🔴 İşte Amed'deki uyuşturucu satıcılarının görüntüleri
📌Son aylarda yüzlerce kişiye soruşturma/dava açıldı
📌Saha araştırmalarına göre madde kullanımı yüzde 3'ten yüzde 18'e çıktı
📌Uyuşturucu satıcıları çocukları aracı olarak kullanıyor
https://t.co/49SxLFaOPM
Amcam Kemal Pir'e
Bugün senin gidişinin üzerinden tam 44 yıl geçti.
7 Eylül 1982’de Diyarbakır zindanlarında bedenin sustu. Ama senin adına yüklediğimiz anlam 44 yıldır susmuyor, susmayacak.
Sen, bir halkın özgürlüğü ve onuru için hayatını ortaya koyan bir kuşağın içinden geldin. Diyarbakır zindanlarında uygulanan işkence ve teslimiyet politikalarına karşı başlatılan 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu’nun ilk şehidi ve ilk kazananı oldun.
Bugün sana, ölümünün 44. yılında yazıyorum.
Ama bu kez yalnızca geçmişi anmak için değil; bugün geldiğimiz noktayı ve önümüzde duran geleceği konuşmak için yazıyorum.
11 Temmuz 2025’te, Bese Hozat’ın öncülüğünde KCK’nin sembolik olarak silah bırakma yönünde attığı adım, bana göre tarihsel bir dönemin kapanması açısından önemliydi. Silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasete bırakması, yalnızca bir yöntem değişikliği değildir. Aynı zamanda siyasetin kendisini yeniden tarif etmesini gerektiren büyük bir dönüşümdür.
Çünkü asıl mesele, silahların sustuğu yerde nasıl bir siyaset kuracağımızdır.
Barış yalnızca çatışmanın sona ermesi değildir. Barış; hukukun, adaletin, siyasetin ve toplumsal yaşamın yeniden kurulmasıdır. İnsanların düşünceleri nedeniyle korkmadan konuşabildiği, farklılıkların tehdit olarak görülmediği ve siyasetin şiddet yerine ikna gücüne dayandığı bir düzen kurabilmektir.
Bugün siyasal yapımız, siyasi partimiz hiç olmadığı kadar büyüdü. Bu büyüme elbette önemli bir kazanımdır. Ama büyüyen her yapı, beraberinde yeni sorunlar da taşır.
Yapı büyüdükçe her zaman olduğu gibi yanlış insanlar da içine girebilir. Kişisel ilişkilerin siyasi ilişkilerin önüne geçtiği, dar ve oligarkik yapıların oluştuğu dönemler yaşanabilir. Eleştirinin tehdit, farklı düşüncenin ise sadakatsizlik olarak görülmesi de bunun bir sonucudur.
Tam da bu nedenle Kürt siyaseti büyüdükçe kendisini daha fazla sorgulamak zorundadır.
Eleştirmek düşmanlık değildir. Sorgulamak ihanet değildir. Bir hareketin gerçek gücü, sadece kaç kişiyi örgütlediğiyle değil, kendi içindeki farklı düşüncelere ne kadar tahammül edebildiğiyle de ölçülür.
Bu mesele aynı zamanda Kürt siyasetinin tarihsel olarak içinden geldiği gelenekle de ilgilidir.
Eşitlik, özgürlük, dayanışma, sömürüye karşı çıkmak ve iktidarı sorgulamak gibi değerler hala önemlidir. Fakat bir geleneği yaşatmak, onu dondurmak anlamına gelmez.
Bazen hem solda hem de Kürt siyasetinin bazı çevrelerinde farklı düşünceler çok kolay biçimde etiketleniyor. Tartışmanın yerini sloganlar, düşünmenin yerini ezberler alabiliyor.
Oysa bugün ihtiyacımız olan şey, geçmişin bütün cevaplarını tekrar etmek değil; geçmişteki düşünme cesaretini bugüne taşıyabilmektir.
Marx’ın çok önemli bir sözü vardı: “Somut durumun somut tahlili.”
Bugünün somut durumu ise sizin gençliğınizin dünyasından çok farklı.
