Genel Başkanımız Sn.Özgür Özel’e yapılan menfur saldırıyı kınıyorum.
Saldırganın ve tüm bağlantılarının ivedi bir biçimde ortaya çıkarılmasını talep ediyorum.
Ülkeyi idare edenlerin şuursuz bir biçimde “telef etmeyi” konuştuğu yerde, böyle kendini bilmez alçaklara, provokatörlere gün doğar.
Geçmiş olsun Sn.Genel Başkanım @eczozgurozel
Konyalı teyzelerimin, ablalarımın ellerinden öpüyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.
Bir dönüp Anadolu kadınının merhametine, aklına, bilgeliğine bak, bir de dönüp içine düştüğün karanlık çukura.
Bu merhamete, bu akla, bu bilgeliğe yenileceksin.
Sen zalimlerle yürü, biz Anadolu’nun bağrındayız.
Sonunda ağzındaki baklayı çıkarmışsın!
Ülkenin Cumhurbaşkanı olduğunu unutup açıkça bir cumhurbaşkanı adayını “telef” etmekle tehdit etmişsin.
Beni değil on milyonlarca seçmeni, milleti tehdit ediyorsun.
Aziz Milletim!
Cumhurbaşkanının “telef oldunuz”, “telef olacaksınız” sözü Türk siyasi tarihinin en dehşet verici itiraflarından birisidir.
Erdoğan rakiplerini saf dışı bırakmak için her yolu denediğini, daha da deneyeceğini itiraf etmiştir.
Seçimi iptal ederek, milli iradeyi yok sayarak, emrine aldığı yargı marifetiyle rakibini hapse atıp 35 yıllık diplomasını iptal ederek, aile fertlerini hapse atarak bizi durduramayacağını gören bu akla şu soruyu sorun:
Bilmediğimiz başka hangi yöntemlerin var? Daha ne yapacaksın? Henüz “heybenden” çıkarmadığın başka ne kaldı?
Aziz Milletim;
Telef olan Türk ekonomisidir, iştir, aştır, ekmektir,
Telef olan demokrasi ve hukuktur,
Telef olan milyonlarca emeklinin, işçinin, memuru , çiftçinin, gencin hayatıdır,
Telef olan “milletin hizmetkarı” diye yola çıkarıp bir kenara atılan Ak Partili kadrolardır,
Telef olan her musibete rağmen yıllarca Erdoğan’ı sırtlamış Ak Partili seçmenin umutlarıdır.
Bu kötücül aklın yakıp yıkmadığı, canından bezdirmediği, inim inim inletmediği, “telef etmediği” ne kaldı?
Allah’ın izni, milletin desteğiyle ne telef olacağız, ne de kimseyi telef edeceğiz.
Ülkeyi bu kötücül akıldan kurtarıp düze çıkaracağız.
Helikopterin camından İstanbul’a kendi mülkü gibi bakan değil; milletin sinesinden ve gözünden bakan taraftayız.
İstanbul’un annelerinin, bebeklerinin, çocuklarının, gençlerinin, emeklilerinin, çiftçilerinin ihtiyaçlarını düşünen, çözüm üreten, İstanbul’un muhafızı olmayı ilke edinen akılla hareket ediyoruz.
İstanbullu hemşehrilerimi yarın saat 20.30’da Başakşehir’de İstanbul’un muhafızı olmaya, İstanbul’un talanına, Kanal İstanbul adlı ihanet projesine karşı çıkmaya, bir ve birlik olmaya davet ediyorum.
İstanbul Senin!
İstanbul’un Muhafızlarıyız!
Neymiş bu Kanal İstanbul sevdanız, nasıl bir “aşk” bu?
Bu ihanet için gözünüz nasıl kararmış?
Kimlere, ne vaat ettiniz?
Depremle ilgili sadece aklıma gelen 4 kalem işinizi paylaşıyorum;
📌Deprem fonunda buharlaştırdığınız kaynak tam 42 milyar dolar!
📌İstanbul’da 2004-2019 yılları arası 15 yılda 130 projede kamu alanlarından ve imar hareketliliğinden yarattığınız rant tam 85 milyar dolar!
