Farkındalık ve aşırı tanımlama hali, eylemsizliğin savunması olduğunda sizi felç etmekten başka bir işe yaramaz. "Bakın ne kadar iyi biliyorum, her şeyin ne kadar da farkındayım." sendromu, bilinenler hayata geçirilemediğinde, sadece egosal bir üstenciliğe dönüşür ve kişiyi yıllarca aynı eşikte tutar. Buna çürümek denir. Hayatın içinde akamayan, çürümeye başlar.
Kaç yaşında olursa olsun, düştüğünde çocuğunu kaldıracaksın. Gücün ne kadarına yeterse yanında olacak, yargılamadan yaralarını saracaksın. Bunu yapamıyorsan kendine “anne, baba” demeyeceksin.
CHP örgütünü ve seçmenlerinin yüzde birini bile temsil etmeyen kayyumcuların, CHP’nin sosyal medyasını ele geçirmelerine ve halkla iletişimi kesmelerine mani olun! Bu bilgileri yayın! Yapabilecekleri tek miting, AKP örgütüyle olabilecek insanların, Halk ve gerçek CHP arasındaki bağları koparmasına izin vermeyin!
İbrahim Kaboğlu: 'Mutlak butlan' adı altında verilmiş olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kendisi, anayasal düzenimiz çerçevesinde hukuken yok hükmündedir.
GELİYORUZ ANKARA!
Esra'mız için,
Zeytinlerimiz için,
Topraklarımız için,
Vatanımız için!
7 Nisan Salı (yarın)
11.00: Anayasa Mahkemesi önünde
14.00: Danıştay önünde buluşalım!
#EsraIşıkSerbestBırakılsın#AceleKamulaştırmaGeriÇekilsin
Can intellectual property be romantic? 💘
More than you would probably think.
Swipe through the cards to find out ⤵️
#ValentinesDaCan intellectual property be romantic? 💘
More than you would probably think.
Swipe through the cards to find out ⤵️
#ValentinesDaCan intellectual property be romantic? 💘
More than you would probably think.
Swipe through the cards to find out ⤵️
#ValentinesDaCan intellectual property be romantic? 💘
More than you would probably think.
Swipe through the cards to find out ⤵️
#ValentinesDaCan intellectual property be romantic? 💘
More than you would probably think.
Swipe through the cards to find out ⤵️
#ValentinesDaCan intellectual property be romantic? 💘
More than you would probably think.
Swipe through the cards to find out ⤵️
#ValentinesDay
Tam 3 yıl önce, web sitesinde kapı gibi depreme dayanıksız raporu olan ve bu raporla tam 11 yıl hizmet vermeye devam etmiş olan İskenderun Devlet Hastanesi yıkıldı. Neredeyse 7 gün sürdü enkazda canını kaybedenlere ulaşmak. Hasta/refakatçı/sağlık çalışanı en az 80 kişi vefat etmişti. Aralarında çok değerli bir dostum da vardı. Palyatif bakım bölümünde yatan annesine refakatçiydi.
O gün bugün sorumlular hakkında bir iddianame bile hazırlanmadı. Mahkumiyet kararı verilmedi. Göz altına alınanlar serbest bırakıldı. Sorumsuzluklarıyla ölüne sebebiyet vermiş katiller aramızda dolaşıyor.
UNUTMAYALIM!
Harika bir haber
Bu fotoğrafını gördüğünüz gencin adı Emirhan Güler.
Kendisi son dönemde aldığım en sevindirici haberin kahramanı.
Birlesmiş Milletler bu yılı Dünya Kuantum Bilimi ve Teknolojileri Yılı ilan etti. Ve dünyada "kuantum ekosistemine katkı sağlayan 100 kişi"yi belirledi. İkinci fotoğrafta bu 100 kişiyi görüyorsunuz.
Emirhan Güler bu 100 kişi arasına girmeyi başardı.
Güler, İzmir YüksekTeknoloji Enstitüsü Fizik öğrencisi. Kuantum teknolojileri önümüzdeki yüz yılın belirleyicilerinden biri olacak.
Hem Güler'e ve ailesine, hem @iyteedutr ve akademisyenlerine teşekkür ediyorum. Gurur duydum.
Muhteşem bir hizmet,
Anıtkabir derneği Atatürk’ün okuduğu tüm kitapları, altını çizdiği yerlerle beraber, kitap haline çevirmiş, bu linkten PDF olarak ulaşmak mümkün.
