“Bu dünya lezzet ve ücret yeri değil bilakis hizmet ve imtihan yeridir.”
Hastalık ve musibetler, dini olmamak ve sabretmek şartıyla ubudiyetimize uygun vazifeler oluyor ve bize kuvvet veriyor. Ve herbir saati, birgün ibadet hükmüne getirdiğinden şekva değil, şükretmek gerektirir.
Musibet ve hastalıkta insan zaaf ve acziyetini görür. Bu hal ile Allah’a sığınmakta riya yoktur ve halis bir ubudiyettir. Az sabredip ve mükafatını düşünse ve şükretse o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur.
Kur’ân-ı Kerîm’i okumayı bilmiyorsak öğrenmeye gayret etmeliyiz. Okumayı biliyor da ihmal ediyorsak yeniden Kur’ân ile hemhâl olmalıyız. Şayet okuyor, fakat bunu yeterince sürdüremiyorsak, her gün düzenli Kur’ân okuma alışkanlığını hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline getirmeliyiz.
Zira biz aciz kulların hakiki kurtuluşu; iman etmekte, dosdoğru namazlarımızı ikame etmekte, zekat vermekte ve Allah yolunda harcamakta, günahlardan sakınmakta ve Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup onun rehberliğinde bir hayat yaşamaktadır. Cenâb-ı Hak bizleri Kur’ân ile yaşayan, Kur’ân ile amel eden ve Kur’ân’ın nuruyla istikamet bulan kullarından eylesin. Âmin.