Şimdiye kadar izlediğiniz tüm yapay zeka videolarını unutun!
@MilliTakimlar için hazırladıkları “Uçağa binmeden son bir antrenman daha” içeriği @mzaistudio mükemmel yapmış ve film tadında olmuş. #BizimÇocuklar bu videoyu izlerse etkilenmemeleri mümkün değil.
Emeğinize sağlık
Henüz emekleyemeyen bebekler için bir yarış vardı. Küçük kız diğerleri gibi emeklemeye hazır bir şekilde geldi… ama aniden ilk kez ayağa kalktı ve bitiş çizgisine doğru yürüdü. Ve en tatlı yanı neydi biliyor musunuz?
Diğer annelerin hiçbiri şikayet etmedi. Sadece tezahürat yaptılar ve bu anı kutladılar.
@mertener@onuralpaydin@bayrakmedya Tam olarak böyle bir fonksiyonu var. Apple ağında olan her hangi bir cihaza bağlanarak konum güncelliyorlar. Aracın yakınından birinin geçmesi yeterli mesela.
@fundaozturk44@ertem_emre@ucurbenipegasus Çevresinde aynı altyapıyı kullanan bir cihaz olması gerekiyor. Apple airtag olarak bakabilirsiniz. Bir iphone geçerse yakınından ki bu durum çok olası, konum güncelleniyor. Ama kuş uçmaz kervan geçmez bölgelerde işlevsiz.
Velilerin CİMER’e yazdığı şikâyetler
1. Dün gece saat 23.30’da ödevle ilgili soru sordum. Hoca hanım çevrimiçi olduğu hâlde cevap vermedi, görüldü attı. Bizimle ilgilenmeyecekse neden o grupta ki?
2. Hoca kırmızı kalemle hata düzeltiyormuş. Kırmızı renk şiddeti ve kanı çağrıştırıyor. Çocuğumun bilinçaltına saldırı var. Yeşil kalem kullanılsın, duayı sevsin.
3. Öğretmen Instagram hesabında lüks restoranda kebap yerken fotoğraf paylaşmış. Sınıfta durumu olmayan, fakir fukara öğrencisi var; canı çeken çocukları hiç mi düşünmüyor? Bu ne görgüsüzlük!
4. Hocanın arabası çok eski ve kirli, okulunun önünde duruyor. Çocuğun vizyonsuz yetişecek diye korkuyorum. Öğretmen dediğin örnek olur.
5. Hoca hiç ödev vermiyor. Çocuk evde bütün akşam tabletle oynuyor, boş bırakıyor çocukları. İşini yapmıyor, maaşını hak etmiyor.
6. Ödevlerden başımızı kaldıramıyoruz. Akşam ailece bir dizi izleyemez olduk. Kendi anlatması gereken konuları ödev diye bize yıkıyor, biz evde öğretmenlik yapıyoruz.
7. Yıl sonu gösterisinde benim kızıma ağaç rolü vermişler. Benim kızım sınıfın en güzeli, neden başrol değil? Öğretmen taraflı davranıyor.
8. Çocuğum kalemini açarken çöpü yere dökülmüş. Hoca da “kendin topla” demiş. Benim çocuğum elin çöpünü mü toplayacak? Çocuğumu temizlikçi olarak mı kullanıyorsunuz? Şikâyetçiyim.
9. Sınıfta gürültü olunca düdük çalmış. Benim çocuğumun kulakları çok hassas. Eve geldiğinde “kulağım çınlıyor” dedi. Resmen sınıfta gürültü şiddeti uygulanıyor.
10. Öğretmen sınıftaki saksıyı benim oğluma sulatıyormuş. Ben çocuğumu oraya bahçıvan olsun diye mi gönderiyorum? Kendi çiçeğini kendi sulasın. Çocuğuma angarya iş yaptırılamaz.
11. Sayın yetkili, nöbetçi öğretmen kantinde sucuklu tost yemiş. Benim çocuğum o sırada elma yiyordu. Sucuk kokusunu alınca morali bozulmuş. “Ben neden elma yiyorum?” diye ağlayarak eve geldi. Öğretmenin çocukların önünde iştah açıcı şeyler yemesi yasaklansın, gerekirse kantine girmesin.
12. Çocuğun çantasına her gün Nutella koyuyorum. Hoca “sağlıklı beslen” demiş. Sen kimsin de benim çocuğumun şekerine karışıyorsun? Parasını sen mi veriyorsun? Beslenme çantası mahremdir.
