insan bir ömür yaşar ama herkes onun başka bir mevsimine yetişir.
Kimi baharına denk gelir, çiçeklerini görür. Kimi kışına rastlar, ayazını bilir. Kimi güldüğün günleri hatırlar, kimi sustuğun zamanları…
Annen baban ilk adımlarını bilir ama son adımlarına yetişemeyebilir. Evladın saçlarına düşen akları görür ama o saçların hangi gecelerde ağardığını bilmez. Sevdiğin insan yüzündeki çizgileri okur ama her çizginin ardındaki hikâyeyi bilemez.
Eskiler, Her gönlün bir derdi vardır, değirmenin de suyu.demiş. Ne kadar da doğru… İnsan bazen en yakınındakine bile anlatamaz yüreğinden geçenleri. Çünkü bazı acıların şahidi olmaz, yalnızca sahibi olur.
Bir düşün… Kaç insan geldi geçti ömründen? Kimisi bir dua bıraktı, kimisi bir yara. Kimisi elinden tuttu, kimisi elini bıraktı. Ama sen, bütün o gidişlerin ardından yine kendinle kaldın.
İnsan herkese yetişmeye çalışırken en çok kendisine geç kalıyor.
Oysa şu fani dünyada bir ömürlük hatırın var kendinde. Gençliğinin, gözyaşlarının, yarım kalan heveslerinin, kimseye söyleyemediğin dualarının hatırı…
Herkese gösterdiğin merhametten biraz da kendine ayır. Çünkü insanın kendine ettiği haksızlığı, bazen bir ömür başkası telafi edemiyor.
Ve unutma, herkes seni bir yerden tanır
sen kendini bütün yollardan…
Biraz da kendinin hatırını sor…
Çünkü insanın kendine göstereceği merhamet, geçmişine verebileceği en güzel helalliktir.