📌İstanbul’a ihanet olduğunu herkesin bildiği “çılgın projeniz” Kanal İstanbul’un tahmini maliyeti tam 100 milyar dolar!
📌19 Mart sabahı milletin iradesine karşı emrinle gerçekleşen darbe girişiminin ülke bütçesine maliyeti tam 50 milyar dolar!
Sadece yukarıda saydığım dört kalemde millete ve devlete 277 milyar dolar zarar yüklediniz!
Bu kaynak İstanbul dahil bütün ülkeyi ihya eder, depreme dayanıklı hale getirir ve bütün ülkemizi düze çıkarırdı.
Gözü dönmüş hırsınızı ve ihtirasınızı önce yüce Allah’a sonra da milletimize havale ediyorum.
Aziz milletim, bu çarpık düzenden acilen kurtulmalıyız. Sizlere güveniyorum.
Milletimiz büyüktür!
Aziz milletim, çok değerli vatandaşlarım;
Bugün sizlere Silivri’deki hücremden önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum.
-Adalet, huzur, barış, eşitlik için,
-Üreten, kazanan ve adil paylaşan bir ekonomi için,
-Temiz bir çevre, bereketli topraklar için,
-Demokrasimiz ve Cumhuriyetimiz için,
-Fikri hür, vicdanı hür nesiller için,
-En önemlisi çocuklarımız ve gençlerimiz yani istikbalimiz için,
Gelin hep birlikte 23 Nisan���dan 19 Mayıs’a; evlerimizde, iş yerlerimizde, köylerimizde, kentlerimizde, arabalarımızda, cep telefonlarınızda yani her yerde…
Ay yıldızlı şanlı Türk Bayrağımızı dalgalandıralım. 🇹🇷
Bu ülkenin yediden yetmişe her bir vatandaşı, olanı biteni bütün çıplaklığıyla görüyor. Kimse bu yalanlara, iftiralara, fitnelere, kumpaslara pabuç bırakmaz. Sen bu ülkenin köylüsünü, çiftçisini ne zannettin?
Bak da biraz feraset ve basiret öğren şu sözlerden:
“Turp ile şalgam ile devlet idare edilmez. Adalet ile hukuk ile idare edilir.”
Dün sabah güne başlarken televizyonu açınca, yıllardır boykot edip izlemediğim başta TRT olmak üzere bir kısım TV kanallarına denk geldim. Kanallar arası geçiş yaparken tesadüfen TRT-Türk kanalında bir iftiracının ifadesinin kelime kelime okunduğunu görünce durdum ve takip ettim.
Dakikalarca bu ifade tane tane okundu, sanırsınız TRT değil, başsavcılık haber ajansı!
Ardından başına CHP etiketini yapıştırarak, İBB ile ABB aleyhine içi iftira ve yanıltma dolu iki haber sundular.
Sabah on dakika civarında bu gayriahlaki tutumu izlerken, 86 milyon insanın vergileri ile ayakta duran devletimizin kanalının bir avuç insanın iktidar hırsının esiri olduklarını hatırladım. Yayınların nasıl bir sefil ve rezil bir düzeyde yapıldığını düşünüp bu kadim kurumunun haline bir kez daha üzüldüm.
Milletimizin bilhassa TRT’yi ayrıca cezalandırmasını ve izlemeyerek boykot etmesini diliyorum.
TBMM çatısı altında bulunan muhalif tüm milletvekillerimizin, her ortam ve konuşmalarında TRT’yi kınamalarını ve bu yanlı tutumu deşifre etmelerini öneriyorum.
Emeklinin, işçinin, memurun, çiftçinin, işsizin vergilerinden aktarılan milyarlaca dolar kaynağı, bir avuç insanın hırsına, ihtirasına, koltuk sevdasına harcayanlar açıkça kul hakkı yiyorlar.
Anadolu Ajansı da 2019’dan itibaren aynı kirliliğin bir parçasıdır. TRT ve Anadolu Ajansı’nın emekçi kadrolarına kalpten sevgilerimi iletirken, siyasetin atadığı tüm yönetici kadroları kınıyorum.
Bütün bunlara rağmen diyorum ki:
HODRİ MEYDAN. İlk kez hayırlı bir iş yapın. Bir avuç insanın milletimize bedel ödettikleri bu siyasi operasyonu çok hızlı bir şekilde TRT’de canlı yayında yargılayın!
