📌 KAMU GÖZETİMİ MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU BAŞKANIMIZA ZİYARET
📌 Genel Başkanımız Türkeş Güney, Genel Başkan Yardımcımız Serkan Şengül, Ankara 9 Nolu Şube Başkanımız Ömer Çakmak ve İşyeri Temsilcimiz Fatih Çalışkan ile birlikte Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanımız Sayın İbrahim Ömer GÖNÜL’ü ziyaret ettiler.
📌 Nazik kabulü ve misafirperverlikleri için Sayın Başkanımıza teşekkür ederiz.
📌 İÇİŞLERİ BAKAN YARDIMCIMIZA ZİYARET
📌 Genel Başkanımız Türkeş Güney, Genel Başkan Yardımcılarımız Özkan Ulupınar ve Tarkan Ömer Bankur, Ankara 7 Nolu Şube Başkanımız Oğuzhan Erbay ile birlikte İçişleri Bakan Yardımcımız Vali Ali Çelik’i ziyaret ettiler.
📌 Sayın Bakan Yardımcımıza nazik kabulleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ederiz.
📌AFYONKARAHİSAR’DAYIZ…
📌 “KAMU GÖREVLİLERİNİN HAKLI TALEPLERİ KARŞILANMALI, FERYADI DUYULMALIDIR”
📌 Afyonkarahisar şubemizin üyelerimize yönelik düzenlediği “Kahvaltı Programına” katılarak, istişarelerde bulunduk, kamu görevlilerinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü noktasındaki görüşlerimizi ve çalışmalarımızı paylaşma imkânı bulduk.
📌 Devletlerin en önemli görevi, vatandaşlarına eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik başta olmak üzere kaliteli kamu hizmeti vermektir.
📌 Kamu personel rejimi dediğimiz, kamu hizmetlerini yerine getirecek olan kamu görevlilerinin mesleğe alınma, görevde yükselme ve ilerleme ile kamu görevinin sona ermesini düzenleyen yasal düzenlemelere göre, kamu hizmeti devlet memuru ve diğer kamu görevlileri dediğimiz;
📌 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi devlet memurları,
📌 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na tabi hâkim ve savcılar,
📌 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’na tabi akademik personel,
📌 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Kanunu’na tabi askeri personel,
📌 Yardımcı personel olarak ifade edilen sözleşmeli personel (4/B) - işçiler ve taşerona bağlı çalışanlar
eliyle yürütülür.
📌 Kamu personel rejiminin asli unsuru olarak kabul edilen devlet memurluğu ve diğer kamu görevliliğine giriş için belli bir eğitim seviyesi ve diploma aranmakta, mesleğe yarışma sınavı ile girilmekte, görevin gerektirdiği yetki, görev ve sorumlulukları yerine getirebilme açısından yeterli oranda mevzuat bilgisi gerekmektedir.
📌 Ancak geldiğimiz noktada yardımcı personelin özlük hakları asli unsurun önüne geçmiş, devlet memurları ile diğer kamu görevlileri eğitimlerini, diplomalarını, görev, yetki ve sorumluluklarının karşılığını sorgular hale gelmiş, çalışma barışı bozulmuş, moral ve motivasyon düşmüştür.
📌 Sendikamız Türkiye Kamu Sen’in Ocak 2025 yılında muhatapları ve kamuoyu ile paylaştığı “Türk Asrında Yeni Kamu Personel Rejimi” çalışmasında, mevcut durumun yama kabul edebilecek halinin kalmadığı, konunun “bütüncül” bir anlayışla ele alınması ve çözülmesinden başka çare ve çıkar yol kalmadığı duyurulmuştu.
📌 Ancak; üzülerek görüyoruz ki; hâlâ yama yaparak çözüm arayışının devam ettiği, sosyal taraflarla katılımcı bir anlayışla ele alınması gereken sorunların yeni sorunlara yol açan “yamalarla” içinden çıkılmaz hale getirildiği görülmektedir.
📌 Geçtiğimiz günlerde yapılan bir düzenleme ile milli eğitim kadrolarındaki bazı unvanların maaş ve ücretlerine kısmi bir iyileştirme yapılmış, yaklaşık dört milyon memur ve kamu görevlisinin haklı sorun ve talepleri görmezden gelinmiştir.
