Ruhun fırtınası zaptedilemez.
Atlar hisleriyle görür,ruhuyla koşar.
Ruh hakikattir.
Farklı yerlerde aynı ufka koşmak,yan yana durup uzağa düşmekten daha gerçektir. Mesafeyi yok sayan,o ruh koşusudur.
Gören bağlı bir at izler;hisseden ise ufka,hedefine koşan bir ruh.
(🧭εяgϋη⚡️)
Bir müminin ihlasla ve samimiyetle getireceği tek bir salavat dahi o beldenin manevi ışığı olmaya yeter...
#8milyarsalavat etkinlik ve space sohbet yayınımız
🎙
Sn. @giyaseddin hocamızla birlikte başlamıştır.
https://t.co/V4TbhkK8dn
https://t.co/kHdrYTmU8q
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler.Ey iman edenler!Siz de O’na salât ü selâm edin..."
(Ahzâb, 56)
Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki:"Bana en yakın olanlar,bana en çok salât ü selâm getirenleridir." (Tirmizî)
24 Agustos 2026 Mevlid kandili programı için dünyanın dört bir yanından yükselen salavat sesleri 113 ülkeden hamdolsun 8,8 milyarı aştı.Ancak Ümmet-i Muhammed(s.a.v) bilinciyle kurulan bu manevi halkada dua ve salavat bekleyen,haritada henüz tek bir kayıt dahi girilmemiş 130 farklı bazı eksik dünya ülkeleri var:
🌍 Afrika:Benin,Burkina Faso, Kamerun,Fildişi Sahili...
🌎 Amerika:Bolivya,Paraguay, Guatemala, Jamaika...
🌏 Okyanusya & Asya:Fiji,Nepal, Kamboçya,Doğu Timor...
Bu beldelerde yaşayan,bulunan veya oradaki kardeşlerimize ulaşabilecek gönüldaşlarımız;tek bir salavat ile o ülkenin manevi kandilini yakabilir,Efendimize (s.a.v.) o diyardan bir selam gönderebilirler.Unutmayalım ki inancımızda sayıların bir önemi yoktur.
8 milyar hedefi,yalnızca dünya nüfusuna niyetle kurulmuş sembolik bir niyet halkasıdır.
Yüce Rabbimizin katında kıymetli olan;ihlasla,samimiyetle ve kalpten verilen tek bir salavattır.
İnsan fani,nefes fanidir;fakat Allah rızası için adanan selamlar ebedidir. Siz de gönülden bir salavat ile dahi olsa icabet edin,adınız o kutlu dua halkasında yer alsın.💚
📌 Katılım: https://t.co/s3JiyydCXX
📩 Eksik daha birçok ülke listesinin tamamı ve detaylı bilgi için:bana özelden dm atabilir veya Sayın @giyaseddin Karatepe hocamızla iletişime geçebilirsiniz.
🎙Nasip olursa 18 Ağustos Salı (yarın) TSİ 21.00’de, sn.@giyaseddin Karatepe hocamız ile #8milyarsalavat etkinliği ve eksik ülkelerin durumu üzerine bir Space sohbet odası açıyoruz.
Bu sohbetimize şimdiden hepiniz davetlisiniz.
🗓 Tarih: 18 Ağustos Salı (Yarın)
⏰ Saat: 21.00 (TSİ)
🎙@giyaseddin@HasbiHane
#8milyarsalavat
#MevlidKandili
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki:Ruh,Rabbimin emrindendir. Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.
(İsrâ 85)
Sonrasında gelen ayeti merak ettim ve bakıp incelemek istedim. Sübhanallah...
Andolsun,dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız;sonra kendine bize karşı bir koruyucu da bulamazsın.
(İsrâ 86)
Dünya hayatında insanoğlu tıp,bilim ve teknolojiyle bedenin,Allah'ın izin verdiği kadar haritasını çıkardı;kalbi naklediyor,beynin sinir ağlarını ölçüyor ve gözlemleyebiliyor.
Geleneksel ve modern tıp ilmi ile Allah'ın izni kudreti ile kısmen tedavi ve onarım yapıyor.
