Hukuk konuşuyorum ama sadece hukuk konuşursak ikimiz de sıkılırız.
Gündem, biraz mizah, biraz hayat.
Meslek avukatlık. Gerisi günün dosyasına göre değişiyor.
7-8 celse dosyaya gir, savunma yaz, beraat al. Son celse özel müdafi vekâlet sunsun, duruşmaya gelmesin; vekâlet ücreti ona çıksın. Savcı istinaf etsin, cevap yine sana kalsın.
Emek bende, ücret onda, iş yine bende :)
Filistin halkının güvenlik ve onur içinde yaşaması bir ‘temenni’ değil, haktır. ‘İsrail’in kendini savunması’ denirken sivillerin yaşamı, işgalin sonuçları ve uluslararası hukukun sınırları ikinci cümleye sıkıştırılamaz. Diplomasi, herkesi memnun edecek cümle kurmak değil; hukukun nerede ihlal edildiğini açıkça söyleyebilmektir.
Bazı hesaplar takipçi değil, adeta istihbarat birimi.
Hikâye izleniyor, iletiliyor, raporlanıyor… Ben sadece paylaşım yapıyorum, operasyon kendiliğinden yürüyor. :)
IBAN’dan para gönderirken açıklama kısmını boş bırakmak, sonradan ciddi bir ispat sorununa dönüşebilir.
Yargıtay’a göre havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Gönderilen paranın “borç/ödünç” olduğunu iddia eden taraf, bunu ispatlamakla yükümlü.
Üstelik açıklamasız havale dekontu, tek başına ödünç ilişkisini ispatlamaya yetmediği gibi somut olayda yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilmemiş.
Kısacası:
“Nasıl olsa dekont var.” demek her zaman yeterli değil.
📌 Yargıtay 13. HD, 2013/11151 E., 2013/21597 K.
@asayisberkemal0 Bir alacak meselesinde 28 el ateş ediliyorsa orada yalnızca bireysel suç değil, şiddeti yöntem haline getiren bir suç ekonomisi vardır. Bu suç ekonomisiyle baş edebilmekte zannedildiği gibi sloganlarla ya da mış gibi hareket etmekle olmaz. Çok ciddi mücadele edilmesi gerekiyor.
Dün barbar sporunda yine hezimete uğradığımız için bugün biraz hukuka dönelim. :)
Yargıtay 3. HD, 2021/4283 E., 2021/7612 K. kararında önemli bir ayrım yapıyor:
Kiracının taşınmazı fiilen boşaltması, tek başına tahliye anlamına gelmiyor. Anahtarın da kiraya verene teslim edildiğinin ispatı gerekiyor.
Asıl önemli nokta ise şu:
“Taşınmaz kaç ayda yeniden kiraya verilebilirdi?” şeklindeki makul süre hesabına geçebilmek için önce kiralananın hukuken teslim edilmiş olması gerekir.
Yani sıralama:
Önce anahtar teslimi → sonra makul süre.
Anahtar teslimi ispatlanamıyorsa, kiracının kira ödeme yükümlülüğü devam ediyor; doğrudan “3 ayda yeniden kiralanırdı” hesabına geçilemiyor.
Kira hukukunda bazen bütün uyuşmazlığı tek bir anahtar çözüyor. 🔑
@pusholder Kendi aracını park etmek yasak, tanımadığın valeye teslim etmek zorunlu. Zarar ortaya çıkınca kuru söz sonrasında cayma… Sistem güven veriyor gerçekten.
Operasyon doğru ve gerekli. Vatandaşın sofrasıyla oynayan varsa hesabı sorulmalı.
Ama asıl mesele, üreticiden market rafına kadar fiyat zincirinin denetimini operasyonlara ihtiyaç bırakmayacak kalıcı bir devlet politikası hâline getirmek.
Suç varsa cezası verilsin; aynı düzenin yeniden kurulmasına da izin verilmesin.
“Dilekçe reddedildi diye dava açma tarihi sıfırlanmaz.”
Danıştay 6. Daire, İYUK m.3 ve 5’e aykırılık nedeniyle dilekçesi reddedilen davanın süresinde yenilenmesi hâlinde, dava açma süresinin yenileme tarihine göre değil, ilk dava tarihine göre hesaplanması gerektiğine karar verdi.
Daha ilginç olanı ise şu: Bölge İdare Mahkemesinin süre aşımı kararı hukuka aykırı bulunarak kanun yararına bozuldu, fakat İYUK m.51/2 gereği bu bozma davacı lehine sonuç doğurmadı.
Hukuken yanlış olduğu tespit edilen bir kararın, kesinleştiği için sonuçlarını sürdürmesi ise kararın belki de en tartışmalı tarafı.
Danıştay 6. Daire
E. 2026/2171, K. 2026/3488
Her sene lig başlarken bu sene o sene diyip forma aldırtıp kombine sattırıp devri bitmiş oyuncuları takıma doldurup çıkılması gereken oyuncularda ısrar edilip sonra da herşeyi su atan taraftara yıkmak… artık gerçeği kabullenmenin vakti geldi bu takımın sahibi taraftar mı yoksa paralı/parasız Başkanlar mı?