Hayat işte politika, ekonomi, arada edebiyat, sinema, trafik de ne kötü, kızın komiklikleri paylaşımları yaparken hesabım “Müstehcenlikten” kapatılma kararı alınmış.
Tahminin AB fonlarını en çok hangi dernek ve vakıflar alıyor haberi radara soktu.
Sadece bu durum bile Türkiye’deki LGBTİ+’ların ne yaşadığını ve bundan sonra ne yaşayacağının göstergesi.
Hak savunucuların yanında olmak, iktidarın eşitsiz baskı politikalarına karşı durmak hem insan olarak hem de bir sosyalist olarak görevim.
Bakalım kapatılana kadar buradayım.
Yedek hesap açar mıyım şimdilik bilmiyorum ama birbirimize sosyal medyadan çok aynı örgütlerde ihtiyacımız olduğunu, örgütlü yaşam dışında elimizde fazlaca araç kalmadığını söyleyesim geliyor.
Moda haliyle hesabım kapanırsa beni Türkiye İşçi Partisi’nde bulabilirsiniz.
Herkesin kendi meşrebine göre bir yerlerde birbirini bulmaktan başka çaresi yok.
@KeloglanBM Tabi ki var hocam hatta sizin yazacağınız yöntemi de tahmin ediyorum.
Rica ediyorum bu zübüklere akıl vermeyelim :) ama gözümüz üzerlerinde olsun tabi. Kamuoyunun çok anlamayacağı ama bu sistemli riski kamunun üstüne yılabilecekleri enstrümanlar bolca
Birşeyler olmadan yazınca, olduğunda o veri/tepki anlamsızlaşıyor.
O yüzden henüz kamuya maliyeti olmayan bir şeyi varmış gibi alıştırmamak ama olduğunda da sert tepki göstermek gerekiyor.
Şu andaki fon operasyonunun kamuya bir maliyeti yok (katılımev meselesini ayrıca yazacağım
Ancak ileride bu fon kayıplarının oluşmaması için, iktidar bu fonları defter değerinden kamuya alırsa ve/veya sürekli taban taban giden hisselerdeki çöküşü önlemek için TVF kanalıyla borsada alım yaparsa kamuya maliyeti olacak.
O yüzden bu fon kayıp/krizinde şimdiden kamuya maliyeti var demek ya da ima etmek ileride yapılacak saydığım iki türlü eylem gerçekleştirilirse kamuoyu tepkisinin engelleyecektir (çünkü kamuoyu zaten bunun yapıldığını düşünüyor olacak)
Haliyle şu anda ki tepki “bu zararları kamuya aktarmanıza izin vermeyeceğiz” olmalıdır
Katılımevim ve Birevim operasyonları ise fonlarla dolaylı olarak ilişkilidir. Fon yatırımcılarını değil oraya güvenip taksit ödeyenleri korumak -ve bu dandik faizsiz finans (oturup hesaplasan banka kredi faizleri maliyeti ile aynı) sistemi zarar görmesin diyedir.
Burada da kamuoyunun dikkat edeceği şey buraya enjekte edilecek kamu kaynakları (benim hesabıma göre yaklaşık 700 mn- 1 milyar $) oradaki hak sahiplerini korumak için mi kullanılacak yoksa bunun hisselerini satın almak için mi kullanılacak. Şayet ikincisi yapılırsa yine fonlardaki krizin maliyeti kamuya aktarılmış olacak.
Durum budur. Elbette bu krizin yarattığı sistematik başka etkenler olacak ancak bunları ekonomik olarak ölçmek/kamu zararını yazmak/göstermek mümkün değil
Mesela bu fonların batmasıyla neredeyse %99 garantili büyük bakanlara ait para piyasa fonlarından çıkış bu hafta 200 milyar TL ye ulaştı, ne ilginçtir ki aynı hafta MB rezervleri de bu rakama eş değer biçimde döviz bazında azaldı.
Bu güvensizlik BES’lerden de çıkışı hızlandıracak.