Fakat hayatın özü olan"ruh" maddeden bağımsızdır.
Bilim bedeni inceler ama hayatın kaynağı olan ruha asla müdahale edemez.
Allah biz insanoğluna size ilimden ancak az bir şey verilmiştir,diyerek hem bir uyarıda bulunmuş hem de daha derin düşünmemizi istemiştir. İnsan,neyle ve nasıl yaşadığını bile tam kavrayamazken Rab'bine karşı nasıl duyarsız,ibadetsiz ve şükürsüz kalabilir?
Akıllı teknoloji ürünü cihazları bu zamanın insanları hem kullanıp hem deneyimleyince şunu mutlaka fark etmiştir,şarjı olmayınca çalışmıyor.Kalp ise anne karnından başlayıp hayat boyunca kablosuz ve şarjsız şekilde çalışıyor,ta ki son nefese kadar.
Toprak,su ve havada bulunan elementler tek başınayken kör ve sağırdır.
Aynı elementler bir araya gelip ruhla birleştiğinde gören bir göz,düşünen bir akıl,hisseden bir kalp olur. Beden ruhtan ayrıldığı an insan yine o kör ve sağır toprağa döner.
Görmemiz,duymamız ve hissetmemiz tamamen Allah’ın emri ve kudretiyle gerçekleşir.
Bunun en büyük delili ölümdür:Beden tamamen aynı kalmasına rağmen ruh çekildiğinde göz görmez,kulak duymaz hale gelir. Demek ki bizi yaşatan organlarımız değil,Allah'ın emridir.
Demek ki bizi yaşatan,konuşturan, hissettiren bizim etimiz ve kemiğimiz değil;Allah’ın bize üflediği o ruh,O'nun sonsuz kudretidir. Hayat dediğin,Allah'ın emrinin bedenindeki tecellisidir.
Bedenin hayatı ruh ile mümkündür;ruhun (kalbin) hayatı ise vahiy (Allah'ın kelamı) ile mümkündür.
Kur'an-ı Kerim'de vahye de "ruh" denmiştir (Şûrâ, 52).
Beden ruhtan ayrılınca fiziksel olarak ölürüz;ruh vahiyden ve ibadetten ayrılınca manen ölürüz.
Bedeni ruhla dünya hayatı içinde mühlet bulmuşken,ruhunu hem dünya hem ahiret için ibadetle dirilten kalplere selam olsun.
Vesselam...
İskeledeki fani duraklama,gökteki sonsuz seyrin başlangıcıdır. Konduğu yer toprağa bağlı,uçtuğu yer sonsuzluğa...
Kuş kendini bir zerre sanır;oysa süzüldüğü gökyüzü onun içindedir. Ruhu daralan insan,sadece ayağının bastığı iskeleye değil,gönlündeki sonsuz göğe baksın.
(🧭εяgϋη)
Biz her şeyi bir ölçüye,bir kadere göre yarattık.
Kamer Suresi 49.
Allah bir kuluna bir hayır dilerse,onu o hayırda istihdam eder,onu o hayra sevk eder.
(Tirmizî,Kader 8)
Gönlünümüzden geçen her duanın, hayrın,en doğru vakitte ve en güzel şekliyle nasip olması duasıyla..🤲
🕊️ Akşam Sohbeti | Saîd bin Zeyd (r.a.)
Bazı hayatlar vardır;gürültüyle değil,sadakat ve istikametle büyür.
Saîd bin Zeyd (r.a.) böyle bir hayatın sahibiydi.Sessiz ama derin, sade ama iz bırakan bir iman…
O,İslâm’dan önce bile putlara yönelmeyen bir hanif ailesinin evladıydı.Babası Zeyd bin Amr bin Nüfeyl, Mekke’nin ortasında putperestliğe karşı duran,tek Allah’a yönelen nadir insanlardandı.Bu arayışın bereketi,oğlunun kalbine de yansıdı.
Saîd bin Zeyd (r.a.),İslâm’ın ilk günlerinde iman edenlerden oldu.
