📍AK Parti Genel Merkezi
Genelbaşkan yardımcımız Sn.@belginuygur10 Başkanlığında Sivil Toplum ve Halkla İlişkileri Başkanlığı olarak gerçekleştirdiğimiz birim toplantımızda yürüttüğümüz çalışmalarımız ve önümüzdeki sürece dair yeni projelerimizin istişaresini yaptık.
Toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Bugün Genel Merkezimizde Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığı nöbetimizdeyiz. 🇹🇷
Bu kapsamda, vatandaşlarımızla aramızdaki en güçlü bağlardan biri olan AK Parti İletişim Merkezimizi (AKİM) ziyaret ederek kıymetli mesai arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Milletimizin sesine kulak vermeye, durmadan ve yorulmadan çalışmaya devam ediyoruz!
#AKParti #AKİM
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımız konuştuktan birkaç dakika sonra soykırımcı hükümetin Başbakanı Netanyahu ve soykırımcı hükümetin üyeleri sürekli bir açıklama yapmayı bir adet haline getirdiler. Buradan anlıyoruz ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmalarını anbean izliyorlar, birkaç dakika sonra da kendilerince cevap bizce hezeyan olan birtakım açıklamalarda bulunuyorlar.
Birincisi, Netanyahu'nun söylediğinde şöyle bir ifade var. Diyor ki, “İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur.” Yani bu dünyanın en büyük yalanıdır, bu yaptığı açıklamada kullandığı ifade. Yeryüzünde Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna dair inanacak hiç kimse yoktur.
İkincisi, Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla suçluyor. Bu tabii onun sık sık kullandığı bir kara propaganda. Bunun tabii bir acısı var, o da şu: İran'a saldırdıklarında İran'daki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye'yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor, bunu tabii bazı Araplarla ilgili yapıyor, Dürzi kardeşlerimize ilgili yapıyor, Nusayri kardeşlerimiz, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor, bazı Şii kardeşlerimizle ilgili olarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir.
İçişleri Bakanımızın açıklamasını yayılmacılık ve işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışıyorlar, bununla hiçbir ilgisi yok. İçişleri Bakanımız her Müslümanın kalbindeki Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biricik bir yer tutar ve burada İçişleri Bakanımız bunu sembolizm olarak ifade etmiş ve her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisinin kendi kalbindeki ifadesini de o sembolik ifadelerle ortaya koymuştur.
Dolayısıyla işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikme Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Şimdi Gazze'yi işgal ediyor, bir türlü ikinci aşamaya geçilemiyor, Batı Şeria’ya aynısını yapmaya çalışıyor. Yeni siyasi hırsızlık diyebileceğimiz yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor, Litani Nehri’ne kadar Lübnan'ı işgal etti, oradaki Lübnan vatandaşlarını o bölgeden uzaklaştırdı, sonra bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir. İçişleri Bakanımızın o sözlerinden o anlamları çıkarmak son derece akıl dışıdır.
Burada acı olan Netanyahu hükümetinin bu soykırımcı bakanlarının kullandığı dille bazı içerideki muhalefet odaklarının aynı frekanstan bu konuyu ele almasıdır, bu son derece üzücüdür. Lütfen o muhalefet odakları İsrail'le o soykırımcı bakanın açıklamalarına baksınlar ve ondan sonra kendi yaptıkları açıklamaları yan yana koysunlar ve bu paralellik nasıl ortaya çıkmıştır, bunun siyasi sonuçları nedir, bunun ahlaki sonuçları nedir, bununla yüzleşsinler.
Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’deki 6 beldemiz ile ülkemizin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahallî idareler ara seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sn @RTErdogan :
“AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.”
#MilletimizinTakdiriCumhurİttifakı
Kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınıyoruz.
Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır.
Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımlar nefret söylemi doğurur. Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir.
“Kürt kadın” ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir.
Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz.
Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez.
Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir.
Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir.
Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir.
Sayın Özgür Özel diyor ki: “Bizim karşı karşıya olduğumuz tablo, AK Parti yargı kolları tarafından yapılıyor.” Tabii bu son derece düşük bir siyasi değerlendirme.
Sayın Özgür Özel ve ekibine şunu söylemek gerekir: AK Parti’de siyasi yargı kolları yok. Yargıdan sorumlu genel başkan yardımcılığı diye bir şey yok. Ama bütün Türkiye sizin döneminizde gördü ki, yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz var. Yolsuzluktan sorumlu bir biriminiz var.
AK Parti yargı kolları diye tabirler uyduracağınıza, sizin döneminizi kastederek söylüyorum, kendi partinizdeki yolsuzluk kollarına baksaydınız. Siyasi ve ekonomik yolsuzluk kollarıyla uğraşsaydınız.
Bizim siyaset meydanı ve sandık dışında bir iradenin peşinde koştuğumuzun söylenmesi dünyanın en büyük yalanıdır. Biz meydanların partisiyiz. Biz sandığın partisiyiz.
Siz, kapatma davalarının, modern ve postmodern darbelerin arkasında durmuş bir siyasi geçmişten geliyorsunuz. Cumhurbaşkanımız millet iradesiyle buluşurken, siz Ankara’nın labirentlerinde ve koridorlarında birtakım kumpasların peşinde koşan bir siyasi gelenekten geliyorsunuz. Onun için bu durumu netleştirelim: Meydanların partisi biziz, sandığın partisi biziz.