Müthiş bir arşiv çalışması, ilgilenenlere:
https://t.co/gIOKDAFWMh
Bazı kişiler hayattan keyif almayı bilmezler. Sorun odaklı bir zihinleri vardır. Böyle kişilerle beraber olunca sizde içinizdeki cıvıltıyı kaybedersiniz. O yüzden hayatı yaşamayı bilen biriyle beraber olmak çok önemli…
İran’ın kuzeybatısındaki en büyük şehir olan Tebriz, Eynalı ve Sehend dağları arasında, Kuruçay ve Acıçay’ın birleştiği bir vadide yer alır. Soğuk iklimine rağmen tarih boyunca hep sıcak bir kültür ve direniş yatağı olmuştur. Tebriz, yalnızca bugünün değil, tarihin de merkezlerinden biridir.
İlhanlılardan Akkoyunlulara, Safevilerden Karakoyunlulara kadar pek çok Türk-İslam devletine başkentlik yapmış, koskoca İran’a yön vermiştir. Çarşısında, pazarında, evlerinde hep Türkçe konuşulmuş; bu dil yalnızca bir iletişim aracı değil, bir kimlik ve medeniyet taşıyıcısı olmuştur.
Karakoyunlu ve Akkoyunlu dönemine ait Gök Mescid gibi eserler, sadece Tebriz’in değil, bütün Türk sanat tarihinin temel taşlarıdır. Osmanlı mimarisini anlamak isteyenin yolu da bir şekilde Tebriz’den geçer. Bursa’daki mimarinin ilhamı, 15. yüzyıl Tebriz’inden gelir. Zaten Osmanlılar bu bölgeyi 18 yıl boyunca tahrir etmiş ve doğrudan yönetmişlerdir. Ama daha çok Osmanlı-İran savaşlarının kader noktası olmuştur.
Kapalıçarşı’sı 15. yüzyıldan bu yana, sayısız depreme rağmen ayakta kalmış ve sürekli restore edilmiştir. Bugün Ortadoğu’daki en büyük kapalı çarşı olarak varlığını sürdürmektedir. Onu gezmek sadece bir alışveriş deneyimi değil, bir kültür yolculuğudur. Halılardan mimariye, müzikten dile kadar her şeyde Türk kimliği hissedilir. Türkçenin kudretini, Tebrizli aydınların nezaketinde ve direnişinde görürsünüz. Unuttuğumuz dil, unuttuğumuz müzik ve etrafa bakma sanatı, bu şehirde hâlâ yaşar.
Ama bugün, cahil Netanyahu gibi liderlerin öncülüğünde, başta Tebriz olmak üzere tüm insanlığın ortak mirası olan şehirler bombalanıyor. Suriye’yi yok ettikleri gibi şimdi de İran’ı haritadan silmek istiyorlar. Kimse bizden İran’a yapılan insanlık dışı saldırılara sessiz kalmamızı beklemesin. İsrail’de bazıları daha da ileri gidip sıranın Türkiye’ye geleceğini söylüyor.
Buradan açıkça söylemek gerekir: İsraillilere tavsiyemiz, içlerindeki aptalların çenesini kapatsınlar. Savaş da barış da akılla, ahlakla yapılır. Aksi halde ne sulh sulha benzer, ne savaş savaşa. Yalnızca bir medeniyetin değil, insanlığın sonunu hazırlar.
#ilberortaylı
"...Zamanında kitaplar karıştırdım.
Hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu.
“Mademki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki geçici ömür sırasında sevinç ve mutluluğa yer bulunmaz” diyorlardı.
Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı.
Diyorlardı ki: “Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, hiç olmazsa yaşadığımız sürece şen ve neşeli olalım.
” Ben kendi karakterim bakımından ikinci hayat görüşünü beğeniyorum, fakat şu sınırlar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar zavallıdır.
Besbelli ki, o adam birey sıfatı ile yok olacaktır.
Herhangi bir kişinin, yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır.
Anlayışlı bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir.
Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir...
-Halaskargazi Mustafa Kemal Paşa (1937)
Bu paylaşımı beğendiyseniz lütfen aşağıdaki ilk tweet'i RT ederek ve takip ederek bize destek olun.
Daha büyük hesaplar paylaşımlarımızı çaldığı için emeklerimiz boşa gidiyor.
https://t.co/sBPiOuUEP6