Zulüm,baskı ve yalnızlığın kol gezdiği o günlerde tereddüt etmeden Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz’in yanında yer aldı. İmanını gizlemedi,sadakatini eksiltmedi.
Onun evi ise tarihe geçen bir ana şahitlik etti…
Eşi Fatıma bint Hattab ile Kur’ân okudukları bir gün,kapıyı öfkeyle çalan kişi kardeşi Ömer bin Hattab idi.
O kapıdan içeri giren öfke,Kur’ân’ın nuruyla yumuşadı.
Ve o gün,bir kalp İslâm’a açıldı;tarihin akışı değişti.
Saîd bin Zeyd (r.a.),dünyadayken cennetle müjdelenen on bahtiyar sahabeden biri oldu.Buna rağmen hayatı boyunca gösterişten uzak yaşadı;ne makam aradı ne de övünç…
Onun büyüklüğü biraz da sade ve vakur duruşunda gizliydi.
Bu akşam sohbetimizde;hakikati arayan bir ailenin bereketini,
sessiz ama sağlam bir imanın gücünü ve dünyadayken cennetle müjdelenmiş bir sahabenin derin teslimiyetini konuşacağız.
Sn @giyaseddin Karatepe hocamızın anlatımı ile @HasbiHane 'de 🕰️ 23:00'da sahabe nur iklimi sohbetinde buluşalım inşallah.
Davetlisiniz.
Aşk derindir…
Muhabbet ve samimiyetle,kararlı bir şekilde o yola düşen kul
Biiznillah mutlaka vuslata varır.
Tıpkı bir aşığın sevdiğine duyduğu derin muhabbetle;sabır ve tevekkülle beklemesi,onu araması ve merak etmesi gibi…
Mümin de Rabbine giden yolda yaptığı tüm ibadetlerle
o büyük vuslata doğru yürür.
Bir kulun başını kaldırıp göğe bakması;yeryüzünü,gökyüzünü ve Rabbimizin yarattığı sayısız nimeti
hayret ve sevinçle seyretmesi…
Kendine ve can taşıyan her varlığa,hatta cansız görünen varlık âlemine bile derin bir tefekkür ile bakıp“Ne güzel yaratan bir Rabbim var” hissiyatıyla düşünmesi;
Kur’ân’da sıkça hatırlatılan
“Akletmez misiniz,düşünmez misiniz?”hitabına kulak vererek
yaratılışın hikmetini tefekkür etmesi…
İşte bu hâl,
en derin ve en samimi ibadetlerden biridir.
Velhasıl;
Hz.Peygamber Efendimiz(s.a.v)'den rivayet edilen,alimlerin yazılı metinlerde yer ayırdığı,mana itibarıyla nakledilen bazı hadislerde şöyle buyurulmuştur:
“Bir saatlik (bir anlık) tefekkür,bin yıllık nafile ibadetten hayırlıdır.”
Kur’ân’da ise şu büyük müjde vardır:
“Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”
Düşünün ki;
bin ay, yani yaklaşık 83 yıl 4 ay gibi bir ömre bedel sevap,bazen tek bir ana sığabilir.
Ramazan ayında İman ederek ve sevabını Allah’tan umarak oruç tutan mümin başta olmak üzere,infak ve mukabe tilaveti okuyan her mumin müslüman,yaptığı ibadetler ile gece yada gündüz bu büyük Leyle-i Kadr rahmetinin içindedir.
Fakat sevabı kat kat çoğaltmak,kulun samimi niyeti ve tefekkürü ile mümkündür.
Çünkü Rabbimiz;ezbere,duygusuz ve sadece sayıya dayalı tekrarları değil,takvimde yazılı tek bir geceye sıkışmış bir yoğunluğu değil;kalpten gelen takvayı,ihlâsı,samimiyeti ve Ramazan ayını bir bütün Kadir kıymetini bilmeyi kabul eder.
Allahu a‘lem…
Nitekim Kur’ân’da şöyle buyrulur:
“Onlara ancak dini Allah’a has kılarak,ihlâs ile O’na kulluk etmeleri emredildi.”
