Ağustos 2008’de kimdin?
İyi hatırla.
Ne yaptığını değil yalnızca; neye dönüşmekte olduğunu hatırla.
Çünkü zaman, sandığımız gibi geçmişten geleceğe uzanan düz bir çizgi değildir. Bazen yıllar sonra aynı kapının önüne getirir insanı. Mekân değişir, insanlar değişir, yüzler değişir; fakat tema değişmez.
2008 yazında hayat sana hangi soruyu sormuştu?
Gücünü mü sınamıştı?
Kibrini mi?
Aşkını mı?
Kimliğini mi?
Kendin olmakla, senden beklenen kişiyi oynamak arasında mı kalmıştın?
Şimdi gökyüzü yeniden Aslan’ın kapısını çalıyor.
Ve Aslan yalnızca parlamak değildir.
Asıl mesele, ışığının kime ait olduğunu bilmektir.
O zaman alkışlanmak için yaşadıysan, şimdi kendin için yaşa.
O zaman gururundan sustuysan, şimdi konuş.
O zaman birilerini kaybetmemek için kendinden vazgeçtiysen, şimdi kendine dön.
O zaman rol yaptıysan, bu kez maskeni çıkar.
Çünkü bazı tutulmalar hayatımıza yeni bir şey getirmez.
Yarım bıraktığımız bir benliği geri getirir.
Belki de bugün karşına çıkan şey yeni bir kader değildir.
On sekiz yıl önce başlayıp tamamlanmamış bir cümlenin sonudur.
Ve hayat sana aynı soruyu ikinci kez soruyorsa,
bu bir ceza değildir.
İlkinde veremediğin cevabı verebilmen için açılmış ikinci bir kapıdır.
Bir zamanlar hayatta kalabilmek için söndürdüğün ışığı hatırla.
Bu defa söndürme.
Uyan.