2025-2026 sezonu U19 PAF Ligi’nde şampiyonluğunu garantileyerek üst üste üçüncü kez bu büyük başarıya ulaşan U19 Takımımızın futbolcularını, teknik ekibini ve emeği geçen herkesi yürekten tebrik ederiz 🏆
Trabzon ve Trabzonspor hakkında bir kaç kelam etmek istiyorum. Yani bu konuyu neden bu kadar önemsediğimizi anlatasım var.
Herkesin memleketi kendine göre en güzelidir. Herkes kendi insanını daha çok önemser ama hayat şartları onu bazen memleketinden uzakta yaşatır. Zaman geçtikçe memleket ile aradaki bağ kopmaya, gitmeler gelmeler azalmaya başlar.
Nesiller geçtikçe geriye hiç bir şey kalmaz. Memleket neresi sorusunun cevabı artık İstanbul, Ankara, İzmir olur.
Çünkü hayatın merkezi ve bağlantıların değişmiştir. Her ne kadar bilinç altında memleket yatsa da hayatın gerçekleri ortadadır. Bağ kopmuştur.
Trabzon ve Diaspora Trabzon'un kopmayan bağının en büyük Trabzonspor'dur. Trabzonspor köye, memlekete gitmek için fırsattır. Trabzon'da yaşayanlar için de kendini dışarıya açmanın kudretli yoludur...
Şehrin küçük ve dinamik yapısı, sürekli göz önünde olan ve futbolda büyük olmayı başarmış Trabzonspor, bir araya gelmesi mümkün olmayan insanları bir araya getiriyor.
Araya beş adam koyup ulaşamayacağın insanları Trabzonspor sayesinde tanıyor, milletin el pençe divan durduğu adamlarla çay ocağında muhabbet ediyorsun.
Bunu İstanbul takımını tutanlar anlayamaz. Çünkü İstanbul çok büyük, karmaşık ve kendine ait sadece kurumsal iş kültürü var. Orada yaşayan insanların vatandaşlık dışında başka kültürel ve ortak bir paydası da yok. Sadece aynı takımı tutuyorsun o kadar. Bundan fazlası değil. Gerisi salt bir ruh hastalığı.
Ne hayatın ne duyguların benzer. Ama Trabzonspor'u tutanların tüm duyguları ve kültürü ortak. En zengini de en fakiri de temelde aynı adam.
Üstüne bu sadece Trabzonla sınırlı kalmamış. Diyarbakır'ın bilmem ne köyünden Kütahya'nın bilmem hangi beldesine kadar sayısı milyonu bulan ve geçen nice farklı memleketten insanı da içine almış. Bunun dünyada örneği yok. Şehir takımı ama şehir takımı da değil.
X bir şehirli şehrine gidecek bir şey bulamadığı için bağı istemsizce kopar ama Trabzonlu sadece maça geldiği için bile bağı diri kalır. Bu da kültürü yok etmez. İstanbul'da bahçe bulan Karadeniz kadını hala lahana ekmeye çaba eder. Beş nesil İstanbul'da doğan bebek bile mısır ekmeği ile yoğurdu vaftiz edilmiş gibi kutsal beller.
Trabzon'da spor başlarken bu amaçla başlamadı tabi. Ama şehrin genetik yarışmacı ruhu asabiyenin korunması adına mükemmel bir etken olmuş.
Başka şehirden bu takımı tutanlar ise kendi şehirleriyle ifade edemedikleri bu isyanı Trabzon ile etme şansı bulmuş.
İstanbul cemiyetinden bunlar görülmez. Hissedilemez.
Basit bir futbol hamallığı olarak gelir geçer.
Ama Trabzonsporlu için Trabzonspor büyük bir networktur.
Asabiyedir. Kendinden olanı savunma, kendi isyanını haykırma bunu yaparken de çevresine yeni yeni insanlar katmak... Ve bu suni olarak değil tamamen doğal olarak kendinden hayat bulur.
Trabzonspor zaten başarılı, olduğu süre boyunca rakamlar ve kupalar ortada, ama bunun hepsinin dışında taşıdığı misyon olarak en büyüktür. Bunun kupa sayısı ile alakası yoktur.
Bunun kıymetini bilip taşıyanlara ne mutlu. Bunu elinin tersiyle itenler ve hiç görmeyenler için ise çok acı.
Biz bir takım değil bir kültürü muhafaza ediyoruz. İçimize farklı şehirden insanları katıyoruz. Şehrimizin hatta köyümüzün adını gündemde tutuyoruz. Herkesin kültürü yok olmaya yüz tutmuşken kültürü tohum gibi ekiyoruz.
Dünyada Türk olmak ne kadar muhteşem ise Türkiye'de Trabzonsporlu olmak o kadar muhteşemdir.
Bize üstten bakıp bizi kendince küçümseyenler için naçizane yorumumdur. Bunun ne olduğunu asla anlayamayacaksınız.
Galatasaray camia olarak kendini İngiliz İmparatorluğu zannediyor. Her takım bunların mandası olacak, onlar en son ne derse o olacak.