(Beyyine 98/5)
“Hanginizin daha güzel amel yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.”
(Mülk 67/2)
Buradaki ayette en önemli vurgu “ahsen amel”, yani,
en çok amel değil;
En ihlâslı,
En samimi ve
En doğru ameldir.
Secdede,avuçlarımızdan semaya yükselen samimi bir an,bir damla gözyaşı,bazen bir ömre bedel olan o büyük müjdeye vesile olabilir.
Kul Rabbine yaklaşır,ruh huzura ve ilahi müjdeye kavuşur.
Sübhanallah…
Bu aşk ve tefekkür ikliminde;
Ramazan boyunca yaptığınız tüm ibadetler
makbul ve kabul olsun inşallah.
Gönül dünyamızda Leyle-i Kadr her gece daim olsun.
🌙 Hayırlı iftarlar,
Selam ve dualarımla…
#RamadanKareem
#RamazanRuhunuYaşat
#Kadirgecesi
#Leyleikadir
Sarsılmaz İrade,Tam Bağımsız Türkiye 🇹🇷
Tarih yeniden yazılıyor,dev uyandı!
Hürriyetine meftun,bağımsızlığına yeminli bir devin uyanışıdır bu.
Çakalların hükmü,aslan ayağa kalkana kadardır...
Başkomutan’ımızın dediği gibi; Türkiye artık eski Türkiye değil,dünya bunu böyle bilsin.
Azdan az,çoktan çok gider.
@RTErdogan
Abdurrahman bin Avf (r.a.)
Cennetle müjdelenen on sahabîden biri,ticaretteki dürüstlüğün,servetin infakla nasıl bereketleneceğinin eşsiz timsali…
O,malıyla cenneti satın alan bir tüccardı.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) “Sen cennettesin” diyerek müjdelediği,servetini Allah yolunda harcamaktan bir an bile geri durmayan bir gönül eri…
Bir kervan ki,yedi yüz devesiyle Medine'ye girerdi;ama o,heybetiyle değil,tevazuuyla anılırdı.
Bir servet ki,altınları gümüşleri tartmak için kürek kullanırdı;ama o,zenginliğiyle değil,cömertliğiyle yâd edilirdi.
📖 O,Uhud'da yirmi yedi yerinden yaralanmış,bir müddet topallamış,ama davasından asla geri durmamıştı.
O, Resûlullah'ın ardında namaz kıldığı,ashabın imrendiği bir sadakat abidesiydi.
Bu gece,“Sahabe Nur İklimi”nde,
Sn.Gıyâseddin (@giyaseddin Karatepe Hocamızın dilinden,
Abdurrahman bin Avf (r.a.)'ın hayatını dinleyecek;helal kazanç,infak bilinci ve Allah'a teslimiyet üzerine derin bir tefekkür edeceğiz.
📅 Tarih: 04-03-2026
⏰ Saat: 23.00
📍@HasbiHane'de buluşuyoruz.
🌙 Tüm gönül dostlarını,samimiyeti ve dürüstlügü ile tanınan mübarek tüccar sahabenin cennet yolculuğuna şahitlik etmeye davet ediyoruz.
#AbdurrahmanBinAvf
#CennetleMüjdelenenler
#HelalKazanç
#SahabeNurİklimi
#Hasbihane
Zübeyr bin Avvâm (r.a.)
Bazı insanlar vardır; hayatları yüksek sesle anlatılmaz,fakat İslam’ın en kritik anlarında bıraktıkları izlerle tanınırlar.
Zübeyr bin Avvâm (r.a.) işte böyle bir duruşun temsilcisidir.
İslam’ın henüz ilk günlerinde,baskı ve yalnızlığın hâkim olduğu bir dönemde iman eden öncü isimlerdendi.Henüz 16 yaşında verdiği bu karar,onun hayatının yönünü belirledi,tereddütsüz bir teslimiyet ve sarsılmaz bir sadakat.
