HELE DURMA YÜRÜ SEN, DAHA YOLUN YARISI VAR..
Oldukça önemli , herkesin okuması gereken bir kayıt ile beraberiz.
Altında Yükseliş nereye kadar devam edecek. Nasıl bir strateji uygulamalıyız.?
Borsa İstanbul'da genel seyrimiz yukarı mı? Panik yapmalı mıyız?
Genel ekonomik dengeler döviz kredileri mevduat faizleri ve makro gelecek?
Güzel bir hafta diliyorum.
Lütfen RT edelim.
#viop #bist #xu100 #xauusd #altin #gümüş #brent #dolar #borsa #carrytrade
Bugün birçok ateistin bir veya iki nesil önceki soyu büyük ihtimalle Müslümandır. Hani şöyle diyorsunuz ya: “Ben birçok dürüst ateist tanıyorum.” İşte o tanıdığınız ateistlerin çoğunun önceki nesillerden kalplerine işlenmiş, içlerinde Allah korkusu vardır.
Bugün çoğu ateistin aile büyüklerinden biri öldüğü zaman camiye gidip hocaya sela verdiriyorlar ve cenazelerini İslami şartlara göre yıkatıp imamın arkasında cenaze namazını kılıp defnediyorlar. Buda ne olur ne olmaz haksız çıkarsak mundar gitmeyelim korkusu. Ölen kişinin kırkı çıkana kadar evde Kur’an okutuluyor, kırkı çıktı mı geçici olarak geçtikleri Müslüman saflarından ateist saflarına geri dönüp Müslümanlara ateist güzellemeleri yapmaya devam ediyorlar. Bu ne çelişki değil mi?
Deprem olunca ya da uçak düşerken kelime-i şahadet getiriyorlar ve kurban adağı sözü veriyorlar. Tehlike geçince de kurbanda kesilen hayvanlar üzerinden Kurban Bayramı’nda provokatörlük yapıyorlar. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor.
Asıl tehlike, bayrağı Müslüman büyüklerinden devralıp ateist olanlarda değil; onların genelinde kalplerine azda olsa Müslümanlık işlemiş çünkü çocukluklarında namaz kılan nene ve dedeleri olmuş. Asıl tehlike, bayrağı ateist aileden devralan yeni nesil gençlerde. Her nesilde durum daha da kötüleşiyor.
Bu insanların ülkemize zararlarının dokunacağını çok da sanmıyorum; bugün Japonya’da olduğu gibi yaşlılıklarında yalnızlaşıyorlar ve yalnız ölüyorlar. Böyle ateist tanıdığım bir kaç yaşlı oldu. Sabahlara kadar rakı içip gün geçirmeye çalışıyorlardı. Geçmişlerinden pişman ve pişmanlıklarını bastırabilmek için uyuşturmaya çalıştıkları beyinleri. Bir yaşlının ölüsü evinde bulunduğunda öleli on gün olmuştu. İslamiyet’in yalnızlaşmaya çözümleri var. Camilerimiz bu yüzden var. Bir sürü tanımadığınız insan ile Cuma namazında saf tutuyorsunuz ve kalabalıklar içinde bir huzur var; topluma karışıyor, tanıdıklarınızla sohbet ediyorsunuz. Bir gün camiye gitmediğinizde cami arkadaşlarınız sizden haber alıyorlar. Ateistler ise evlerine kapanıp dışarıya çıkma fobisi geliştiriyorlar.
Kurtuluş yalnızca İslamiyet’te ve camilerimizdedir. Yaşlandığınızda evinizde ölünüzü bulsunlar istemiyorsanız bir an önce İslamiyet’e yönelin bırakın bu ateist saçmalıklarını. Geçmişte ne yapmış olursanız olun. Peygamberimiz yaptığı üç savaşta karşı karşıya geldiği Kureyşlileri sürekli İslam’a davet etmiştir. Peygamberimizin yanındaki sahabeleri öldürüp İslam’ı kabul edip elli yada altmış yaşından sonra Müslüman olup Müslüman ölenler var. Sen en kötü ne yapmış olabilirsin ki?
