“Ruhun Derinleşme İhtiyacı ve Tasavvufun Vazgeçilmezliği” konulu sohbet, ilim irfan ve hikmet ehli Şenel İlhan Beyefendi’nin çok manidar bir sohbetinin yazar Nail Başeski tarafından derlenmesiyle kıymetli okurlar için hazırlandı. Yazıda “Avam olsun havas olsun her Müslüman’ın, nefsindeki kötü duygu ve huyları bilmesi ve onlardan tamamen kurtulmasa bile zararlarından korunması farzdır. Peki, bir kişi kendindeki tüm olumsuz duyguları tamamen tespit edebilir ve yardımsız bunların tehlikesinden korunabilir mi? Samimi bir şekilde vicdanımızı devreye sokarak düşünürsek, bunun bir insan için mümkün olmadığı görülecektir. Zira günümüzde rehberlik, yaşam koçluğu, psikologluk, psikiyatri gibi ilim dallarının zorunlu olarak ortaya çıkışı, insanın bu konuda kendine yetmediğinin en açık göstergesidir.” düşünceleri ön plana çıkmaktadır.
Dr. Ali İlhan ile yapılan söyleşi, din eğitiminde bilgi ve davranış ilişkisine dair anlamlı söyleşide iman ve inancın, bilgi ve davranışlarla ilişkisi ile tüm bunları ahlaka dönüştüren duygusal boyutların öneminden bahsediyor. “Güzel ahlak, farklı coğrafyalarda da olsa İslam’ın kendi öz malıdır. Bu durum dünyayı siyah ve beyaz şeklinde ikiye ayırıp İslam’ı bir coğrafyaya hasretmememiz gerektiğini göstermektedir. İslamî sıfatlar hiçbir zaman mağlup olmamaktadır.” sözleri, tüm asırlara ışık tutacak ve günümüze de şamil olan güçlü tespitlerdir.
İsmail Fethullah Caymaz ile yapılan röportaj ise Kur’an-ı Kerim’de tevhide dair anlatımlarda dil ve üslup zenginliği üzerinde duruluyor. “Kur’an’ın dil ve üslubu incelendiği zaman tekdüze, monoton ve yeknesak bir anlatım değil, muhatap alınan kimseleri ikna etmeye yönelik zengin, çeşitli ve dinamik karakterli bir ifade tarzı göze çarpar.” sözleri, konuyu özetliyor.
Prof. Dr. Aysel Altıntaş ile yapılan söyleşide korku, keder, sevinç ve mutluluk gibi duygusal sağlık durumları için geleneksel tıp önerileri anlatılıyor. Mesela, “Öfkenin zararının giderilmesi için kalbe kuvvet verici soğuk şerbetler içilmelidir. Elma şerbeti, sandal şerbeti, gül ve limon şerbeti bu şerbetlere örnektir.” İfadeleri dikkat çekici…
Yazar Abdulkadir Yılmaz, “Bilinçaltı Temizliği Tuzağı” başlıklı makalesinde bu vaatlerle umut tacirliği yapanların, insanlara büyük zararlar verdiğini ifade ediyor. Çok büyük düşünce boşluklarıyla malul bu konu, bir istismar alanı olmaya devam ediyor. İhtiyaçları ve yönelişleriyle her yönden titizlik isteyen bir hayatın içindeyiz. Hayatı gerçek değerlerle kuşanmak ve yönelişlerimizi sahih bir alanda tutmak duasıyla…
"Mescid-i Aksa kalaşnikoflarla taranırken, bunlar kadınların ziynet yerlerini tartışıyor"
Peki, şunu sormak istiyorum, İnsanlar, günümüzde neden Tasavvuf’dan kaçar hale geldi?
