Bugüne kadar dünyanın farklı yerlerinde yüzlerce stadyumda maç izledim. Çok farklı taraftar grupları, tribün kültürleri ve atmosferler gördüm. Ama bu akşam Hoffenheim deplasmanında yaşadığım tribün atmosferinin bir benzerini uzun yıllardır Avrupa deplasmanlarında görmediğimi, hatta belki de daha önce hiç görmediğimi söyleyebilirim.
Tezahüratların zamanlaması, tribünün kusursuz organizasyonu, herkesin aynı anda aynı coşkuyla hareket etmesi, bir an bile düşmeyen tempo gerçekten hayranlık uyandırıcıydı ve o kadar etkileyiciydi ki Hoffenheim taraftarları bile zaman zaman kendi takımlarını bırakıp bizim tribünü izledi, hatta bazı tezahüratlara eşlik etti.
Tribün kültürü, futbolun en önemli parçalarından biri. Bu akşam bunun ne kadar güçlü, etkileyici ve birleştirici olabileceğine bir kez daha tanıklık ettim.
Burada Avrupa’daki Beşiktaş taraftarına da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Memleketinden binlerce kilometre uzakta yaşayıp Beşiktaş’a olan bağlılığını nesilden nesile taşıyan, fırsat bulduğu her deplasmanı adeta bir iç saha maçına çeviren muazzam bir taraftar topluluğumuz var. Bu kültürü yıllardır Avrupa’nın dört bir yanında yaşatmaları başlı başına büyük bir takdiri hak ediyor. Sahada oynanan futbol bir yana, bu akşam tribünde başlı başına unutulmayacak bir performans vardı. Emeği geçen, sesini kısana kadar bağıran, bu atmosferi yaratan herkese helal olsun.
İyi ki Beşiktaş 🦅
Vlahovic yok ama dediler, ‘olsun Oh var’ dedik. Orkun sakatlandı, çıktı dediler ‘olsun Miretti var’ dedik. Ama burası Almanya dediler ‘hayır burası İnönü, buradan çıkış yok’ dedik. Ligde iki defa hakemler durdurdu, Avrupa’da durduramıyorlar. Çok büyüksün Beşiktaş🦅