Pencerenin ardındaki dünya yavaşlarken, elinize güzel bir kitap alın.
Bazı cümleler insanı bulunduğu yerden değil, içindeki ağırlıktan uzaklaştırır.
Ruhunuza iyi gelen satırlar size eşlik etsin.
Vietnam'da bir yerde yemek yedim ve benden para almadılar. Aslında ben olayı çok yanlış anlamışım. Sokağa açık bir yer, önde plastik masalar tabureler insanlar yemek yiyor, ben de lokanta sandım oturdum. Garson kadın yanıma geldi, ben de masanın üstündeki büyük masadaki yemeği gösterdim işte bundan diye. Kadın bana bir şeyler söylüyor ama ben Vietnamca bilmediğim için anlamıyorum, sonra önüme getirdi bir tabak koydu. Ben yemeği yiyorum o sırada ++