13. Öğretmen hanım profil fotoğrafına çiçek koymuş. Biz onun yüzünü görmek istiyoruz, çiçek ne alaka? Kendini mi saklıyor, bir vukuatı mı var? Araştırılsın.
14. Öğretmenin evinde kedi beslediğini öğrendik. Benim çocuğumun kediye alerjisi var. Öğretmenin üzerindeki görünmez tüy ve pırıltılar sınıfa geliyormuş, çocuk hapşırıyor. Ya kediyi atsın ya da başka okula tayin olsun.
Pastane sahibine küçük yalanlar söylüyorum. 38 yaşındayım. Balıkesir’de yaşıyorum. Sabah hep aynı saatte işe giderim. Kasayı eksik bırakmam, fişi atlamam, gramla oynadığım görülmemiştir. Ama yıllardır, çarşıya yakın bir fırının tezgâhında, kimsenin bilmediği bir düzen kurdum. Yakalasalar belki işten çıkarırlar
Umurumda mı
Değil
Çünkü bu hayatta insanı en çok açlık değil, utandırılarak yaşamak yoruyor
İşim basit
Simit dizerim
Poğaça dizerim
Peynirli açmaları dizerim
Kekleri keserim
Akşamüstü olunca “bayatlar” ayrılır
Ama bayat dediğim her şey gerçekten bayat değildir
Bazen “ücretsiz” derim
Bazen “beşte biri fiyat” yazarım
Bazen de sadece gözümle anlatırım
“Alabilirsin”
Görünmez olmak iyidir
Fırında çalışan kadınlar Balıkesir’de kimsenin dikkatini çekmez
Ama biz herkesi görürüz
Görürüm
Sabah pazardan dönerken filesi ve cebi hafif anneleri
Emekli maaşıyla hem çay içip hem simit düşünen amcaları
Asgari ücret ile çalışan yorgun babaları
Geliri olmayan ev hanımlarını
Yok gerek yok deyip vitrinden hızlıca uzaklaşan gençleri
Ve hep, o kızı hatırlarım
Kıştı
Balıkesir ayazı Ankara gibi sert değildir derler ama insanın içini sessiz sessiz üşütür
Kapıdan içeri girdi
Üzerinde ince bir mont vardı
Ayakkabılarının ucu ıslaktı
Eller cebindeydi ama cebinde bir şey yoktu belli
Yirmi yaşında bile değildi
Tezgâha yaklaştı
Kakaolu keklere baktı
Bir tanesinin üstü hafif çatlamıştı
Fiyatı gördü
Başını eğdi
Sağ olun dedi, dönmek üzereyken
Dayanamadım
Bu bayat, dedim
1 lira
Bir an durdu
Korktu önce
Gerçekten mi
Gerçek, dedim
Bugün çok çıktı
Keki aldı
Tezgâhın önünde yemedi
Poşete koydu
Sanki bir şeyi saklar gibi
Çıkarken arkasından seslendim, istersen iki tane al
Gözleri doldu
Ama ağlamadı
Çünkü yardım almıyordu
Bayat ürün alıyordu
İşte mesele buydu
O günden sonra başladı bu düzen
Emekli bir amcaya simitleri “dünkü” diye verdim
Çocuklu bir anneye pastayı “şekli bozuk” diyerek yarı fiyatına kestim
Okuldan çıkan bir gence, kapanıştayız, almazsan çöpe gider dedim
Bazen gerçekten çöpe gittiğini sandılar
Bazen anladılar ama Balıkesir insanı gibiydi;
fazla konuşmadılar
Kasayı bazen cebimden tamamladım
Bir gün, birinin beni izlediğini fark ettim
Saçları toplu, temiz giyimli bir kadındı
Bir anneye pastayı üçte bir fiyatına verdiğimi gördü
Eyvah, dedim içimden
Şimdi şikâyet edecek
Yanıma geldi .Göz kırptı. Sessizce kasanın yanına 500 lira bıraktı, bir sonraki bayatlar için dedi
Gitti
O günden sonra kimse konuşmadı. Ama herkes anladı
10 liralık simide 100 lira uzatan oldu
Para üstü kalsın, sizin ekmek bereketli, diyen oldu. Fırın kendi içinde başka bir düzen kurdu. Adı konmayan bir düzen: Onur ekonomisi
Geçen ay kapı açıldı. İçeri üniformalı genç bir kadın girdi. Sağlıkçıydı. Tezgâha yaklaştı.
