Claude'nin son versiyonu Fable'a bir Ata Demirer filmi senaryosu yazdırdım. Yirmi saniyede yazdı.
"DAVUL DENGİ DENGİNE"
Konu: Bandırma'da babadan kalma köfteci dükkânını zar zor döndüren, mahallenin gönlü bol klarnetçisi Muzaffer (45), dükkânın borcunu kapatmak için İstanbul'daki lüks bir düğün organizasyon şirketinde "dünyaca ünlü Balkan orkestra şefi Maestro Muzo" diye tanıtılınca işler karışır. Tek bildiği şarkı repertuvarı düğün havaları olan Muzaffer, sosyete düğünlerinde bir anda fenomen olur — ta ki gerçek Maestro ortaya çıkana kadar.
Yan karakterler:
Nezaket Abla: Muzaffer'in bekar olmasına dayanamayan, her sahnede elinde tepsiyle beliren teyzesi. "Oğlum sen bu boyla posla niye evlenmedin, köfte mi kokuyorsun?"
Şevket: Muzaffer'i İstanbul'a sürükleyen, her planı patlayan çocukluk arkadaşı. "Abi güven bana" repliğiyle her felaketin fitilini ateşler.
Deniz: Organizasyon şirketinde çalışan, İstanbul'dan bunalmış, memleket özlemi çeken kadın. Muzaffer'in "yapmacıksızlığına" vurulur.
Örnek sahne:
İç mekân — Sosyete düğünü. Muzaffer frak içinde, terlemiş, elinde şef bastonu.
ORGANIZATÖR: Maestro, Viyana valsiyle açıyoruz.
MUZAFFER: (orkestraya döner, fısıldar) Çocuklar... Viyana'yı bilmiyorum ama Keşan'ı biliyorum. Bana uyun.
(Orkestra şaşkın. Muzaffer bastonu kaldırır, klarneti kapar, Trakya karşılaması patlar. Sosyete önce donar, üç dakika sonra gelinin babası masaya çıkmıştır.)
Final: Foyası düğün ortasında meydana çıkar, herkes terk eder ama gelin "biz zaten valsi sevmiyorduk" der. Muzaffer Bandırma'ya döner, dükkânı "Canlı Müzikli Köfteci Muzo" olur, Deniz de kasada oturmaktadır. Son sahne: Nezaket Abla kameraya döner: "Ben demiştim."
Seda Sayan çok kompleksli biri aslında etrafına zorbalık yaparak kendi egosunu tatmin ediyor
Safiye baskın karakter olmadığı için hep alttan alıyor alttan almasa bu arkadaşlık yürümez
Efsane 80 yaşında!
Bugün itibarıyla 80 yaşına giren Amerikalı oyuncu Sylvester Stallone, katıldığı etkinliğin çıkışında böyle görüntülendi.
(Kaynak: Elder Ordonez)
Selahattin kardeşim
Zaman zaman yazıların önüme düşüyor okuyorum...
Tribün kokusu olunca içime çekerim illaki...
Şimdi burada genç kardeşlerimize verdiğin cevaplarda hem çıkmaz var hem izafi kavramlar var...
Genç kardeşlerimizin 1982 dediği Çarşı'nın kuruluşunu baz aldığı tarihtir...
Yoksa şimdinin anlam karşılığı olan tribün kurmak 74-75 sezonunda baya baya başlamıştır...
Fener tribünü de tabi ki yok değildir vardır elbet de alladığın pulladığın o tribün 77-80 yılları arasında yeni yeni başlayan kapalı tribün mücadelesinde kapalıya girememiştir...
Bu yazılarak anlatılacak bir olaylar zinciri asla değildir...
Kusura bakma ama şuan ki sözlük karşılığı tribün kavramı Beşiktaş tribünlerinin yönlendirmesiyle başlamıştır
Senin bahsettiğin 34 lü yıllara inildiğinde şimdiki bahsettiğimiz tribün kavramı yerine semtlerin abileri ,mahallenin büyükleri hatta afili abileri boy göstermiş olabilir
Senin Seha dediğin kişinin karşılığında bende Süleymaniye de oynanan bir maçta saldırın Karakarttallar diye bağıran balıkçı Mehmet Galin'i koyabilirim
Ben bir tribüncü olarak F.bahçe'nin hem sokakta hem stadda iyi trübün yaptığını hep savunmuşumdur
Ama yücelerin yücesi sadece senin yorumun olarak kabul edilebilir
Lakin bu tribün tarihi kişilerin zevkine ve takım bağlılığına göre yazılmaz...
Sıralama her zaman Beşiktaş tribünü diye başlar
Kusura kalma kardeşim ama malaesef bu böyledir
Senin takımına olan bağlılığına hiç itirazım yok gerçekler bu şekilde
Beşiktaş kapalısı diye bir gerçek var nihayetinde....
Sevgiyle sıhhatle....
şu zeynep denen metresin milleti nışanlısından ayırıp gününü gün etmesine katlanamıyorum ne yaşattıysa aynısını yaşasın
yanındaki pembe şortlu sığırın da acilen piyasadan silinmesi gerekiyor
Pazar sabahları uykunuzdan feragat edip, evde yapımı 3 dakika süren bir omleti lüks bir kafede yemek için kuyruğa girme ve buna bir servet ödeme kapitalizmine hastayım. İki yumurtaya dünya para ödemeyi "kendini şımartmak" sanan bir kitle var. İlginç bir illüzyon.
🗣️ Zeynep Ertuğrul: "Beşiktaşlı gençlere bir tavsiyem var. Bence okumayı falan bırakın Beşiktaş Kulübü'ne gelin menajer olun. Çünkü menajerlere ödenen paralara baktınız mı bilmiyorum, 830 Milyon Lira. Başka hiçbir yerde kazanamazsınız, sanayici olsanız bile bunu hemen bu yaşta kazanamazsınız."
https://t.co/UdPlTHiCZK