Afşin Hatipoğlu: Kılıçdaroğlu bitmiştir
*Kılıçdaroğlu, tarihin en büyük hüsranını yaşıyor
*Altıok elinde kaldı, evine götürecek
*Partinin başında %3’ü görme ihtimali zinhar yok
*Halk bütün uzuvlarıyla bu adamı reddediyor
*Vücut nakledilen organı istemiyor, kabul etmiyor
Tutuklanan Nasuh Mahruki:
- Soyadımdan hareketle Ermeni veya Yahudi kökenli olduğuma ilişkin hedef gösterici paylaşımlar yapılıyor.
- Ben, Osmanlı Devleti'nin şehit Kaptan-ı Deryası Nasuhzade Ali Paşa'nın torunuyum. Osmanlı mirasına mensubum.
- Milli Güvenlik Akademisi'nden mezunum. Hiçbir siyasi partiyle organik bağım yok. Tek bağlılığım Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerinedir. Yaşamını daima bu ülkeye ve insanına hizmet etmeye adadım.
(Saygı Öztürk / Sözcü)
Önceki Genel Başkanımız Altan Öymen’i, Cumhuriyet’e adanmış ömrü ve demokrasiye bıraktığı örnek mirasıyla hatırlıyor; vefatının yıl dönümünde özlem ve rahmetle anıyorum.
İyi insanlar gün gelir aramızdan ayrılır; bıraktıkları değerler hepimize yol göstermeye devam eder.
Onlara olan vefamızı, ülkemize ve milletimize hizmet ederek göstereceğiz.
Sayın Kılıçdaroğlu’na tavsiyem!..
Başta sağ kolunuz olmak üzere, sizinle birlikte bulunan kadroya;
-CHP’nin tarihini,
-Altı Ok’un tarihini ve anlamını ,
-Atatürk’ün ilkelerini, özellikle Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Laiklik anlayışını,
-Ulus Devlet anlayışını,
-Ve NUTUK’u okutturun.
Kusura bakmayın, açıklamalarınızdan siz ve kadronuzun Atatürk’ün CHP’siyle uzaktan yakından hiç bir ilginizin olmadığı çok açık…
-Çok yapay bir CHP’li portresi çiziyorsunuz.
-Halka daha samimi ve sempatik görünmek mi istiyorsunuz? Altı Ok’u yakanızdan çıkarın derim. Çünkü Osmanlı ümmet sistemine daha yakın açıklamalarınız var.
Nasuh Mahruki'nin ifadesi ortaya çıktı: (Cumhuriyet)
• Bu paylaşımda 15 Temmuz'un daha önceden fark edilmiş olduğu Devletin Resmi kayıtlarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada o zamanki adıyla gülen cemaatinin ordu içerisinde bir hazırlık içinde olduğuna dair bilgiler geçiyordu, bir binbaşının girişimden 40 gün önce bu yönde hazırlık yapıldığı ihbarı vardı.
• Aynı zamanda Rus istihbaratının da bu konu hakkında uyardığı bilinmekteydi.
• Daha yakın zamanda dönemin MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın kendisini dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bizzat uyardığı yönünde beyanı vardır, orduyu içerde tutmasıyla alakalı dolayısı ile devletin ilgili birimleri gülen cemaatinin YAŞ kararları öncesinde tasfiye edileceğini bildiği için böyle bir kalkışmayı öne almak zorunda kaldılar, nitekim onlarında elleri ayaklarına dolandı bu süreçten.
• Sayın. Cumhurbaşkanı bu kalkışmayı olay başladıktan sonra eniştesinden öğrendiğini söyledi, dolayısı ile devletin ilgili birimleri bu kalkışmadan birden fazla kaynaktan haberdar oldukları halde gecikerek müdahale edilmiştir.
• Bu yüzden 251 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Polis Özel Harekat Başkanlığı uçaklarla bombalanarak çok sayıda şehit vermiştir.
• Bu gecikmenin çok ağır bedeli her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi benim de canımı çok yakmıştır. En önce eleştirdiğim konu budur, bu gecikme neden yaşandı.
• Eğer zamanında müdahale edilseydi 251 şehidi vermezdik.
• 15 Temmuz sonrasında ise bu kalkışmanın sonuçlarından birisi de Atatürk’ün emaneti parlamenter demokratik rejimimiz kuvvetler ayrılığına dayalı Cumhuriyetimiz sona ermiş ve ABD'nin ve ABD'li eski orta doğu şefi Paul Henze'nin Türkiye için söylediği Cumhuriyeti kuranlar işi sıkı tutmuşlar, sağlam temellere dayandırmışlar, hükümeti ikna ediyoruz Meclis çıkıyor karşımıza, Meclis'i ikna ediyoruz yargı çıkıyor karşımıza, yargıyı ikna ediyoruz ordu çıkıyor karşımıza, ABD çıkarları için Türkiye'de tek adam rejimi kurulması gerekmektedir söylemi, ABD büyük elçisi Tom Barrack sürekli orta doğu ülkeleri için uygun olduğunu söylediği şekilde rejimimiz kuvvetlerin birleştirildiği başkanlık sistemine geçmiştir.
