Gökte Allah, yerde Devlet ikilik(şerik) kabul etmez !
Türk, tüm tarihi boyunca Devleti ve Teşkilatı milleti ile var olmuştur.
Türk Devletinin çelik çekirdeği sımsıkı sarsılmaz ve sonsuza dek var olacaktır. O çelik çekirdeği yutabildiğini sananlar, günü geldiğince ancak ve ancak iki cihanda da kan kusacağı bir sona düçar olur.
Biraz tarih ve coğrafya bilenler bilirler ki; bu bölgeden olmayan güçlere güvenenler, er ya da geç güvendiklerinin yalnız bırakması ile bölgenin hakiki ve esaslı güçleriyle baş başa kaldıklarında, ham hayallerinin ne kadar da boş ve anlamsız uygulanamaz olduğunu büyük bir pişmanlıkla anlarlar.
Ve her şey aslına rücu eder, olması gerekenler olur.
Türk Devleti binlerce yıldır olduğu gibi sakin sabırlı ve vakur bir biçimde tarihin akışını izler, mecrasından çıkana da istikamet verir.
“Milletin ve Devletin mukadderatına İrade-i Milliye amil ve hakimdir.
Ordu İrade-i Milliye’nin hadimi ve hamisidir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
15 Temmuz gecesi
Ordu milli iradenin hadimi iken hasmı haline getirme İHANETİ milletin sinesinde parçalandı.
“Şimdi artık ordu ne düşünüyor şeklinde esrarlı bir soru soracak yerde, Türkiye’nin şartları ordu üzerinde ne etki yapabilir sorusunu sormamız daha gerçekçi bir davranış olur. Millet ne düşünüyorsa ordu da herhalde onu düşünecektir.”
Erol Güngör
"En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır..."
Alparslan Türkeş
“Biz, demokrasi ile milliyetçiliği ikiz kardeş kabul eden Milliyetçi Hareket Partisi’yiz”
Devlet Bahçeli
15 Temmuz; Türk milletinin iradesine, devletimizin bağımsızlığına ve demokrasimize yönelmiş hain bir işgal teşebbüsüdür.
FETÖ’cü hainlerin milletimizin silahlarını yine milletimize doğrulttuğu o karanlık gecede; aziz Türk milleti meydanlara çıkmış, devletine ve istiklaline canı pahasına sahip çıkmıştır.
Türk milletinin cesareti, kahraman güvenlik güçlerimizin mücadelesi ve devlet-millet dayanışması karşısında ihanet bertaraf edilmiş; vatanımızın teslim alınamayacağı bir kez daha bütün dünyaya gösterilmiştir.
Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlı duruşuyla Milliyetçi-Ülkücü Hareket, ilk andan itibaren devletinin ve milletinin yanında dimdik yer almıştır.
Ülkü Ocakları olarak 15 Temmuz’da tecelli eden millî irade şuurunu daima diri tutacak, Türk gençliğini her türlü ihanet odağına karşı uyanık, şuurlu ve vatanına bağlı şekilde yetiştirmeye devam edeceğiz.
Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷
“Bir gün Ülkücü Hareket’in sizinle karşı karşıya gelmesi mukadderdir” ikazını doğru anlayamayanların, “Hesaplaşacağız ama helalleşmeyeceğiz” iradesiyle çelikleşen kararlı duruşumuzun altında ezilmeleri kaçınılmazdır.
Son yıllarda ülkemiz, küresel belirsizlik, kaos ve krizlerle dolu bir uluslararası iklimde izlediği kararlı siyaset sayesinde; enerji, ulaşım, lojistik, finans, savunma ve diplomasi alanlarında küresel bir merkez hâline geldiğini giderek daha güçlü bir şekilde tescillemektedir.
2026 yılı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da başarıyla ev sahipliği yaptığımız tarihi toplantı, “Lider ve Merkez Ülke Türkiye” anlayışını bir kez daha perçinlemiştir.
Zirve kapsamında 32 NATO üyesi devlet başkanını ağırlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sergilediği güçlü duruş ve ülkemizin millî mefkûrelerini temsilde gösterdiği ülke liderliği ve kararlı irade, son derece kıymetli ve anlamlıdır.
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin, zirve öncesinde ifade buyurdukları “Ankara’da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir” tespiti, her yönüyle gerçekleşmiş ve ülkemiz adına büyük kazanımlar sağlamıştır.
Zirve marjında savunma sanayimizin hem ürün yelpazesinin genişliği ve etkinliği, hem de güçlü altyapı ve tedarik kabiliyetleriyle ulaştığı seviye, 21. yüzyılda “Türk Modeli” olarak isimlendirilen eşsiz, güçlü ve bağımsız bir savunma ekosisteminin başarıyla hayata geçirildiğini tüm dünyaya göstermiştir.
Türkiye’nin kuvvet ve kudret çarpanlarının yarattığı etki giderek genişlerken; jeopolitik ve jeostratejik konumumuzun getirdiği statik avantajı, doğru tercihler ve vizyoner politikalarla dinamik bir güce dönüştürmemiz, küresel güç olma hedefimizin uluslararası camiada da kabul görmeye başladığının en somut göstergesidir.
Uluslararası gelişmelerde gündemin peşinden sürüklenen bir ülke olmaktan çıkıp, gündem belirleyen ve edilgenden etkene dönüşme çabalarımız aynı azimle devam ederken; Cumhur İttifakı’nın Türkiye için ortaya koyduğu tüm hedefler, kararlılıkla ve başarıyla gerçekleştirilmeye devam edecektir.
