1994 de işgal edilen yerlerin geri alınmış olması bir detay kıymeti bile görmemiş. Gözlerinde ki her senaryoda bizi kötüyüz. Apaçık ortada, bu coğrafyada güçlü olmazsak meze oluruz.
NEW YORK BELEDİYE BAŞKANI MAMDANI:
“Bugün Ermeni Soykırımı’nın 111. yıl dönümü.
Osmanlı İmparatorluğu tarafından günümüz Türkiye, Suriye ve Ermenistan topraklarında katledilen 1,5 milyon Ermeni'yi anarken, tarihin tekerrür etmesine izin vermeyi reddetmeliyiz.
2020 yılında Azerbaycan ve Türkiye askeri güçleri, Dağlık Karabağ’daki Ermeni nüfusuna saldırdı.
2023 yılında Azerbaycan, 100.000’den fazla Ermeni’yi Dağlık Karabağ’dan sürerek 100 yılı aşkın bir süre önce başlayan soykırım kampanyasını devam ettirdi.
Bu anma gününde, Ermeni halkının —ve tüm halkların— özgürlük, güvenlik ve kendi kaderini tayin etme hakkını yeniden teyit ediyoruz.”
Von der leyen ve Macron un yapmış olduğu üstencil açıklamalar Avrupa nın Türkiye yi partner yerine kapıkulu olarak görmesidir. ilk cevap geri kabul ve mülteci anlaşmasından çekilmek olabilir. Ayrıca YPG mevzusunda olduğu gibi gelebiliyorlarsa gelmeleri için bir davet yapılabilir.
Macron, Avrupa Konseyi zirvesinde Yunanistan’a Ege Denizi için “Egemenliğiniz tehdit altındaysa gerekeni yapın, biz yanınızdayız” diyor.
Güney Kıbrıs için ise daha da ileri giderek “Kıbrıs’a saldırı Avrupa’ya saldırıdır” ifadesini kullanıyor.
Fransa açık açık başkan düzeyinde Türkiye’yi tehdit ediyor.
Açık açık Güney Kıbrıs haydut devletinin oldu bittilerine, Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye’nin hak ve çıkarlarını yok etmesine yardım edeceğini teyit ediyor.
Türkiye, jeopolitik çıkarlarını korumak için Fransa ile savaşacaksa savaşır. Bundan elbette kaçınmaz.
Ancak Fransa, Türklerle savaşmadan önce iki kere düşünmelidir. Ve hatta tarih kitaplarına tekrar bakmalıdır.
Kurtuluş Savaşı’nda Fransızlarla ne zaman savaştıysak her zaman yendik.
18 Mart 1915’te İngilizler’le Çanakkale’ye vahşi saldırılarını başlattıkları zaman Nusret’in mayınları ile beş dakika içinde batan ilk geminin Fransız zırhlısı Bouvet olduğunu hatırlatarak başlayalım.
Kurtuluş Savaşımızda Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş’ta Fransız işgali halk direnişi ile kırıldı kaçarak geri çekildiler.
Ve hatta denizde bizden silah gücü ile teslim aldıkları ve bir savaş gemisiyle eskortladıkları Alemdar römorkörünü bile onların elinden aldık.
Kısacası Fransızlar, Türklerle ne zaman savaştıysa sürekli yenildiler. Bu durum Türk’ün moraline katkı sağlarken, halkın savaşa devam azim ve iradesini kamçıladı.
Gelecekte de böyle olacağından kuşkum yok.
Bu tip söylemler Yunan ve Rum’a silah satışına katkı sağlayabilir ama hayatın gerçeklerini değiştirmez.
Küçük Prens Macron’a tavsiyemiz Türklerle dost kalmak savaşmaktan daha iyidir.
🔻Jahrein’den Türkler için eşit vatandaşlık talebi:
“Türkiye’de ortalama bir Türk olarak şöyle hissediyorum;
Evde hiçbir işe yaramayan bir çocuk olur, para yer, serseridir ama aşırı sevilir.
Ben de her şeyi doğru yapan, dersine çalışan, eve ekmek getiren, illegale bulaşmayan çocuk. Hiç sevilmiyorum ama…
Yasalara uyuyorum, vergimi ödüyorum ama haklarım elimden alınıyor, yaşam alanım kısıtlanıyor.
Ama kimse beni konuşmuyor; AKP, MHP, CHP beni konuşmuyor. Bütün partiler evin serseri çocuğunu nasıl mutlu edeceğini konuşuyor
Serseri çocuk zaten sınırdan mal kaçırıyor, kaçakçılıktan kazandığı parayı aklamak için batıda işletmelere çöküyor. Elektriğe para vermiyor.
Kaçak elektriği tespit için gelen devletin drone’unu AK-47 ile düşürüyor. Ben 300.000 TL ruhsat parası verip 9mm tabanca alamıyorum.
Diyarbakır’da evinde keleş olmayan ev yok. Ben eşit vatandaşlık istiyorum.
Düğünlerde milyonlar takılıyor, ben zengin sayılan bir Türk olarak kendi evimi alamadım.
Bana 30 euroya bile dışarıdan mal getiremezsin diyor. Gidelim Kürt çoğunluk şehrine, cebinde kayıtlı cep telefonu olan yok.
Bana yapılan bu işkence reva mı?
Bu kadar dışlanmayı kaldıramıyorum.”
Şimdi size bu anti-Kemalistlerin "yokmuş" gibi davrandığı trajik bir hadiseyi anlatayım da kim kilise meraklısı, kim papaz müptelası onu anlayalım.