• Bu işin planlayıcısı ABD'dir.
• Ben burada satranç oyunundaki taşlara benzetme yapmaya çalıştım.
• Fil ABD'nin beslediği herkesçe bilinen gülen cemaatidir, vezir Parlamenter sisteme dayanan kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunduğu Cumhuriyetimizdir, şah dediğim Cumhurbaşkanının yetkilerinin yeni dönemde kuvvetler birliğine dönüşmesidir, mat dediğim ise Türk Milletinin parlamenter sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesini kaybetmesidir.
• Paylaşım hakkında üzerime atılı olan Halkı Kin Nefret ve düşmanlığa Sürükleme veya Aşağılama suçunu işlemedim, bu üzerime atılı olan suçlamayı bu paylaşımı nasıl çıkardığımı anlamadım.
• Böyle bir niyetle bu paylaşımı yapmadım, asıl eleştirdiğim ABD ve Gülen cemaatinin darbeye kalkışacağını önceden bildiği halde, bunca acının yaşanmasına sebep olan gecikerek müdahale eden ilgili devlet birimleridir, bu darbenin kazananı ABD'dir.
• Üzerime atılı olan suçlamayı işlemediğim için serbest bırakılmayı talep ediyorum.
Anadolu’nun bir huyu vardır.
Güvenmediğine kapısını açmaz.
İnanmadığı yola koyulmaz.
Bugün Kırıkkale’de kapılar da açıktı, yolumuz da…
Milletle yürüdüğümüz yoldan şaşmayacağız. Yeni, adil, huzurlu bir geleceğe hep beraber kavuşacağız.
Milyonların cumhurbaşkanı adayının özgürlüğü elinden alınması yetmiyormuş gibi fotoğrafı yasaklandı, sesi yasaklandı, resmi hesapları yasaklandı.
Savunma hakkı elinden alınan Ekrem İmamoğlu'nun sosyal medya hesaplarına bir kez daha erişim engeli getirildi. Düşüncelerini paylaşması engellendi, onu destekleyen ve ona inanan milyonlarla arasına duvar örülmek istendi. Bu bir hukuk kararı değil, açık bir susturma girişimidir.
Adalet, sesleri kısarak değil; hukuku ve temel hakları herkes için eksiksiz güvence altına alarak sağlanır.
Soyadı Arapça kökenli. “Yanmış” anlamına geliyor. Neden o soyadını taşıdığını ise şöyle anlatıyor:
“22 Haziran 1822’de büyükbabamın büyükbabasının babası, Kaptanı Derya Ali Paşa, Sakız Adası’nda şehit oldu. Rumların, Osmanlı’ya ilk büyük isyanı 1822 yılında İngilizlerin kışkırtmasıyla başlayan Sakız isyanıdır. Bu isyanı bastıran kumandan, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Kaptanı Derya Ali Paşa 5. kuşak büyük babamdır.
İsyan bastırıldıktan ve kontrol Osmanlı donanmasına geçtikten sonra, Osmanlıların amiral gemisini ateş kayıklarıyla düzenlediği saldırıda yakmayı başaran ve Yunanların ‘Kara Ali’ dediği büyük büyük büyük dedemi şehit eden Kanaris adlı gözüpek Yunan denizci, kendi ülkesinin milli kahramanlarından biridir. Bu olaydan sonra başbakanlık makamına kadar yükselmiştir. Sakız Adası’nın en büyük meydanındaki en büyük heykel, bu olayın anısına dikilmiş Kanaris’in heykelidir. Bu acı olaydan sonra Mahrukizade olan aile lakabımız, 1934 Soyadı Kanunu’yla birlikte, ‘ateşte yanmış’ anlamına gelen Mahruki olmuş ve ailemize şerefli bir miras olarak kalmıştır.”
Torun Ali Nasuh Mahruki’nin tutuklandığını duyunca aklıma şehit dedesi Ali Paşa geldi. Ne acı; iki asır önce Osmanlı’nın uçsuz bucaksız mavi denizlerini korurken şehit olan bir komutanın aynı adlı torunu, bugün “halkı düşmanlığa tahrik ediyor” denilerek bir avuç mavi gökyüzüne hapsedildi…
Efendiler, durmadan yok hükmündeki MYK’nızı toplayıp il başkanlarını görevden alacağımıza, ekranlara çıkıp abuk sabuk konuşacağınıza, bu sorulara doğru dürüst yanıt verin, veremiyorsanız sesinizi kesin ve çekip gidin!