DURMAK YOK TRENDE DEVAM..
Arkadaşlar bugün özellikle kıymetli metallerde yaşanan hareket sonrasında kısa bir yorum yapmak elzem oldu.
Altın başta olmak üzere bu hareket zaten 2 haftadır yoğunlukla beklediğimiz ve dün özellikle ifade ettiğimiz bir hareketti.
Ama Türkiye'de ezbere yapılan yorumlarla Fed bahane edilerek yatırımcı metallerden uzak tutuldu. Biz bu tip ezbere analizlere prim vermeden gördüğümüz şeyi yapmaya devam etmeliyiz.
Bu çerçevede altın ve gümüş de al pozisyonunuz devam edecek. Henüz pozisyon bozmak için bir sebep yok.
Hafta sonunda nihai hedeflerimizi yazacağız. Şimdi sadece tut da kalalım yeter.
Borsa İstanbul için de farklı bir yorumum yok. Orada da hareket yukarı doğru devam edecektir. Gelen hareketlerle ufak çaplı satışlar sadece daha çok uzun pozisyon almak için ara hareketlerdir.
Özetle altında tut pozisyonumuz borsada tut ve al pozisyonumuz devam ediyor.
Ben daha önce altın almadım şimdi alayım mı diyenlere Bir önceki yorumumu okumalarını tavsiye ediyorum
Hadi kolay gelsin
Lütfen RT edelim..
#viop #bist #xu100 #xauusd #altin #gümüş #brent #dolar #borsa #carrytrade
Gençliğimde tanıştığım, kahve işleten bir arkadaşım var. Tanıdığım günden beri beş vakit namaz kılar ve dünya malıyla hiç işi olmaz. Yıllardır yarı zamanlı çalışır, ibadetlerini hiç aksatmaz.
Babası yok; annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşıyor. Kız kardeşi zihinsel engelli, annesi de oldukça yaşlı.
Üç defa kız arkadaşı olmuş ve üçünde de işler ciddileşmeye başladığında kızlar işi hep kız kardeşine ve annesine getirmişler. “Kardeşin ve annen bizimle birlikte yaşamayacak, onlar ayrı oturacak değil mi?” demişler. Arkadaşım da: “Benim kardeşim ve annem hep benimle olacak. Böyle kabul ederseniz bu iş olsun, etmezseniz de hiç başlamayalım.” demiş. Arkadaşımın dinî değerleri yüksek olduğu için aile değerleri de en üst seviyededir.
Gel zaman git zaman yaş olmuş 45. Bir gün dindar bir müteahhit bu arkadaşa diyor ki: “Seni ben çok sevdim, istersen sana kızımı vereyim, evlenin.” Müteahhitin kızı da aynı olaylardan muzdarip ve o da erteleye erteleye 40 yaşına gelmiş. Müteahhit, arkadaşımı kendi kızıyla evlendiriyor.
Arkadaşımın eşi, hem arkadaşımın annesine hem de zihinsel engelli kız kardeşine yaklaşık 15 yıldır bakıyor.
Bunu sadece dindar insanlarda görürsünüz; seküler kesimde böyle şeylere şahit olamazsınız. Onlar için bu gibi olaylar utanç meselesidir. Evliliklerinde kusursuzluk isterler. Bu dünya için değil de bu dünyada ahiret için yaşayanlarda bu gibi fedakârlıkları fazlasıyla görürsünüz. Onlar, yaptıkları her fedakârlığın Allah katında değeri olduğunu bilerek yaparlar; kuldan karşılık beklemezler.
2011 yılında arabamla işyerine gidiyordum. Baktım, yolda 80 yaşlarında bir adam bastonla bana dur işareti yaptı. Arabadan inip hemen kapıyı açtım ve yan tarafıma bindirdim. Sonra da dedim ki: “Seni nereye götüreyim?”
“Evladım,” dedi, “emekli maaşım yatmış. Bankaya kadar götürür müsün, maaşımı çekeyim.”