Yıllardır piyasada para bollaşmasın diye asgari ücretlinin maaşına bakan Şimşek, emekliler yük oluyor Bilal Erdoğan vs birden en alttakilerin değil en üstekilerin paniği ile karşılacak.
Yani insanlar TL enstürmanlarına güvenip yeniden dövize yüklenirse Mehmet Şimşek’in zaten ucube para politikası çöp olacak. Ülke yeniden döviz yukarı-enflasyon yukarı döngüsüne girmiş olacak.
Özetle: Katılımevi dışında (700 milyon- 1 milyar $) dışında kamu zararı henüz yok. Ancak ileride olmayacağı anlamına gelmez. Yaratacağı sistematik etkiyi de şimdiden ölçemeyiz
Fon vurgununun toparlanmasının kamuya maliyetinin ne kadar olacağı hiç vurgulanmıyor.
2001 bankacılık krizinin yeniden çözümünün kamuya toplam maliyeti resmi raporlara göre; 53,6 milyar dolardı.
El konulan bankaların şirketleri,fabrikaları, santralleri olmasına rağmen tahsilat aynı rapora göre 2009 yılında 18 milyar dolardı.
Şimdi tasfiye edilen fonların kamuya zararı ne olacak?
Şimdi Bayraktar kardeşler çok büyük bir fon kuruyor. Bu konuda yorum yazınca eskiden TERA hakkında yazdığımda altına gelen onca eleştiri gibi buna gelecek
İlk söylenen şu olacak “ama onlar zaten kamuya açık değil”
İyi de TERA’da PUSULA’da başta TEFAŞ siteminde yoktu ama içindeki 50-60 kişinin ticareti ile önce bir %1000’lere yakın geliri göründü.
İnsanlar alım satıma açılsa da biz de alsak diye bekledi. Sonra 500.000’e çıktı fona giren/çıkan.
Haliyle -her ne kadar bu güvensizlik duygusu ile kısa vadede zor- ileride alım/satıma açılmayacağının, yeni bir hücum olmayacağının garantisi yok.
Partimizin yetkili kurullarında da hep anlatırım. İnsanların ekonomik yıkımı hatırlama süresi 1 yıldır.
Yani siz 4 yıl insanlara kök söktürebilirsiniz ama son 1 yılda muslukları açar, yüksek zamlar yapar, kredileri ucuzlatırsanız bu iyimser gidişatın devam edeceğini düşünerek sandığa gidersiniz.
Yani bu paylaşımı da 1-1.5 yıl sonra yeniden hatırlayın.
ironi yapıyor ama bize yandaş medya aracılığıyla gerçeği arz edilecek
Beykoz’da 30 M2’lik orman arazisine girme talebini Resmi Gazeteye taşıyan otorite, duruma yine her şeyden habersiz, vatandaşın mağduriyetini giderme rolüyle girecek
Halkımız “Reis iyi de çevresi kötü” demeye devam edecek
https://t.co/7nPYzSWdhj
🔴 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz:
"Kaynaklarımızı üretimi artıran, istihdamı destekleyen ve toplumun refahını yükselten yatırımlara yönlendirmeye devam edeceğiz."
2 gündür bunu yazıyorum “salak” diyene bile rastladım. PPF repo yapıyor ama bu repo gelirini reeskont ederek gelir yazıyor ancak vadesinde bu geliri alacağının garantisi yok çünkü bu gelir karşılığında verilen hisse senetlerinin değeri her gün taban taban gidiyor.
İki PPF ve HYS fonunun karşılıklı işlemlerinde birinin aktifinde yazılı olan diğerinin pasifinde. Sorun şu ki aynı fonun pasifini karşılayacak aktif tarafındaki varlık değeri şişirilmiş.
Mantık o kadar basit ki aslında.
Sonuç fonların birisindeki aktifler gerçek değerinde olmadığı için (ki fonlar kapalı olsa bile bu aktifler borsada her gün taban görmeye devam edecek) diğer fonda değer kaybedecek.