Bu soruların üzerine yatamaz, imece zırvalarıyla örtemez, yanıtsız bırakamazsınız.
“ARINMA” diyorsunuz ya, o bakımdan yani…
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@ozgurozeliletsm
80 yaşıma kadar muhalefet koltuğunda oturacağıma, yarın sabah bırakır, iktidar koltuğu için yola çıkarım.
Size söz veriyorum…
Ne emekliyi, ne çiftçiyi, ne emekçiyi, ne esnafı…
Kimseyi çaresiz bırakmayacağız.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’den muazzam bir tespit 👏
“En büyük anti Kemalistler, ABD Avrupa Birliği ve İngiltere’dir. Çünkü Türkiye’nin Atatürk dönemindeki 15 yıllık Türk rönesansının tekrar, tekrar etmesini istemezler.”
Gazeteci Şaban Sevinç, Kayyum Kemal’in parti paralarını hemşehrisi ve kendisine “dayı” diyen Nefer Çapar’a hortumlatması hakkında;
Nafer Çapar halen, yani şu anda 40’lı yaşlarda, 42-43 yaşlarında, genç diyebileceğimiz bir iş adamı ve milyarlarla oynuyor.
Sadece 2023 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nden aldığı para, bugünkü değerle 720 milyon lira. Sadece 2023’te. Ki bunu Kemal Bey’in 13 yıllık genel başkanlığı süresince yaptı Nafer Çapar.
Yani Kemal Bey, “Yürü ya kulum, yürü ya Nafer Çapar.” demiş. Kendi iş adamını, kendi sermayedarını yaratmış. Ama nasıl yaratmış? Usulsüz bir şekilde yaratmış.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin hazineden aldığı yardımları, kamu yararı için partinin daha verimli kullanması gereken ve milleti ikna ederek iktidara gelmeye çalışması gereken kamu kaynaklarını maalesef bir hortum gibi adeta Nafer Çapar’a bağlamış.
-Butlan CHP seçim kazanmayacağını biliyor.
-CHP’yi böldüğünü ve seçimi altın tepsiyle sunduğunu biliyor.
-ALTI OK’la ve Atatürk’ün ilkeleriyle yakından uzaktan ilgisi olmadığını biliyor.
-CHP tabanında destek bulmadığını biliyor.
-Atanarak geldiğini biliyor.
-Dokunulmazlıkların kaldırılmasında destek vereceğini biliyor.
-Anayasa değişikliğine destek vereceğini biliyor.
-Terörsüz Türkiye sürecini desteklediğini biliyor.
-Atatürk’e ve Cumhuriyet’e en büyük darbeyi vurduğunu biliyor.
Soru şu: Tarihe nasıl yazılacağını biliyor mu?
Anıtkabir’e halkla birlikte gidemeyeceğini biliyor mu?
Özgür Özel'den mutlak butlan kararı verilen kurultay dosyası hakkında önemli açıklamalar:
🗣️ "Dosya şu anda Yargıtay'da değil dosya kararı veren mahkeme Adalet Bakanlığı'nın açık baskısıyla. Böyle bir kararı veremeyeceğini bütün Yargıtay konuşuyor, diyor ki; istinaf sonuç doğuracak tedbir kararı alır mı? Bu tedbir kararı sonucu etkiliyor, bu da Yargıtay'ı yok saymak demek.
İstinaf kararını alan mahkeme dosyayı 55 gündür elinde tutuyor. 15 güne uzatıp, ikinci bir 15 gün yaratıp, NATO'ya kadar hastayım diye izin alıp, NATO'yu boş geçirip şimdi yeniden rapor almışlar.
Düğmeye basmak oradaki müdürün görevi. O görevi hakim üstüne almış düğmeye basmasın diye. O yüzden dosya Yargıtay'a gitmiyor. Aldığı karar güvenmiyor, inanmıyor, korkuyor Yargıtay bozacak diye. Bir dosyayı elde tutup Yargıtay'a yollamamak ne demek? HSYK canına okur normalde. Koca bir siyasi partinin hak aramasının önüne geçiyorsun"
https://t.co/hdaybYqLDa
Kılıçdaroğlu’nu taziye için evine kabul etmeyen Ahmet Telli’nin ailesi, Özgür Özel’i kucaklayarak karşılamış.
Sokağa çıkamıyordu,
artık eve de giremiyor.