‘AKP’nin her şeyin üstünde bir güç olarak 25 yıldır iktidarını sürdürdüğü iddiası doğru değil’
💬Kemal Okuyan (@OkuyanKemal): “Türkiye’nin kaymağını yiyen bir yüzde 1 var ve o yüzde 1’in tamamen aşağı ittiği bir yüzde 60 var ve giderek yoksullaşıyor. Burada çok büyük bir adaletsizlik var. Ve şöyle açıklayamazsınız: ‘Onlar daha iyi eğitim almışlar, daha çalışkanlar.’ Böyle bir şey var mı? Oradaki insanlar yoksul olmayı nasıl hak ediyorlar? Bunun bir açıklaması yok. Bu sistem sürdüğü sürece kendisine uygun siyasi iktidarlar ve siyasi partiler arayacaktır. AKP’nin 25 yıllık başarı öyküsü bu sistemin ihtiyaçlarına yanıt vermekle ilgilidir. Bu karıştırılıyor, Erdoğan, tek adam rejimi deniyor. AKP’nin her şeyin üstünde bir güç olarak 25 yıldır iktidarını sürdürdüğü iddiası doğru değil.”
https://t.co/Oxy4lS6qk1
Türk Dışişleri’nin Hazar sessizliği, Karadeniz’in kaderi açısından uğursuz bir işaret
🔴Hazar Denizi'ndeki İran gemisine yapılan Ukrayna saldırısı, NATO'nun Karadeniz'de kışkırttığı saldırıların bir devamı. Hazar'la Karadeniz, birçok bakımdan kaderleri birbirine bağlı denizler. AKP'nin Hazar sessizliği, Karadeniz'i savaş alanına çevirmek isteyen NATO çizgisini benimsemenin bir işareti.
🖊️Yiğit Günay (@yigittgunay)
https://t.co/MjYzhIAXGA
Siyasi partilerde amblemlerin geriye çekilip yerine logoların geçmesi, ideolojik kimliklerin önemsizleşmesinin ürünü. Siyasi partiler şirketler gibi marka değeri peşinde koşmaya zorlanmakta.
Sosyal demokrat partiler uzun yıllar boyunca kırmızı gülü simge olarak seçti. Küçük farklılıklarla Almanya, Fransa ve İngiltere’de kırmızı güllü amblemleri vardı sosyal demokrat partilerin. İdeolojik anlam geriye çekildikçe bu partiler de logo tasarımlarına geçip gülü sıradan bir aksesuara dönüştürdü. Komünist gelenekte orak çekiçin yeri biliniyor. Kızıl yıldız, pergel çekiç, çark pala gibi simgeler de aynı ideolojik derinliğe sahip. Çark çekiç bu kültüre ülkemizden bir katkı. Sosyalizm tarafından ağır bir yenilgiyle uğratılıp tarihin çöplüğüne atıldıktan sonra emperyalizm eliyle yeniden diriltilen faşist parti ve hareketler uğursuz geçmişlerine sadakati göstermek için gamalı haç, SS, kurukafa, balta gibi simgelerden vazgeçmiyor. Bütün bu simgeler, sözcüklere gereksinim duymadan kendi başlarına birer anlam ifade ediyor. Türkiye’de önce bu simgeler tuhaflaştı. CHP’nin altı oku güçlü mesajı olan bir amblemdi. Demokrat Parti’nin eli bir ideolojik yönelim ifade etmese de, “millet iradesi” vurgusunu temsil etmekteydi. Sonra Adalet Partisi’nin kıratı geldi. Ve zaman içinde koçlar, kurtlar, arılar, güvercinler, kelebekler, ceylanlar, horozlar, yunuslar eklendi. Bunlar içinde belli bir ideolojik anlam yüklenebilecek olan güvercin ve bozkurt dışında kalanlar, cana yakın olmalarına karşın, zorlama amblemlerdi. Şimdi parti adları “içeriksiz”, amblemler ise yok oldu, marka logoları gibi adın kolay hatırlanacağı görseller öne çıkıyor.