Siz…dedi
Bana yıllar önce kek veren abla mısınız
Yutkundum
Bir sürü kek verdim, dedim
Muzipce gülümsedi
Hiç de bayat değildi, taptazeydi. Mis gibiydi
Ben onu yurda götürmüştüm, üç kişi paylaşmıştık. O gün ilk kez kimseye muhtaç hissetmemiştik
Cebinden küçük bir zarf çıkardı. Bugün ben çalışıyorum, dedi. Bir sonraki öğrenci için zarfı bıraktı, çıktı
Ben 38 yaşındayım
Belim ağrıyor
Sabahları erken kalkıyorum
Ama şunu çok iyi biliyorum
Bu ülkede insanı yoksulluk değil, yoksulun utandırılması çürütür
O yüzden yalan söylemeye devam edeceğim
Bayat
Şekli bozuk
Ücretsiz
Çünkü önemli olan kekin fiyatı değil
Onu alırken eğilen baştır
Bence patron, çaktırmadi ama o da anladı. Ne yapiyorsan devam et kızım bugünlerde bereket var, herhalde derdi. Nasıl olduğunu hiç bir zaman bilemedi. Veren elin daima bereketi artar…
@suuneymis Ondan da geçmişte cd kalemi değil asetat kalemidir aslında. Tepegöz adında şeffaf filmleri yansıtan cihazın şeffaf kağıtlarına sadece bununla yazı yazabilir, arkasındaki silgiyle silebilirdiniz. Ben huzurevine gideyim tweetimi atıp.
@AlkanAdakaner Sivil havacılık genel müdürlüğü üzerinden de aynı talebi yapabilirsiniz. Türk makam üzerinden de defalarca çevremde çözdük. Ama sorun böyle bir şeye gerek kalmadı tabii.
Birgün ameliyattayım.
Büyük bir kanser ameliyatı.
5 saattir ameliyat sürüyor.
İğne ile kuyu kazıyorum resmen..
Sekreter ameliyathaneyi arıyor. Hoca ameliyatta mı diye.
Sistemden 3 hastaya randevu verilmiş,
Ameliyat sistemde göründüğü halde.
Soruyor sekreter, hastaları ne yapayım, Hoca gelicek mi?
Dedim ki inşallah 2 saate biter ameliyat. Beklerlerse çıkınca bakayım bari..
Sordum, randevu slotları kapalı iken bu hastalar nasıl randevu almışlar?
Cevap yok, bilen de yok.
Ve diyor ki, hastalar huzursuz.
Dedim ki, Psikiyatriye gönder. Gerekirse Başhekime..
Hastanın biri diyormuş ki:
Hoca, gelip bize baksın.
Sonra ameliyata tekrar gitsin.
😲
Vay arkadaş dedim.
Nasıl bir Egosentrik bir toplum olduk.
Karnı açık kanser hastasını bırakıp ameliyattan çıkıp,
onu muayene edip sonra ameliyata geri dönecekmişim.
Vay vay..
Vahh vahh..
😔🤔
Hani diyorsunuz ya “kamera”lar var, abartıyorsunuz, feminazilik yapıyorsunuz diye:D Bakın burada, metro bekliyorum. Metroda sadece yaşlı bir teyze vardı. Asansörden inerken cılız bir lavuk asansöre binip beni taciz etti, belinde bıçak vardı. Asansörden inip teyzenin yanına+
Ben iki yaşındaki kızımla temiz havada kafede dışarıda oturamayacak mıyım?
Kafeler en güzel masaları sigara içenlere ayırmışlar, (eğer akıllarına gelirse) sigara içmeyenler sığıntı gibi kıyıda köşede ayrılan masalarda.
Buna kanuni düzenleme gelmesi lazım. Kimse kimsenin zehrini solumak zorunda değil.
Başörtülü bir vatandaş, 'Laiklik İslam düşmanlığıdır' diyen Halil Konakcı'ya hak ettiği cevabı verdi:
"Laiklik, dindarı ve devleti koruyan bir yapıdır. Laiklik, dinsizlik olsaydı o fetvayı vermenin cezası idam olurdu.
Senin orada oturmanı sağlayan da laikliktir."
🇩🇰🇪🇬 Men are simple creatures.
Egyptian Foreign Minister Badr Abdelaty was gifted a LEGO set of the Great Pyramid of Giza by the Danish Foreign Minister during his visit for the Grand Egyptian Museum’s opening.
Look how happy he is.