O,Peygamber Efendimiz’in hem akrabası hem de en güvendiği sahabilerden biriydi.Bu yakınlık sadece nesep(akrabalık) bağıyla sınırlı değildi;güven,sadakat ve sorumluluğu paylaşmakla derinleşen bir yakınlıktı.Nitekim Efendimiz’in“Her peygamberin bir havârîsi vardır;benim havârîm de Zübeyr’dir.”buyruğu,onun karakterini en özlü şekilde ifade eder.
Bedir’deydi.
Uhud’un en çetin anlarında oradaydı.
Hendek’in zorlu günlerinde,Hayber’de,Mekke’nin fethinde yine safların önündeydi.
O,zaferin peşinde değil;sorumluluğun peşinde yürüyenlerdendi.Savaş meydanları onun için kahramanlık sahnesi değil,imanın korunması gereken emanetlerdi.
Fetihlerdeki varlığı cesaretinden önce güvenilirliğinin bir sonucuydu.Çünkü Zübeyr (r.a.), nerede duracağı bilinen bir insandı:
Gösterişsiz ama sarsılmaz…
Sessiz ama kararlı…
Allah’a bağlılığı kalbinde derin bir sükûnet, Hz.Peygamber (s.a.v) sevgisi tereddütsüz bir sadakat,İslam’a hizmeti ise hayatının tamamına yayılmış bir sorumluluktu.
Onun hayatı bize şunu hatırlatır:
Öncü olmak,öne çıkmak değil;zor zamanlarda geri çekilmemektir.
Bu akşam;sadakatin anlamını,bağlılığın insanı nasıl güvenilir bir karaktere dönüştürdüğünü ve Peygamber’e yakınlığın bir ayrıcalık değil bir emanet olduğunu birlikte tefekkür edeceğiz.
📍 Bu akşam Gıyaseddin Karatepe hocamızın anlatımıyla Hasbihane’deyiz
Davetlisiniz.
#SahabeNurİklimi
#Hasbihane
Abdullah bin Revâha (r.a.)
Sözü (kelamı),kalemi hitabeti kılıç kadar keskin ve etkili Komutan.
Sarsılmaz temslimiyet ile Şehadet'e koşan Yürek..
Bazı insanlar sadece savaş meydanında büyümez;önce kendi içlerinde büyürler.
Abdullah bin Revâha (r.a.) işte böyle bir yürektir.
O,kılıcından önce kalbini kuşananlardandı.
Çünkü asıl savaş,insanın içindeki geri adım ile ileri adım arasındadır.
Mû’te günü sancak eline verildiğinde bir an durdu.
Evet… Durdu.
Şeytan vesvesesi nefsi ile ona yaşamayı fısıldadı.
Dünya,bir anlığına kalbine dokundu.
Ama o, anlık vesvese ve şeytanın fısıldamasını, tereddüdü içinde saklamadı.
Onu imanla ezdi.
Ve yüksek sesle haykırdı:
-Beni alıkoyan eşimse boşadım,şahit olun!
-Beni alıkoyan malımsa hepsini Allah yolunda bağışladım,şahit olun! dedi.
Bu söz, şeytana karşı cesaret ile meydan okumaydı.
Bu,nefsine verilmiş bir hükümdü.
Çünkü o biliyordu:
Şehadete yürüyen bir kalpte,dünya ikinci sırada kalamaz.
Sonra durmadı.
İleri atıldı.
Şehadet,korkusunu Allah’a teslim edenlerin ufkudur.
Abdullah bin Revâha (r.a.),işte o ufka doğru yürüdü.
Sancağı taşıdı.
Canını verdi.
Ama sadakatini yere düşürmedi.
Onun Resûlullah’a (s.a.v.) bağlılığı da böyleydi.
Bir gün Efendimiz hutbe irad ederken,
Ey oturanlar, oturduğunuz yerde kalın, ayaktakilerde yere otursun buyurdu.
Abdullah (r.a.) bu sözü mescidin dışında,sokakta duydu.
Ve olduğu yere çöktü.
Çünkü onun için Peygamber’in sözü mesafeye bağlı değildi.
Emir duyulduysa,itaat edilirdi.
