Bu tasarım her taraftarımızın zevkine hitap etmeyebilir, fakat kadın taraftarlarımızın isteklerini dikkate alarak pembe temalı özel bir forma hazırlamak istedim.
Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
geçen sene yarın sabah erkenden çıkıyoruz yola, benim Beşiktaş'daki daireden Mecidiyeköy'e, oradan Taksim'e. ilk kontrol noktası evin hemen arkasında. healeriz ya güya çantalar full malzeme dolu, siksen açamayız. geceden kalmayız Maçka parkında biraz takılıp dağılacağız diyoruz, bir şekilde geçiyoruz. sonrası hac yolu mübarek kafamda "Medine'ye varamadım" çalıyor, saatler(!) sonra ara sokaklardan yoldaki 484632626 kontrol noktasına takılmadan varıyoruz Mecidiyeköy'e. o sırada sokaklarda in cin top oynuyor, Marul "abla niye taksiyle gitmiyoruz ayaklarım ağırdı" diyor(?!!?!!?), bizimkilerin anılarını dinliyoruz bir yandan. eski Geziciler tabii bütün delikleri biliyorlar. son kontrol noktasından geçiyoruz -nasıl kaptırmadım o çantayı bilmiyorum- ve meydana çıkıyoruz ama geç kalmışız. her köşede abluka var, DGD bir yerde, bizim grup dağılmış, üç arkadaşımıza ulaşamıyoruz, biri banane ben kamikaze yapacağım diyor. KAOS. bir şekilde bizim tayfayı toparlıyoruz ama Taksim'e çıkma imkanımız yok, herkes çok dağınık, polis her yerde. bana geçiyoruz, haberleri takip ediyoruz. gözaltı, gözaltı, gözaltı, hangi karakol, hangi hastane, çocuk şube var mı - bütün akşam bunları konuşuyoruz. sonra arkadaşlarımızın gözaltında olduğunu öğreniyoruz. ulaşamadığımız arkadaşlar daha eylemler başlamadan, millet toplanmadan paket olmuşlar meğer. gecenin bir vakti Vatan Emniyetin önüne geçiyoruz, nöbete. uykusuzum, sinirlerim yıpranmış, üstümdeki sorumluluk yükü ağır geliyor ama yaslanıyorum yanımdaki omuza. uykusuzluk başımıza vurmuş ota boka gülüyoruz ağlanacak haldeyken.
velhasıl pişman mıyım? asla. imkanım olsa yarın aynı senaryoyu baştan yaşarım, aynı insanlarla tanışıp, aynı yollardan giderim. geçen sene yalnız hissetmiştik, bu sene o kadar çok örgüt çağrı çıktı ki gitmemek ayıp olur. ha, Taksim'e çıkılır mı? muhtemelen hayır. ama "ben de oradaydım" diyebilmek bile yetiyor bazen.
bomboş bir hikaye farkındayım ama anlatasım geldi. benim yerime de orada olun, birbirinize sahip çıkın. bir ihtiyacınız olursa ben buralarda sizi takip ediyor olacağım. öpüyom çok.
/video Mecidiyeköy'den, ikinci foto 'yakınımdasın ama sana dokunamıyorum çok saçma' temalı, üçüncü foto "örgüt evi"nden, dördüncü foto Vatan'ın yakınında bir pilavcıdan/