Müslümanları birbirine düşürecekler dediği, İran zaten Ortadoğu’da bir milyon Müslümanın ölümünden sorumlu. Kimsenin bir şey yapmasına gerek yok, bu rejim için İsraillilerle Sunniler arasında pek bir fark yok.
Sonra da neymiş efendim mezhepçilik yapmamak gerekirmiş. Bunun mezhepçilikle falan hiçbir alakası yok oysa.
Söz konusu olan Suriye’de on binlerce Müslümanı katleden katil bir rejim sadece.
Neymiş efendim, İsrail’e ve Amerika’ya karşı direniyorlarmış. Burada söz konusu olan, İsrail’in Filistin halkına ya da Amerika'nın Irak halkına yaptığının aynısını, onlarca sene boyunca Suriye halkına yapan bir rejim.
Bir insanın Amerika-İsrail tarafından öldürülmesi, onu bütün geçmiş günahlarından arındırmıyor. Yüce Allah’ın kimi zaman zalimleri birbirine musallat ettiğine dair ayet de var ya hani...
Gidip bir de tebrik edelim isterseniz, aman ne iyi yaptınız da insanları Halep’te diri diri toprağa gömdünüz diye. Küçücük çocuklar toplu mezarlara defnedildi sizin yüzünüzden diye alkış tutalım bir de isterseniz...
Müslüman, başka bir Müslümana yapılan zulmü sineye çekebilir mi? Unutabilir mi? Bir Müslüman, Müslüman katillerine karşı kalbinde bir saniye için dahi olsa merhamet hissi duyabilir mi hiç?
Hayatımda Suriye halkı kadar haksızlığa maruz kalan başka bir halk görmedim.
Filistin ve Suriye arasında hiçbir fark olmamasına rağmen, Filistin direnişi rahatça konuşulurken (hatta üzerinden büyük bir endüstri bile oluşmuşken), Suriye halkının yaşadığı büyük zulüm görmezden gelindi ve dahası üzerlerine türlü iftiralar atıldı.
Şimdi ise Filistin halkının katilleri lanetlenmeye devam edilirken, Suriye halkının (en az İsrail-Abd kadar Müslüman öldürmüş)katillerine ise methiyeler düzülüyor.
🔴 TAM 11 YIL ÖNCE BUGÜN:
Fransa’da Hz.Peygamber’i hedef alan karikatürler yayınlayan İslam düşmanı Charlie Hebdo dergisine, Said ve Şerif Kouachi kardeşler tarafından baskın düzenlendi.
Derginin ünlü çizerlerinin de aralarında bulunduğu 12 kişi öldü.
Gazze’de esir tutulmuş bir İsrailli askerin anlattıklarını dinleyin!
Şöyle diyor:
Kassam Tugayları’na bağlı Gölge Birliği, savaş ve Hamas’a karşı gösteriler düzenledi.
Bu, bu yılın 25 Mart tarihinde oldu.
Biz, İsrailli esir askerler olarak, bu gösterilerin arasında yürüdük — Beyt Lahya’dan kuzeye, oradan Beyt Hanun’a, ardından Gazze’ye ve en sonunda güneye, Han Yunus’a kadar.
Direniş karşıtı sloganlar atan bu gösteriler İsraillilerin içini soğuttu. İsrail medyası bu gösterileri bir zafer gibi aktardı.
Ama gerçekte bu gösteriler Kassam Tugayları’nın bir planıydı!
Bu gösteriler sırasında İsrailli esir askerler kuzeyden güneye taşındı — hem de İsrail uçaklarının ve istihbaratının gözü önünde.
İsrailliler ise, bunun Hamas karşıtı gerçek bir halk gösterisi olduğunu sanıp sevinç çığlıkları attı.
Esirlikten iki gün önce kurtulan İsrailli asker şöyle devam ediyor:
“Bu planın, yani bizi kuzeyden güneye taşıma planının işe yarayacağını hiç beklemiyorduk, çünkü keşif uçakları sürekli tepemizdeydi ama bizi fark etmediler.
Daha da garibi, Kassam savaşçıları bizden gösterilere öncülük etmemizi istediler, hangi sloganları atacağımızı öğrettiler.
Biz omuzlarda taşınıyor, Arapça olarak direniş aleyhine sloganlar atıyorduk; Kassam mensupları da bizim arkamızdan bu sloganları tekrarlıyordu.
Böylece İsrail istihbaratının ve uçaklarının gözü önünde, Han Yunus’a kadar güvenle ulaştık — onlar ise kim olduğumuzu anlayamadılar.”
Kış aylarında kuruyan kiraz ağacını gören biri onun bahardaki güzelliğini bilmezse “bu ağacı kesin” der. Bugün ümmetin hâline bakan biri de yanılır. Çilemiz var ama kökümüz sağlam. Çiçekler yeniden açacak, Allah’ın vaadi gerçekleşecektir.