Aleyküm selam :) Mübarek bir selamımı alsaydın bari.
Yani Altay abinin söylediği mesele eğer ki benim söylediğim gibiyse (Ki aslında sende zaten bunu doğruluyorsun) " Demek ki hanefi ulemasında kızın rızası şart olandır" diye bir kabul zaten oluyor. Ki eğer konumuz sadece hanefi fıkhı olursa (Ki bence ana mesele zaten bu yönde) Altay abi zaten haklı oluyor.
Haricen Altay Abi'nin İslam'da böyle bir şey olamaz meselesini de bence yanlış değerlendiriyorsunuz.
Eğer Altay Abi, "İslamda böyle bir şey yok,olamaz" gibi bir söz söylüyorsa işin bu cihetinden olacağı ihtimali çok da imkansız değil.
Örneğin "X fiili vakti zamanında sırf Y alimi savundu diye (Hatta onu da geçtim) Z topluluğu öyle kabul etti diye İslam olmak zorunda da değildir.
Bugün Allah'a mekan isnat eden bir toplulukla karşı karşıya kalsak ve desek ki " İslamda böyle bir şey yok"; Adamlar savunuyor diye bu islamda olmuş olmuyor zaten. Çünkü İslam, o adamların onu savunması hasebiyle islam olmuyor.
İcma kısmı için bir şey diyemeyeceğim, Videoyu kestiğin kısım itibari ile haklı gibi gözüküyorsun. Lakin videoda denmek istenilen şeyin farklı bir kasıt olabileceği hasebiyle bu husus hakkında çok durmayacağım.
Umarım merâmımı anlatabilmişimdir,
Allah cümlemize hidayet versin
Sorduğum soruyu cevaplamamışsınız.
Videonun tamamını izlediniz mi hocam?
Keza bizce Altay hoca meramını çok da güzel anlattı; Sizin (Gerçi bunların büyük çoğunluğunu Gürkan söyledi diye lanse ederek) bu söylediklerine de bizce baya baya cevap verdi.
Bilmiyorum hocam. Halen daha "Altay yanlış söylüyor, burayı atlamış felan demek ?" Çok ilmi gelmiyor.
İbrahim hoca da : "Sen buhari de ki hadisin kriterini yanlış değerlendirdin " demesinden öteye geçip ona ilmi olarak bir video çekti ve kenara çekip onunla bir konuşmada yaptı. Fakat onu Ehli Sünnet değilsin diye itham etmedi.
Zannederim ki Altay Hocam İbrahim hocanın dediğini kabul etmeseydi bile İbrahşm hocam : " O kadar çalışmışsın Allah mübarek etsin" der geçerdi.
Sizin bu yaklaşımlarınız "Safi yazı üzerine yazılan olaylar" [Eğer haklı iseniz bile] meramınızı anlatmaya yetmiyor. Çünkü her adam yazıp çiziyor zaten.
Keza biz "Uleme böyle bir şey demez(Abes bir şey demez manasını kastediyorum, olayın özelinden bahsetmiyorum)" den tut "Bize anlatmış olduğu bu anlam arayışı, müslümanlık açısından ne yapılabilir" gibi konularda ki cevapları gayet tatmin ediciydi. (Hem ilmi nem nefsi).
İbrahim hoca örneği bizce burada çok yerinde. O da sonuçta siz de takdir edersiniz ki "Medrese alimi" olmasına rağmen "Kadınların Aklı ve Dini eksik" kısmına nasıl ki itiraz ettiyse; Bu konuda (Eğer ki Altay sizin abarttığınız kadar bir hata yapmış olsaydı) Allah-u alem ilk cevap verenlerden biri olurdu.
Allah selamet versin. Reddiye yapa yapa nereye kadar gideceksiniz?
Son söz olarak eğer ki Altay madem ki dinin kendisini yanlış anlatıyor; Siz çıkın hocam piyasaya. Siz o videoları çekin. Müslümanlar da sizi dinlesin.
