Toplandılar ve kınadılar. Kınadılar ve kınadılar. Yetmedi esefle kınadılar. Halklarını teskin edemeyince, bir daha kınadılar. Kabul edilemez dediler, kırmızı çizgimiz falan dediler. Günün sonunda koca koca devletler, bu insanlar için hiçbir şey yapmadı.
30 yaş mottom:
Asla umutsuz değilim.Asla vazgeçmiyorum hayattan,aşktan,yoldan..
Dünyayı güzelleştiren değerleri biliyorum ve bir bir ekliyorum hayatıma..
Beni incitenleri ise incittikleri yerde bırakıp güneşe koşuyorum..
Dertlerimle sörf yapıyorum ,kahkahalarımda boğuluyorum..
İstemenin gecesidir bu kandil..
Düştüğünü,yalpaladığını görüyor Yaradan ama ne kadar çabaladığını da görüyor..İşte bu yüzden, belki de içinden geçenleri içinden geldiği gibi O(c.c)’na anlatmanın zamanıdır.Sen daha seni bilmezken seni “nutfe”yapana sığınmanın vaktidir vesselam..
Ruhumla yaşıyorum, şükür!
Yaşıyorum derken hissediyorum da, şükür!
Kör kuyulara attılar beni yine de çığlıklarımla yeniden doğdum, şükür!
Kendimi kaybetmedim ,hislerim var, vicdanım rahat , sahte değilim şükür..
Yaşım otuz yada kırk ne farkeder diyorum, sevmeyi biliyorum..😉
Dünya hergün biraz daha ruhunu yitirirken “Ruh,ruhuna kavuştu.”
Peki ya siz? Nerede unuttunuz, kaybettiniz ki ruhunuzu, kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz acılara..
Şehadetin mübarek olsun Rim’in dedesi..🤲🏻😌
"Hapishanede doğmuş 4-5 yaşlarında bir çocuğa 'Bir kuş vardı' diyerek hikaye anlatmaya başladım. Çocuk 'Kuş ne demek?' dedi. Hiç hücreden çıkmadığı için güneş de görmemiş.'"
Suriyeli yazar Michel Kilo, Sednaya Hapishanesi’nde yaşadığı bir olayı anlattı.
Sednaya hapishanesinde özgürlüğüne kavuşturulan kadın ve çocukların çığlıkları bana Mısırlı feminist yazar Neval El Saddavi’nin yıllar önce kendi verdiği mücadeleyi hatırlattı..
Bu içler acısı zulmün üzerine buruk bir sevinç kaldı Suriye halkına!
Ah lar az kalır, ah!
Bazen bile isteye çok güzel kayboluyorum..
Avuçlarımın içine aynadaki kızı koyup sımsıkı bastırıyorum ve yok oluyorum..
Böyle zamanlarda fısıldamıyorum bile.
En duru ve yalın hislerimle kalbimin ağrısını dindirene dek geriye çekiliyorum.
Hadi eyw.✋🏻
Bazen ellerim o kadar üşüyor ki..
Sebepsiz ve hiç olmadık bir zamanda.
İzahını yapamıyorum..
Kimseye de üşüdüğümü söyleyemiyorum .
Bakıyorum sonra sabah olmuş, güneş doğmuş..
Kimsesiz ellerim kendi dizlerimin arasında..
Bu coğrafya zor bir coğrafya. Fakat öncesinde de kolay değildi. Daima bir mücadelenin merkezinde oldu. Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın, bize basiret ve feraset versin, mücadele azmi versin. Her şeye kadir olan Rabbim, elbette inananlardan yanadır.
Sabırsızlığını , zifiri gözlerini, dinmeyen öfkeni ve hararetli konuşmalarını görüyorlar ama neden bu hale ge(tiri)ldiğini sorgulamıyorlar bile !
Haksızlığa uğradığında neden susar ki insan yada nasıl sessiz kalır ki? Bilmiyorum ,anlamıyorum ve yapamıyorum..
Ülkede kadın cinayetleri artıyorsa yada durdurulamıyorsa ,düşünün!
Bir erkek çocuğu nasıl büyütülüyor? Nasıl bir aile ortamında yaşıyor yada ne görüyor aileden?
Ne ekiyorsun tohum olarak ki şiddet filizleniyor?
Lütfen çocuklarınızı eğitin,çocuklarınızı sevin ve sevmeyi öğretin!
Ağzıyla kuş tutsa da asla eskisi gibi olamayacağım insanlar var..Onlara bakınca sadece kalbim daha fazla kırılıyor. Bu insanlar en fazla yara olur hayatımda..
Daha fazlası değil, asla değil..
İçimden hep, “Sen bunun da üstesinden gelirsin!” diye diye gelmedim mi buralara..
İşte bu yüzden ben bunun da üstesinden gelirim..
Ki sonra ,oturur üstüne de gülerim..💪🏻
‘Çöl büyür, vay haline içinde çöl saklayanın!’ demişti Nietzsche. Çöl nihilizmdir, bütün değerlerin değersizleştirilmesidir. İnsan hayatının kutsallıktan arındırılmasıdır. Varlığın kıymetten düşürülmesidir. Ruhun yalnızlığı ve kimsesizliğidir.
Çöl büyüyor.