📌 Karar verici ve uygulayıcıların; memur ve kamu görevlilerini bütüncül bir anlayışla ele almayan münferit uygulamaların çare ve çözüm olmadığını görmeleri için, yaklaşık dört milyon memur ve kamu görevlisinin çözüm bekleyen haklı talepleri olan;
📌 Üç yıl önce söz verilen, hakemde 8. dönem toplu sözleşme döneminde tamamlanacağı karar ve imza altına alınan 1. dereceye 3600 ek gösterge,
📌 2006 yılından bugüne tartışılan, miadını doldurmuş, kangren haline gelmiş yardımcı hizmetli sorunu,
📌 Anayasa’nın 10 ve 66. maddesine aykırı olarak, memur emekli maaşlarına yansıtılmayan ilave ek ödeme,
📌 Başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerdeki ekonomik gerçeklere çare büyükşehir tazminatı,
📌 Kira yardımı, taşraya servis hizmeti, harcırah ve sosyal yardımlar,
📌 Emeklilikte 2008 öncesi ve sonrası ayrımı,
📌 666 s. KHK’nin mağdur ettiği kariyer uzmanlıklarda merkez-taşra ayrımı,
📌 Memura kaşıkla verileni kepçeyle geri alan vergi dilimleri sorunu,
📌 Memurlarımızın günümüzdeki ekonomik şartlar nedeniyle karşılaştığı barınma (konut) sorunu,
📌 3+1 ucube güvencesiz istihdam biçimi,
📌 Bir türlü gerçekleşmeyen hedeflenen enflasyon oranları, buna bağlı memurumuzu mağdur eden, memurumuzu enflasyona karşı korumayan yüzdelik zam oranları, enflasyon karşısında eriyen altı ayda bir ödenen enflasyon farkları,
ÜCRET ADALETİ TÜM KAMU GÖREVLİLERİ İÇİN SAĞLANMALIDIR
Bazı kurumlarda belli unvanlara yönelik münferit ücret düzenlemeleri yapılmaktadır. Kamu görevlilerinin mağduriyetini giderecek, adaletsizliklere çözüm olacak her türlü uygulamayı destekliyor, kamu görevlilerimizin mali haklarını iyileştiren her düzenlemeyi olumlu buluyoruz.
Ancak kamu yönetiminde ücret politikalarının belirli unvanlar veya bazı unvanlar üzerinden değil; hakkaniyet, eşitlik ve adalet ilkeleri doğrultusunda bütün kamu görevlilerini kapsayacak şekilde ele alınması gerekmektedir.
Daha önce 3600 ek gösterge uygulaması esnasında da ek gösterge artışının belli unvan ve meslek gruplarına yönelik olarak yapılmasının adaleti bozacağı ve mağduriyetler doğuracağı hususunda yaptığımız uyarılar ve ilave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılması konusundaki taleplerimiz karşılık bulmadığı için bugün milyonlarca memur ve emekli ekonomik olarak güçlükler yaşamaktadır.
Bugün ülkemizin dört bir yanında fedakârca görev yapan milyonlarca memur ve kamu emeklisi, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve bozulan gelir dağılımı nedeniyle ciddi bir alım gücü kaybı yaşamaktadır.
Aynı kamu hizmetini yürüten çalışanlar arasında giderek derinleşen ücret farklılıkları ise çalışma barışını zedelemekte, kamu vicdanını rahatsız etmektedir.
Bu düzenleme bir gerçeği de ortaya koymuştur: İhtiyaç görüldüğünde kamu görevlilerinin mali haklarında ilave iyileştirmeler yapılabilmektedir.
O halde aynı anlayış, yalnızca belli unvanlar için değil, geçim mücadelesi veren tüm kamu görevlileri ve emeklileri için de ortaya konulmalıdır.
Kamu görevlilerinin mali haklarında yapılacak iyileştirmeler, parçalı ve sınırlı düzenlemeler yerine bütüncül bir anlayışla hayata geçirilmelidir.
Ücret adaleti ancak bütün kamu çalışanlarının refahını artıracak, gelir kayıplarını telafi edecek ve emeğin hakkını teslim edecek kapsamlı düzenlemelerle sağlanabilir.
Bu çerçevede belirli unvanlara yönelik düzenlemelerle yetinilmemeli; kamu görevlilerimizin tamamını kapsayacak şekilde ek zam ve refah payı verilmesi, maaşların ekonomik büyümeden hak ettiği payı alacak biçimde yeniden düzenlenmesi, ücret dengesizliklerinin giderilmesi ve emeklilerin de ilave ek ödemeden ve iyileştirmelerden adil şekilde yararlanmasının önü açılmalıdır.
Devlet, çalışanları arasında ayrım yapan değil; emeği esas alan bir ücret politikası uygulamalıdır.
Aynı devlet için, aynı millet adına görev yapan hiçbir kamu görevlisi kendisini ihmal edilmiş hissetmemelidir.
Nasıl ki belirli bir çalışan grubunun mağduriyeti görülerek mali haklarında iyileştirme yapılabiliyorsa, bugün geçim sıkıntısıyla mücadele eden milyonlarca memur ve emeklinin de sesi duyulmalı; ücrette adalet tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde sağlanmalıdır.