Yakınlık,yanında olmak değil;sözünü tutmaktı.
İşte bu yüzden Abdullah bin Revâha (r.a.),
sadece bir sahabe değil;sadakatin ayakta duran hâlidir.
Bu akşam onun iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkacağız.
@giyaseddin Karatepe hocamızın anlatımıyla
@Hasbihane’de,
Abdullah bin Revâha’nın (r.a.) şehadete yürüyen sadakatini konuşacağız..
Davetlisiniz.
#SahabeNurİklimi
#Hasbihane
Talha bin Ubeydullah (r.a.) Yaşarken Şehadeti Kuşanan Sahabe...
O,Uhud’un tozu ve kanı içinde yalnızca bir sahabe olarak değil;imanını bedenine yazdırmış, ahdine sadakatiyle tarihe geçmiş bir adanmışlık timsali olarak karşımızda durur.
Talha bin Ubeydullah (r.a.), inancını sözle değil, canıyla mühürleyenlerin adıdır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) önüne doğru savrulan her ok,onun bedeninde bir iz; bizim kalplerimizde ise derin bir hüzün ve ibret olarak yer etti.
Uhud'da cihad meydanında yetmişten fazla ok mızrak,kılıç yarası…
Ama geri çekilmeyen tek bir adım,gevşemeyen bir sadakat.
O gün Uhud’da,iman korkuya galip geldi; beden yaralandı ama ruh dimdik ayakta kaldı.
Uhud günü Efendimiz’in (s.a.v.) onun için,
“Cennet sana vacip oldu ey Talha” buyurması,bir ömrün ahde sadakatle yaşanmasının ilahî tasdikiydi.
Çünkü Talha (r.a.),imanını yalnızca savaş meydanlarında değil,hayatın tamamında taşıyanlardandı. Zenginliği onu dünyaya bağlamadı; bilakis malı,yoksulun umudu,ümmetin emaneti oldu. Cömertliği gösterişten değil,teslimiyetin ve samimiyetin zirvesinden besleniyordu.
Ahzâb Suresi’nin 23. ayetinde bahsedilen o kullar vardır ya; verdikleri sözü bozmayan,ahitlerine canlarıyla sadık kalanlar…
Talha bin Ubeydullah (r.a.), o ayetin adeta yaşayan bir tefsiri gibidir.
O, şehadeti bekleyenlerden değil;şehadeti yaşayarak taşıyan bir yürekti.Bu yüzden ona “yaşayan şehid” denildi.Çünkü onun hayatı,baştan sona bir adanmışlıktı.
Biz bugün bu büyük sahabeyi anarken sadece bir tarih anlatmıyoruz. Sadakatin neye benzediğini, imanın nasıl bedel istediğini,cesaretin nasıl sessiz ama sarsıcı olabildiğini yeniden öğrenmeye çalışıyoruz.
Ve biliyoruz ki Talha bin Ubeydullah (r.a.), geçmişte kalmış bir kahraman değil;bugün de kalpleri ayağa kaldıran diri bir çağrıdır.
Bu akşam @HasbiHane,'de @giyaseddin Karatepe hocamızın anlatımıyla; bir insanın imanla nasıl büyüdüğünü,ahde sadakatin insanı nasıl yücelttiğini ve cennetin bazen bir ömrün tamamına nasıl yazıldığını birlikte tefekkür edeceğiz.
Tüm gönül dostlarımız bu akşamki sohbetimize davetlidir.
#SahabeNurİklimi
#Hasbihane
Hz. Fâtımatü’z-Zehrâ (r.a.)
Göklerin,yeryüzüne armağan ettiği bir gonca…
O,“Benim bir parçam” diyen bir Sevgili Peygamber’imiz Hz.Muhammed (s.a.v) yavrusu,
“Cennet kadınlarının efendisi” iltifatına nâil bir mübarek şahsiyet…
Hayatı, Resûlullah’ın ayak izlerinden örülmüş bir duâ,
Sabrı,edebi ve iffetiyse asırlara yayılan bir öğüt…
Peygamber’in (s.a.v.) dizinin dibinde büyüyen,vahyin nûruyla beslenen bir gönül…
O,yalnızca bir kız evlat değil,bir “ümmet annesi”ydi.