Güzel bir soru. Aslında bakılırsa, bence burada konu, sosyolojik anlamda Müslümanların neye ihtiyacı olduğunun tespitinin yapılamamasıdır. Çünkü insanlar evlerine ekmek götürmenin derdindeyken, ya da iki lokma ekmeğin hesabını yaparken ve Filistin’de bir yıla yakın süredir yapılan zulümler ortadayken, Mescid-i Aksa kalaşnikoflarla taranırken kadınların ziynet yerlerinin tartışılması bu sıkıntıların çözümü değildir, değil mi? Ve bakın, mesela konu güzel ahlak olunca, marifetullah olunca, Allah’ı tanımak, Allah’ı sevmek olunca ve insanı sevmek olunca, bunlardan bahsedenlerin sayısı bir elin beş parmağını da geçmiyor. Peki, o zaman ben de size bir soru sormak istiyorum: İnsanların dertlerine derman olmak, sıkıntılarını halletmek ve onlara yol göstermek yerine Allah’ın sözünü ve Hz. Peygamber’in kelamını kendileri ahkam kesmek için kullanmak sizce doğru bir tasavvuf temsili midir?
#müslüman #tasavvuf #filistin #mescidiaksa #feyz #güzelahlak
HAKSIZ ZENGİNLİK VE DERİN FAKİRLİK ARASINDA SIKIŞAN İMANLI HALK
İlim İrfan ve Hikmet Ehli Şenel İLHAN
Türkiye epeydir pahalılıkla ve geçim derdiyle boğuşup duruyor! Halk adeta kan ağlıyor…
Ümitsizlik, çaresizlik, yoksullukla beraber yolsuzluk, haksız zenginlik, ucu belirsiz dipsiz kuyu gibi, adeta, yaşarken ölüm gibi derin fakirlik ve ezilen gariban halk ile, ezen zalimlerin karışımıyla oluşmuş eşi benzeri olmayan bir kaosumsu toplumda yaşıyoruz!..
Akıl erecek gibi değil!
Adeta yaşadığımız bu düzen içinde, çok gizli fakat çok büyük bir görünmez kaos potansiyeli; toplumu ve milletin geleceğini, adeta tehdit edercesine varlığını her yerde hissettiriyor!.. Ben biliyorum bu aziz millete hiçbi şey olmaz! İmanıyla, ahlakıyla, sabrıyla direnir ama kaosa ve kargaşaya asla geçit vermez ve ortalığı karıştırmak için tetikte bekleyen ve kaostan beslenen vatan hainlerine ve memleket düşmanlarına asla pirim vermez ve hatta gerekirse hiç çekinmeden had bildirir ve yine, aç yatar ama önce imanım der, vatanım der, milletim der…
İşte bu sebepten yazıktır bu aziz millete! İşte bu sebepten ayıptır bu gerçek kahraman ev geçindirme savaşı veren yiğit babalara, annelere, ablalara ve kısaca bu şartlarda ev geçindiren her hakiki kahramana…
Artık yeter kardeşim!
Bi çare bulun, ne demek istiyorsunuz?
Aklınızı mı yediniz?
Vicdanınız mı kalmadı?
Yoksa, ne? Ne derdiniz var bu milletle…
Eskiden yani daha dün, bi damacana su parasıyla rahatça şükrederek geçinebilen bu millet, şimdilerde “acaba havaya da vergi veya zam gelir mi?” korkusu içinde ve ağlaya inleye evine nasıl ekmek götüreceğinin derdine düşmüş!
Çırpınıyor ama batmıyor!
İmanı var direniyor…
Ancak, ona bu hayatı reva görenlerin, imanı var mı bilmem ama ahlakının ve merhametinin, insanlığının ve vicdanının olmadığı kesin…
#ekonomi #enflasyon
DÜNYAYI CEHENNEME ÇEVİRENLERDEN İNTİKAM VAKTİ: BÜYÜK MELHAME
İlim İrfan ve Hikmet Ehli Şenel İLHAN
Vallahi, ne edersem edeyim şu Gazze konusu yüreğimi yakmaya devam ediyor… Başka çaremiz olmadığı ve elimizden de bi şey de gelmediği için, hiç olmazsa hizmetlerimiz aksamasın, boşu boşuna psikolojimizi bozmayalım vs. diye içimize attığımız, bu aşırı acı mevzu; kanımıza, imanımıza, erkekliğimize, şerefimize, insanlığımıza dokunmaya ısrarla ve ısrarla devam ediyor!..