Keza bakın İbrahim hocam çıktı ve o çekti videosunu. Halen daha da devam ediyor. Hasılı eğer birisinin yanlış olduğunu ve müslümanların bu konuda yanlış yönlendirildiği hususunda bir endişeniz varsa (ki eğer müslümansanız böyle bir garaz gütmelisiniz) siz çıkın sizi dinleyelim. Öbürkü türlü Altay her seferinde cevap veren (Gürkan gibilerden) çok da bir farkınız kalmıyor. Amacım tahkir etmek ve ya hor görmek değil, yanlış anlaşılmasın. Ana gayem eğer ki çözüme kavuşsun istiyorsanız siz girin kafese diyorum, "Ya hu o yumruk öyle mi sallanır" demeyin de "Siz çıkın bşz de sizi izleyelim, ne de olsa ana şeyimiz Hakk'ın yanında olmak değil mi?
Hocam tweetırda gezerken her seferinde birisi (Cihannüma Beni x'den engellemiş) diye tweetler önüme düşüp duruyor.
Demişsiniz ki seni ciddiye alan tek bir ilim adamı kalmadı.
Acaba siz "Onu ciddiye alan bütün ilim adamlarını engellemiş olabilir misiniz ?"
Bir de hakikaten Altay hocayı hiç bir ilim adamı desteklemiyor mu sizce ?
Valla hocam buradan hiç öyle gözükmüyor haberiniz olsun.
(Bunu yazdığımdan dolayı da beni engellemeyeceksiniz değil mi hocam ?)
Yahu mübarek, biz daha az önce ne anlattık? "Benim dediğime gelmedi mi" diyorsun ama alakası yok.
Neyse, en azından bu işin heva ve hevesle (keyfi) değil, aksiyomatik önermelerle (sistematik bir usulle) yapıldığını anladıysan kâfi. Şimdi meseleyi senin için daha da temellendirelim.
Sana meşhur bir olayla örnek vereyim: Ahzab savaşından sonra Peygamberimiz (sav) sahabeye diyor ki: "Hiçbiriniz ikindi namazını Beni Kurayza'ya varmadan kılmasın."
Sahabe yola çıkıyor, vakit daralıyor da daralıyor. En sonunda bakıyorlar ki güneş batacak, kerahet vakti girecek. Sahabe ikiye bölünüyor:
Birinci grup diyor ki: "Bizim namazı kılmamız lazım, aksi takdirde namazı kaza etmek zorunda kalacağız. Peygamberin oradaki asıl maksadı bizim acele etmemizdi, namazı kaçırmamız değil." (Yani olayın hikmetine/maksadına bakıyorlar).
İkinci grup ise: "Vallahi biz namaz kılmayız, Peygamber bize 'oraya ulaşana kadar kılmayın' demiştir. Biz de lafzın zahirine (görünen yüzüne) uyarız" diyor adamlar.
(Bu arada şunu söylememde fayda var; bazı ihtilafların temel sebebi direkt Kuran'ın lafzi yapısından da kaynaklanır ama bu hadis örneği meramımı anlatmaya yetecektir.)
Sonrasında sahabe varacağı yere ulaşıyor ve bu durumu Peygambere arz edip "Ya Resulallah, olay böyle böyle oldu" diyorlar. Resulullah onlara sadece tebessüm ediyor(İki gruba da gülümsüyor yani); ne o gruba ne de diğerine "siz yanlış yaptınız" demiyor, ikisini de kınamıyor.
Şimdi bak, bizzat Peygamber hayattayken bile aynı sözden iki farklı hüküm çıkıyor. Mantıken birinci gruba göre ikinci grup namazı kazaya bırakarak günaha girdi; ikinci gruba göre de birinci grup Peygamberin net emrine muhalefet edip haram işledi.
Ama her ne hikmetse, iki grubun da ana gayesi (külli kaidesi) "Allah ve Resulüne itaat etmek" olduğu için, ikisinin de usulü meşru sayılıyor. Bunu da Resulullah'ın onları onaylamasından (Tebesüüm etmesinden) anlıyoruz.