Şişirilmiş balon değil şişirilmiş entegre balonlar sistemi bu
Herkes tartışırken tek bir fonu tartışıyor halbuki bu fonlar aktif/pasifleri ile birlikte birbirine bağlı
@1907COD :)) alınan teminat: çöp değere koşan hisse
Reponun diğer kalanları: bir çok fonda %20-25 altında
Evet havalı gözükmek istiyorum.
Kariyer hedefim bu alan
Hala ve hala kimsenin dikkat çekmediği yazmadığı bir şey var.
Bu sisteme millet şişen balon diyor ben ise entegre şişirilmiş balonlar sistemi.
Hisse yoğun fonlarda insanlara hisseleri eşit verdiniz? Peki o hisse senedi yoğun fonun PPF fonlarına olan kredi ve faiz borcu ne olacak?
O hisse senedi fonlarında aslında 100 hisse yok sanal yaratılmış (borçla) 180 hisse ve o 80 hisseyi yaratmak için alınmış 200 TL borç var!
Gelelim PPF fonlarına onların zaten içinde gerçek mal varlığı çok düşük onun aktifinde de HSY verilmiş 200 TL borç ve faiz gelir reeskontu var.
Yani bu PPF ve HSYF lerin aktif ve pasifleri konsolide ettiğinize sanılandan çok çok daha az varlık çıkacak.
SPK’nın -yeni düzenlemede de yok- aynı yatırım şirketinin kendi fonları arasında ters repo/repo yapmasını engellemediğiniz sürece entegre şişirilmiş balon düzeni devam eder.
Özetle bir balon hava kaçırıyorsa tüm balonlardan da hava eksilecek
Aşağıdaki tamamen doğru bir çözüm. Her şey zaten kayıt altında ve Takasbankta. Fonların yatırım yaptığı hemen her enstrümana bireyler zaten yatırım yapabiliyor. Fonun tüzel kişiliğini kaldırın, aradan çıkarın onu. Kim hangi hisseden ya da enstrümandan ne kadar tutuyorsa onları o kişilerin hesabına geçirip fonları silin.
1000 paydan oluşan bir fon düşünün. İçinde 2000 gram altın, 3000 adet A hissesi ve 5000 adet B hissesi olsun.
Ben eğer bu fondan 10 paya sahipsem, fon ortadan kaldırılıyor ve altın hesabıma 20 gram altın, hisse hesabıma 30 adet A hissesi ve 50 adet B hissesi geçiriliyor. Bu herkes için yapılıp fon devreden çıkarılıyor. Sonra ister sat, ister al. Herkes kendi kararını versin.
Mehmet Şimşek tasfiye edilen HSY fonlarında stopajın %0 (sıfır) olduğunu biliyordur.
Ben sorayım o zaman Dünyanın kaç ülkesinde Hisse ve Hisse fonlarında stopaj sıfır?
Ekonomi bakanı asgari ücretlinin cebine bakmaktan 1 yılda 400 kat gelir elde edenleri gözden kaçırmış(mı!)
Mehmet Şimşek:
"Dünyanın kaç ülkesinde asgari ücrete kadar ücretlerde sıfır gelir vergisi vardır? Bana sayabilir misiniz?
Dünyada bizim ölçeğimizde olup da asgari ücrete kadar olan ücretlerden sıfır vergi alan başka ülke yok."
Tera’nın sahibi baba oğul Tezmenler
Baba Oğuz Tezmen eski bir bakan
Mehmet Şimşek fonlarda spekülasyon var dediği dönemde SPK başkanı olan kişi de eski bir bakan Vecdi Gönül’ün oğlu
Her iki bakan da aynı dönem milletvekiliydiler
İki eski bakan oğlu şimdiki fon krizinin mimarı
Yok canım alakaları yoktur tabi
Herkes 350 bin civarındaki yatırımcı şimdi ne olacak diye soruyor?
Ben de 86 milyon halka bunun maliyeti ne oldu diye sorayım.
Yatırımcıların hakları var elbette ama ya yatıramayanların hakları?