Yeni Parti’nin logosunun bir dizi nedenle akılda kaldığı muhakkak. Gerçi yeni bir tasarım yapılacakmış.
Gidişat partilerin liderlerinin isimlerini alması yolunda! Bündnis Sahra Wagenknecht (Sahra Wagenknecht Birliği) öncülerden biri. Sahra Wagenknecht’in adını taşıyor. Parti adını değiştiriyorlar şimdi. Ama yeni ad önceki kısaltmaya uygun bir biçimde kararlaştırıldı ve liderin isminin baş harflerini taşıyor: (B)ündnis (S)oziale Gerechtigkeit und (W)irtschaftliche Vernunft. BSW! Yakında parti amblemi diye emlakçıların kullandığı türden şahıs fotoğrafları da kullanıma girer kesin. Bir de “satılık” yazmıyorlar mı!
Kemal Okuyan: Erdoğan yeniden aday olamayabilir
📌Sözcü TV Youtube kanalında gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulunan TKP Genel Sekreteri Okuyan "Erdoğan bir dizi nedenle yeniden aday olmayabilir, olamayabilir" dedi.
📌Okuyan "25 yıl önce AKP’yi iktidara getiren güçler başka bir alternatife yönelebilirler" diye belirtti.
📌Çok karmaşık bir sürece girildiğine dikkati çeken Okuyan "Türkiye’de siyasi dengelerin bir anda değişmesi mümkün" ifadesini kullandı.
https://t.co/Oxy4lS6qk1
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'dan @OkuyanKemal çarpıcı çıkış:
"Ülkenin bütün kaynaklarına el koymuş olan sermaye sınıfının elinde biriken zenginliğe el koymazsanız, bu halka sözünü ettiğiniz iyileşmeyi, refahı veremezsiniz."
İpek Özbey @ipekkozbey ile Nasıl Olacak? bu akşam saat 20.00'da Sözcü Televizyonu YouTube kanalında yayında! 📺⏰
Fethullahçıların belleği: 'Komünist, evli, çok tehlikeli…'
📍Bellek 1996 yılında tutulmaya başlayan fişleme notlarından oluşuyor. Yani darbe girişimine kadar olan 20 yıllık sürece uzanabiliyoruz. Ötesinin olduğu da kesin.
📍Yani bir Cemaat, siyasi iktidarların ve bir bütün olarak düzenin açtığı yolda dilediği ve istediği gibi yıllarca herkesi fişlemiş.
📍Ve tüm bu fişlemeleri elleri kollarını sallayarak yapan Cemaat, 15 Temmuz’a kadar uzanan süreci aslında ilmek ilmek örgütlemiş. Yine düzenin bakışları arasında ve tabii ki desteğiyle.
🖊️Haber: Ali Ufuk Arikan (@aliufukarikan)
https://t.co/MMCJoDRjPB
İktidar tarafından CHP’ye atanan yönetimin düzenlediği rozet törenine ve ardından yaşananlara bakıyorum, bakıyorum, bir daha bakıyorum. Şaşkınlık içindeyim. Birgün muhabiri Ebru Çelik’in haberi her açıdan sağlam. Tartışılacak tarafı yok.
Gerçi siyasette parayla şakşakçı ilk kez tutulmuyor. Başka örnekleri de var. Ama butlan CHP’sinin bu haftasonu verdiği fotoğrafta tek sorun ajans marifetiyle salona getirilen figüranlar değil.
Ben sevgili Ercan Kesal’ın Nasipse Adayız filmini izlemeyi asansör sahnesinde bırakmıştım. CHP adına utanmıştım o sahneden. Bir başka partiden onlar adına utanır mı insan? Utandım, ne yalan söyleyeyim. Filme konu olan olayları Ercan Kesal’in kendisinden dinlerken de yine utanmıştım.
