İçinde bulunduğumuz dünyanın ismi haz ve hız. Peki biz, sâlih ameller karşısında haz içerisinde miyiz? Yoksa sâlih amelleri yapmak için hızlı mı davranıyoruz, yoksa sürekli erteliyor muyuz?
En mutlu olduğumuz günlerde, bayram namazlarında “Allahu Ekber” diyoruz.
En hüzünlü günlerimizden biri olan cenaze namazında da yine “Allahu Ekber” diyoruz.
Rabbim, hayatımızın her anında “Allahu Ekber” düsturunu unutmamayı ve her hâlimizde Allah’ı yüceltmeyi bizlere nasip eylesin. Allah rahmet etsin
Halis Hoca'nın Cenaze Konuşmasından Bir Kesit
Ne mutlu Mehmet Emin kardeşimize ki; başta annesi, babası, hocası, cemaati ve tüm arkadaşları ona hayırla şahitlik ettiler. Güzel ahlakıyla, kimseyi incitmemesiyle ve kendisine verilen her işi en güzel şekilde yapmasına dair yüzlerce olay anlattılar. Dün bir kardeşimiz, 'Öyle güzel şeyler duydum ki ilk defa bir cenazenin yerinde olmak istedim,' dedi.
Şimdi hepimizin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: “Bugün ben ölecek olsam, kardeşlerim bana iman, güzel ahlak, dava bilinci ve hizmet şuuruyla mı şahitlik edecekler? Yoksa arkamda kalp kırıklıkları ve anlaşmazlıklar bırakarak mı bu dünyadan göçeceğim?”
Muhammed Emin kardeşimizin bize bıraktığı en büyük miras, işte bu muhasebe olmalıdır.
Halis Hoca'nın Cenaze Konuşmasından Bir Kesit
Ne mutlu Mehmet Emin kardeşimize ki; başta annesi, babası, hocası, cemaati ve tüm arkadaşları ona hayırla şahitlik ettiler. Güzel ahlakıyla, kimseyi incitmemesiyle ve kendisine verilen her işi en güzel şekilde yapmasına dair yüzlerce olay anlattılar. Dün bir kardeşimiz, 'Öyle güzel şeyler duydum ki ilk defa bir cenazenin yerinde olmak istedim,' dedi.
Şimdi hepimizin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: “Bugün ben ölecek olsam, kardeşlerim bana iman, güzel ahlak, dava bilinci ve hizmet şuuruyla mı şahitlik edecekler? Yoksa arkamda kalp kırıklıkları ve anlaşmazlıklar bırakarak mı bu dünyadan göçeceğim?”
Muhammed Emin kardeşimizin bize bıraktığı en büyük miras, işte bu muhasebe olmalıdır.
İnsanların elleriyle kazandıkları (günahlar) sebebiyle, karada ve denizde bozgunculuk baş gösterdi. Belki (İslam’a) dönerler diye (Allah), yaptıklarının (cezasının) bir kısmını onlara tattırmaktadır.
(30/Rûm, 41)
#İMAMOGLU#MARMARADENİZİ
Soma maden faciası (2014), Çorlu tren kazası ve Ankara YHT kazası (2018), Elazığ ve İzmir depremleri, Hendek havai fişek fabrikası patlaması (2020), Batı Karadeniz sel felaketi (2021), Amasra maden faciası (2022), 6 ��ubat depremleri (2023), İliç maden faciası (2024), Bolu Kartalkaya otel yangını ve Dilovası fabrika yangını (2025), Maraş okul saldırısı (2026) ve Girne gemi kazası… Liste böyle uzayıp gidiyor.
Önce “tüm yönleriyle araştırılacak” deniyor.
Sonra “ihmali olan varsa gereken yapılacak” deniyor.
Bir soruşturma başlıyor.
Bilirkişi heyeti kuruluyor.
Komisyon oluşturuluyor.
Müfettiş görevlendiriliyor.
Yeni bir genelge hazırlanıyor.
Mevzuatın bir maddesi değişiyor.
Bir sertifika daha zorunlu oluyor.