Sene 1924... Lozan yürürlüğe girmiş, Mübadele Anlaşması kapsamında karma komisyon, sınır dışı edilecek Rumları tespit ediyor... Hakkında sınır dışı kararı alınanlardan biri de İstanbul'daki Derkoi Metropoliti Konstantin Arapoglou...
Patrik 7. Gregorios, 17 Kasım 1924'te vefat edince, oldu bittiye getirip yerine kim seçiliyor dersiniz? Hakkında sınır dışı kararı bulunan Konstantin Arapoglou...
Tabi Kemalist Türkiye'nin bu konularda şakası veya tavizi olmaz. Ankara ayağa kalkıyor. Bizim gericilerin dinsiz, imansız diye hakaret ettiği Kemalist mebuslar ateş püskürüyor. Haliyle hükümet Patrikhane'nin seçimini tanımıyor.
Ankara'nın kararı üzerine Yunanistan Avrupa kamuoyunu ayağa kaldırıyor. Tarihe dikkat. Aralık 1924... Altı ay önce Nasturiler ayaklanmış, beş ay önce İngilizlerle Musul nedeniyle çatışma yaşanmış, dört ay önce Bitlis'te Kürt İstiklal Komitesi deşifre edilmiş, iki ay önce Şeyh Sait gizliden gizliye isyan hazırlığına başlamış, Seyyit Abdülkadir İstanbul'da İngilizlerden destek arayışında, Vahdettin yanlısı Tarikatı Salahiye örgütü Anadolu'da Ankara karşıtı faaliyete çoktan geçmiş...
Dikkatinizi çekerim o tarihte İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar henüz Ankara'yı başkent olarak bile tanımıyor. Popüler tabirle "meşruiyet" kazandırmak istemiyorlar. Yani Yunanistan'ın patrik seçimi nedeniyle Avrupa'yı ayağa kaldırması boşuna değil. Rejimi yıkmak için fırsat kollanıyor.
Hani bizim gericilere göre Kemalist Türkiye'yi İngilizler kurmuş ya(!) Daha 1924'te yıkmak için nasıl da dört koldan çaba harcıyorlar. Ama bizim Kemalistler bu ortamda bile hakkında sınır dışı kararı verilmiş metropoliti patrik olarak tanımak istemiyor. Ulusal bağımsızlık konusunda o kadar saplantılı derecede takıklar.
Neyse, 28 Ocak 1925'te Arapoglou hakkında resmen sınır dışı kararı veriliyor. Koskoca Patrik'i postalayacaklar. Atina iyice deliriyor. Türkiye'yle savaşın eşiğine geliyorlar.
Atatürk o sırada Adana'da... Savaş riskini görür görmez trenle Ankara'ya yola çıkıyor. Vagonda haritalar serilmiş, harp oyunu oynanıyor. O sıra Celal Bayar şarap getirilmesini istiyor. Ve Atatürk'ten hayatında ilk kez zılgıt yiyor. Hatıratında anlatmış. "Zevk-u sefa bitmiştir. Şimdi işin içindeyiz Ne şarap ne başka bir içki, içemezsiniz" diye gürlemiş. Konya'ya kadar incelenmiş haritalar. Neticede "Çekerim Yunan’ı Çatalca’ya kadar. Orada kuşatır, işini bitiririm" demiş Gazi'miz... Geri adım yok. Binbir tehlikenin içinde patrik için taviz maviz yok.
Sonuç olarak Kemalistler papaz için taviz vermemiş. Şutlamışlar gitmiş. Bir ay sonra da Şeyh Said isyanı patlak verdi.
İşte bizim gericiler Şeyh Sait'in haksız yere idam edildiğini utanmadan türkü gibi çığırır ama o hengamede savaşı göze alıp patriği şutladıklarını fısıldamazlar bile.
Kemalistler cami yerine kilise edermiş :) Güleyim bari.
Edebiyatını yaptığınız Ayasofya'da kıldığınız her namazı Kemalistlere borçlusunuz. Bu sizin kaderiniz koçlar.
Ha, bu arada... Arapoglou'nun kemikleri var ya... Yıllar sonra Türkiye'ye getirildi. Hangi hükümet getirdi, onu da gericiler bir zahmet baksın, öğrensin. Ama oturarak... Düşüp bayılmasınlar.
@jeandpardaillan Ahuhahau sonuçta bir kesim sizi sevince otomatik sevmeyen bir kesim oluşuyor. Keşke bir kitabınızı okumuş veya birkaç videonuzu bari izlemiş olsalardı..
@cenginyurt52@MehmetNuriErsoy Biz nasıl Yunan dan pahalıyızı sorgulamıyor ama bizleri kazıkçılara mahkum eden bir çözüm önerisi ile gelebiliyor🤬 Milletvekili değil sadece patronvekili bunlar..
@memetsimsek Dün bi gelir karşılaştırmasına değindiniz ama satınalma gücüne uğramadan..
Bugün rakamlarla ve zor anlaşılan verilerinizle maaş zammına direniyorsunuz..
Ekmek, et, konaklama gibi en temel ihtiyaçların avrupanın zirvesine oynaması için programınızda bişey var mı sayın bakan?
@TamgaTurk Hepimiz Osmanlıyız nası elde patladıysa buda patlar. Yine diğer etnik unsurlar bölünme çanasına girer. Yine kalırız yalnız. Bunu görmemeyi anlamıyorum. Daha 100 yıl oldu yine ayne hikaye…
@etkilihaber Sanki düzenli ordu vardı başına geçilecek! Tüm örgütlenme yokmuş gibi hareket etmek, sarıkamış ı, arap cephesindeki yanlış kararları, daha ittihat ve terakinin ilk zamanları Mustafa Kemal in önerisini dinlememek.. bi sürü sayarım. Tarih aptallara için acımasızdır arkadaşlar..