We just made Higgsfield's first AI animated film, Kök Börü.
The first film made through hybrid production, where Seedance 2.0 in 4K and traditional animation work as one.
We are open-sourcing it all, every keyframe and prompt. Trailer below.
CHP güzel bir ivme yakalamıştı. Özel, İmralı'ya gitmeme kararıyla bir lider duruşu da gösterebilmişti. Ama maalesef bunu taçlandırıp, muhalefeti ardına takıp mutlak bir iktidar yürüyüşüne dönüştüremedi.
Açık konuşalım, bunun iki temel sebebi var: Biri malum, İmamoğlu gölgesi, diğeri de solun 50 yıllık kronik etnikçi flörtü.
İlki, ne kadar başarılı liderlik sergilerse sergilesin, Özel'i bir emanetçi olarak tutmaya devam etti. Böylece onun hareket alanını daralttı, liderlik iddiasının altını oydu, Kılıçdar'ın iktidar desteğiyle hortlamasına imkân tanıdı.
İkincisi de bildik hikâye. Gördüğümüz üzere, sen her ihtiyaç duyduğunda bu ülkenin sağdan, soldan pırıl pırıl gençleri yanında durdu, sokağa çıktı; Dervişoğlu yanına koştu, Özdağ yanına koştu.
Diğer yandan, senin belediye başkanların, "cumhurbaşkanı adayım" dediğin adam içeri alınırken pek samimi olduğun etnikçi/bölücü parti seni sattı ve iktidarla yol yürümeye karar verdi, "Bunlar CHP'nin meselesidir." diyerek, "Bizim daha büyük hedeflerimiz var." diyerek. Bu da iktidarın daha da güçlü üstüne gelmesi için alan açtı, zemin hazırladı.
Ve sen yine de bunların ağzıyla konuşmaya devam ettin, üç kelimenin ikisinde "Kürt de Kürt" demeyi sürdürdün, bunların ajandasıyla ters düşmemek için muazzam bir çaba ortaya koydun. Böylece seni destekleyenlerde (desteklemeye de devam edeceklerde) derin bir hayal kırıklığı, küskünlük yarattın.
Yapman gereken çok açıktı: Ülkenin kurucu ilkeleri etrafında birleştireceğin muhalefetle potansiyeli %10-15'e varan bir milliyetçi blokun da gücünü, mutlak desteğini arkana alarak (Macar seçimleri örneğinde de görüldüğü üzere) iktidarı dayandığı vatanseverlik, milliyetçilik siyaseti/söylemleri üzerinden alt etmeyi amaçlayan, iyi organize edilmiş bir kampanya yürütmek (gerekirse İmamoğlu'na da karşı). Bir yandan kendi oy postansiyelini artırırken diğer yandan koparabileceğin kadar iktidar seçmenini koparmak, en azından yukarıdaki nosyonlara vurguyla onları kararsız bırakmak, iktidara koşulsuz inançlarını, desteklerini sarsmak.
Şu ana dek bunu başaramadın. Solun kronik etnikçi oyunu değerli tutan çarpık anlayışına teslim oldun. Umarız bundan sonra ülkenin gündemiyle ilgisi olmayıp kendi özel ajandasının peşinde giden etnikçi hareketin %7-8'lik oyundan bir şeyler tırtıklamayı hedeflemek yerine kalan devasa havuza odaklanıp muhalefeti ardında birleştirebilirsin. Yarattığın umudu, kendisini bu milletten gören, derdi bu ülkenin geleceği olan on milyonların desteğiyle bir iktidar yürüyüşüne dönüştürebilirsin.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
-ODTÜ'de yaşanan olaylar hakkında açıklama yapmaz
-3 Mayıs hakkında paylaşım yapmaz
-Partideki tüm siyasetçiler Amedspor'u tebrik eder
Yemin olsun size oy moy yok
amedspor'u kutlayıp tebrik eden hiçbir siyasiye destek olmayacak, hiçbir takımı tutmayacak, hiçbir şarkıcıyı dinlemeyecek, hiçbir ünlüyü takip etmeyeceğim. Siz bir taraf, biz bir taraf.