Yapay zeka, robotlar, hümanoid varlıklar, büyük veri, algoritmalar ve hesaplama gücü artık yalnızca teknoloji dünyasının konusu değil. Bunlar yeni üretici güçlerdir.
O zaman sorularımız da değişmek zorunda:
Verinin sahibi kim olacak?
Algoritmaları kim kontrol edecek?
Yapay zeka ve robotların yarattığı zenginlik kimin olacak?
Teknoloji insanlığın ortak refahını mı büyütecek, yoksa yeni eşitsizlikler mi yaratacak?
Daha az insan emeğine ihtiyaç duyulan bir dünyada (ki 25 yıl içinde dünya genelinde 700 milyon insan yapay zekanın gelişmesiyle işsiz kalacak) emek, gelir, toplumsal refah ve adalet nasıl yeniden tanımlanacak?
Bunlar yalnızca teknoloji soruları değildir. Bunlar özgürlük, eşitlik, demokrasi, toplumsal refah ve adalet sorularıdır.
Dolayısıyla bunlar doğrudan Kürt siyasetinin de sorularıdır.
Kürt siyaseti artık yalnızca Kürt sorununun nasıl çözüleceğini değil, Kürtlerin nasıl bir toplumda yaşayacağını da konuşmak zorundadır.
Nasıl bir demokrasi?
Nasıl bir ekonomi?
Nasıl bir sosyal adalet?
Teknolojik dönüşüm karşısında nasıl bir toplum?
Bence önümüzdeki dönemin asıl büyük tartışması burada başlayacak.Çünkü silahların sustuğu bir dönemde siyasi gücün ölçüsü yalnızca örgütsel büyüklük olmayacak..1/2
SON İTİRAF
Bugün kamuoyuna yansıyan gelişme, Gülistan Doku dosyasında yıllardır karartılmaya çalışılan gerçeğin son itirafıdır.
Amerika'da tutuklu bulunan Umut Altaş'ın FBI'a verdiği belirtilen ifadesinde, bu dosyanın seyrini değiştirecek iki cümle var:
"Cinayete tanık oldum, cesedi bagajda taşıdık."
Aynı ifadede, katil Mustafa Sonel'in "Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar" dediği aktarılmaktadır.
Bu itiraf ortaya çıkmadan hemen önce, Tuncay Sonel'in kendi sosyal medya hesabından yaptığı tehditkar paylaşımı dehşet içinde okumuştuk. Yargıyı hiçe sayan, suçsuz olduklarını ve elini kolunu sallayarak dışarı çıkacaklarını ima eden bu paylaşım; sadece aileye ve konuya duyarlı gazetecilere değil, dosyada tutuklu bulunanlara ve soruşturmayı yürüten savcı ile hakimlere de verilmiş açık bir gözdağıydı.
Artık tablo nettir:
Gülistan'a ne olduğunu bilen, cesedinin nerede olduğunu bilen, bu süreçte Vali Sonel ile iş birliği yaparak dosyayı karartmaya çalışan herkes bu suçun ortağıdır.
Dosyadaki bu yeni itiraf ışığında hiç kimsenin susma hakkı kalmamıştır. Doku Ailesi'ne kızlarının kemiklerinin teslim edilmesinin zamanı gelmiştir.
Bu cinayeti ve örtbası organize eden kim olursa olsun yargılanmaktan kurtulamayacaktır. Her suskun gün, suça iştirakin en açık kanıtıdır. Yardım ve yataklık, delil karartma ve cinayeti örtbas etme fiilleri, Ceza Kanunu'na göre faille aynı ağırlıkta suçlar olduğunu biliyoruz. Bunun gereğinin yapılacağına inanıyoruz.
Adalet yerini bulana kadar aileyle dayanışma içinde bu sürecin takipçisi olmaya ve "Gülistan Doku nerede?" diye sormaya devam edelim.
Ferhat Tunç
Bu süreci büyük bir sağduyu ve suhuletle yürüteceğiz. Amed'in onuruyla Edirne'nin onurunu ve gururunu birlikte savunacağız. Siirt'in acısı da Trabzon'un acısı da değerlidir deyip ikisine de saygı duyacağız.