Bir kontrol formuna üç kutucuk daha ekleniyor.
Ve bir sonraki faciaya kadar dosya yavaş yavaş kamuoyunun gündeminden düşüyor.
Sonra başka bir şehirde, başka bir alanda, başka insanların cenazelerinde aynı cümleleri yeniden dinliyoruz.
“Bir daha yaşanmaması için…” Kaç defa?
Biz neden her şeyi ancak insanlar öldükten sonra konuşuyoruz?
Mesele yalnızca mevzuat eksikliği değil. Mesele, kamunun asli sorumluluğunu yerine getirip getirmediği.
Denetlemek ve kuralları uygulatmak kamunun görevi. Risk görüldüğünde müdahale etmek de. Ruhsat vermek kadar, o ruhsatın şartlarının gerçekten yerine getirilip getirilmediğini takip etmek de. İnsan hayatını piyasanın, işletmecinin, müteahhidin, taşeronun ya da şirket sahibinin insafına bırakmamak bilhassa kamunun görevi.
Bir maden denetlenmiyorsa, bir otel yangın güvenliği şartlarını taşımıyorsa, bir bina depreme dayanıksız olduğu hâlde kullanılmaya devam ediyorsa, bir demiryolu hattındaki riskler giderilmiyorsa, bir fabrika açıkça tehlike saçarken çalışmayı sürdürebiliyorsa, bir geminin denize elverişliliği ve sefer güvenliği yeterince denetlenmiyorsa burada münferit ihmallerden söz edilemez.
Tüm bu felaketlerden sonra aşağıya doğru genişleyen sorumluluk neden hiç yukarılara uğramıyor?
Bu kadar insan öldükten sonra soruşturma başlatmak mı kamunun görevi, yoksa o insanların ölmesini engellemek mi?
@Sedatsl12 Şehitler beş kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan, karın ağrısından (ishale) ölen, suda boğulan, göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olanlar."(Müslim)
@_tevhidekip Şehitler beş kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan, karın ağrısından (ishale) ölen, suda boğulan, göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olanlar."( Müslim)
Allah’tan geldik ve yine O’na (cc) döneceğiz.
Gençliğinin en güzel zamanlarını İslami çalışmalara vakfeden kıymetli Mehmet Emin Akkaya kardeşimiz (denizde boğularak) vefat etmiştir.
Rabbimiz (cc) rahmetiyle muamele etsin, kendisi hakkındaki iyi şahitliğimizi kabul buyursun, sevenlerine sabır ihsan eylesin.
Gençlerin binbir türlü bataklığa sürüklendiği bu zamanda;
Allah yolunda, onun dinine yardım ederken gelen ölüm ne güzeldir.
Rabbim sena rahmetiyle muamele etsin güzel kardeşimiz.
Allah yolunda öldürülen şehittir; Allah yolunda ölen şehittir; bulaşıcı hastalıktan ölen şehittir; ishalden ölen şehittir; boğularak ölen şehittir" buyurdu. (Müslim, İmâre 165. Ayrıca bk, İbni Mâce, Cihâd 17)
Twiti görmüştüm, hoca haklıydı. Şimdi silmiş ve özür dilemiş. Üzüldüm. Bunun için hocaların muhakkak ayrı bir mesleği olmalı ve hiç bir baskı doğru bildiklerini söylemekten vazgeçirememeli. Para veren emir verir, para alan genelde itaat eder.
Biz icmadan delil getirerek birilerini tekfir ederken, bize “tekfirci” diyenler, hiçbir delil olmadan bir başkasını tekfir ediyor. Hiç kimse sizin politik tanımlarınıza biat etmek zorunda değil. Hiç kimse sizin ideolojik sistemlerinize bağlı kalmak zorunda değil.
Halis Bayancuk Hoca’nın tahliye olmasının üzerinden 3 yıl geçti.
Bu süre içerisinde 602 ders hazırlanıp yayınlanmış.
Ayrıca hazır olup henüz yayınlanmayan ders sayısının da tahminen 400–500 arasında
Hocanın ders üretme hızına yetişemiyoruz. Maşallah. 📚