İşte bu hafta sonu yine aynı duyguyu yaşadım görüntüleri izlerken. Karmaşa, bağrış çağrış, olup bitenlere aldırış etmeden kesintisiz gülümseyen bir lider…
🖊️Berkay Kemal Önoğlu (@BerkayOnoglu) yazdı
Cumhuriyetçilerin ortadan yürüme vakti geçiyor
❝ Ekmeğini bu topraktan çıkaran, buraya emek veren, bu ülkeyi seven herkesin başı dik, onurlu, güven içinde ve mutlu yaşayabileceği gerçek bir birliği, yurttaşların eşitliğini hangi zeminde inşa edeceğiz? ❞
https://t.co/rTuhVlwRY5
26 Temmuz'un yaktığı ateş yol göstermeye devam ediyor.
26 Temmuz 1953'te Moncada Kışlası'na 135 Kübalı genç devrimcinin düzenlediği baskın, Küba halkının Batista diktatörlüğüne, emperyalist tahakküme ve sömürüye karşı ayağa kalkışının simgesi oldu. Kışlanın bulunduğu Santiago de Cuba geçmişte İspanyol sömürgeciliğine karşı ilk isyan ateşinin yakıldığı kentti. Moncada Kışlası'na yürüyen genç devrimciler, José Martí'nin başlattığı bağımsızlık savaşını tamamına erdirmek için, bağımsızlık önderinin 100. doğum gününde yola çıkmışlardı. Eylemleri, Küba’da ulusal kurtuluş davasını sosyalizmle buluşturacak bir dönemin kapısını aralayarak tarihe geçti.
Fidel Castro ve yoldaşlarının ülkenin en büyük askeri kışlası Moncada'ya düzenledikleri baskın başarısızlığa uğradığında, dünya 20. yüzyılın en güzel devrimlerinden birinin ilk kıvılcımına tanıklık ettiğinin henüz farkında değildi. Moncada'da yakılan ateş, Küba halkının bağrında karşılığını bulmuştu. Batista diktatörlüğünün zindanları devrimci önderlerin iradesini teslim alamamış, o irade büyüyerek ve güçlenerek Sierra Maestra'da ve tüm ülkede yeniden örgütlenmiş, Küba’yı 1 Ocak 1959’da devrime taşımıştı.
Bugün Küba, emperyalist kuşatmanın ağır sonuçları altında zorlu ve özgün bir mücadele döneminden geçerken bu dönemi 26 Temmuz'un mirasıyla göğüslüyor. 26 Temmuz'un en önemli mirası, en ağır koşullarda bile halkın yaratıcı iradesinin ve kararlılığının karanlığı yırtıp atabileceği bilgisidir. 26 Temmuz bu anlamda yalnızca Kübalıların değil; onlarla dayanışma içinde ABD emperyalizmine karşı mücadele eden, kendi ülkelerinde devrim ateşini yakmak için örgütlenen tüm dünya devrimcilerinin ortak mirasıdır.
26 Temmuz Ulusal İsyan Günü'nde, Küba’da devrime giden yolu aydınlatmış öncü kadroları saygıyla anıyor; emperyalist barbarlığa karşı yaşamlarını ve egemenliklerini cesurca savunan kardeş Küba halkını selamlıyoruz.
Yaşasın 26 Temmuz!
Yaşasın Küba Devrimi!
Yaşasın sosyalizm!
“Yeni Parti”nin kurulmasına AKP yol açtı. Bunun tartışılır tarafı yok. Ancak Yeni Parti’nin kuruluşunun siyaset alanında dar anlamıyla CHP’nin içiyle sınırlanamayacak gelişmelere yol açacağını AKP ne kadar hesapladı, işte bu tartışmalı.
Elbette henüz sürecin başındayız ve kesin konuşulamaz. Ancak…
Ad her şeyi belirlemez, lakin “Yeni Parti” tercihi sadece “yeni parti kurmak zorunlu oldu” türünden bir duyguyla gerekçelendirilemez. Halkçı Parti, SHP, DSP, SODEP her durumda CHP geleneğinin yerleştiği “sosyal demokrasi” ya da “demokratik sol” çizgisine hitap eden partilerdi. Yeni Parti ise daha kurulmadan içinin farklı farklı doldurulmaya çalışıldığı bir oluşuma dönüştü: İdeolojisiz parti, sosyal demokrasinin ilkelerine sadık parti, ANAP gibi parti, Atatürkçü tabanı sağa açan parti…
Belki de istenen budur; herkesin, hatta “iliştirilmiş sol”un da kendince bir anlam yüklediği bir parti.