Yolda giderken dedim: “Amca, senin çoluğun çocuğun yok mu? Onlar çekse ya.” Dedi: “Oğlum, ben yalnız yaşıyorum. Eşim vefat etti, çocuklar arayıp sormuyor. Ben dindar bir aile evladıyım ve Atatürk hayranı seküler bir ailenin kızıyla annemin ve babamın rızası olmadan evlendim. Bursa Cumhuriyet savcısı oldum. Ne rüşvetler teklif ettiler, haram diye kabul etmedim. Rüşvetleri alsaydım çok zengin olurdum ama almadığım için sadece oturacak bir daire alabildim. Eşim, rüşvetleri kabul etmediğim için bana düşman oldu ve çocukları da bana düşman etti. Çocuğun biri İstanbul’da doktor, diğeri Ankara’da mühendis; ne arıyorlar ne soruyorlar. Beni kafasız olmakla suçladılar. ‘Sen bizim hayatımızı mahvettin’ dediler.”
Adam şöyle bir iç geçirdi ve ekledi: “Keşke zamanında annemi babamı dinleseydim de dindar bir ailenin kızıyla evlenseydim. Keşke haram-helal kavramına dikkat eden biriyle evlenseydim.”
Üç kilometre kadar yol gittik, bankanın önüne geldik. “Beni burada indir,” dedi. “Maaşımı çekip yandaki kahvede akşama kadar takılayım, ben geri dönerim.”
Bakın, son pişmanlık fayda etmiyor. Bende de böyle bir sürü örnek var. Asansör işi yaptığım için binlerce kişiyle oturup sohbet etmişliğim var. Bugünkü gençlerin evlenirken dikkat etmeleri gereken tek konu, dindar bir insanla evlenmeleri olacaktır. Dindar insanlar haram ve helal kavramına dikkat ederler, eşlerini hırsızlığa teşvik etmezler. Alın teri ile kazanıp getirdiklerine razı gelirler. Eşler kavga ettiklerinde ve küstüklerinde teselliyi hemen başka insanlarda aramazlar. Seküler kesimde bunu çok görürsünüz: “Ahmet ile aram bozuldu, bir baktım kendimi Mehmet’in kollarında bulmuşum” derler. “Tamamen boşluktaydım” derler. “Sen beni ihmal ettin” derler. Dindar insanlar boşanmadan başkasına gitmezler. Boşandıklarında da evlenmeden diğer kişinin kollarında soluğu almazlar. Tabi burada gerçek dindardan bahsediyorum; toplum baskısıyla dindarmış gibi görünenden değil. Bu da benden kıssadan hisse olsun.
Allah bugüne kadar insanlığa peygamberler gönderip onlar aracılığıyla kitaplar indirmeseydi, insanlığı dizginleyebilecek hiçbir şey olmazdı. Çoktan insanlığın soyu bu dünyada tükenmiş olurdu. Yüce Allah, insanlığa bu zamana kadar binlerce peygamber göndermiş ve onlar aracılığıyla yeryüzünde insanlığın nasıl yaşaması gerektiğiyle ilgili yönlendirmelerde bulunmuştur.
Bugün İslamiyet’i Arap ülkeleriyle referans gösteriyoruz; bu çok yanlıştır. Mekke’nin cahiliye dönemine baktığımızda Arapların yaşam tarzı tamamen insanlık dışıydı. Allah, en sapkın toplumları dizginlemeye çalışmıştır. İsrailoğullarının bugün dünyada yaptığı eziyetleri varsayarsak, ne kadar sapkın bir toplum olduğunu görebiliyoruz ve onlara da peygamber gönderilmiştir.
İslamiyet’i en doğru şekilde uygulayan toplumların en başında Türkler geliyor. Türkler yapı olarak dünyanın diğer ırklarından daha cesur, daha adil ve daha yardımseverdir. Türkler savaşlarda dahi hiçbir yaşlıya, kadına ve çocuğa dokunmamışlardır. Bunu diğer ırklarda görebilmek çok da mümkün değildir. Korkak toplumlar güç kendilerinde olduğunda sınır tanımazlar ama Türkler öyle değildir. Ayrıca Türkler bu değerlerini tamamen İslamiyet’ten almıştır.
