26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, milletimizin bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğinin ilanıdır.
Mücadeleyi zaferle taçlandıran Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
BU SİLİVRİ’DEN ADALET ÇIKMAZ!
Yargı üzerindeki siyasi baskı ilk sonucunu pazartesi günü verdi. Aylarca itibar suikastine uğrayan ve masumiyetlerine yürekten inandığım belediye başkanlarımıza cezalar verildi. Umarım üst mahkemeler bu yanlışı düzeltecek.
İBB davasında ise dün bir skandala tanık olduk. Davanın sözde “bel kemiği” itirafçısı, çarpraz sorguda tel tel döküldü.
Birbiriyle çelişen ifadeler iftiracıyı zora sokunca, mahkeme avukatların soru sormasını engelledi.
Gerekçe hakimin soruları beğenmemesiydi. Pek çok insanın 18 aydır tutuklu kalmasına neden olan kişiye “istenmeyen” soru sormak uygun bulunmadı.
Bu süregiden mizansene bir dava demek zordur.
Belli ki biz artık bir davayı değil, çoktan kararı verilmiş bir yargısız infazın son perdesini izliyoruz!
Hakkını arayan gaziler polis müdahalesiyle karşılaşıyor; onlara destek olmak isteyen İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve danışmanı darbediliyor. Türkoğlu kalp spazmı geçirerek hastaneye kaldırılıyor.
Bu görüntüler sıradanlaştırılamaz!
Gazisine reva görülen de milletvekiline uygulanan şiddet de kabul edilemez.
Murat Ağırel:
- Örgütü kuran,
- Örgüt üyesi olan,
- Tutuksuz yargılanan,
- Karar açıklanırken mahkemede bulunmayan,
- İtirafçı olduğu için ceza almayan kişi:
Aziz İhsan Aktaş.
Bu dava… Böyle bir dava!
Kıymetli kadınlar, hanımefendiler;
Anneler, ev hanımları; emekçi, işçi, çiftçi, esnaf, girişimci, yönetici kadınlar;
Türkiye'nin geleceği sizi çağırıyor.
YENİ PARTİ sizi davet ediyor.
https://t.co/dGBhRtVAY5
Patronlar iyice azdı! Adi birer suçlu gibi gaspçılığa başladılar.
Sıradaki Mehmet Ulusoy...
İstanbul Kadıköy’de faaliyet gösteren Melek Hotels Moda’da çalışan işçilere, 13 aylık birikmiş maaşlarını, tazminatlarını ve diğer işçilik alacaklarını ödemiyor.
İşçiler ekmek bile alamazken Ulusoy dünyanın en lüks tatil yerlerinde yaz keyfi yapıyor.
Bu ülke için evladını şehit veren analarımız…
Bu ülke uğruna bacağını, kolunu, gözünü; bedeninin bir parçasını feda eden gazilerimiz…
Onlara izin vermeyenler de gerektiğinde bu vatan için gözünü kırpmadan gazi ya da şehit olacak vatan evlatları.
Gazilerimiz yalnızca haklarını istiyor.
Onları dinlemek, taleplerine kulak vermek bu kadar zor mu?
AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın..
EKREM İMAMOĞLU’NA
ÖZGÜRLÜK!
Cumhuriyet tarihinde makas hiç bu kadar açılmamıştı!
Milletin vekillerinin çoğunluğu, milleti temsil etmiyor...
Onlar, Tom Barrack'ın ev ödevinin peşinde!
Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi “Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor. Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası… Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız? Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni
Türkiye'de iktidarı tek bir kişinin elinde toplayan ve sandık yoluyla değişimi engellemek için muhalif siyasetçilere karşı giderek daha sertleşen bir rejim var. Bu rejimin içeriden muhalefetle girilen bir uzlaşıyla parlamenter sisteme geçmesi mümkün değil. Zaten böyle bir eğilim olsaydı, siyasette daha fazla sertleşme yerine yumuşama ve normalleşme görürdük. Bu rejimin nereye gittiğini kulislerde anlatılan niyetlerden değil, elindeki gücü nasıl kullandığından anlıyoruz.
Ne yazık ki son dönemde "kulis bilgisi" adı altında muhalif kamuoyunu meşgul eden ama gerçekleşme ihtimali son derece düşük asparagas haberler dolaşıma sokuluyor. Muhalefetin daha sağ ve muhafazakâr kesimleri parlamenter sisteme dönüş haberleriyle, Kürt muhalifler ise süreç üzerinden demokratikleşme beklentisiyle oyalanıyor.
Karşı karşıya olduğumuz tablo aslında çok net. Ana muhalefet partisinin başına bir işbirlikçi oturtuldu; belediye başkanları hapsedilmeye devam ediyor. DEM belediyelerindeki kayyımlar kaldırılmadı, Demirtaş hâlâ hapiste. İktidar ise olası bir anayasa değişikliği için düzenli olarak milletvekili transfer ediyor.