Bu süreçte kimse kaybetmiyor. Kimse muzafferlik havasına kapılmasın. Ne Türk kaybetti, ne Kürt kaybetti. 86 milyon kazandı, barış kazandı ve barış muzaffer oldu.
Cem Tekinoğlu adlı şahsı ilk olarak 2018 yılında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile sosyal medya üzerinden orman yangınlarıyla ilgili yaptığımız tartışma sırasında tanıdım. O tartışmaya dahil olarak, “Sayın Valim, Ferhat Bey'i Tunceli'den jet ski ile uğurlayın” şeklinde bir tweet atmış, dolaylı olarak Vali'nin beni Dersim'den kovması talebinde bulunmuştu. O dönem Vali Sonel'e yakın bir isim olduğu çok konuşuluyordu.
Hakkındaki iddialar yeni değil. Daha önceki yıllarda Dersim'deki kadın hareketleri ve farklı kurumlar tarafından da bu şahıs hakkındaki iddialar gündeme taşınmış ve yargılanması talep edilmişti. Ne yazık ki bu taleplerle ilgili herhangi bir yasal süreç işletilmemişti.
Dün akşam ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fuhuş ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında, YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt'un danışmanı olarak görev yapan Cem Tekinoğlu'nun Ankara'da gözaltına alındığı ve ikametinde arama yapıldığı basına yansıdı.
Hakkında yıllardır iddialar bulunan bir ismin danışmanlık görevine getirilmiş olması ve şimdi de böyle ciddi bir soruşturma kapsamında gözaltına alınması manidardır. Kusura bakmazsa Cemal Enginyurt'a sormak isterim; bu kişiden nasıl bir danışmanlık hizmeti alıyordunuz?
🔴Ölümünün 10. yılında Vedat Türkali için mesajlar
🔻Bakırhan: "'Barıştan başka çaremiz yok' derken, yalnızca bir temenniyi değil, halkların ortak geleceğine dair güçlü bir iradeyi dile getirdi"
🔻Tülay Hatimoğulları: "Vedat Türkali’nin dediği gibi: “Boşuna çekilmedi bunca acılar…” Bunca acının yaşandığı bu kadim topraklarda bugün yeniden barışı konuşuyoruz"
https://t.co/28oiih9q2y
Selahattin Demirtaş'a Figen Yüksekdağ ve tüm siyasi tutsaklara Özgürlük
Azadî ji rêveberên HDP’ê Selahattîn Demîrtaş û Fîgen Yuksekdağ re û ji bo hemû welatiyên bındestiyara
Rojbaş
Günaydın Hevalen heja✌️@Basak__Demirtas@hdpdemirtas
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar:
Biz Şam ile Rojava arasındaki diyaloğu destekliyoruz.
29 Ocak Mutabakatı var; ancak bu mutabakatın tüm maddeleri henüz hayata geçirilmiş değil, sadece bir kısmı pratikleşti. Ortada halen çözülmesi gereken sorunlar var.
📌 Sızdırılan tutanaklar, komplo ve barış sürecine yönelik sabotaj
▪️ Öyle bir noktaya gelindi ki Başkan, idam kararından 27 yıl sonra masada Kürt sorununu çözen baş müzakereci oluyor. Bu, Kuzey’deki Kürt ve Kürdistan sorununu çözmeyi hedefliyor. Dört parça Kürdistan ve Ortadoğu, mevcut konjonktürde adım adım çözüme gidiyor
🖊 Haydar Ergül
https://t.co/ZJaM1s2wrD
🔷 BERNAMEYA JI MEXMÛR DE MIJARA VEGERÊ HAT NÎQAŞ KIRIN
👇👇👇
https://t.co/8vPR7nBx9J
WEŞANA ZINDÎ: ⤵️
https://t.co/2PHtGOAFli
TELEGRAM: ⤵️
https://t.co/ETZFaCM2ZB
#jintv
📌Kürt halkı şehidine bağlıdır
◾️Murat Karayılan, halkımızın en zor ve en sıkıntılı dönemde bile devletin saldırıları altında yeni şehitler verme pahasına şehitlerine sahip çıktığını hatırlattı.
📌Klasik yas değil
📌Şehit aileleri, Hareket'in ailesidir
https://t.co/BP7RqlOjm4