Hasılı; kelimeler, örf, lafız ve bağlam insanlar tarafından farklı anlaşılabilir, buna mani olamazsın. İşte sonradan gelen o çok zeki adamlar (müçtehit imamlar) aynen sahabenin yaptığı gibi bu tikel kaideleri aldılar, kendi kafalarında devasa bir sisteme (külli kaidelere) bağladılar. Diğer insanlar da bu alimlerin kurduğu kusursuz sistematiği (aksiyomları) mantıklı bulup benimseyince, adına "mezhep/ekol" dediğimiz yapılar oluştu.
Aklına "İyi de o zaman bu dinin herkes tarafından bilinen kesin/değişmez kaideleri yok mu?" sorusu gelebilir. O noktada da (yazı çok uzadığı için detaya girmeyeceğim) "Mütevatir Haber" (yalan üzerine birleşmesi imkansız kalabalıkların aktarımı) kavramı devreye giriyor. Yani ana kaidelerde ihtilaf olmaz, ihtilaf bu anlattığım tikel detaylardadır.
Umarım olayın "kafalarına göre işlerine geleni seçiyorlar" basitliğinde olmadığını; aksine belli başlı aksiyomlar kurarak Resulullah'ın sözünün muradını (ne demek istediğini) anlama çabası olduğunu anlatabilmişimdir.
Kal sağlıcakla...
Şimdi teker teker her mezhebin usulünü anlatacak ne ilmim var ne de vaktim. Ama işin 'Herkes işine gelen hadisi alıyor' diye olmadığını en azından dilim döndüğünce anlatnaya çalışayım.
Bak şimdi, meseleyi akli olarak düşün.
4 büyük mezhep var. Sırf Hanefi ve Şafilerden bir misal vereyim:
Şafilerde bir hadisin delil olması için senedin takır takır, kesintisiz peygambere kadar gitmesi şartken; Hanefilerde bu zincir kuralı bazı yerlerde farklı işler. Mesela Hasan-ı Basri gibi çok güvenilir birinden gelen ama zinciri kopuk (mürsel) hadisleri Hanefiler kabul eder, Şafiler ise reddeder.
İkisi de bu metodu neden benimsediğini kendi içinde tutarlı bir şekilde ispatlar zaten.
Olayın genel prensibi şu: Ortada bir keyfiyet yok. Her mezhebin belirlediği, kendi içinde tutarlı 'külli kaideler' (aksiyomlar) silsilesi var. Bir hadise itibar edilip edilmeyeceğine kişinin keyfine göre değil, temelden inşa ettikleri bu literatüre (Yani aksiyomlara uygun mu değil mi ?) göre karar veriyorlar. Bu anlattığım 100 tane kriterden sadece biri mesela. Hasılı, detaylarda boğulmaya gerek yok; ortada bir 'işine geleni seçme' durumu değil, devasa bir sistem ve metodoloji farkı var.
Yok hocam ben hakikaten anlamıyorum sizi. Az önceki tweetinizde Uleme yasak etmiş, Ulemayı mı dinleyeyim Youtuber'ı mı dediniz.
Ben bir şeyler söyledim şimdi de "Ulema yasak etse bile..." diyorsunuz.
Bu adamlar şimdi o ulemaların fetvalarını ciddiye almadılar mı ?
Kaldı ki ulemayı muhalefet mi ettiler.
Neyse hocam soru sormuyorum. Sadece sizi anlamıyorum, anlamadığımın sebeplerini yazıyorum sadece.
İcazet konusuna girmeyeceğim zira tartışma uzayacak da uzayacak. Benim ana amacım yazdığınız ilk tweet de söylenilen o sözün neden söylenmek istediğini açıklamak idi. Siz bir insan neden böyle bir şey der ki diye soru sordunuz. Ben de bu sözün neden söylendiğini söyledim. Benim açımdan maksat hasıl olmuştur. Selametle...
Doğru mu anlıyorum hocam ?
İnsanların aklını bulandıran bir adam sosyal medyada ahkam kesecek.