Sabrımızın sınırlarını çoktan aştı!
Ancak, buna rağmen sadece hop oturup hop kalkarak ve dayanamamaya, sabredememeye, rağmen sabretmek zorunda kalmamızın bize verdiği acizlik ve güçsüzlük hissi, maalesef gücü elinde bulunduranlara sitem olarak yansısa da, onların da elinden ancak bu kadarı gelebildiğini sezip, kinimizi, gazabımızı, kâfirler güruhunun, Armegeddon dediği bizde “Büyük Melhame” diye bilinen o gerçekte bayram olan cihad gününe erteliyor ve sabrederek bekliyoruz!
Çünkü, elimizden gelen sadece bu ve dilimize gelende bunlar…
Rabbım niyetimizi biliyor!
İçimiz yanıyor!
Yüreğimiz kan ağlıyor…
Ne yaparsak yapalım, ne edersek edelim; Netanyahu denen amip ve haysiyet fakiri yaratık, delikanlılığımıza, erkekliğimize, elimiz kolumuz bağlı olarak musallat olmaya ısrarla, ısrarla devam ediyor ve hala gözlerimizin önünde yüzlerce Gazzeli ve bu asrın en büyük ve en eşsiz savaşçıları, maalesef bu kişiliksiz herifin eliyle şehid olmaya aç arık olarak devam ediyor!
Ne yapacağımızı ne edeceğimizi şaşırdık!..
Allah bu ümmeti, şu düşülen can yakıcı eziklik ve çekilmesi mümkün olmayan aşırı zilletten bi an önce kurtarsın ve bir daha da bizi böyle zilletlerle ve yerlerde sürünmelerle, asla ama asla ve lütfen imtihan etmesin…
#büyükmelhame #melhameikübra #armegeddon #gaza #gazze #palestine #özgürfilistin
İSLAM DÜNYASININ SESSİZLİĞİ ALLAH'IN GAZABINI ÇAĞIRIYOR!
İlim İrfan ve Hikmet Ehli Şenel İLHAN
Birçok defadır burada, kısa fakat net olarak izah ettiğim hakikat: Yani, İsrail’in ve tüm siyonistlerin insanlık düşmanı, kötü ötesi yaratıklar sürüsü ve lanetli şeytanlardan daha kötü, daha lanetli oldukları gerçeğinin, artık saklanamaz, gizlenemez, üstü örtülemez bir biçimde tüm dünyada deşifre olmaları gerçeği idi…
Hiç şüphesiz bu İslam adına ve tüm Müslümanlar yararına, çok büyük bir kazanım ve İslam’ın her eve ve her çadıra girmesi adına, Kur’ân da ve sahih rivayetlerle işaret edilen, apaçık müjdelerin gerçeğe dönüşmesine vesile olacak olan, muhteşem bir ilahî tecelli ve çok çileli de olsa kazanılmış ve şükür gerektiren büyük bir lütuftur… Evet, işte bu muazzam gerçeklere rağmen, benim esas anlatmak istediğim şey: Tüm dünya Müslümanlarının çok azı hariç, ezici çoğunluğunun, bütün dünyaya ve tüm âlemlere rezil olacak kadar işe yaramaz, korkak, pısırık ve hatta aşağılık zalim siyonistten bile daha çok, ilahî gazabı üstüne çekecek şekilde, omurgasız bir duruş ortaya koydukları için, ödleklik ve zilletleri apaçık deşifre olmuş ve mecburen, Allah’ın gazabı ve lanetinin de üzerlerine vacip olduğu gerçeğinden uyarmaktır!..
Bekleyelim görelim…
Allah, mazlum, masum bebeklerin, tecavüze uğrayıp yakılan kadınların, açlıktan, susuzluktan, bakımsızlıktan helak olan Gazzeli çocukların ahını kimseye bırakmayacaktır…
Zalime de, zulme sessiz ve tepkisiz kalana da, hesabını dünya ahiret soracaktır!..
Herkes lay lay lom peşinde… İşinde gücünde keyfinde!..