Siz insanlığın kendi değerlerini oluşturup o şekilde kendilerine yön çizebileceklerine inanıyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz demektir. Bugün ülkemizde bir CHP kitlesi var ve geneli İslam düşmanıdır. İslamiyet’ten tamamen uzaklaşanların sapkınlıklarını bu ülkede yıllardır gözlemliyorum; anlamsızca yaşıyorlar. Özellikle aralarında seküler diye tabir ettiğimiz ailelerde yetişip üniversite okumuş sanatçı tipler vardır. Onların yaşamlarına bir bakın; yaşamlarında elle tutulur bir değer görebilecek misiniz?
Aile deseniz aile kuramıyorlar. İslamiyet’te çok eşliliğe bahane üretiyorlar ama kendileri hayatları boyunca onlarca eş değiştiriyorlar. Birbirlerinin eşlerini ve sevgililerini ayartıyorlar. Sabahlara kadar içip kumar batağına saplanıp tüm hayatlarını rezil bir şekilde yaşıyorlar. Allah aşkına bir bakın; özenilecek bir hayatları var mı?
Anne ve babalarını huzurevine bırakıyorlar; çünkü bu dünyadan sonra başka bir yaşam olduğuna inanmadıkları için dünyadaki zamanları onlar için fazlasıyla değerli oluyor. O yüzden anne ve babalarına bakmak, onlar için hayatlarının bir bölümünün çalınması olarak algılanıyor. Sadece kendileri için yaşıyorlar.
En vahim olanı ise çocuklarını yetiştirirken İslamiyet’ten uzak yetiştirip kendi sonlarını hazırlamalarıdır. Yaşlandıklarında kendilerini huzurevine atacak doktorlar ve mühendisler yetiştiriyorlar. Dalga geçtikleri dindarlar ise çocukları tarafından bakılıyor ve son anlarına kadar çocukları yanlarında oluyor.
Öylesine kör olmuşlar ve yanlışa sapmışlar ki, bu dünyada sadece paranın ve satın alabileceklerinin değerli olduğunu düşünüyorlar.
Kur’an, 1400 yıldır insanlığa yol göstermektedir. Kur’an ile yola çıkan biri, yolun sonunda hiçbir zaman pişmanlık duymamıştır.
Kur’an’ı terk edenler ise yaşlandıklarında hayatlarının hatalarıyla yüzleşmek zorunda kalmışlar ve büyük pişmanlıklarla bu dünyadan göçüp gitmişlerdir.
ZAMANINDA ALDIK BEKLİYORUZ SAKİNİZ..
Arkadaşlar bir ara not yazmak istedim. Gördüğünüz gibi başta banka olmak üzere alımlar çoğalmaya başladı.
Buna ne bahane edildi bilmiyorum ilgilenmiyorum.
Ama zaten siz geçen haftadan bu yana bu işin böyle olacağını biliyordunuz.
Biz bence uygun zamanda alım yaptık şu an pozisyonumuzu bekliyoruz. Herkesin alım yapmak lazım dediği yerde satmaya başlayacağız.
Altın ve gümüş'de de sıkışmanın sonuna geldiğimizi bir kere daha hatırlatayım. Bunlarda da Yükseliş başlayınca alırım diyen hiçbir şey alamaz haberiniz olsun. Şimdiden alıp üstüne yatmamız lazım.
Özetle yeni bir stratejimiz yok. aldık başkalarnın alıp bize kazandırmasını bekliyoruz
Kolay gelsin
#viop #bist #xu100 #xauusd #altin #gümüş #brent #dolar #borsa #carrytrade
AK Parti seçmeni genelde dindar bir kesimden oluşur çünkü Recep Tayyip Erdoğan dindar bir parti lideridir. Seçmeni, AK Parti hükümetinin bugüne kadar yaptıklarını hep takdir etmiştir çünkü içinde Allah korkusu olan bir insan yapılanı görür ve inkâr edemez.
