Aynı şehirde, 3 km arayla yüzey sıcaklığı farkı +4.8°C.
Yaz, herkesin sokağına aynı düşmüyor.
Yeşil oranı: %48.7 (Ataköy) vs %9.5 (Şirinevler).
NDVI–LST korelasyonu: r = −0.63.
Çıplak yüzey, yeşilden 6.3°C daha sıcak.
Landsat 9 · Sentinel-2
Spatial Notebook · Harita 14
Fedakar Babalarımız'a en anlamlı hediye... 😍
BABALAR GÜNÜNE ÖZEL ÜCRETSİZ 💐🎉😊
⚜️ Seiko 5 Automatic Vintage
Bakım ve Polisajını yapıp göndereceğim..
-Yorum yap
- Takip et
- Rtweet'le
- Beğeni Yap
TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN 💐
Ne ilginç bir geceydi. @emregurkaynak ile Celtics-Spurs maçını anlatırken yavaş yavaş odağımız Bam Adebayo'ya kaymıştı. Ben bir noktadan sonra bizim maçı Emre'ye bıraktım, Ümit Aktan gibi konferans yayına başladım. Yayında Bam Adebayo'nun attıklarını sayıyordum. Sonra, sıradışı bir eşikte olduğumuzu fark eden NBC de kameralarını Wizards-Heat'e çevirdi. Emre'yle Adebayo'nun tarihi gecesinin sonunu anlattık.
NBA tarihinin en yüksek skorlu ikinci bireysel performansı, NBA tarihinin en iyi ikinci performansı mı? Hayır. Bam Adebayo'nun 43'te 20'yle saha içinden oynaması, 43 serbest atış kullanması; 81 sayıya 46 saha içi deneme, 20 serbest atışla ulaşan Kobe Bryant'ın rekorunu daha görkemli yapıyor. Kobe'nin Toronto maçı stratejik, estetik, kültürel açıdan elbette daha büyük bir yere sahip. Veya Luka Doncic'in 33 şutta, 16 serbest atışta 73 attığı, hak ettiğinden az değer gören o Atlanta maçı... Lillard'dan Mitchell'a, Jordan'dan üç çeyrek Kobe'ye (epik Dallas maçı) Bam'in önüne koyabileceğimiz çok maç var.
Yine de Bam'in rekorunu küçümsemiyorum. NBA tarihinin en yüksek skorlu ikinci maçı, NBA tarihinin en iyi ikinci normal sezon performansı olmayabilir. Diyelim ki en iyi 25'ten, 50'den, 100'den biri olsun. Bu kötü bir şey mi? Wizards'ın tanking yapan bir takım olması rahatsızlık verebilir ama Wilt'in 100 attığı New York Knicks de o sezon felaketti, Doğu'da son sıradalardı. O maçın sonunda Wilt 100'e çıksın diye Philadelphia Warriors da benzer işler yapmıştı. Yedeklerini soktular, kendilerine top geçsin diye rakibe faul yaptılar, maçın sonunu -anlatılanlara göre- bir serbest atış yarışmasına çevirdiler. Bam'e üçlü sıkıştırma getiren Wizards gibi Knicks de rekorun öteki tarafında yer almak istemedi. Onlar da Wilt dışındakileri çizgiye getirerek maçı bitirmek istedi, 100 yiyen takım olmamak için...
Erik Spoelstra'nın Bam için bütün maç planını değiştirmesi, ikinci yarıyı daha tatsız yaptı mı? Evet. Fakat ben geçmişte benzer olasılıklara sahip olan James Harden, Klay Thompson, Stephen Curry gibi efsanelerin bu rekorlar için neden sahada kalmadığını da anlayamamıştım. Bu listede Bam'den önce Harden, Steph, Klay olsa daha mı kötü olurdu? Steve Kerr ya da Mike D'Antoni'nin denemediği şeyi Spoelstra denedi; yıllardır canını dişine takan, NBA'in en iyi savunmacılarından biri olan, iki kez NBA Finali gören ve Miami'ye geldiği günden beri örnek performans ortaya koyan oyuncusunun kitaplarda yer bulmasını amaçladı.
Bu çağa dair pek çok şeyde yüzeysellik var, haklısınız. Üçlük basketbolu değiştirdi, saha genişledi, kurallar savunmacıları kısıtladı, hücumcuların sınırsız özgürlüğü var, skor enflasyonu yaşanıyor. Tarihi tartışmalar yaparken bunları gözardı edemeyiz. 2006'nın 81'i ile bugünün 83'ü arasında sadece 2 sayı yok, çok daha fazlası var. Bam'i izlerken son çeyrekteki faul yarışından, Heat'in top kendisine geçsin diye bitmiş maçta Wizards'a faul yapmasından sıkılmanız da doğal. Ama Bam'in yan yana geldiği rekorların da çoğu bu zorlamalara sahipti. Bam 74 sayıda kalsa daha mı saygıdeğer olacaktı? Kobe de 81'de değil, atıyorum 76'da durabilirdi; Wilt de 92'de durabilirdi. Bu rekorlar zaten birazcık zorlamayla geliyor. Geçmişte her şey daha saf değildi, bugün her şey daha yapay değil. Her dönemin kendine has iyileri, kötüleri, tatları, sıkıntıları var.