Koca İslam dünyası içinde, bir avuç gözü yaşlı, çaresiz gerçek Müslüman hariç ezici çoğunluk, umarsız ve hayâsız seyrediyor ve aman ne yapalım canım psikolojisinde… Amma, Amerikalısı, Avrupalısı, Asyalısı, yani tüm dünya insanı sokaklarda eylemlerde… Ne acı bir gerçek ki, İslam ülkeleri hariç neredeyse tüm dünya gençliği, öğrencisi, hocası, cahili cühelası ile İslam’ın yiğit ve imanlı mücahit dava adamları gibi sokaklarda şeytanlarla savaşıyor…
Yazık, çok yazık Türkiye gençleri ise, kafelerde, barlarda ve adeta kayıp!..
Yarabbi bu asil millet için bu ne büyük ayıp… Ne diyelim benden uyarması ve lazım olan ise, herkesin kendine yakışanı yapması ve bu ahir zamanda en uygun duruşu yakalayıp hep orada kalması…
#FreePalesitne #özgürfilistin
HADDİNİ AŞMANIN SONU REZİLLİĞE MAHKÛM OLMAKTIR
İlim İrfan ve Hikmet Ehli Şenel İLHAN
Haddini bilmemek, yani hadsizlik her zaman müthiş bir adaletsizlik olduğu gibi, değer takdir duygusu bozukluğu sonucu, tam bir “istidraç” çukurudur!.. Mesela, adam namaz bile kılmaz!.. Hadi kıldı diyelim ama namazında Allah hariç her şey aklındadır ve adeta muhasebeci kafası gibi zihni karışır da karışır ve hayali ise hiç durmadan çalışır!
Yalanı da çok söyler, tevbe eder ama dayanamaz yine söyler! Korkunç büyüklükte cimriliğini ise vicdanen bilir, ancak, buna rağmen nadiren bir fakire verdiği üç kuruş bozuk para ile, kendini cömert bile sanabilir!
Hele riyakârlıkta, sahtekârlıkta ve harama bakmakta üstüne yoktur!
İşte hadsiz kişi, bu ve benzer kalp marazlarını ve bundan doğan envai çeşit günahlarını, her gün bizzat yaşayarak bilir!
Ancak buna rağmen, hakkında görülen bir rüya, şeyhinin tesadüfen ona doğru bakarkenki bir tebessümü veya zerre kadar, aklen mantıken değeri olmayan bir delil bozması hayalini, kendine delil olarak alır da, onca kibrini, riyasını, hasedini yok sayar! Psikolojik mi şeytanî mi olduğunu asla bilemeyeceği birtakım rüyaların, hallerin ve hayallerin peşine düşerek ve maalesef sonrada kendini, şeyh, veli, Mehdi falan sanarak komik bir zibidi ve apaçık bir şeytanın askeri durumuna yuvarlanıp ve daha dünyada iken, rezil ve rüsva yaşamaya mahkûm olur!
Ahiretini ise söylemeye bile gerek yok!.. Yani burada ki esas sorun: Apaçık ortadaki rezilliği görememe ve bir boş hayal ile kesin gerçekleri işine öyle geldiği için görmemezlikten gelmenin adaletsizliği ve apaçık aleyhine olan ayet ve hadis destekli delilere rağmen ve bizzat kendi iç dünyasında da, ne şerefsiz biri olduğunu da apaçık bilmesine rağmen, maalesef büyük bir yanılgı ile, sadece, görülmüş bir rüyaya veya benzer bir sahte delile, bilerek ya da bilmeyerek ayet ve hadislerden daha çok değer vererek, İslam’ın hakikatlarını ve Allah’ın emirlerini hafife alıp, psikolojik bir rüyanın daha değerli ve makam belirleyici olduğunu vehmederek ve apaçık bir istidraç çukuru ile küfre yaklaşıp sapıtmak, işte bu adamların gerçek acıklı durumu ve nihayetsiz rezilliğinin ve ehli nar olduklarının apaçık delili olmuştur!..
Aman ha dikkat!..
