Çok üzülerek duyuyorum ki; gözaltına alınan pırlanta gibi genç evlatlarımıza adına polis diyemeyeceğim bir grup kendini bilmez kötü muamele yapıyormuş. Bunlara polis diyemem çünkü benim şerefli polisim milletin gencecik evlatlarına bu zulmü yapmaz.
gezide camide alkol içtiler diye aylarca iftira attılar, tek bir kanıt sunamadılar. caminin imamına yalan söylesin diye baskı yaptılar, imam ben din adamıyım yalan söyleyemem dedi herifi türkiyenin diğer ucuna sürdüler. yemeyiz yani bunları.
Yaşananları turnuvadayken büyük bir üzüntüyle takip ediyorum. Parti veya politikacılardan öte gençlerimizin gelecekleri adına endişelenmesi, hak ve hukuk arama düşünceleri ve acaba diye düşünmeleri en doğal hakları. Eylem yapmak suç değildir ve halk her zaman haklıdır. Denk geldiğim videolarda yürüyüş hakkını kullanan insanlar ile polisin karşı karşıya geldiğini görmek yanlış ve üzücüdür. Halkımız yanlarında amacından sapan provakatörlere gerekli cevabı verebilecek özveriye sahiptir. Halk düşman değildir, sen ben biz onlardır. Polis abiler ve kardeşler orantısız güç lütfen kullanmayınız. Umutsuzluğa kapılabilecek gençler, bizler kadar sizlerinde geleceğidir. Dilerim ki en kısa sürede yaşanan olaylar çözüme kavuşur, tüm kalbimle yanınızdayım. Ve son olarak en önemsizi ama turnuvada tekrardan çeyrek finaldeyiz.
Yarınki F1 yayınları iptal. Yayın yapılmaz diye bir kural yok bu arada, şahsi kararımdır. Normal şartlarda düşüncelerimi program ve yayınlarımdan aktarıyorum; ancak program ve yayın olmayacağından ötürü buradan yazıyorum.
Bugün Türkiye’de üniversiteli gençlerin protesto haklarını kullanmaları umut verici. Benim haklarım için de sesini yükselten bütün gençlere teşekkür ederim. Liyakat, adalet ve yargının bağımsızlığı uzun süredir Türkiye’nin en büyük problemi. İnsanlar hayal kuramadıkları bir Türkiye’de yaşıyor. Haklarının korunacağına inanmıyor. Mesele budur; öyle ki son yıllarda kendimize duyduğumuz saygıyı dahi yitirdik.
Ömrümün sekiz yılı Siyaset Bilimi, Tarih ve Felsefe fakültelerinde öğrencilik yaparak geçti. Üniversitede araştırma görevliliği de yaptım. Aslında doktora yapmak istiyordum, ne var ki akademideki adamcılık benim için büyük hayal kırıklığı oldu. Bunun üstüne dört yıl boyunca bir ekonomi dergisinde çevirmenlik ve muhabirlik yaptım.
Kısacası 12 yıl boyunca Türkiye’nin uzak ve yakın tarihi, hatta geleceği hakkında kafa yordum. Bitirme tezim “Türk Devlet Geleneği” üzerineydi. Yıllar geçti, bugünler bağıra çağıra geldi. Ne var ki popülist davranmadan, iyi polislik yapmadan çalışınca olmuyor.
Ancak bu pesimistlik, demokratik haklarını kullanan gençleri desteklememize engel değil.
Sevgiler