Yoksullukla imtihan olmuş,ama kalbi her daim zengin;
evi,hikmetle doluydu.
“Babacığım” dediği Nebî’nin yükünü paylaşan,onun üzüntüsüne ortak,sevincine arkadaş…
Hz. Ali’nin (r.a.) eşi,Hasan ile Hüseyin’in annesi…
Ehl-i Beyt’in göz bebeği,İslâm’ın yüzakı…
O,tesettürünü bir örtü değil,bir şeref bilen;susmasıyla söyleyen,duruşuyla öğreten bir hanımefendi…
Vefatı,Peygamber’in (s.a.v.) âlemden ayrılışı kadar derin,mirası, ümmetin hafızasında hep taze…
Bu akşam ,“Sahabe Nur İklimi”nde, onu anlamaya ve hayatını sohbetimize ders olarak işleyeceğiz.
Sn. Gıyâseddin Karatepe @giyaseddin Hocamızın dilinden,
“Peygamber’in ciğerpâresi”ni dinleyecek,günümüzde bir “Fâtıma gibi”yaşamanın örnekliğini konuşacağız.
🌹 Tüm gönül dostlarımız davetlidir.
Bu akşam ⏰ 22.00 saatinde
🎙 @HasbiHane’de buluşuyoruz.
#FatımatüzZehrâ
#SahabeNurİklimi
#Hasbihane
Sahabe Nur İklimi’nin Yıldızlarından;Irak ve İran Fetihlerinin Kumandanı,okunu Allah ve İslâm için kullanan bir Mücahid:
Sa‘d bin Ebû Vakkas(r.a.)
Resûlullah’ın (s.a.v.) Uhud’da,
“At ey Sa‘d! Anam babam sana feda olsun!” buyurarak iltifat ettiği mübarek bir sahabi…
Yalnızca mahir bir okçu değil,Hz.Peygamber Efendimiz’in güvenini ve sevgisini kazanmış bir yürek…
Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in,annesinin amcası olması sebebiyle “Bu benim dayımdır; benzeri varsa göstersin” buyruğuna mazhar olmuş,yakınlığıyla değil,ahlâkıyla kıymet bulan bir iman eri…
İlk Müslümanlar arasında yer aldı,genç yaşında imanı kuşandı
ve bu imanı bir ömür boyu onurla taşıdı.
Bedir günü hakkında;
“Attığın zaman sen atmadın,Allah attı” ayetiyle anılan sahabi olarak tanındı.
Onun oku bir silahtan öte,Allah’a teslimiyetin ve İslâm’a adanmışlığın nişanesiydi.
Cennetle müjdelenmiş on büyük sahabeden biri olarak, zaferi kendine değil her daim Rabbimiz'den bilen bir İmani kalp.
Her başarıyı emanet,her fethi bir imtihan bildi.
Irak ve İran fetihlerinin başkumandanı oldu.
Kadisiye’de yalnızca bir devleti değil,önce ümmete umut,mazluma güven kazandırdı.
Ordusunu kılıçtan önce dua ile yürüttü.
Bu hafta Sahabe Nur İklimi’nde,imanla yönetilen bir ordunun ve takva ile yürütülen bir fetih ahlâkının izini sürüyoruz.
🎙 Sn.@giyaseddin Karatepe Hocamız’ın anlatımıyla,
okunu Allah için atan,zaferi takvada arayan bir ömrü konuşacağız inşallah.
🔊 Bu akşam @HasbiHane deyiz.
Tüm gönül dostları davetlidir.
#SaadBinEbuVakkas
#SahabeNurİklimi
#İslâmTarihi
#HasbiHane
Sahabe Nur İklimi’nden, 3.Halifemiz,
Zinnûreyn Hz.Osman (r.a.)
Hz.Resûlullah’ın iki ciğerpâresiyle nikâhlanarak “iki nur” lütfuna mazhar olan bir gönül sultanı…
O,edebi libas,vakarı şiar,cömertliği nefes bilmiş; ilâhî bir tecellinin adıydı.