Aman ha dürüstlük!.. İlla da değer takdir duygusu ve adalet…
HİÇBİR DİN, İDEOLOJİ, FELSEFÎ HEZEYAN, İSLAM’IN ÖNÜNDE DURAMAZ!
İlim İrfan ve Hikmet Ehli Şenel İLHAN
Küfür ve inkâr, her zaman psikolojik nedenlere bağlı gerçekleşir. Kesinlikle epistemik anlamda değeri olan delilli ve hüccetli asla değildir… Ya da psikososyal diyebileceğimiz anlamda çoğu zaman topluma dayatılmış haksız algıların veya iğrenç psikolojik yönlendirmelerin neticesi ve sonucudur!
Tabi nefsin, şeytanın payı da cabası! Ama o da şimdi konumuz dışı!
Yoksa İslam o kadar apaçık ve kesin delilerle ortadadır ki, karşı hiçbir din, ideoloji, felsefi hezeyan, önünde duramaz ve sadece duruyormuş gibi yaparak kendini kandırır ve ölümcül bir yanılgı ile cehenneme yuvarlanır!
Mesela, New Age faaliyetlerinin hangisinin ayakları yere basan delilleri vardır?
Kuantum’cu yarı deli, evrene mesajcı üşütüklerin mi?
Anunnaki’ci hayalperest zekariya siccinci, ruh hastalarının mı? Yoksa Reptilyanlar, uzaylılarcı betonavacılar, alternatif psikoloji ile başlayıp, sonra dinleşen sayentolaji inananı halis malların mı ve daha burada sayıp dökmeye gerek görmediğim benzer yüzlerce zırvaların mı delili var?
Vallahi hiçbirinin zerre delili yok! Hatta, epistemolojik değeri olan ve bilimsel ve hatta felsefi anlamda bile zerre değeri olmayan inanışlara fanatikçe bağlanan ve delilsiz, dogmatik inananlar işte bu kompleksli zavallılar değil mi? Toplum mühendisleri ve küreselci deccaliyet zihniyetinin on yıllardır çabaları ve kotardıkları yalan algılarla, mesela: Tesettürlü bayanlara özellikle, Türk filmlerinde temizlikçi kadın muamelesi, hacı hocaya sahtekâr, sapık damgası ve hatta İslam’a çağdışı, Müslümana gerici yobaz ve köylü damgaları vurarak psikolojik ve sosyal baskı ve algılarla insanımız öyle hale geldi ki, temizlikçi veya köylü, gerici görünmüyüm diye açıldı saçıldı ve ben modernim çağdaşım canım diyerek de New Age’cilerin tuzağına düşerek güya bilimsel takıldı; daha ilerici oldu ve hatta Kuantumcu veya Ufocu oldu!
Amaa bir de baktı ki, kapalı tesettürlü proflar, fizikçi, astronomi bilimcisi, Nobel ödüllü bilim adamları ve dünya sosyetesinin en şöhretlileri, olağanüstü bir yoğunlukla Müslüman oluyor, Allah diyor, örtünüyor, cihad ediyor ve dünyaya meydan okuyor!! “Kurtuluş İslam’dadır! Hak geldi batıl zail oldu.” diyor!
Şâban ayının on beşinci gününü oruçlu geçirin. Gecesinde ise ibadete kalkın. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ en yakın semaya tecelli ederek fecir doğuncaya kadar: “Bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Musibete uğrayan yok mu, ona afiyet vereyim...” buyurur. (İbn Mâce, İkâmet, 191)
“Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir.” (Duhân,44/4-5)
Duhân suresinde sözü edilen “Mübarek bir gece”den maksat her ne kadar ekseriyetle (ve sahih görüşe göre) Kadir Gecesi ise de; bazı âlim ve müfessirler, bunun Berat Gecesi’ni de kapsadığı görüşündedir.
Berat Gecesi’nin manevî değerine binaen, namaz, Kur’ân tilâveti, zikir, dua, tesbih ve istiğfarlarla geçirilmesi; bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.
#BeratGecesi #BeratKandili #beratkandilinizmübarekolsun
@Armagan_caglaya Öyle bir şey söylemiyor..Her söylediklerini yanlış olarak saptırırsan yanlış söylediğinde yanlış dersin kaale alınmaz..başlıkla videodaki konuşma içeriğinin alakası yok..
3. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ ENERJİ DEPOSU ORTA DOĞU’YA ÇÖKMEK İSTİYORLAR…
ASAM Başkanı - Strateji ve Analist Uzmanı - Yazar ve TV Yorumcusu
Dr. Eray GÜÇLÜER @DrErayGUCLUER
Ocak 2024 / Sayı 149
https://t.co/j1lg4mXYix
#özgürfilistin#FreePalaestine 🇵🇸
Kurtuluş Ver Ya Rabbi! Sadece Gazze’ye Değil, Bize de Kurtuluş Ver!
İlim İrfan ve Hikmet Ehli Şenel İLHAN
Bir akraban sevdiğin falan vefat edince, klişe bir teselli kelimesi her zaman kullanılır.
“Yapacak bi şey yok, hayat devam ediyor” diye… Ancak, Gazze’de masum çocuklar her gün her gece, parçalanırken ve sağ olanlar ise hastalık, açlık ve korku içinde kıvranırken, vallahi vicdan sahibi hiçbir insan ve Müslüman için hayat devam etmiyor! Edemiyor!! Hayat sanki işkence… Günler çile ile, ağlayarak veya haberleri dinlemekten kaçarak bakmamaya çalışarak geçiyor…
Ben bu yaşıma geldim bu kadar çaresiz hiç hissetmedim! Aman ya Rabbi! Ne kadar zormuş meğer eli kolu bağlı zillet içinde hiçbi şey yapamadan gözyaşı dökmek ve yaşlı kadınlar gibi ve aciz dedeler gibi inim inim inlemek! Ancak, yine de en büyük tesellimiz tüm dünyada, şimdiden Gazze’de şehit olanlardan birkaç misli fazlası insanın Müslüman olması ve kısa ve çok kısa bir zaman içinde, kesinlikle bu sayının milyonlara ulaşması umudu apaçık bir hakikat gibi görünüyor olması.
Evet, tek tesellimiz bu! Ayrıca, tüm dünyanın bu Katilleri tanıması ve artık tüm çıplaklığı ile de deşifre olmaları ise, işin en serinletici cabası… Hep düşünmüşümdür; Neden acaba? Allah Hz. İsa Aleyhisselâm’ı dünyaya bir daha gönderecek diye.
Elbet kesin inanırdım fakat Hz. İsa’nın gelmesine, Batılı ve Hristiyan halkların kurtulmalarına Allah’ın bu kadar önem vermesini ve onlara bu kadar değer vermesinin sebebi hikmetini şimdilerde çok daha iyi anlıyor ve artık bu insanlara daha şefkatle ve sevgiyle ve umutla bakabiliyorum!
Ya İslam ülkeleri? Onu anlatmak bile boş konuşmak ve gevezelik olacak kadar yoldan çıkmışlar! Allah’ın gazabını bekleyenler pozisyonunda olduklarını bile zerre fark etmiyorlar! Bizim ise, millet olarak acilen kendimize dönmeye, çok acele kendimiz olmaya çok ihtiyacımız var!
Kurtuluş ver ya Rabbi!
Sadece Gazze’ye değil, bize de kurtuluş ver! Bu çileden ve zilletten ve her gün vicdan azabı ve işkence çekmekten kurtuluş ver! Cihad nasip ederek izzetimizi ver! Şehadet lütfederek şerefimizi geri ver!
Ya Erhame'r Rahimin.
Ya Zül-Celâli vel-İkrâm!
Ya Rahmân, Ya Rahîm.