Dolayısıyla bu performansı bir Kobe maçı ya da Klay çeyreği gibi anlatmayacağım. Ama küçümsemeyeceğim de... Bir uzun olarak oyununu geliştiren, top hâkimiyeti ve hızı sayesinde rakip pivotları yanıltmayı başaran, ilk çeyrekte zor şutları soktuktan sonra üstüne çektiği savunmacıların ayaklarına saldıran Bam'in aldığı faulleri izlerken ben çoğunlukla hak edilmiş bir gece gördüm. Wizards kötü savunma yapıyor ama Bam'in rekoru kırmasını engellemek için uğraştılar, ellerinden bu geldi. Sakarlar, kötüler, sürekli faul yaptılar, Bam de sonuna kadar zorladı. Doğru, 43 serbest atış tatsız. Yine de bir uzunun 43'te 36 serbest atış sokması başarı değil midir? Rakip uzunları hızıyla, şutuyla, top hâkimiyetiyle dara düşürmesi saygıyı hak etmiyor mu?
Uzattım galiba, düşüncelerim böyle, siz ne taraftasınız?
ekşi'deki "tarihin en kötü juventus'u" başlığına az önce yazdığım entry:
son 25 yılda 3. kez galatasaray ile karşılaşmış olan takımdır.
tıpkı 2013'te serie a tarihinin en dominant üç savunma hattından biri olan bonucci-chiellini-barzagli üçlüsüne karşı alınan galibiyette olduğu gibi. kalede de prime dönemindeki buffon varken tarihteki en kötü juventus unvanı o takımdaydı, bugün o unvan yenisine devredildi.
2003'te de tarihin en kötü juventus'u olarak dortmund'da sahaya çıkmıştı aynı takım.
hatta yaşı 20'lerinin ortalarına gelmemiş kişiler hiç hatırlamazlar ama dünya tarihinde sahaya çıkmış en kötü leeds united, arsenal, bologna ve mallorca takımları da ne tesadüftür ki aynı sezon birkaç hafta arayla galatasaray'a rakip olmuşlardır.
hatta en kötü arsenal ile oynanmasının hemen 3 ay sonrasında tarihin görüp görebileceği en kötü real madrid de o dönem bala göte aldığı şampiyonlar ligi şampiyonluğu ile süper kupa maçına çıkmıştır ve yenilmiştir galatasaray'a. o gün real madrid'in müzesinde henüz olmayan o süper kupa'yı tarihin en kötü real madrid'i mi alabilecekti zaten?
hatta aynı real madrid, tarihin en kötü real madrid'i olduğu için sezonun devamında bu kez devreye 2-0 önde girdiği maçta galatasaray'a 3-2 mağlup olmuştur. tarihin en kötü real madrid'i olmasa maç 5'e giderdi galatasaray hiç gol bile bulamadan.
zaten biliyorsunuz real madrid tarih boyunca o kadar kötü takımlarla türkiye'ye geldi ki 3-0 kazandığı maçın rövanşında 3-1 geriye düşüp vatanı savunur gibi kalesini savunmuş, oyuncu değişikliklerinde elin oğlu değil evin oğlu mesut özil, topukları götüne vura vura kenara gelmiştir yerine hemen savunmacı girebilsin diye. tarihteki en kötü real madrid olmasa bu mümkün olur muydu?
milan da var mesela. istanbul'a her gelişinde tokatlanan, milano'da dahi galatasaray'a zar zor diş geçirebilen tarihteki en kötü milan... hatta aynı milan, kadıköy'de 4 atarken dünya tarihinin görüp görebileceği en özel ve güçlü takımdı ama yıllarca galatasaray'dan dayak yerken tarihteki en kötü dönemlerine denk geldi hep.
hadi bazıları çok geride kaldı, birkaç yıl önceye gidelim. taylan-berkan-cicaldau orta sahasına karşı ucu ucuna tur atlayabilen tarihin en ortalama barcelona'sını saymıyorum bile bak. tarihin en kötüsü unvanını alacaklardı ama turu geçtikleri için alamadılar o dönem, elenselerdi tarihin en kötüsü olacaklardı.
tarih hep böyle bizim futbolumuzda, rakipler galatasaray'a karşı hep en kötü dönemlerinde denk gelmişlerdir. formda ve iyi bir büyük takım avrupa'da galatasaray'a rakip olmamıştır bunca yıldır. tarihin en büyük, en iyi, en formda yabancı takımları her zaman fenerbahçe'ye rakip olmuşlardır uefa'daki fransız lobicilerinin sebep oldukları structure yüzünden.
7-8 yıl önce bizim oğlan Ataşehir'de bir ilkokulda. Beykoz'daki bir okulun aynı devresi ile kardeş sınıf olunmuş. Okul Beykoz konaklarının arkasındaki düşük gelirli bir mahalle okulu. Bizimkiler yılbaşı öncesi ziyarete gidecekler. Bizim hoca benim de çocuklarla gitmemi rica etti.
There have been thousands of generations of humans, and you are alive to witness the first photo of a Sunset on another World.
This is a real photo of the sunset on Mars.