Dolayısıyla, beğenmediğiniz her yargı kararına siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesi gibisinden bir tabirle yaklaşmanızın hiçbir manası yok, hiçbir geçerliliği yok. Bu konuda bir hassasiyetiniz varsa, önce herkes kendi evinin bahçesini temizlemelidir. Bakın, ne dedik biz? Siz bunlara kefil misiniz değil misiniz, tek tek bunlardan bahsedin dedik. Özgür Özel şimdiye kadar bu konuda sessiz kaldı. İlk defa iki gün önce net bir şekilde kefil olduğunu söyledi. Söylediği şey de şu: “Bu ismi geçenlerin hepsi benim evladım, onlar masumdur.” Bakın, bu particilik değildir. Bu, kabileciliktir.
Bir partinin, bir kurumun ya da bir yapının tümüyle masum ilan edilmesi, ortada bu iddialar varken araştıralım, bunlara bakalım, varsa bir sıkıntı gereğini yapalım demek yerine bu tip yollara tevessül edilmesi, kuşkusuz bir kabilecilik mantığından başka bir şey değildir.
İzmir-Antalya seferini yapan yolcu otobüsünün Denizli’de karıştığı elim trafik kazası yüreklerimizi yaktı. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor, kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Tedavisi devam eden yaralı vatandaşlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşması için dua ediyor, acil şifalar temenni ediyorum.
Milletimizin başı sağ olsun.
Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığımız tarafından düzenlenen program kapsamında, Genel Başkan Yardımcımız @belginuygur10 öncülüğünde; Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Saniye Enfiyeci ve Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyesi Mustafa Emre Çevik’ten oluşan heyetimizle birlikte bayram ziyaretlerimize Demokratik Sol Parti, Anahtar Parti, Türkiye İttifakı Partisi ve Yeniden Refah Partisi ile devam ediyoruz.
Ev sahiplikleri için Genel Sekreter Hasan Erçelebi’ye, Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Varol Tosun’a, Genel Başkan Ferhat Yılmaz’a ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Osman Osmanoğlu’na teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türk demokrasisinin temelini oluşturan siyasi partilere bayram ziyaretlerimizi sürdürüyoruz.
Bu kapsamda ziyaret ettiğimiz Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi ve Vatan Partisi’nde bizleri ağırlayan Genel Başkan Yardımcısı Nilüfer Yurtoğlu’na, ekonomik politikalardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Karacan’a ve Genel Sekreter Özgür Bursalı’ya misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Kurban bayramı vesilesi ile Sivil Toplum ve Halkla İlişler Başkanlığı olarak Siyasi Partilerle Bayramlaşma programımız kapsamında ilk ziyaretimizi Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi'ne gerçekleştirdik.
Milliyetçi Hareket Partisi adına bizleri ağırlayan Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zuhal Topçu'ya ev sahipliğinden dolayı teşekkür ederiz.
Paylaşmanın, sevginin ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı bu mübarek bayramda, sağlık, huzur ve bereket sizlerle olsun.
Kesilen kurbanlar ve dualarımız makbul olsun. Bu bayram tüm İslam âlemine birlik ve güzellik getirsin.
#KurbanBayramıMübarekOlsun
CHP'lilerin CHP'lilerle yürüttüğü bu tartışma ve çatışma birilerinin sürekli olarak kasti bir biçimde AK Parti üzerinden bu işi değerlendirmeye çalıştığı bir yalan siyasetine dönüşmüş durumda. Özellikle Sayın Özgür Özel kendi zaaflarını ve siyasi yetersizliklerini örtbas etme konusunda sürekli olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygısız ifadeler kullanan, haddini aşan bir siyasi üslubu takip ediyor. Ve maalesef orada toplanan bazı kişilerin de Cumhurbaşkanlığı makamına ve Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı son derece yanlış ifadeler kullandıklarını gördük.
Biz siyasi eleştiriyi, siyasi protestoyu saygıyla karşılarız. Siyasi eleştirinin ve siyasi protestonun demokrasimizin olgunluğu içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Fakat siyasi eleştiriyi aşan siyasi hakaret, hedef gösterme ve siyasi tehdit anlamına gelen bütün ifadeleri Sayın Özgür Özel'e ve orada bu ifadeleri kullanan bazı kişilere aynen iade ediyoruz. Bunların söylediği sözlerin herhangi biri Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına yaklaşamaz. Bu sözleri söyleyenler bu sözleri sadece kendi isimlerinin yanına yazdırmış olurlar. Biz tabii ki siyasi protesto, siyasi eleştiri olsa bunlar konusunda gayet saygıdeğer bir tutum takınıyoruz. Ama iş şantaj, tehdit, haddini aşan ifadeler kullanma, hakaret gibi konulara geldiği zaman çok net bir şekilde söylüyorum, siyasi zorbalığa ve siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz.
Bu ifadeleri kullananlarla hukuk önünde ve meşru siyaset yoluyla en net ve en etkili mücadeleyi vereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Biz meselelerin sükûnet içerisinde ve sağduyulu bir şekilde halledilmesinden yanayız. Ama bunun yerine siyasi yetersizliklerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başına Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük bir siyasi tehdit, şantaj ve çirkin üslup kampanyasına çevirenlere bir adım bile attırmayız. Bu kadar net konuşuyorum. Çünkü kendi meselelerini çözemeyenler, kendi meseleleriyle ilgili olarak herhangi bir şekilde ortaya bir siyasi yetenek koyamayanların artık gelinen noktada sürekli olarak Sayın Cumhurbaşkanımızı, AK Partimizi, Cumhur İttifakımızı bu üslupla hedef alması karşısında bizim onların önüne koyacağımız şey en net ve en kesin hukuki ve siyasi mücadeledir. Sayın Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu kırmızı çizgiye kimseyi dokundurtmayız.