#filistin #FreePalenstine #palestine #özgürfilistin
Yazar Nail Başeski’nin “Gazze Halkının Âhı Allah’ın Gazabı Olacak” başlıklı makalesi, ilim irfan ve hikmet ehli Şenel İlhan Beyefendi’nin Gazze ve Kudüs’e, Filistin’de yaşananlara dair düşüncelerini de içeren bir yazı. Makalede; “Ben eminim ki şu koca ve kocamış dünyada, bir tane bile normal zekâya sahip ve en asgari düzeyde ahlakı ve vicdanı olan ve hangi din, siyasi görüş veya ideolojik duruşa sahip olursa olsun; hiçbir insan; şu Zalim, Katil, Terörist İsrail’in Filistinlilere on yıllardır yaptıkları insanlık dışı zulümleri inkâr edemez, normal göremez ve kesinlikle fıtraten reddeder… Yani bu apaçık bir gerçek ve tartışılması bile akla ziyan, ahlaka ve insanlığa ters, utanç verici bir adaletsizlik ve bir o kadar da saçmalıktır!!!” sözleri yeterince uyarıcı…
Abdulkadir Yılmaz’ın “Gazze’de Yaşananların Arka Planı” başlıklı makalesi, Gazze’ye dair derinlikli analizler içeriyor. Abdulkadir Yılmaz; “Gayet açıktır ki, ellerine güç ve imkân geçince, bu genişleme Filistin’le sınırlı kalmayacak. Sizin de toprağınıza çökecekler, sizin de rahatınızı kaçırıp, canınızı yakacaklar... O zaman mı göreceksiniz bu devletin gerçek yüzünü? Niçin, BM’nin dahi böyle bir çözümü barış için gerekli görmesine rağmen iki devletli çözüme bir türlü yanaşmıyorlar? Çünkü siyonizmin inandığı kutsal metinler, bu topraklarda ikinci bir devleti onaylamıyor.” diyor.
Prof.Dr.Serdar Demiral ile “İslam’ın Tabiat Tasavvuru” üzerine yapılan söyleşide “İslâm’ın merkezî şahsiyeti ve insanlığa gönderilmiş rol modeli (gudvetu’l-hasene) Hz. Muhammed’in tüm varlıklara rahmet olarak gönderildiği bir resûldür.” diyor.
Abdurrahman Elik ile yapılan röportaj, “Fıkhın Tasavvufî Boyutuna” dair doyurucu bilgiler içeriyor ve; “Gazali’nin mutasavvıf-fakih özelliğinin bir tezahürü olarak her zaman içerik şekilden, mana lafızdan, öz kabuktan, gaye vesileden, niyet amelden daha kıymetli bir konumdadır.” diyor.
Doç.Dr.Adem Ergül “Duâda Rabbe Karşı Edeb” başlıklı makalesinde; “ Dua, Allah’tan istekte bulunmaktır. Ancak bu istek, sıradan bir talep değildir. Her istek, dua sayılmaz. Rabbimizden isteklerimizin dua sayılabilmesi için, gönülden bir yakarışla, âdetâ hissederek, büyük bir tevazu ve mahviyet içerisinde, bütün benliğimizle Yüce Rabbimize yönelip talebimizi arz etmemiz gerekmektedir.” sözleriyle, duada bir usûl olarak önemli bir ölçüye ve tutuma dikkatleri çekiyor.
Dr.Fatma Dursun kendisiyle yapılan söyleşide, Kur’an ve Sünnet arasındaki ilişkinin ortaya konulmasında; “Rasûlullah (s.a.s.), muhatabın eğitim dönemini, yaşını, zekâsını, ekonomik ve sosyal yapısını dikkate almakta ve açıklamalarını ona göre yapmaktadır. Örneğin namaz ibadeti Hz. Peygamber’in (s.a.s.) rehberliğinde hayat bulmuştur. Namazın vakti, Fâtiha’sız namazın olmayacağı, oturuşlarda okunacak dualar, rükû ve secdenin hangi azalar üzerine yapılacağı, cemaatle namazın şekli, imama geç yetişen kimsenin namazı nasıl tamamlayacağı, sehiv secdesi ve yapılış şekli gibi birçok bilgi sünnet aracılığıyla öğrenilmiştir.” diyerek Kur’an ve Sünnet bütünlüğüne atıfta bulunuyor.
Karmakarışık ve kaotik bir dünyada doğru ölçülerle, yolunu kaybetmeden yürüyen insanlardan olmanız duasıyla…
#özgürfilistin
#feyzdergisi @feyzdergisi