Diyarbakır’da konuşan vatandaş:
“Benim doktorum da milletvekilim de Kürt. Kürt sorunu diye bir şey yok. Herkes güzelce yaşıyor. Ben de Kürt’üm. Kürt sorunu yoktur."
İran ,Irak ve Suriye'de Kürtler insan yerine konulmazken başbakan, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı
bakan ,milletvekili olmuş Kürtler var bu ülkede.
Yatırım yapan iş insanlarına, üniversiteye giden öğrencilere ,hakim savcı, doktor , mühendis , avukata.... ırkı sorulmuyor.
Ülke öyle bir noktaya geldi ki Kürt sorunu var diyenler yüzünden Türk sorunu başladı...
Kürt sorunu yoktur ,Türkiye'yi parçalamak ve yıkmak isteyen ABD uşakları sorunu vardır...
Elin tedesco’suna, cocu’suna, advocaat’ına tapan Fenerbahçe taraftarı 5 kupa sokmuş, şampiyon yapmış Aykut Kocaman’ı beğenmiyor. Hadi abisi gölge etmeyin gidin 6s yi tutun
8 yıldır Comolli’ye oooo
Branco’ya oooo
Devin Özek’e oooo
Oğuz Çetin’e eeee…
Geç abi geç.
Oğuz Çetin, Fenerbahçe’nin neferidir. Fenerbahçe’ye büyük hizmetleri olan bir isim ve bir nesli Fenerbahçe’li yapan kişidir!
Birileri gibi çakma da değil gerçek imparator!
Bu saydığım arkadaşlar gibi de Fenerbahçe’den alanlardan değil, verenlerden olur!
Abi sen nasıl bir kralsın
Allah seni Fenerbahçeye bu sene önce hoca yapsın Hemen Şampiyon ol
Sonra yine yine ol
En son yolun Başkanlık olsun
Düşünme biçimin yorumlaman harikasın adamım
Sen bizim Kocaman gururumuzsun
#BizimFenerbahçemiz
Bugün Dünyaca Ünlü Türk nişancı Yusuf Dikeç.
Tam Teçhizatlı Alman rakibi
Karşısınds Hiç Teçhizat kullanmadan yenip #altın madalyayı Türkiye'ye kazandırdığı anlar 🇹🇷🥇
Tüm dünya bunu konuşurken
bizde haber bile olmadı 🥹👇
Bence paylaşmayı çoktan hak etti
Dünya kupası sonrasını neden bekliyoruz Sn.Savcım. Eğer bu sporcular ahlaksızsa dünya kupasını beklemeye ne gerek var. Ahlaksız bahisçi ve şikeci sporcuların dünya kupası başarısı nasıl içimize sinecek. Dünyaya bu vahim durumu daha sonra nasıl anlatırız.
Gören diyecek davayı Fenerbahçe yürütüyor.
Bu açıklamayı yapan; İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Osman Sağlam'dır.
Bu insanların bireysel olarak gördüğü bir hayal değil, Dünya Kupasından sonra herkes görecek...
@Fenereditor Aykut Kocamanın kendini kimseye ispat etmeye ihtiyacı yok. O attığı gollerle 3 Temmuz duruşuyla başarılarıyla zaten gönüllerin teknik direktörüdür. Fenerbahçe’nin ihtiyacı varsa koşulsuz adaydır.
Fenerbahçe yöneticisi Nihat Özdemir’in fetöcü TFF’nin başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ı rezil ettiği anlar (25 Ağustos 2012)
Mehmet Ali Aydınlar diye ortalıkta gezen veletler, paralı köpekler, foncu fenomenler bunları bilmez, bilse de anlatmaz.
Tutturmuşlar, 3 Temmuz konuşmayalım, geçmiş geçmişte kaldı vs diye, o zaman galatasarayın posterlerden adam silmesine, bilumum illegal işlere, 3 Temmuz için açtığımız tazminat davalarına, 1959 öncesi şampiyonluklara, 2011’de kazandığımız helal kupamıza, kısacası şimdiye kadar iddia ettiğimiz her şeye sünger çekelim.
Madem Mehmet Ali Aydınlar ile helalleşiyorsunuz, İbrahim Seten’in, Serdar Ali Çelikler’in, Mehmet Baransu’nun, Lütfü Arıboğan’ın, İlhan Helvacı’nın, Ebru Köksal’ın, Zekeriya Öz’ün, Mehmet Berk’in, ne günahı var? Gidin onlardan da özür dileyin, helalleşin.
“3 Temmuz’dan vazgeçtik, ben artık 3 Temmuz konuşmuyorum” diyebilirsiniz. Ama kimseye “siz de vazgeçin” diye vaaz veremezsiniz. Siz sesinizi kestiniz, iddianızdan vazgeçtiniz ama bu kulüpte hala hem kongrede, hem de taraftarlar içinde o şerefli mücadeleden vazgeçmeyenler var.
