"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş ve olmaya devam edecek bir milletiz."
"Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı var olmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet; hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır."
Mustafa Kemal ATATÜRK
AHMET TÜRK’E KÜÇÜK BİR SOYADI TAVSİYESİ!
Ahmet Türk bir açıklama yapmış.
Demiş ki:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum ama kimliğim yok, dilim yok, halkım yok sayılıyor.”
Okudum…
Bir daha okudum.
Sonra dönüp adamın adına baktım:
Ahmet TÜRK!
Yahu Ahmet Bey, insan bazen yaptığı açıklamayla soyadı arasında bu kadar büyük bir ters köşe yaratmaz!
Bir defa şu toprak meselesini halledelim.
“Kürdistan’da geniş topraklarımız var” diyorsun.
Ben haritaya baktım. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları hâlâ yerinde. Mardin de Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde.
Dolayısıyla geniş topraklarınız olabilir, ağa bir aileden geliyor olabilirsiniz; eyvallah. Ama o toprakların bulunduğu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti.
Gelelim esas matrak bölüme…
“Kimliğim yok” diyorsun.
Ahmet Bey, senin nasıl kimliğin yok?
Milletvekilliği yaptın.
Belediye başkanlığı yaptın.
Türkiye siyasetinin yıllardır en çok tanınan isimlerinden birisin.
Televizyona çıktığında altına “Bu beyefendi kimdir?” diye açıklama koymaya gerek duymuyorlar. Seni Türkiye tanıyor.
Sonra çıkıp:
“Kimliğim yok.”
E kardeşim, benim kimliğim senden daha az tanınıyor!
Ben burada başka bir noktaya takıldım.
Madem “kimlik” meselesini bu kadar önemsiyorsun, madem “Kürdistan” diyorsun, madem Kürt kimliğinin yok sayıldığını düşünüyorsun…
O zaman sana küçük, masrafsız sayılabilecek, üstelik meseleyi kökünden çözecek bir önerim var:
Soyadını değiştir!
Ahmet Türk…
Olmadı.
Senin anlattığın hikâyeye uymuyor.
Git mahkemeye, gerekli işlemleri yap:
Ahmet Kürt!
Bak, vallahi daha tutarlı.
Kartvizite de yakışır:
AHMET KÜRT
Siyasetçi – Eski Milletvekili – Eski Belediye Başkanı
Altına da istersen:
“Kimliğimi buldum.”
Şaka bir yana…
İşin matrak tarafını bir kenara bıraktığımızda mesele ciddi.
Türkiye’de Kürt vatandaşlarımızın geçmişten bugüne yaşadığı sorunlar elbette konuşulabilir. Geçmişte yapılan yanlışlar, yasaklar, acılar tartışılabilir. Bir ülkede insanların kendilerini özgürce ifade edebilmesi zaten demokrasinin gereğidir.
Ama aynı hassasiyeti Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak değerlerine karşı da göstermek gerekir.
Bir taraftan “Bu süreci bozan Kürtler olmayacak” deyip toplumsal barıştan söz edeceksiniz, diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki topraklardan “Kürdistan” diye bahsedeceksiniz.
Sonra da:
“Toplumda güvensizlik gelişti.”
E gelişir tabii Ahmet Bey!
Güven dediğiniz şey tek taraflı kurulmaz.
Bu ülkede yaşayan insanların hassasiyetlerini görmezden gelerek barış dili oluşturamazsınız.
Ben Kürt vatandaşımın diline de, kültürüne de, kimliğine de saygı duyarım. Ama aynı saygıyı benim ülkemin adına, sınırlarına ve ortak değerlerine karşı da beklerim.
Mesele Kürt olmak, Türk olmak değil.
Mesele birlikte yaşadığımız ülkenin adını doğru koyabilmek.
O ülkenin adı da bugün itibarıyla gayet açık:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ.
Ama sen yine de benim soyadı önerimi bir düşün Ahmet Bey.
Çünkü insanın adı Ahmet Türk olup bu kadar “kimliksizim” diye yakınması gerçekten kaderin insana yaptığı en matrak şakalardan biri.
Ben olsam değiştirirdim.
Ahmet Kürt.
Hem söyleminle uyumlu olur…
Hem de bir daha “Kimliğim yok” dediğinde kimse dönüp soyadına bakıp gülmez.
Burhan Akdağ