Trabzon maçında yaşadıkları şoku hazmedemiyorlar. Nasıl yani nasıl nefretin simgesi Fenerbahçe değil de biz oluruz kafasındalar hala.
Maç oynanalı 5 gün oldu hala ağlama ayini bitmedi.
Senelerce ligde cambaza bak oynayıp Fenerbahçe'yi hedefe koyup kendi istediğinizi cebe attınız. İnsanlar artık sadece cambaza bakmıyor arkayı da kolluyor.
Bunu bizim göstermemiz ayrıca güzel oldu.
Fenerbahçeliler de bize karşı senelerdir yürüttüğü aptal propagandanın gerçek olmadığ��nı gördüler.
Trabzonspor misyon olarak muktedirlere karşıdır. Muktedirin renginin önemi yoktur. Fenerbahçe veya Galatasaray bizim için bu daha iyi seçimi yapılacak takımlar değiller. Biz ikisini de aynı şekilde sevmiyoruz. Biri şampiyon olacaksa bari şu olsun demiyoruz.
Münferit diyenler vardır ama camiada küçük beyinli bir kaç kişidir.
Galatasaray 5 gündür ne kadar iti köpeği varsa sahaya saldı, Trabzon şehri hakkında hakarete başlattı.
Entelektüel olmayı, şehir olmayı, kültür sahibi olmayı, hatta sanayici ve esnaf olmayı, spor şehri olmayı ve en önemlisi başarılı olmayı sadece İstanbul'a has sanan kuduz köpeklerini umarsızca afkurtuyor.
Köpeklerinize sahip çıkın.
İstanbul'un çakma ve sahte entelektüelliği ile bu şehri ezmeye çalışan herkesi fikirleriyle beraber tarihe gömeceğiz. O üstten bakışınıza cesaret veren Fransız küstahlığının farkındayız. Cemiyetinize ve kültürünüze topuyla karşıyız.
Zihniyetinizi yok edeceğiz.
yıkılmaz sandığınız fildişinden kulelerinizi, ukala tavrınızı, kibrinizi, özgüveninizi, algınızı, hakeminizi, kalecinizi. hepsini mayıs arifesinde kasvetli bir trabzon akşamında bir avuç inanmış yürekle işte böyle sikip attık. inanmış bir şehrin baş kaldırısı. yüreğinize sağlık.
Fenerbahçe-Karagümrük maçının ardından Fenerbahçe’nin şampiyonluk iddiası zedelendi. Bu gelişmenin ardından bir Trabzonspor taraftarı, geçmişteki tartışmalı şampiyonluklara gönderme yaparak şu ifadeleri kullandı:
“2010-2011 senesi yıktın ocağımızı, Fenerbahçe çok aldın sen bizim ahımızı.”
CHP’nin kamera bantlama rezaleti mizah malzemesi olmaya devam ediyor !
Ünlü oyuncu Metin Yıldız çorba içerken kamerasını bantlayarak bu rezaleti “ti”ye aldı.
Bu CHP ülkeye zarar vermese eğlenceli bi parti aslında :)
Arkadaşlar ufak bir duyurum var, sonuna kadar okuyun lütfen.
Bu hafta oynanan Galatasaray maçı sonrası zaten minimal olan ülke futboluyla ilgili umudumu tamamen kaybettim. Olay; top çizgiyi geçti mi, penaltı doğru mu, sarı kart neden verildinin çok ötesinde. İstanbul takımları ve taraftarları için diğer takımlar yok hükmündeler. Bu lig diğer takımların figüran olarak katıldığı, sonunda mutlaka İstanbul takımlarından birinin şampiyon olması gereken ve bunun için her yolun (!) da denendiği bir sirke dönmüş durumda. Trabzonspor'un hakkını korumak için tweet attığımda o maçın kiminle olduğuna göre Galatasaraylı veya Fenerbahçeli oluyorum; çünkü bunu diyenler benim başka bir takımı kayıtsız şartsız sevip onun başarılı olmasından başka hiçbir niyetim olmadığını bie anlayamaz seviyedeler.
Kimseden daha iyi futbol bildiğimi iddia etmedim. Benden çok maç seyreden, araştıran, dünya futbol literatürünü takip eden çok fazla da yoktur aslında. Yine de bu platformda yazılanları severek okudum, zaman zaman cevap verip tartışmalara da girdim. Ama gelinen noktada bunun pek de bir anlamı olmadığını görüyorum. 2010-11'de yöneticiyken bütün süreci bizzat yaşadım. Haklının değil de güçlü olanın nasıl haklı ilan edildiğine ve diğer tarafın bu durum karşısındaki çaresizliğine defalarca şahit oldum.
Diyeceğim o ki; bundan sonra elimden geldiğince - çok ufak bir şerh koyuyorum- Türk Futbolu ile ilgili çok az tweet atacağım. İstanbul takımlarının gözü aydın olsun, onların ve güce tapan taraftarlarının şampiyonluklarını şimdiden tebrik ediyorum. 😀