Türkiye Kamu-Sen olarak, parçalı bir yaklaşım değil, bütün kamu görevlilerinin haklı taleplerinin takipçisi olmaya; ücrette adalet sağlanıncaya, kamu çalışanlarımız insanca yaşayabilecek bir gelir seviyesine kavuşuncaya kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Türkiye Kamu-Sen Yönetim Kurulu olarak Ankara Valiliği görevine getirilen Sayın Yakup Canbolat’ı ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerimizi ilettik.
Nazik kabulleri ve ev sahipliği dolayısıyla kendilerine teşekkür ediyor; yeni görevinde başarılar diliyoruz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen “15 Temmuz Hain Darbe Girişimine Karşı Emekçilerin Mücadelesi” paneline, konfederasyon genel başkanlarıyla birlikte panelist olarak katılarak, Türkiye Kamu-Sen’in o karanlık gecede ortaya koyduğu ilkeli duruşu ve yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştık.
Türkiye Kamu-Sen, dün olduğu gibi bugün de milletimizin istikbalini, devletimizin bekasını ve demokrasimizi hedef alan her türlü vesayet girişiminin karşısındadır.
28 Şubat’ta “Kesintisiz Demokrasi” diyen, 15 Temmuz’da da milletimizin yanında saf tutan konfederasyonumuz, “Bizim İlkemiz Önce Ülkemiz” sloganımızda ifade ettiğimiz gibi her daim milletimizin ve devletimizin yanında olmaya kararlılıkla devam edecektir.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle gerçekleştirilen bu anlamlı programa öncülük eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Vedat Işıkhan’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Birliğimiz daim olsun. 🇹🇷
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda sendikamız @Kamu_Sen in 1.dereceye 3600 ek gösterge ve ilave ek ödemenin memur emekli maaşlarına yansıtılması talebini dile getiren @THABERSEN Genel Başkanı ve Teşkilat Başkanımız @yucelkazancoglu na teşekkür ederiz.
📌 15 TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN KAHRAMANLIK DESTANIDIR
📌 Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, günlük hesaplara kurban edilemeyecek büyük bir emanettir.
📌 15 Temmuz; sadece bir darbe girişimi değil, Türk milletinin bağımsızlığına, devletimizin bekasına, bayrağımıza, demokrasimize ve milli iradesine yöneltilmiş alçak bir ihanet teşebbüsüdür.
📌 O karanlık gecede hainler, milletin silahını yine millete doğrulttu. Devleti ele geçirerek Türk milletinin iradesini boyunduruk altına alabileceklerini sandılar. Ancak unuttukları bir gerçek vardı: Bu aziz Türk milleti, tarih boyunca ne esareti kabul etti ne de mahkum edildi.
📌 Tankların karşısına imanıyla çıkanlar, kurşunlara göğsünü siper edenler, salâların yankılandığı o kutlu gecede ay yıldızlı bayrağın altında tek yürek oldu. Çünkü bu vatan; üzerinde hesap yapılacak bir toprak parçası değil, ecdadımızın kanıyla yoğrulmuş mukaddes bir emanettir.
📌 15 Temmuz gecesi meydanları dolduran milyonlar, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözünü yalnızca haykırmadı; canıyla, kanıyla ve sarsılmaz iradesiyle bütün dünyaya bir kez daha ilan etti.
📌 O gece yazılan destan; Malazgirt’in ruhunu, Çanakkale’nin inancını, Sakarya’nın direnişini ve Dumlupınar’ın zaferini yeniden canlandırdı. Aziz şehitlerimiz, bu toprakları bir kez daha mübarek kanlarıyla mühürledi; kahraman gazilerimiz ise milletimizin onurunu ve haysiyetini dimdik ayakta tuttu.
📌 Dün bizlere düşen en büyük sorumluluk; Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz; vatanımız için buradayız, Türk Milletinin yanındayız, cumhuriyetimizin zırhıyız, demokrasimizin kalkanıyız, Türk bayrağının sancaktarıyız ve Allah’ın izniyle yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz.
📌 Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi şehadet mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyoruz. Terörle mücadelede hayatlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyoruz.
📌 Gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler niyaz ediyoruz.
📌 Rabbim büyük Türk Milletine bir daha böyle acılar yaşatmasın. Bayrağımız göklerden, ezanlarımız minarelerden, devletimiz ilelebet payidar olsun.
“Avrupa Parlementosu kararının tercümesi “ Kıbrıs Türklerinin canını, malını, ırzını ve namusunu” Rumların elinden kurtaran, Kıbrıs’ın Yunan adası olmasını engelleyen şerefli Türk Ordusunun yaptığı yanına kalmasın” açıklamasıdır. Yok hükmündedir, ayağımızın altındadır.”
Genel başkanımız katıldığı her televizyon programında olduğu gibi yine İMD'lerin yaşadığı mağduriyeti gündeme taşıdı.
Toplu sözleşme sürecinde İMD'lerin 10 puanlık ek hizmet tazminatı talebi görmezden gelinirken, bu hakkın mücadelesini yargıya taşıyan Türk Büro Sen olmuştur.