(Bu adamın cahil olduğuna mutabıkız)
İnsanlar (özellikle ortaokul-lise) tayfa bundan çok ciddi zarar görecek.
Biz buna rağmen sırf Ulema : "Cahil ile münazara etmek yasaktır" dediği için münazara etmeyecek misiniz şimdi ?
Hocam Ulema'nın böyle bir şeye cevaz vereceğini zannetmiyorum, bilakis buna vacip hükmü verirler gibi sanki.
Yani burada delilleri getirmem gerek var mı bilemiyorum ama bir cahil sizin oğlunuzun kafasını her gün karıştırarak yanı gelse ve her gün size sorular sorsa siz çocuğunuzun sorularını her gün cevaplamakda güçlük çekersiniz. O yüzden sorunun kaynağına gidip, bizzat bu soruları kafasında var olan adamla uğraşırsanız zaten 1 taşla 2 kuş vurmuş olursunuz bile. Bu oğlunuzda böyle iken(O benim oğlum, ben onu o ortamda tutmam vb. cevapları yazmayın hocam. Benim anlatmak istediğim şeye odaklanın);
İnsanların imanı söz konusu ise sen cevap vermez isen, ACM cevap vermez ise tam olarak ne zaman cevap verilecek bu *cahil* lere?
ACM ve Fikret Çetinin vaktinde Diomand temaya yapmış olduğu cedeller yasak mıydı yani ?
Onlar şimdi vebale mi girdiler ?
Siz medrese okuduğunuzdan ötürü bize laf söylemek çok da düşmez. Ama olayın şu perspektifini kaçırıyor gibisiniz : Ulemanın bu sözü neye karşılık söylediğini, ne zaman ve hangi durumlarda geçerli olduğu hususunda ki kanınız.
Allah hidayet versin cümlemize...
Sayfa yöneticisi Numan Aydın, Taha Hüseyin Karagözün doğrudan hedef göstermesi sonucu terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla güvenlik şube ekipleri tarafından gözaltına alınarak vatan emniyete getirilmiştir.
İlerleyen saatlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevkedilecektir.
İslami Camiamıza duyurulur.
Hocam benim değindiğim ve cevap verdiğim kısım ile bana vermiş olduğunuz cevap arasında bir bağlantı kuramadım. Yanlış anlaşılmasın amacım tahkir edici söz söylemek değil.
Siz dediniz ki : Birileri sosval medvada icerik üretivor dive neden bize de siz neden üretmivorsunuz' diye kınama hakkına sahip olsun ? Herkese reddiye verecek olsak cehaleti mürekkep seviyedekileri kendimize muhatap kılacağız. Elif göre mertek zannedecek adamlarla münazaraya da girelim..
Ben de muhattabın böyle söylemesinin haklı olduğunu gerekçelendirerek anlattım. Hatta bu durumdan rahatsızlık bile duyduğunu lakin cedel eden olmayınca cedel ettiğini söylediğini söyledim.
Siz ise ben zaten onu felanca konularda savunuyordum ama ... diye bir tweet atmışsınız. Konu ile alkası nedir ki hocam ?
Adam zaten kaç kez dedi ki : "Siz bu ..izm li zamanlarda çıksaydınızda biz sizi desteklesydik" diye kaç kez bağırdı zaten.
Yani burada ana husus kimin neyi desteklediğinden ziyade; ortada bir cedel,fesad ve fitne varken o ortamın içerisine girip yumruk atabilmekti aslında.
Adam da bunu eleştirerek bu cümleleri sarf ediyor.
Burada "siz niye yumruk atmadınız" diyecek bir adam değilim ben. Bilakis o dönemler de daha yeni yeni anlamaya ve kavramaya başlıyordum İslam hakikatini. Kendim yapamadığım bir şeyi size söylemekten haya ederim.
Neyse hocam, Konuyu yanlış cevap verdiğinizi düşündüğümden yazmak istedim,Uzattıysam affola
Allah biz müslümanlara hidayet versin..