Milletimizin huzurunda millete hesap verelim!
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Cumhurbaşkanına ve çevresine sesleniyorum!
Bir avuç kötü niyetli muhteris; ihanetleri ile yine aldatılmanızı mı sağlıyor?
“Turpun büyüğü”, “dananın kuyruğu” diyerek sizi bir kez daha mı boşa düşürüyorlar?
Kumpas, yalan, dolan, fitne, fesat, gizli tanık, iftiracı zorlamaları vs bunların hepsi boş işler.
Yeter sürekli aldatıldığınız! Olan bu yoksullaştırılmış, gariban millete oluyor.
Bakın millet nasıl ağır bir bedel ödüyor:
•45 milyar dolar rezerv birkaç günde eridi.
•1,5 yıllık ekonomik program ve ödenen ağır bedel çöp oldu.
•Emekli, genç, işçi, memur, çiftçi sefil oldu.
•Adalete güven kökünden sarsıldı, sistem çürüdü.
•Gençler başta olmak üzere millet, gelecek umudunu yitirdi.
•Kapı kapı gezip ikna etmeye çalıştığınız uluslararası yatırımcı arkasına bile bakmadan geri dönmemek üzere gitti.
Uyarılarımı yapıyorum, çünkü artık bu ülkenin geleceği adına en kritik dönemeçlerden birindeyiz.
Cumhurbaşkanının çevresinde, makamını ve gücünü değil kendisini gerçekten kalpten seven birileri kalmışsa, kendisini bu aziz milletin ve kadim devletin bekası için uyarsın.
Çok şükür millet uyandı ve uyarılarını meydanlarda yapıyor. Asıl büyük dersi ise sandıkta verecek.
Sandık gelecek, o bir avuç haktan ve hukuktan nasiplenmemiş olanlar milletten cevabını alacak.
İftiracı arayışları,
Yalancı şahit zorlamaları,
Gizli tanık kurguları,
23 yıllık iş yaşamımdan tanıdığım insanların zorla ifadeye çağırılıp korkutulması,
Gazetecilerin tutuklanması,
Şafak baskınları, el koymalar, kayyumlar…
“Turbun Büyüğü” yetmeyince
“Dananın Kuyruğu” yalanı vs.
Şimdi de gece yarısı aldığım bilgiye göre aynı hapiste bulunduğum 10’a yakın arkadaşımın sabaha karşı başka cezaevlerine nakledilmesi!
Bu hırs, bu intikam, bu yalan dolan, bu düşman hukuku nedir?
Allah aşkına bu kadar mı çürüttüler ülkenin göz bebeği kurumlarını !
Yüce Türk Yargısına sesleniyorum.
Bu ülkede adil yargı ortamını bir avuç insan bu denli çürütebilir mi?
Adeta dilini yutmuş yargımızın hakimlerine savcılarına kurumlarına sesleniyorum.
Yeter artık Allah rızası için ağzınızı açıp bir söz söyleyin. Gerçekten olan Millete ve Devlete oluyor. Hala farkında değil misiniz?
Helal oylarla kazandığımız seçimlere çökmeye çalıştınız olmadı.
31 yıllık diplomaya çöktünüz olmadı.
Kazanamadığınız belediyelere Ankara’dan kayyum atayıp çökmeye çalıştınız olmadı.
İnançlı bir insanın asla tevessül etmeyeceği biçimde milletin malına, mülküne, şirketine çöktünüz o da olmadı.
Panikle, elleriniz ayaklarınız dolanarak yaptığınız her iş dönüp sizi vuracak.
Hiç beklemiyordunuz ama hamdolsun bu büyük millet uyandı.
Ne yaparsanız yapın, er ya da geç bu aziz millet sizi sandığın en dibine gömecek.
Milletin malına mülküne çökenler, ailelerine kötü söz söyleyenler kendi tuzaklarında boğulacak.
Millet gelecek millet.
Ben, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum andan itibaren, şehri yönetirken, kanala, yalana, talana ve aynı zamanda ranta ve millet aleyhine olan her hususa karşı durduğum için bugün buradayım.
