KURUCU İMAMLARIN SÜNNİLİĞİNE GİRİŞ
"Benim referans aldığım doğru ve sahih Sünnilik, kurucu imamların Kur’an ve Sünnet’e dayanan, sübutu kesin, nasstan usul dahilinde hüküm çıkaran; ceht, mücahede ve içtihatlarında hakim iktidarların çıkarlarını ve hoşnutluğunu değil, “hitapta ilahi muradı, hükümde maksadı arama” sakiyle hareket eden müçtehitlerin, kelamcıların ve mürşitlerin Sünniliğidir. Bu mülahaza ile kurumsal Sünnilik ile kurucu imamların Sünniliği arasında temel bir ayırım yaptım."
https://t.co/zSAupt5q6B
🔴🔴“Çöl Panoptikonu Çökerken: Küçük Sparta’ya Ölümcül Bir Ağıt”
Bu analizde, İran’ın 2026’da Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef almasını yalnızca askerî bir çatışma olarak değil; tarih, kimlik, hafıza ve medeniyet ekseninde büyüyen derin bir jeopolitik kırılma olarak ele aldım. Çünkü Tahran açısından mesele yalnızca füze savaşları değil; “Fars Körfezi”nin adıyla başlayan, adalar üzerinden derinleşen ve İsrail-BAE ekseniyle sertleşen ontolojik bir kuşatma hissidir.
Yazıda özellikle şu soruların peşine düştüm:
Neden İran doğrudan Suudi Arabistan yerine BAE’yi hedef aldı?
“Arabian Gulf” söylemi neden İran’da tarihsel bir saldırı olarak görülüyor?
Osmanlı kaynakları ve klasik haritalar bu tartışmada ne söylüyor?
BAE neden İran’ın gözünde sıradan bir Körfez ülkesi değil, bir “çöl panoptikonu” olarak kodlanıyor?
Piri Reis’ten Kâtip Çelebi’ye, Foucault’dan modern Körfez jeopolitiğine uzanan bu analizde; BAE’nin İsrail ve Batı ile kurduğu güvenlik mimarisinin İran tarafından nasıl algılandığını, Hürmüz Boğazı’nın neden yalnızca ekonomik değil aynı zamanda medeniyet sembolü olduğunu ve “Küçük Sparta” doktrininin Tahran’da neden varoluşsal bir tehdit olarak okunduğunu tartıştım.
Ve işte tam burada “Çöl Panoptikonu” ile “Küçük Sparta” aynı ateş çemberinde buluşuyor. BAE, Foucault’nun panoptikon kavramının ete kemiğe bürünmüş hali olarak; Al Dhafra’daki sensörleri ve Mossad’la kurduğu “İran Masası” üzerinden Tahran’ın her nefesini gözetleyen görünmez bir iktidar kulesine dönüşüyordu. Ancak bu kule yalnızca gözetlemiyor; Yemen’de savaşan, İran’ın caydırıcılığını küçümseyen ve teknolojik üstünlüğünü mutlaklaştıran “Küçük Sparta” zırhıyla hareket ediyordu. Fakat 2026 baharında, gözetlenenin zincirlerini kırıp gözetleyenin kulesine yürüdüğü o ontolojik isyan anı geldi. Ve o gün Körfez’in suskun suları, tarihin şu kadim sorusunu yeniden fısıldadı: Gölgeleri gerçek sananlar, ışığın kendisiyle yüzleştiklerinde hayatta kalabilirler mi?
Yazar:
Doç. Dr. Murteza OCAKLI
Detaylı analiz için:
https://t.co/QpDo0W1rWA
@hmetyesil Veysel beyin analizi geçmiş yönetimler açısından doğru olsada,İslam cumhuriyeti ve Cumhuriyete cephe alınmış bunca dış unsurların ( devletler) etki ve tacizleri açısından bakılırken göz ardı edilen çok şey var geçmiş yönetim ve devlet idare biçimiyle,İslam Cumhuriyetinin yapısal
Son Dakika: İşte ehli sünnetten sünni çok müslüman Cübbeli Ahmet: Halil Konakcı Adını bilmediğim bir diğer müslüman hoca.
Bir ülke'nin "bir iline "bir atom bombası düşse "bir ili, bir milyon insanı yok eder. 50 yıl o ilde yaşam olmaz.
Bu tür Tel Aviv merkezli hocalar atom'dan kat kat daha tehlikelidir... Bakınız
Milyonlarca insanı bilimden uzak tutuyor zehirliyorlar...!!! Kardeşi kardeşe düşman ediyorlar. Bastıkları yerde yüz yıllardır ot bitmiyor demiyor "çöp bile bulunmuyor. Çöle çeviriyorlar.