Bir halife ki;
Tahtı değil,secdesi vardı.
Bir servet sahibi ki;
Tüm malını İslam için infak edip bağışlayan bir kalp.
Bir yönetici ki, emretmekle değil, hizmet etmekle örnek bir şahşiyet
Geceleri Kur’ân’ın âyetleriyle hemhâl, gündüzleri ümmetin derdiyle dertliydi.
Malı mülkü, Allah’ın emaneti bildi; bir damlasını bile nefsine haram kıldı.
Fitne rüzgârları estiğinde ise sabrı bir kalkan,vakur duruşu ise bir sığınak oldu.
📖 O’nun en büyük hizmeti, Kur’ân-ı Kerîm’i istinsah ettirip çoğaltmak ve İslâm coğrafyasına “tek bir mushaf” üzere toplamaktı.
Bu,sadece bir kitap çalışması değil; ümmetin kalbini “tek bir Kur’ân” etrafında birleştiren,ilâhî kelâmı nesillere aktaran ebedî bir adanmışlıktı.
Bu gece, Sahabe Nur İklimi sohbetlerimizde,Sn. Gıyâseddin (@giyaseddin Karatepe Hocamızın dilinden;
Hz. Osman (r.a.)’ı yalnızca tarihî bir şahsiyet olarak değil,
“İmanın edeple,iktidarın adaletle,servetin infakla”nasıl bir ağırbaşlılıkla yoğrulduğunu gösteren bir "kâmil örnek" olarak idrak edecek,onun manevi şahşiyetini tefekkür edeceğiz.
Bu akşam saat 22.00’de,
@HasbiHane’de, mânâ ve rahmet ikliminde buluşmak üzere…
#HzOsman
#Zinnureyn
#VakarVeEdep
#SahabeNurİklimi
#Hasbihane
Sahabe Nur İklimi’nin Yıldızlarından;
Geceyi de Gündüzü de Aydınlatan Adaletin Yolu: Hz. Ömer (r.a.) ⚖️✨
Asr-ı Saadet’in o mübarek ikliminde,Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz’den sonra adalet denildiğinde,akıllara düşen ilk isimdi O…
Hz. Ömer (r.a.),
adaleti sadece dilde değil,hayatın tam merkezinde yaşayan bir ömürdü.
Sırtında yamalı bir hırka,yüreğinde ise koskoca bir ümmet taşırdı.
Geceleri Medine sokaklarını adımlayan bir âmirdi;
gündüzleri mazlumun umudu,
zalimlerin ise titreten korkusuydu.
O,hak ile bâtıl arasına çizilmiş bir sınırdı…
Faruk’tu.
Şahitliği sarsan,hesabı titizlikle soran;
adaleti bir hüküm olmaktan çıkarıp
bir hâl,bir duruş,bir ahlâk kılan bir insandı.
Bir bakışı heybet,bir sözü merhamet doluydu.
Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v),
“Ya Ömer, adalet senden sorulacak!”
ikazına muhatap olmuş bir ömür…
Ve bu sorumluluğu iliklerine kadar hisseden bir gönül…
Bu gece,
Sn. @giyaseddin Karatepe Hocamız’ın anlatımıyla;
Hz. Ömer’in sarsılmaz adalet iradesini,incelikli devlet yönetim anlayışını ve sarsılmaz imanını konuşacağız.
Nasıl bir idareydi ki
çoban ile halife aynı terazide yargılanabiliyordu?
Nasıl bir kalpti ki geceyi ibadetle,
gündüzü adaletle aydınlatıyordu?
🌙 Sahabe Nur İklimi’nde bu akşam,
“Adaletin Yeryüzündeki İzini” konuşuyoruz.
🎙 Saat 22.00’de HasbiHane’de (@HasbiHane )buluşmak üzere…
Tüm gönül dostları davetlidir.
#HzÖmer
#Faruk
#AdaletYolu
#SahabeNurİklimi
#HasbiHane