Atatürkçü olarak bildiğimiz kesim de CHP seçmenidir ve CHP parti zihniyeti olarak İslamiyet’e fazlasıyla mesafe koyar. CHP seçmeni, AK Parti hükümeti ne yaparsa yapsın kendilerini sürekli inkâr etmeye programlamışlardır. Bunun asıl nedeni İslamiyet’e olan düşmanlıklarıdır. Onlar 100 yıllık algıların esiri olmuşlardır. Diğer dinlere düşmanlık beslemezler, yalnızca İslamiyet’e karşı düşmanlık ederler. izinden yürüdükleri önderleri de İslamiyet’e düşmandı; gerçi bundan da sözüm ona birçoğunun haberi yoktur.
Bazıları çıkıp “Ben hem dindarım hem de Atatürkçüyüm.” diyor. Sen hem dindar olup hem Atatürkçüysen eğer sen geçmişten bihabersin demektir. Senin dinine saldıran lideri sen destekliyorsan dindar olabilmen mümkün değildir ya da sen olaylar arasında bağlantı kurabilecek bir akla sahip değilsindir. Dikkat ederseniz bu kesimde hep bir öfke patlamaları vardır çünkü dine düşmanlık eden kişilerin Allah kalbini mühürler; bu kişilerin bu hayatta mutlu olabilmelerinin imkânı yoktur, mutluymuş gibi davranıp sadece kendilerini kandırırlar.
Bu din bizim dinimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal dini İslam’dır; bu dine saldırmanızın hiçbir anlamı yoktur. Bugün Recep Tayyip Erdoğan din karşıtı bir lider olup bugüne kadar yaptıklarını CHP çatısı altında yapmış olsaydı bu kesim tarafından çoktan heykelleri dikilmeye başlanmıştı. Açıkçası Erdoğan bu ülkeye Atatürk’ten çok daha faydalı işler yapmıştır. Erdoğan CHP’li olsaydı emin olun dindar kesim yapılanları yine inkâr etmez, sadece din karşıtı duruşunu eleştirirdi.
İslamiyet yalanı, inkâr etmeyi ve iftira atmayı kesinlikle yasaklar. Müslümanlar CHP seçmeni gibi davranmazlar. Onlar gidip birinin yaptıklarını ne inkâr ederler ne de heykelini dikip önünde secde ederler; sonuçta bu ülkeye hizmet eden kişi de senin benim gibi bir insandır, fazla yüceltmek haşa Allah’a ortak koşmaktır. İslamiyet’e inanan biri sadece Allah’a kulluk eder ve sadece O’ndan yardım diler.
CHP seçmenine sesleniyorum: Yanlış yoldasınız. Hayatınız boyunca huzur bulamayacaksınız. Huzur bulmak istiyorsanız bir de İslam’ı deneyin, bakın ne hissediyorsunuz, test edin. Dünya malı ve zevkleri için yırtınmayı bırakın; zaten bu dünyada hedeflerinize hiçbir zaman ulaşamayacaksınız, hiçbir zaman tatmin olamayacaksınız. iPhone CEO’su Steve Jobs bile ulaşamamış; bu hayattaki en büyük pişmanlığı ailesine ve kendisine yeterince vakit ayıramaması olmuştur. Kendinize ahiret için bir hedef koyarsanız bu dünyada hedefinizi gerçekleştirmeniz çok kolaydır. İslamiyet’te düzgün bir mümin olup sizden istenileni yerine getirmeniz, sizin dünya malı ve zevkleri için koyduğunuz hedeflerden çok daha kolaydır. Bırakın ülkemiz sizin sayenizde daha yaşanacak bir yere dönüşsün. Kandırılmayı bırakın.
“İşte sadece fakirler dinle kendilerini avutuyorlar.” denilen saçmalıklara inanmayın. Dindarların zaten beklentileri bu dünyada azdır; onlar sadece Allah’a kulluk edip Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklarına göre yaşarlar, sağlam temelleri atılmış aile yapıları vardır, mutluluğu başka yerlerde ve başka zevklerde aramazlar. Azla yetinmelerinin sebebi tamamen bu yüzdendir. Sen Sahibinden’de 10 metrelik yat resimlerine bakarak ulaşamayacağın şeyler için iç geçirirken o, hayatını sadece dinine ve ailesine adar. Gün geçtikçe mutsuz olacaksınız, ağzınızdan küfür eksik olmayacak. İslam’dan uzaklaştıkça kendinizi içinden çıkılmaz bir çukurun içinde bulacaksınız. Bir dönem sonra bakacaksınız yanınızda ne aileniz kalmış ne de arkadaşlarınız. Ne psikologlar, nede Tarot falları dertlerinize çare olmayacak.