Ankara'da gerçekleşen NATO Zirvesi, zannedilenin aksine en çok Türkiye'deki Batıcıları rahatsız etti. Gerek yurt içindeki muhtelif grupların gerekse yurt dışında yaşayanların idrak edemedikleri asıl mesele, Rusya'nın son 20 yıldır Batı'da yarattığı ve doğrudan doğruya güvenlik odaklı tedirginliktir.
Rusya'nın 2008'den itibaren başlayan ve 2014 ile yükselişe geçen yayılmacı tavrını, 2022'deki Ukrayna saldırısına kadar kavrayamayan Batıcılar, Batı'nın en önemli kolektif kurumlarından biri olan NATO'nun Türkiye'ye karşı değişen tavrını da anlamaktan çok uzak kalıyorlar.
Bir fikir akımı olarak ortaya çıktığı günden itibaren özünde, Batılı değerlerle birlikte Batı'ya eklemlenme yaklaşımını benimseyen ve post-modern dönemle birlikte daha çok demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve çoğulculuk gibi kavramlar üzerinden Türkiye'de anlam dünyası oluşturmaya/transfer etmeye, iktidarlar üzerinde nüfuz alanı yaratmaya çalışan ve oldukça da başarılı sayılabilecek olan Batıcılar, son dönemde Batı'nın ve özellikle Avrupa'nın yaşadığı güvenlik kaygılarını anlayamamaları sebebiyle şaşkınlık yaşıyorlar.
Uzun yıllar boyunca başta terörizm olmak üzere, iç ve dış kaynaklı güvenlik sorunlarıyla boğuşan ve benzeri sorunların bulunduğu bölgelerin tam ortasındaki bir coğrafyada yer alan Türkiye'nin tutumunu sürekli olarak Batı'ya şikayet eden Batıcılar, şimdi aynı sorunlarla daha küçük ölçekte muhatap olan Batı'nın, daha önce şikayet ettikleri konulara artık duyarsız davranması karşısında dumura uğruyorlar.
Batıcı tayfanın anlayamadığı, daha doğrusu anlamak istemediği Türkiye'nin temel güvenlik meselelerinin önemi, bizzat Batı tarafından Batıcılara bir ders gibi izlettiriliyor. Batı, gerek söylem gerekse eylem düzeyinde güvenliğin bir devlet için temel öncelik olduğunu ve güvenlik tesis edilmeden refah devletinin oluşturulamayacağını her fırsatta gösteriyor.
Bu yaklaşımın bir sonucu olarak da NATO yeni dönemde, kurucu antlaşmasındaki Batılı değerlerin yaşatılmasının ön şartının güvenlik olduğu yönünde bir strateji belirlemiş durumdadır. "NATO 3.0" olarak adlandırılan bu dönemin temeli de doğal olarak böyle şekillenmektedir. Dolayısıyla Türkiye de mevcut durumuyla önemi artan bir üye olarak kabul görmüştür. Zira Batı, buna mecburdur çünkü Türkiye'nin en az yarım asırdır yaşadığı iç ve dış güvenlik tehditleri karşısında geliştirdiği strateji, Batı'nın yeterince tecrübe etmediği tehditler karşısında bir merak uyandırmaktadır. Bir başka deyişle Batı, maruz kaldığı tehditlerin çok ötesindeki sorunları bertaraf eden Türkiye gibi bir emsalden, kolay kolay vazgeçememekte ve gücünden yararlanmak istemektedir. Roller değişmiş ve "Soğuk Savaş (NATO 1.0)" döneminde üye olmak isteyen Türkiye'nin yerine artık "Soğuk Savaş Sonrası (NATO 2.0)" dönemde önemi artan, "2022 Sonrası (NATO 3.0)" dönemde ise üye olmaya devam etmesi ve birikimini paylaşması istenen bir Türkiye gelmiştir.
Kısacası Türkiye'nin gidişatından memnun olmayan Batıcılar, bel bağladıkları Batı'dan, artık bir destek alamayacaklardır. Artık bu durumu fark eden ve muhtelif odaklarda faal olan Batıcılar için yolun sonu görünmekte, faydalanma ve fonlanma dönemi sona ermektedir. "Ben sana mecburum!" diyerek Batı'dan birkaç asırdır karşılık bulanlar, artık şu dizelere alışmak durumundadırlar: "Hicrân oku sinem deler, olmaktadır hâlim beter..."
Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin Başdanışmanı, MYK Üyemiz Prof. Dr. Esma Özdaşlı, Azerbaycan Ülkü Ocakları bünyesinde faaliyete geçirdiğimiz Sanat Atölyemizi ziyaret etti.
Sanat atölyemizde yürütülen çalışmalar hakkında istişarelerde bulunduğumuz nazik ziyaretlerinden dolayı Sayın başkanımıza teşekkür ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz.
Ülkemiz ve savunma sanayiimiz açısından büyük önem taşıyan 2026 NATO Savunma Sanayii Forumu’na, ATO Congresium olarak ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadık.
Başarıyla tamamlanan bu kıymetli organizasyonda emeği geçen tüm kurumlarımıza, paydaşlarımıza, çalışma arkadaşlarımıza ve ATO Congresium ekibimize teşekkür ediyoruz.