Mutluluk o kadar bana öylesine ve yanlışlıkla verilmiş ve zaten çok kısa bir süre sonra da bu yanlışlık fark edilip benden geri alınacak bir şeymiş gibi ki, tam olarak mutlu bir anın tadını ne kadar sürebildiğimden de emin değilim.
son bir senede kimler geldi, kimler geçti. şehirler değişti, insanlar değişti, hayat değişti.
ve en sonunda güzel haber geldi.
en yakın arkadaşım Ankara’ya taşındı.
galiba evren herkesi olması gereken yere yerleştirdi.
İnsan ilişkilerinde aklınızda tutmanız gereken en önemli bilgeliklerden biri: bir kişi bir şeyi başkasına yapıyorsa, zamanı gelince size de yapar. Bu yasanın hiçbir acabası, hiçbir istisnası yoktur.
ilgi duyduğum, umursayabildiğim şeylerin sayısı korkunç bi hızla azalıyor. geçen hafta ile bugün arasında bile en az 4-5 mesele var; geçen hafta kafayı yiyordum, bugün hangileriydi onları bile zor hatırlıyorum.
Bu hayatta size değer vermeyen insanları kaybetmekten korkmamanız gerekiyor. Hayatta geçtiğiniz her yeni frekans (bilişsel ya da duygusal) sizi tam da o halinizle gören, seven ve kabul eden insanlara yol açıyor. Dünyada insan bol. Önemli olan saygı, ilgi ve empatiyi korumak.
İş yerinde, okulda ya da sosyal çevrede hiçbir zararınız olmayan insanlar sizinle uğraşıyorsa ya sizin yerinizde olmak istiyorlardır, ya da güçlü yönünüz onların bir zayıflığına dokunuyordur. Carl Jung’un dediği gibi “gölgeleri tetikleniyor”dur. Bu da sizin sorununuz değildir.
Spiritüel rehber Yunus Emre Kul, “pisi pisi” diyerek çağırılan kedinin sevilmezse ahirette bunun hesabını soracağını söyledi.
“Çağırdıktan sonra kediye bir şey vermedin, sevmedin.
O kedi senden bunun hesabını soracak ahirette.
Bunlar büyük hesaplar olacak, göze gelmeyen.
Kediyi çağırıyorsan ya mama vereceksin ya seveceksin.”