3 Temmuz’u tarihe gömmek istiyorsanız, bizi de tarihe gömmek zorundasınız.
Bu mesele bir seçim meselesi değildir. Mehmet Ali Aydınlar’ınız belki para gücüyle satın alarak, belki iktidar desteğiyle sindirerek bu seçimi kazanabilir. Ama o koltukta bir dakika dahi huzurlu olarak oturamayacak. BKNZ : sadettin saran.
Hele hele Kadıköy’ü yerinden oynatmak, kulübe fetöcüleri doldurmak, galatasarayla ortak yapı kurmak gibi ihanetlere kalkışırsanız, göğüs göğüse çarpışmayı da kılcal damarlarımıza kadar göreceksiniz.
50 Milyon Euroyla, iki tane müteahhitle gelip, “kulübün anahtarını bana verin, ben burada istediğim gibi at koşturacağım, dozerle kongreye, samandıraya, amatör branşlara dalacağım” diyemezsin. Kongre üyelerimiz senin Fenerbahçe üzerindeki gerçek niyetini seziyorlar. O yüzden trollerine, “aman sakın 3 Temmuz konuşmayalım” dedirtiyorsun, “sakın ha sezonu”ndan sonra, “sakın ha kongresi” mi yapacağız?
Senin ve suç ortaklarının, 3 Temmuz’da yediği naneleri, önümüzdeki 40 gün, sabah-akşam gittiğin her yerde ve nihayetinde kongrede yüzüne tükürür gibi ifade edeceğiz!
Siz sanıyorsunuz ki; “biz konuşmazsak kimse konuşmaz, 3 Temmuz’dan bu tarafa ettiğimiz zulümler taraftarı ve kongreyi yıldırdı, proje, para, zengin iş adamları ile ben Fenerbahçe’yi satın alırım” rüyasıyla rahat rahat geziyorsunuz.
Ama and olsun ki, rezil olarak bundan önce kaçtığınız gibi yine kaçacaksınız! Bizi ne hapisle, ne kupayla, ne ihanetle, ne medyayla terbiye edebildiniz ne de yılgınlığa düşürebilirdiniz.
Seçim günü geldiğinde, genci-yaşlısı, her yaştan-her görüşten Fenerbahçeli, Fenerbahçe’nin bağımsızlığı için o sandığın başında olacak.
YAŞA TAM BAĞIMSIZ FENERBAHÇE !
🔥 Mert Hakan'ın Avukatı: ''Beraat Edecek!''
🗣️ @serkansryprk : ‘’Mert bu yargılamanın sonunda kesinlikle beraat edecektir. Başını öne eğeceği bir durum yok. Bu süreçten de alnının akıyla, başı dik bir şekilde çıkacağına inanıyoruz.’’
Mert Hakan Yandaş hakkında verilen 12 aylık ceza, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından uygulanan disiplin anlayışının ne kadar tutarsız ve güven zedeleyici hale geldiğinin açık bir göstergesidir.
TFF Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesi son derece nettir: futbolla ilgili doğrudan veya dolaylı bahis oynayan futbolcular için öngörülen ceza 3 ay ile 1 yıl arasında değişir. Bu açık hükme rağmen, aynı fiil kapsamında değerlendirilebilecek durumlarda bazı oyuncuların 45 gün gibi alt sınırın dahi altında cezalarla geçiştirilmesi, buna karşılık Mert Hakan Yandaş’a azami sınırdan 12 ay ceza verilmesi, “takdir yetkisi” adı altında adaletin keyfileştirilmesidir.
Bu tabloyu “hukuki değerlendirme” olarak açıklamak mümkün değildir. Bu, açıkça çifte standarttır. Aynı kural, farklı kişiler söz konusu olduğunda farklı uygulanıyorsa, ortada hukuk değil, tercihe göre şekillenen bir düzen vardır.
Fenerbahçe kaptanına verilen bu ceza sadece bir futbolcuya değil, doğrudan rekabetin eşitliği ilkesine ve sporun güvenilirliğine zarar vermektedir. Disiplin talimatları kulüplere göre esnetilecek metinler değildir. Eğer alt sınır bazıları için yok sayılıp, bazıları için üst sınır zorlanıyorsa, bu artık bir disiplin meselesi değil, kurumsal tarafsızlık krizidir.
Bu karar ne vicdana sığar ne de hukuka. Aynı eyleme farklı cezalar verilmesi, futbol kamuoyunda haklı olarak şu soruyu doğurmaktadır:
Kurallar herkese eşit mi, yoksa bazıları için mi geçerli?
Adaletin olmadığı yerde disiplin olmaz. Bu kararın savunulacak hiçbir tarafı yoktur ve derhal gözden geçirilmesi gerekir.
Şampiyonluğa büyük katkısı olan Alex’in sprint mesafesinin 80 metreden 500 metrelere çıkarılması… Aykut Hoca magazinden uzak durup bunları anlatmıyor diye yıllardır akla hayale gelmeyen şizofrenik kurgular içinde yaşayan bir grup var.