Kimbilir belki CHP’ye dönülür ama Yeni Parti böyle bir dönüş için uygun bir ad değil. Yeni Parti, “ben başka bir şeyim artık” iddiasıdır.
Bu iddia ile birlikte milyonlarca kişi “kurucu parti”ye yaslanma alışkanlığını terk etmeye davet edilmiş oluyor. İdeolojilerin ve programların tamamen önemsizleştirildiği burjuva siyasetinde “kurucu parti” referansı sanılanın ötesinde bir öneme sahipti. Bununla boy ölçüşecek tek referans, 25 yıllık bir öyküsü olan Reisçilikti.
Böylece 2021 sonrasında ama özellikle 6 Şubat 2023 depremiyle birlikte Türkiye’de yaşanan ideolojik ve siyasal hareketlilik ve yer değiştirmeler açısından yeni bir evreye girmiş oluyoruz.
Devrimci bir perspektifle bakıldığında bu tablo, holdingler-tarikatlar düzenini yıkmayı hedefleyen cumhuriyetçi bir programın geniş halk kesimlerinin gündemine sokulması için daha uygun koşullar sunuyor.
Kemal Türkler'i kim öldürdü?
Unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler'in katledilişinin üzerinden 46 yıl geçti.
Sermaye sınıfının ve emperyalistlerin silahlandırdığı faşist tetikçiler tarafından katledilen Kemal Türkler'i Alparslan Savaş'ın "Kemal Türkler'i kim öldürdü?" başlıklı yazısıyla anıyoruz.
https://t.co/ZK41pYvUBy
İran’a dönük emperyalist saldırganlık durdurulmalıdır!
İran günlerdir saldırı altında. Trump’ın 7 Temmuz’da Ankara’da yeniden başlattığı savaş son günlerde giderek etkisini artırdı.
Askeri hedef gerekçesiyle yağdırılan bombalar sivil altyapıyı ve yerleşim yerlerini vuruyor, savaşın bedeli İran halkına ödetiliyor.
Trump İran’ın kendisini savunması karşısında “bedelini katbekat ödeyecekler”, “Saddam Hüseyin’e yaptıklarımızı onlara da yapacağız” diye tehditler savururken, bir yandan da ülkenin diz çökmemesi karşısında topyekûn bir savaş için bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam ediyor.
Müzakereler sürüyor dense de çokuluslu tekellerin ve sermaye sınıfının kârlarının dış politikaya yön verdiği bir düzende ateşkesten ya da barıştan söz edilemeyeceği, verilen sözlerin tutulmayacağı bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır.
7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin hızla sonuçlarını vermeye başladığını görüyoruz. NATO’nun yönünü Orta Doğu’ya çevirmesi, İran’a dönük saldırganlığın NATO’nun merkezi gündemine dönüşmesi başta İran olmak üzere bölge halkları için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, Türkiye’nin resmi olarak İran savaşının bir tarafı haline getirilmek istenmesi, ülkemizin güneyinde NATO’ya bağlı bir kolordu kurulması planı ve AKP iktidarının Yeni-Osmanlıcılık macerasıyla bölgenin yağma ve talanına ortak olma girişimleri ülkemizi ve halkımızı sıcak çatışmaların içine çekecek bir felakete sürükleme olasılığını artırmıştır.
AKP iktidarını bir kez daha uyarıyoruz. Ülkemiz hiçbir biçimde, doğrudan veya dolaylı olarak İran’a dönük saldırganlığın bir parçası haline getirilmemelidir.
İran’a dönük emperyalist saldırganlık durdurulmalıdır. Türkiye Komünist Partisi bu emperyalist barbarlık karşısında, İran halkının yanında durmaya devam edecektir.
