4213 savunma ağırlıklı bir düzen. Genelde kabızların tercih ettiği ve kahir ekseriyetle başarısız oldukları bir sistem. Oysa 433 yada 343 en ideali. Kemalin ezik bi kaybeden kabız olması hiç şaşırtmadı.
Orhan Pamuk’un "Masumiyet Müzesi" romanında Kemal, âşık olduğu Füsun’a kavuşamadığı yıllar boyunca onun içip söndürdüğü tam 4213 adet sigara izmaritini biriktirir. Her bir izmaritin yanına Füsun'un o anki ruh hâlini, tarihi ve o izmariti kül tablasında nasıl ezdiğini not eder. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir çöp olan bu izmaritler, Kemal için Füsun’un dudaklarının değdiği ve onun nefesini taşıyan birer kanıta dönüşür.
Yazarın bu eylem üzerinden anlattığı gerçeklik, aşkın ve hafızanın doğasına dair net bir yüzleşmedir: İnsanlar sevdikleri kişiyi kaybettiklerinde veya ona ulaşamadıklarında, ondan geriye kalan eşyalara sığınırlar. Birine duyduğunuz özlem katlanılamaz hâle geldiğinde, onun dokunduğu değersiz bir nesne bile geçmişi canlı tutan bir çapaya dönüşür. İnsanlar gider, zaman geçer; ama eşyalar, kaybettiğimiz o hayatın bir zamanlar gerçekten yaşandığını ispatlayan en sessiz şahitlerdir.
⭕️ Fatih, Yavuz ve Abdülhamid...
Baktıkları yönde
Sayın Cumhurbaşkanı ve gençler.
Rams Park'ta Tügva yaz okulları finalinde sürprizler devam ediyor.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Ali Babacan:
"Çocuğunuz iyi bir okul kazandıysa, dairenizi satıp çocuğunuzu okutun.
İmkanı olanlar neyi var neyi yok çocuğunun eğitimine harcasın. Benim tavsiyem bu."
Bununla ilgili bir sürü imalı paylaşım gördüm. Güya sarkastik gibi görünen her paylaşımda, akplilerin yada mütedeyyinlerin dinin alet edilmesini dert etmeleri değil de ellerindeki o kozun başkasına geçmesi korkusunu yaşadıklarını hissedebiliyorsun.
Dini değerlerin demokratikleştirilmesi güzel bir gelişme. Sadece İslamcıların (Siyasal İslamcı diye belirtmiyorum çünkü her din politiktir ve dolaysıyla siyasidir) alet etmesi haksız rekabetti. Bu ara bu kadar düzgün abdest alamayan yığınla akpli vardır.
Sefer ayındayız ve bu ayda kaza belanın çok olacağına inanıyor annem gibi mütedeyyinler. Bunun için okunacak yığınla dua var. Bu inanışın merkür retrosuna inanmaktan zerre farkı yok. İkisi de yanlış, çarpık argümanlarla temellendirilmiş primitif insanın inanma motivasyonu
Bilim bir metod. Bilimsellik de bir metodoloji. Yani çok sık kullanılan "bilim bunu söylüyor" kalıbı büyük saçmalıktır. Bilim bir şey söylemez. Metodoloji de yani bilimsellik de bir yerde tıkanıyor. İşte orada kendini yeniliyor, kendine karşı çıkıyor. Değilse boka saplanıyor
''Kanıma dokunuyor.''
30 yaşında ailesiyle yaşayan bir kişi halini ağlayarak anlattı:
-“Mutfağa girip süt içtim ailenin bir üyesi şey dedi: hepsini zıkkımlanmak zorunda mıydın?”
Asya,romantik takılan şekilci,oportunist bir ödlek,İlyas hedonist bir yavsak,Cemşit ozguven eksikligi yasayan ezik bir saftiriktir. Selvi Boylum Al yazalım 2 cekilseydi Cemsit ufakligi okula gotururken Asya onu Ilyas ile kamyon kasasinda aldatirdi kesin. (Şaka değil)
Dini değerlerin demokratikleştirilmesi güzel bir gelişme. Sadece İslamcıların (Siyasal İslamcı diye belirtmiyorum çünkü her din politiktir ve dolaysıyla siyasidir) alet etmesi haksız rekabetti. Bu ara bu kadar düzgün abdest alamayan yığınla akpli vardır.
İnsan hem özne hem nesnedir. Nesnel tarafıyla nedenselliğe (yasa, kanun vs.) bağlıdır. Öznel tarafı ile böyle bir bağlılığı yoktur. Ahlak, insanın öznel tarafını nesnelleştirmek için geliştirilmiştir.
Tıpkı doğasının yasası gereği yavru ceylanı avlayan yırtıcı için ahlaksız denilemeyeyeceği gibi kırmızı ışıkta durmak gibi bir yasaya uyan biri için ahlaktan, ahlakilikten bahsedilemez. Kırmızı ışıkta durmak nesneldir.