"Fon zararlarını devlet karşılasın” deniliyor…
Konuşulan zarar en az 15 milyar dolar!
Devlet en son bunun yarısına köprüleri, otoyolları satmaya çalışıyordu…
Yahu “ADMİNLİK” yapan kardeş!
Vallahi biz Sevgili Hocanıza tabi olmadık
Vallahi sizin cemaatin de bize tabi olacağı yok!
Ne sizde, ne bizde endişe var!
İkide bir eski söylediklerini servis etmenize de gerek yok!
Biliyoruz, siz çok rahatsızsınız!
LAKİN SİZ DE BİZİM GİBİ ZULME UĞRADINIZ; HALA DA UĞRUYORSUNUZ!
Bizim tek derdimiz bu!
YİĞİT hocanızın da derdi buydu ki ZALİME boyun eğmedi!
Yazık etmeyin bu yiğitliğe!
Bunca eracif içinde “ÜLEN HELAL OLSUN!” dediğimiz bir yiğit çıkıp yiğitlik yaptı!
Hele bir rahat durun, boğazımıza dizmeyin bu güzelliği!!!
@kovacidedevakfi Sa, cemaatle namaz kılmanın 27 derece daha fazla faziletli olması ne demektir?
Sevabın 27 ile çarpılması mı yoksa örneğin tek kılınan namaz 10 derece ise artı 27 derece eşittir 37 derece olması mıdır?
Teşekkür ederim
@GalatasaraySK İki gün önce Erdoğan ile görüşen @GalatasaraySK yönetimi bir anda TFF ile barışmaya karar veriyor.
Bu tesadüf mü?
En yükseklerden aracısız bir telkin gelmiş olabilir mi?
Kürsülerde nutuk atarak fikri hür, vicdanı hür olunuyor mu?
Söylem ile eylemin bu kadar ayrışması normal mi?
🇪🇺 Avrupa'nın en büyük lideri:
• 10 milyon göçmeni sınırlarında tutarak Batı refahını korudu.
• Sebze - meyvenin kötüsünü halkına yedirdi, iyisini Avrupa'ya gönderdi.
• Kur farkını 60 kat açarak ucuz tatil fırsatı sundu.
• Kur farkından dolayı ucuz sağlık hizmetiyle Avrupa'ya can simidi oldu
• Avrupa'daki eksik eleman ihtiyacını karşıladı. Nitelikli ve zararsız insanların Batıya gitmesi için elinden geleni yaptı.
• Avrupa'dan her yıl en cok çöpü satın alarak Batı'nın çevre temizliğine bile el attı.
Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığına başvuran MAZLUMDER:
“Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 1953 doğumlu Abdullah Tırpan, cezaevi koşullarında yaşamını sürdüremeyecek derecede ağır diyabet hastasıdır.”
AbdullahTırpan HapisteKalamaz
AbdullahTırpan HapisteKalamaz
Etiketi ile @ozgr089 hesabının paylaşımlarına destek oluyoruz.
Seri, özgün tweetler paylaşalım. Etikete yeni katılımcılar kazandıralım.
https://t.co/fO4NsT2Rx0
Enflasyon, ay sonundaki fiyatlar kıyaslanarak değil, ay ortalamasındaki fiyatlar kıyaslanarak hesaplanır.
Dolayısıyla fiyatı savaş yüzünden bu yıl çok hızlı değişen akaryakıtta ayın son günleri yapılan zam ve indirimlerin o ayın enflasyonuna etkisi neredeyse hiç yoktur.
Enflasyon hesaplamasında ağustos için dikkate alınacak oranlar aşağıda ve mavi bölümde...
Eğer ay sonuna göre hesap yapılsaydı motorin geçen ay yüzde 4 ucuzlamıştı. Oysa hesaplama ortalama fiyattaki değişime göre yapılacak ve motorinde yüzde 12'ye yakın artış var.
Şüpheli ölüm dolayısıyla açılan mezardaki cesetten alınan örnekleri bilimsel yöntemle inceleyerek ölüm sebebini açıklığa kavuşturmakla görevlendirilen “bilirkişi”nin yıllar önce yapılmış otopsi faaliyetine ilişkin görüntüler üzerinden “KİŞİNİN AĞZININ VE BURNUNUN BİR YASTIKLA KAPATILARAK NEFESSİZ BIRAKILMASI" sonucu öldürüldüğü yönünde MİZANSEN oluşturması ve soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek, sanki maddi gerçek “tespit” edilmiş gibi bunun medya organlarına servis edilmesi, yürütme gücünün nüfuzunu kötüye kullanarak yargılama faaliyetini etki altına alması bakımından tarihe geçecek bir örnek oluşturmaktadır.
Mehmet Uçum'un AİHM konusunda yazdıkları, hukuki kavramların birbirine karıştırılmasının oldukça iyi bir örneği.
Önce şu ayrımı yapalım. AİHM bir "üst derece mahkemesi" değildir.
Doğru.
Fakat buradan "AİHM kararları bağlayıcı değildir" sonucu çıkmaz.
Tam tersine, Türkiye"nin taraf olduğu AİHS’nin 46/1. maddesi son derece açık.
Taraf devletler, taraf oldukları davalarda AİHM'nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt eder. 46/2-5 de bu kararların infazının nasıl denetleneceğini ayrıca düzenler.
Daha da önemlisi, bu bir "AİHM'nin Türkiye’ye talimat vermesi" meselesi değildir. Türkiye, AİHS'ye taraf olurken bu yükümlülüğü bizzat kabul etmiştir.
