık nedeniyle sürdürülemeyen bir destek…
Ve sonra dönüp Urla’da yaşanan o korkunç olaya bakıyoruz.
60 yaşındaki Nurten Kandemir ve zihinsel engelli, aynı zamanda lösemi tedavisi gören 19 yaşındaki evladı Ahmet Barış Kandemir…
İki can artık yok.
Bir anne evladının, ardından kendi yaşamına son verdi.
Bu olayın bütün nedenlerini bilmiyoruz ve hiçbir koşul bir evladın yaşamının elinden alınmasını haklı gösteremez.
Ama bu acı olay bize çok büyük bir soruyu yeniden sordurmalı:
#Engelli bireylere ve onların bakımını yıllarca omuzlarında taşıyan ailelere yeterli desteği sağlıyor muyuz?
Bir aile daha tükenmeden…
Bir anne daha çaresizliğin içinde kaybolmadan…
Bir baba daha "Ben artık ne yapacağımı bilmiyorum" demeden…
NE BEKLİYORUZ?
Biz mucize istemiyoruz.
Kriz anında ulaşabileceğimiz bir sistem istiyoruz.
Yatak istiyoruz.
Nitelikli ve sürdürülebilir eğitim istiyoruz.
Gündüz yaşam merkezleri istiyoruz.
Ailelerin nefes alabileceği destek mekanizmaları istiyoruz.
Ve yıllardır sorduğumuz o soruya artık gerçek bir cevap istiyoruz:
"BENDEN SONRA EVLADIMA NE OLACAK?"
Urla’daki iki canı yalnızca birkaç günlük bir haber olarak okuyup geçmeyelim.
Çünkü mesele yalnızca bir ailenin hikayesi değil.
Bir aile tamamen tükenmeden önce onu tutacak bir sistem kurmak zorundayız.
Çözüm mümkün.
Yeter ki aileler, çaresizlikleriyle baş başa bırakılmasın.
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
#Otizm365GünBizimle