"Biz dua ettik, hastamız iyileşti; demek ki Tanrı var" ya da "Evrende düzen var, demek ki ressamı var" diyen o pırıl pırıl teist düz mantığı! 🤣
İstatistikte muazzam bir kural vardır: Korelasyon nedensellik içermez! 1900'lerin başında Avrupa'da leylek nüfusu ile bebeklerin doğum oranı arasında pozitif bir korelasyon vardı.
Şimdi bu sığ mantığa göre bebekleri gerçekten leyleklerin getirdiğini mi kabul edeceğiz?
İki olgunun aynı ana veya aynı evrene denk gelmesi, aralarında göksel bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu kanıtlamaz.
Dinlerin bütün argümanları, işte bu "leylekler bebekleri getiriyor" sığlığındaki yapay nedensellik illüzyonlarından ibarettir. Kanıt yükümlülüğü iddia sahibindedir; bize tesadüfi eşleşmeleri değil, aradaki saf rasyonel mekanizmayı kanıtlayın!
Şuan 24 saattir space odaları ve twitlerde Komodo Ejderi karakterindeki sinsilikle konuşmalar !
Türk İnsanının üzerine ayrıştırmaya yönelik Etnik ayrımcılık ve kadın düşmanlığı-cinsiyetçilik üzerinden irin akıtıyor .
Bu fikirlere varoluşsal çıkmazlara ve teolojik çelişkilere hakaret etmeden, sakin cümlelerle entelektüel cevaplar verebilen rasyonel dostlar candır… 🤣☕️
Bu tartışmada yeryüzündeki kötülük sorununu, sonsuz güç iddiası ile nesnel acılar arasındaki o muazzam tutarsızlığı felsefi bir düzlemde konuşuyoruz. Argümansız kalınca bodoslama hırçınlaşan sığ ezberleri bir kenara bırakıp; gerçek dünyayı, bilimi ve rasyonel aklı konuşabilenlerle bu entelektüel sohbet harika bir yere evriliyor.
Pazar tatilinde aklını kullanan herkese keyifli kahveler!
Tanrı inancında :
Kendi sadık inananlarını bile dünyadaki trajedilerden ve acılardan korumaktan aciz bir kurguyla, dönüp dışarıdaki rasyonel şüphecileri cezayla tehdit etmek muazzam bir teolojik çelişki değil mi ? 🤣
Yıllarca Fadime-Temel fıkralarına hep beraber güldük, kimse art niyet aramadı. Bu fıkrada da mesele aslında fıkranın kendisi değil; bir tarafta bunu cımbızlayıp fırsatçılık yapanlar, diğer tarafta ise toplumsal dinamikleri okuyamayan "evet efendimci" danışmanlar...
Bugünden itibaren Karadenizlilerle ilgili fıkra anlatan kim olursa olsun,Karadenizli olarak içinden geçerim. Madem tahammül,ifade özgürlüğü bu seviyeye indi,biz de enayi değiliz,sınırı koyuyoruz.
Dışarıdan "büyük vizyoner ve devasa güç" gibi görünenlerin, toplumun geldiği noktayı hiç okuyamayıp kendi elleriyle yarattıkları bu kriz gerçekten ibretlik.
Siz milyon dolarlık bütçelerle dünyayı yönettiğinizi sanırsınız; ama etrafınızı saran o sığ dalkavuklar gerçeği sizden sakladığı için, tek bir fıkrayla koca bir geçmişi harcarsınız. İtibar reklamla kiralanamaz; değişen dünyayı doğru kadrolarla ve rasyonel akılla okuyarak korunur.
Ülkeyi yerinde saydıran ihtiyarların merkezcil dogma ile merkezkaç zeka arasındaki farkı anlayamaması, onları genç zekayla umutsuz bir savaşa sürüklüyor. Koltuğu koruma telaşı, güçsüzlüğün itirafıdır.
Bu hantal direnç sürdürülemez! Ne kadar baskılarlarsa baskılasınlar; akıl, bilim ve dinamik düşünce bu kireçlenmiş çemberi eninde sonunda kıracaktır.
Şu muazzam gün batımına, harika renk paletine bakıp hâlâ “Ressamını sormuyor musunuz?”diyen arkadaşın duygusal fonuna geçmemek için direniyorum… 🤣🤡
Yok yok, evrenin fizik kuralları tıkır tıkır işliyor…☕️
“Madem inanmıyorsunuz, sabahtan akşama neden din konuşuyorsunuz?” 🤣
Mesele tam olarak bu: Bizim kurumsal dayatmalara karşı ses çıkarmamızın nedeni sizin bireysel inancınız değil; o ilk-orta çağ kurallarını bilimsel eğitime, hukuka ve kamusal hayata dayatma hırsınızdır. Laikliği korumak ve özgür düşünceyi savunmak bir "din" değil, çağdaş bir refleksidir.
Siz kamusal alanı, devlet bütçelerini ve çocukların zihinlerini dogmalarla işgal etmeye çalışırken, bizim köşemizde sessizce oturup bu sömürüyü izlememizi bekleyemezsiniz. İnancınız kendi bireysel manevi alanınızda kaldığı sürece kimsenin sizinle bir derdi yok ;hurafe bükmeyi bırakıp bu Türk insanının genlerine uygun laiklik gerçeğini idrak edin.
Komşumuz Murtaza Amca da “Dünyanın üzerinde 7 başlı bir ejderha yaşıyor”diye iddia eder, sabah akşam o ejderha kendisini değil de diğer komşuları yesin diye dua ederdi.
Öldüğünde ejderha cennetine girmek için o korku ve ödül mekanizmasıyla çabalayıp duran pırıl pırıl bir zihniyeti vardı... 🤣
Komşuları inanmayınca o içindeki korku yüzünden herkese 'Var var, vallahi var, bak kitaplarda yazıyor' diye çırpınırdı.
🚩Heh işte; Murtaza Amca o hayali ejderhayı kanıtlayamadığı sürece o yok hükmündedir ve gerçek, nefes alan insanlar olarak buna zaman harcamaya gerek yok derdik.
Sırf biri kendisini içten içe yetersiz ve çaresiz hissediyor diye ortada olmayan ejderhayı var saymayı reddeden rasyonel bir toplum vardı orada.
Bizden iki yüzlü bir onay bekleme. İddia sahibi sensin; o yüzden masallarla felsefe yapıp racon keseceğine bize kanıt getir! Diye özetleyeler olmuştu..
Tanrı düşüncesinde Zihninizi en çok zorlayan hangisi:
🚩Tanrı’nın yokluğu mu, yoksa varlığını ya da yokluğunu asla bilemeyecek oluşumuzun yarattığı o kronik belirsizlik mi?
Hukuk dünyası bugünlerde şunu tartışıyor: Yapay zeka bir suç işlerse, ceza robota değil, o algoritmayı yazan ve robottan kâr sağlayan "sahibine" kesilmeli. Çünkü robot sadece bir elemandır.👌
Bu mantığı teolojiye ve siyasete uyarlayalım: Yıllardır insanları körü körüne biat etmeye programlayan şeyh ,siyasetçi vb kitlelerin ürettiği tüm cehaletin ve kötülüğün asıl sorumlusudur.
İnsanları robota çevirenler, suç işlendiğinde "Biz yapmadık, kul yaptı" diyerek faturadan kaçmamalı…