Bugünkü mahkemede yaptığım savunmamı milletim okusun;
https://t.co/S5ZXocmA69
Gazeteciler, tutuklanmamıza sebep olan dava dosyasının fos çıktığını, bütün iddiaların uyduruk olduğunu açığa çıkardılar. O yüzden bu panik, Murat Ağırel ve Timur Soykan sadece gazetecilik yaptılar.
Gerçeklerden o kadar korkuyorsunuz ki eliniz ayağınız birbirine dolandı. Bir şey uyduramadınız foyanız açığa çıktı, uyduruk gerekçelerle gazetecilere saldırıyorsunuz.
Bırakın gazetecileri. Gerçeklerden ne kadar kaçabilirsiniz ki?
Ailemizi taciz etmeyi bırakın.
Haber verildiğinde ev sahipleri eşliğinde arama yapılabilecek evlerimize jandarma eşliğinde gidilerek, kilitler kırılarak aramalar yapılıyor. Bu şovlar siyasete, medyaya malzeme vermek dışında hiçbir amaç taşımıyor.
Buradan bunu yapan akla sesleniyorum; Kendi yaşamlarınızda yarattığınız karanlık noktaları bizde ve ailelerimizde bulamazsınız. Hamdolsun tertemiz, alnı ak, başı dik insanlarız biz.
Millet sizin kumpaslarınızı gördü, ne mizansen yaparsanız yapın artık kimse sizin kumpaslarınıza inanmıyor.
Ama aile kutsalımızı çiğniyorsunuz. İnancımızı ve değerlerimizi de yok sayacak bir akıl tutulmasına doğru gidiyorsunuz.
Bu hukuksuzluk, bu aymazlık, tarihimizin hiçbir döneminde yaşanmadı.
Bir gram vicdan kırıntısı kaldıysa vazgeçin bu aile tacizinden, boş dosyayı hile ve hurda ile doldurma çabanızdan.
Mert olun!
Her fırsatta Cumhurbaşkanı’nı savunan partiye tekrar seslenmek istiyorum;
Ailenin iffetine, namusuna, haysiyetine ve dokunulmazlığına böylesine saldırılar sizi hiç mi yaralamıyor?
Böyle bir zulmün Türk’ün örfünde, ananesinde yeri var mı?
Daha ne kadar sessiz kalacaksınız bu terbiyesizliklere?
Benim babamı; çocukluğundan bu yana siyaset, cemiyet ve iş hayatında herkes, bütün Trabzon bilir. Ben MERT olmayı ondan HASAN İMAMOĞLU’ndan öğrendim.
İşte bu adamın evine baskın yapıyorlar, haberiniz olsun.
Bu akşamdan yarın sabaha kadar Atatürk Bulvarı’nda, Adalet Bakanlığı önünde; haksız yere tutuklanan gençler ve öğrenciler için ÖZGÜRLÜK ve ADALET nöbetindeyim.
Aziz Milletim;
Aşağıda sıralanmış olan davalar kendi koltuk hırsı için; rakibini devre dışı bırakmak, siyasi yasak getirmek ve millet iradesini gasp etmek için bir avuç hakkaniyetsiz insan tarafından uydurulmuş davalardır:
📌Ordu Havalimanı VIP davası,
📌Seçim iptal etme davası,
📌Büyükçekmece davası,
📌"Ahmak" davası,
📌"İBB'de 550 terörist var" davası,
📌Başsavcıya hakaret davası,
📌Hakkımda usulsüz rapor yazmış bilirkişiye suç duyurusunda bulunmama rağmen benim aleyhime açılan "bilirkişi" davası,
📌Diploma iptali,
📌Boş iddialar, yalan ifadeler ve gizli tanık marifetiyle oluşturulmuş yolsuzluk davası,
📌Uydurma bağlantı iddiaları ile oluşturulmuş terör davası ve kayyum girişimi,
Ve daha nice mesnetsiz soruşturmalar...
Bütün bu davaların asıl savcısı olan kişiye sesleniyorum;
Seni mertçe yarışa çağırıyorum.
Korkma gel yarışalım.
Sandıkta bu aziz millet kararını versin.
Millet cesaretli ve mert olanı sever.
Var mısın?