Ve bir kez daha hatırlatıyoruz: Örgütsüz kalmış bir ülke, savunmasını ve egemenliğini ayakta tutacak kaynaklardan yoksun demektir. Ülkemizin güvenliğini sağlamanın tek gerçekçi yolu halkın örgütlü mücadelesidir.
Küba'yı boğmaya çalışırken boğulanlar: ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan tarihi 'çaresizlik' belgesi
📍Ara seçimler yaklaşırken "komünizm tehdidine" sarılan ABD yönetimi, Küba'ya yönelik saldırılarını meşrulaştırmak için yeni bir rapora imza attı.
📍Kendi istihbarat hezimetlerini, ırkçı devlet şiddetini ve sınıfsal çelişkilerini "Küba'nın sızma operasyonları" olarak ambalajlayan Washington, on yıllardır yok etmeye çalıştığı o küçük ada ülkesinin iradesi karşısında duyduğu dehşeti belgelemiş oldu.
🖊️Haber: Yalçın Cuğ (@yalcincug)
https://t.co/flOb7Zy3Lk
NATO bir savunma örgütü değil, yalan üzerine kurulu bir saldırı örgütüdür.
Amacı bizim güvenliğimizi sağlamak değil, holdingleri ve çokuluslu tekelleri bizden korumaktır.
Oysa halkı örgütsüz kalmış bir ülke, savunmasını ve egemenliğini ayakta tutacak kaynaklardan yoksun demektir.
Ülkenin güvenliğini sağlamanın tek gerçekçi yolu halkın örgütlü gücüne dayalı bir yönetim.
Gerçekçi ol. TKP'ye katıl!
https://t.co/NnIDtlgCFD
🖊️Engin Solakoğlu (@engin_solakoglu) yazdı
Bir başka 20 Temmuz: Montrö
❝ 90 yaşına giren Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türkiye’nin ve halkının en önemli egemenlik dayanaklarından biridir. Sadece dış düşmanlara karşı değil, içerideki düşmanlara karşı da savunulması bu yüzden hayati önem taşır. ❞
https://t.co/X0MoIcyMZQ
Güneş panellerimiz; yoğun bakımda solunum cihazlarının, yenidoğan ünitesinde kuvözlerin çalışmasını ve ameliyathanelerin kesintisiz işlemesini sağlayacak ⚡️
Dayanışmamız çok sayıda hayatı kurtaracak.
Dayanışma insani bir sorumluluk, toplumsal bir görevdir.
Siz de “Küba’ya Güneş Topluyoruz” dayanışmamıza ortak olun.
Defne Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı Hizam Hasırcı'ya @Hizamrc kampanyamıza desteği için teşekkür ediyoruz.
#Cuba #Küba
#CubaNoEstáSola #CubaEstáFirme
#100AnosConFidel #Fidelle100Yıl
@siempreconcuba@Embacuba_Turqui@CubaMINREX@PresidenciaCuba
"Bugün de öyle, bütün işlerimizi onun etrafında örebileceğimiz bir sınıf hareketi ne yazık ki yok. Bu değiştirme isteğinden vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Sınıfa bakıyoruz, onu ayağa kalkmaya çağırıyoruz. Ama bekleyemeyiz. Parti, beklemek istemeyenlerin toplamıdır."
🇨🇺 Küba’da ablukanın günlük bilançosu ağırlaşıyor
💉 Sağlık kurumlarına gönderilen 3,5 milyon enjektör Jamaika’da bekletiliyor.
⚡ Enerji açığı 2 bin 200 MW’ı aşarken kritik Antonio Guiteras santrali yeniden devre dışı kaldı.
☀️ Hastanelerde ve bankalarda güneş enerjili çözümler yaygınlaştırılıyor.
Küba, ağırlaşan kuşatma koşullarına karşı sağlıkta, enerjide ve toplumsal yaşamda direnmeye devam ediyor.
https://t.co/u5C33R0AGa