Hukuk devletinde uluslararası sözleşmeden doğan yükümlülüğe uymak "Sömürge zihniyeti" değil, "Pacta Sunt Servanda"[Anlaşmalara uyulmalıdır.] denilen temel hukuk ilkesinin gereğidir.
Üstelik Anayasa'nın 90. maddesi de usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmaların iç hukukta kanun hükmünde olduğunu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalarla kanunların çatışması halinde antlaşma hükümlerinin esas alınacağını söylüyor. Anayasa Mahkemesi de bunu açıkça kabul ediyor.
Uçum'un asıl hukuki yanılgısı ise burada başlıyor:
"Ulusal mahkeme AİHM kararını dikkate alır veya almaz, eski kararını uygun bulabilir" demek, AİHS’nin 46. maddesini fiilen anlamsızlaştırmaktır.
AİHM'nin kararı ulusal mahkemenin kararını otomatik olarak "yok etmez"; fakat devlet açısından bağlayıcıdır ve ihlalin giderilmesi için gerekli bireysel ve genel tedbirlerin alınmasını gerektirir. Nitekim AİHM kararlarının uygulanmasını denetleme görevi de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne verilmiştir.
Kaldı ki Türkiye'nin kendi hukukunda da bunun karşılığı vardır. CMK 311, AİHM’nin kesinleşmiş kararının ceza yargılamasında yeniden yargılama sebebi olabileceğini zaten düzenliyor. Yani mesele "AİHM kararını istersem tanırım, istemezsem tanımam" kadar basit değil.
Daha komik olan ise "milli yargının bağımsızlığı" gerekçesi.
Yargı bağımsızlığı, mahkemelerin iktidardan bağımsız olması demektir; devletin imzaladığı uluslararası sözleşmelerden bağımsız olması demek değildir.
Bir mahkeme Anayasa'ya, kanunlara ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uymak zorundadır. Bağımsızlık, hukuka uymama özgürlüğü değildir.
AİHM'nin kararını beğenmeyebilirsiniz. Kararın hukuki gerekçesini eleştirebilirsiniz. AİHM içtihadının yanlış olduğunu savunabilirsiniz. Bunların hepsi meşrudur.
Ama 'kararı tanımıyorum' diyorsanız mesele artık AİHM’nin hadsizliği değil, Türkiye’nin kendi üstlendiği uluslararası hukuk yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir.
Son olarak Avrupa’nın mülteci politikalarını, ırkçılığı veya İslamofobiyi eleştirmek başka bir tartışmadır. Avrupa’da hukuk ihlali olması, Türkiye'nin AİHM kararlarına uymama hakkı doğurmaz. Hukukta "sen de yaptın" diye bir savunma mekanizması yoktur.
Kısacası;
AİHM Türkiye'nin üst mahkemesi değildir. Ama Türkiye de AİHS'ye taraf olduğu sürece AİHM’nin kesinleşmiş kararlarını keyfine göre uygulayıp uygulamama özgürlüğüne sahip değildir.
Hukuk devleti biraz da insanın hoşuna gitmeyen karara bile hukuk olduğu için uymasıdır. Yoksa herkes kendi hoşuna giden kısmını "milli egemenlik", hoşuna gitmeyen kısmını "siyasi proje" ilan ederse geriye hukuk değil, kişiye özel menü kalır.
Ah be güzel kardeşim,
Dün de, bugün de; yarın da
HİZMET HAREKETİ GÖNÜLLÜLERİ ile ELELE olmak ya da yol yürümek
yanlış birşey değildir; hele SUÇ hiç değildir!
Bugün sizlere ZULMEDENLER,
yıllardır hatta bugün hala bize de zulmediyorlar!
Onların ALÇAKÇA üretip ortalığa saçtığı XETÖ kısaltmasını bu kadar rahat kullanmasaydınız keşke!
Siz elbette ki TERTEMİZSİNİZ ama inanın TEK TEMİZ siz değilsiniz!!!
Masum insanlara atılan o iftira çamuruyla oynarsanız,
hafizanaallah o çamur sizlere de bulaşır!
Bırakınız o iftira çamurunu sağa sola atmaya çalışan sefiller,
kendi çamurlarında boğulsunlar!
Boğazınıza düğümlenen kelimeleri, öfkenizi kırgınlığınızı anlayabiliyorum…
Sözünüz varsa ZALİME söyleyin,
UCU mazluma masuma mağdura dokunup can acıtacak cümlelerden uzak durmanız tavsiyesiyle,
tekrar geçmiş olsun!
Rabbim masumlara, bir an evvel hürriyetlerini lutfetsin inşaallah!
Önceki hesabım bu tweet yüzünden kapatıldı.
'Karanlık' medya bizimle alakası olmayan görüntüleri editleyip paylaşırken biz hiç cevap vermeyelim istiyorlar. Onlar dolandırıcı diye iftira atarken yalanlarını ortaya çıkarmamdan rahatsız oldular. Ama bu iftiraya sessiz kalmayacağım. Tweetimi tekrar atıyorum. G��rmeyen kalmayana kadar..
⬇️
Tetikçi ve iftiracı medya bizim evimizden çok miktarda para ve altın çıkmış gibi algı yapmak için bizim evimize ait olmayan görüntüleri edit yapmış. Ama ben size her şeyi kaydettigimizi söylemiştim.
Öncelikle videoda gösterilen yatak odasının bizim evimize ait olmadığını net bir şekilde görmeniz için bizim yatak odasını paylaşayım. Parkelerimiz açık renk ve odada beyaz bir dolap yok. Başka bir görüntüyü birleştirdikleri ortada. Ne kadar acınası beyhude bir çaba..