Arkadaşlar, her Müslümanda olduğu gibi faiz hassasiyetim var. Hayatımın hiçbir bölümünde paramı faize koymadım. Çünkü 2001 yılından bugüne yatırımlarımı sadece borsada değerlendiriyorum. Uzun bir süredir, belki 10 yıldan fazladır kredi kartı kullanmıyorum. 2011 yılında bir defa iş için kredi çekmişliğim ve faiz ödemişliğim oldu. 2020 yılında ise kredi çekip borsada değerlendirdiğimde bunu şöyle ele almıştım: “Faiz ödedim ama faizden fazla kazanmıştım.”
Şimdi sorarsanız tekrar kredi çekip borsaya yatırmam, çünkü bugünkü düşüncem bunu reddediyor. En az 20 yıldır taksitle hiçbir şey satın almadım, hep nakit aldım ve hâlâ nakit mal alıyorum.
Şirketlerin katılımda olup olmadıkları kriteri ise şu an dikkat ettiğim bir konu değil. Bunun araştırılması çok zor ve bu şirketlere faiz ucundan kıyısından illaki bulaşıyordur. Şirketin karşısında “katılım” yazması beni pek tatmin etmiyor.
Şirketleri seçmemdeki kriterlerim ise şunlar: Çok borçlu şirketlere yatırım yapmıyorum. Genelde nakit taşıyan şirketler benim için ön planda. Üretim ve imalat yapan şirketleri tercih etmeye çalışıyorum. Mesela ASTOR şirketini ele alırsak, devasa trafolar yapıyorlar ve gelirlerini bu şekilde elde ediyorlar.
Uzun süredir bankalara ve tatil merkezlerine yatırım yapmadım. Çünkü bankalar parasını faiz politikasıyla kazanıyor, tatil merkezlerinde de içki satışı ve evli olmayan insanlara oda kiralamaları söz konusu. 26 yıl asansör sektöründe iş yaptığım için içine girip çıkmadığımız sektör kalmadı. Genel tercihim imalat ve üretimdir. Sonuçta bu şirketlerde birçoğunuz çalışıp aldığınız maaşı ailenizle paylaşıyorsunuz. Ben de bu şirketlere hisse ortaklığı yapıyorum.
Şöyle de düşünebilirsiniz: TAT fabrikası katılımda değil ama çalışan ve maaş alan işçileri var. Bunlar emekleriyle çalışıp kazandıklarını eve götürüyorlar. Fabrikaya baktığınızda gıda sektöründe konserve üretiyor. Şimdi kaç kişi der ki “Bu şirket katılımda değil, ben helal kazanmıyorum” diye? Sonuçta yaptığı iş ortada.
Aynı şekilde ASTOR şirketindeki maaşlı çalışanlara bugün deseniz ki “Bakın bu şirket katılımda değil, helal kazanmıyorsunuz” desiniz, oradaki çalışan bunu nasıl algılamalı? Siz şirketlerin ne iş yaptığına bakın, o yeterli olur.
BORSA DA YÜKSEK ENDEKS DÜŞÜK HİSSE DÖNEMİ :)
Altında defansif duruş devam edecek mi? Petrol kıymetli metallerin yükselmesine izin verecek mi?
Haftaya bakış için buyurunuz..
Lütfen RT ediniz..
#viop#bist#xu100#xauusd#altin#gümüş#brent#dolar#borsa
Arkadaşlar hemen buna bir ekleme yapalım. Dün petrolde iş bitti dediğimizde fiyat 80'e yakındı. Şimdi 75.80 seviyesinde. Yani yeniden alım noktasına gelmiş bulunuyor. Buradan tekrar alım denenebilir.
Borsa için yeni bir bakışım yok. Olumsuz görüntü devam ediyor.
Hayırlı akşamlar dilerim.