Uğur Meleke, TFF Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.
Meleke’nin bazı vaatleri:
• Yabancı sınırını tarihe gömmek: 20 yılda 14 kez değiştiği için artık hiçbir ciddiyeti kalmamış, bence Türk futbolunda cehaletin simgesi olan yabancı sınırını tarihe gömmek. Onun yerine “yabancı vizesi uygulaması” getirmek. Bir yabancı futbolcunun Süper Lig vizesi alabilmesi belli bir puan toplaması koşulu oluşturmak. Sporcunun yaşı, ülkesinin FIFA sıralaması, geldiği ligin kategorisi, üst ya da alt grup millilik, geçtiğimiz sezon oynadığı müsabaka sayısı gibi kriterlere puanlar atamak. Ve totalde belli bir puana ulaşan sporcuya vize vermek.
• Ligi 16 takıma düşürmek: 16 takımlık-30 haftalık Süper Lig, 5 Avrupa bileti ve 4 küme düşeniyle son maça kadar herkesi yarışta tutacak. 240’ta 240 kaliteli müsabaka olacak hedef. Üst üste iki hafta içi Avrupa maçı olduğunda hafta sonuna lig koymama özgürlüğü getirecek. İki “kupa hafta sonu” takvimiyle, Türkiye Kupası’na olan ilgi de artabilir bu sayede.
• Lig fikstürünü serbest bırakmak: Milli maç öncesine derbi koymama saçmalığını tarihe gömmek. Tümüyle önceden atanmış derbi haftalarından vazgeçmek ve bütün takımları eşit koşullarla kuraya sokmak.
• Havuz dağılımına tribün kriteri: Halen yayın havuzunun yüzde 48’i tüm takımlara eşit, yüzde 46’sı puan primi, yüzde 6’sı da sıralama primi olarak dağıtılıyor. Benim amacım, bu üç kriterin yanına “tribün kriteri”ni de eklemek. Stadına daha fazla seyirci çeken kulüp, havuzdan da daha fazla pay almalı.
• Kulüplere teknik adam sınırı: Nasıl bir teknik direktörün bir sezonda maksimum iki takımla sözleşme yapma sınırı varsa, aynı koşulu kulüplere de getirmek. Herhangi bir sebeple bir yılda ikinci teknik adamıyla da yolları ayıran kulübe altyapı sorumlusuyla sezonu tamamlama zorunluluğu.
• Takım elbiseli holiganizme son: Ben Türk futbolunda bir “hakem sorunu”ndan çok “yönetici sorunu” olduğunu düşünenlerdenim. 6222 sayılı sporda şiddet yasasının da, futbol disiplin talimatının da yeniden yazılması, ne işe yaradığı bilinmeyen 45 günlük hak mahrumiyeti gibi komikliklerin yerini caydırıcı cezaların alması, ‘takım elbiseli holiganizm’in son bulması gerek.
• Boğaziçili/ODTÜ’li hakem kadrosu: Türk futbolunda Boğaziçili, ODTÜ’lü hakemlerin sayısını artırmak, hakemliği beşinci sanayi devrimine hazırlamak. Zaten birkaç sene içinde tüm saha çizgileri şahin gözü teknolojisiyle donatılacak. Futbol toplarında ve kramponlardaki küçük çipler sayesinde aut-korner taç-ofsayt gibi dertler kalmayacak. Temasların şiddeti hakemin saatine gelecek. Hakemlik hususunda mafyatik jargondan çıkıp, inovasyon ve bilime yönelmeliyiz hızla.
• Mill Takım primlerini kaldırmak: Milli takımın potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için de ciddi bir reforma ihtiyaç var. İlk iş olarak A milli takım primlerinin kaldırılarak yatırımın alt yaş gruplarına kanalize edilmesi gerek. Ulusal takımı şehir şehir dolaştırmak yerine bir ‘milli takım stadı’ ve ‘milli takım taraftarı’ kültürü de yaratılmalı.
• TFF bütçesini altyapıya yönlendirmek: TFF’nin 8 buçuk milyar liralık (yani yaklaşık 180 milyon dolarlık) giderinin dağılımını değiştirmek. Mesela 2025-26 faaliyet raporunda görünen 171 milyon liralık teşkilat gideri makul müdür? Engelli futbolu giderleri 9 milyon iken teşkilatın gideri neden 171 milyon liradır? Bu tarz gider kalemlerinin kısılması, altyapılara, sokaktaki çocuğa aktarılması gerekmez mi?
• TFF’nin personel sayısını azlatmak: TFF’nin 440 personeline mesleki yeterlik testi yapılarak sayının makul bir seviyeye çekilmesi.
İşin ilginç tarafı Aziz Yıldırım’ın ilk döneminde inşa ettiği, Appiah, Anelka, Roberto Carlos, Lugano gibi topçulara sahip Fenerbahçe yabancı kuralını esnetmeye çalışırken ufuktaki tehlikeyi gören Galatasaray yabancı kuralının artmasını engellemiş, bahane olarak milli takımı, genç oyuncu yetiştirme klişesini filan sunmuştu.
O dönem yabancı sayısı artmadığı için Galatasaray bir şekilde Fenerbahçe ile rekabet edebilir durumda kalabilmişti.
Bugün dört sene üstüste şampiyon olmuş takım aportta elinde bavulla bekliyor, yabancı sayısı artsın da canavar stoper, fişek orta saha alayım diye.
Ve sen bunu gerçekleştirmeleri için yardım ediyorsun!
Neden?
Çünkü Fred’i kazanacağız. Çünkü Nene’yi, Cherif’i yollayıp şöhretlisini alacağız. Çünkü Amrabat’ı bir deneyeceğiz.
Anladığım 12+2 olacak. Millete kulüp batık diye haber pompalatıp üstüne bu genişlemeyi getirtiyorlar. O zaman Greenwood + Guirassy yapacaksınız. Sebebiniz buysa başımızın üstüne koyalım ama yok Galatasaray’ın transfer şovunu izletecekseniz hain olarak hatırlanırsınız.
Candaş Tolga Işık: "Haaland da diyordun, n'oldu?"
Sergen Yalçın: "N'oldu? Patladı."
Candaş Tolga Işık: "Ne patladı hocam. Adam Premier Lig'de muhteşem sezon geçirdi. Dünya Kupası'nda da Haaland gibi Haaland. Bir özür dile istersen."
Sergen Yalçın: "Dünya Kupası'nda oynuyor mu?"
Candaş Tolga Işık: "Nasıl oynuyor mu hocam? Özür dilemek o kadar zor değil."
Sergen Yalçın: "Yok hiç işim olmaz. Ben oyuncunun yeteneğine bakıyorum. Beni ilgilendirmiyor ya. İstediği kadar iyi oynasın. İsterse 80 tane gol atsın."
Demin parası yok dediğin adamlar şu isimleri alırsa çakıl taşı vercekler herhalde karşılıgında..ulan serdar ali ya sen ne dediğini bilmiyosun ya da söylediklerini unutuyosun
🚨 Serdar Ali Çelikler:
Aziz Yıldırım'ın asıl santrfor isteği Ollie Watkins.
"Sörloth olabilir mi?" düşüncesi de var. Guirassy'nin de şartları belli, hazırda.
Ollie Watkins, Vedat Muriqi, Greenwood, Kerem, Nene, Diouf gibi bir hücum hattının yeterli olacağını düşünüyorlar.