Çocuğunu ekmek arası peynirle okula gönderen annelerin hakları ne olacak?
Adalet Bakanı’nın deyimiyle…kısmından sonrasını okumadım.
Sistemi yaratan izin veren belki de çıkar ilişkileri olan iktidar sonra yine kendisini parlatan yine iktidar
Basit bir soru: Tezmen’in -herkesin gördüğü- sistemindeki açığı hiç bir kamu otoritesi görmedi mi? Onlardan onay almış olamaz mı? Trilyonluk kumda bebeler gibi oynarken o kumdan torba ile uzaklaşanlar var mı?
İlgili kurum BDDK gereğini yapacaktır.
Kurumun başında Şahap Avcıoğlu var.
Avcıoğlu Mehmet Şimşek ekonomi başına getirilirken değişikliğini şart koyduğu isim. Yerine Bodrum vakalarını okuduğumuz Hafize G. Erkan getirilmişti.
Ş. Avcıoğlu aslında yeni Şafak’ta yazarken yüksek faiz hangi dış güçlere hizmet ediyor diye sert bir köşe yazısı yazdıktan sonra Naci Ağbal’ın görevden alınmasına neden olan kişi.
Sonrası malum faizler düşürüldü kamu bankaları ucuz kredi dağıttı onu alan sermaye ev araba ve dövize koştu varlık fiyatları coştu.
Ancak Avcıoğlu MB’den alınıp BDDK’ya atandı.
BDDK ise faizsiz finans şirketlerinin tüm finansal piyasada payının %15’e yükseltilmesini hedef olarak belirledi. Şu anda %9’a çıktı (göreve geldiğinde bu pay %3’lerdeydi). Bu sistemde kullanılan fonlar 3 trilyona ulaştı.
Parasal sıkılaşma döneminde bankalara konut araba ihtiyaç kredilerinde ciddi sınırlamalar kondu. Hoş faizler zaten yüksekti ama borçlanarak bile olsa varlığa ulaşmak isteyen kredi talepleri bu katılım finans kuruluşlarına yönlendi.
Bankacılık için çok ciddi kaynak kullanımı (misal aktife göre borçlanma kriteri vs) karşılık ayırması zorunluyken bu sektörde regülasyonlar daha gevşek tutuldu (sadece sektöre girmek zorlaştırıldı ve bir Birliğe bağlandı)
Kamu bankaları da bir tane yetmez gibi her biri ayrı ayrı bu firmalardan kurdu.
Ancak regülasyonu gevşek olduğu için katılımcılardan gelen kaynakları istedikleri gibi kullandılar.
En son Katılımevim örneğinde olduğu gibi Pusula ile birlikte fon işine de girdiler. Haliyle fonlar uçunca zora giren Katılımevim hızlıca Emlakkatılıma katılıverdi (zararı ve riski kamu üstlendi ama tam zarar ne kadar tabi ki bilmiyoruz açıklanmayacak da. Şeffaflık bunu gerektirir :))
Şimdi Şimşek risk yok diyor BDDK gerekeni yapar diyor aynı 10 ay önce Fonlarda manipülasyon var gereken yapılacak dediği gibi
Gerekeni yapması gereken kurum SPK başkanı dün açıklama yaptı:
“farkındaydık ama Fonlara zarar vermek istemedik” dedi (bugün hapise atıyorlar)
Haliyle BDDK’nın gerekeni yapıp yapmayacağını bilmiyoruz
Şimşek’in de gerekeni yapması gerekenlerin gerekeni yapmadıklarında birşey yapmadığını da Fon deneyiminden gördük
Özetin özeti: Bu alandaki sorunların farkındayız gereken yapılacak deniyorsa 1 yıl sonra yeni nur topu gibi bir finansal krizimiz olabilir. (Hesabım kapanacağı için bunu paylaşıp ben demiştim diyemeyeceğim maalesef)
🔴 Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: (Evim sistemleri)
📍Şu anda banka dışı finans sisteminde bir sorun yok.
📍BDDK'nın sunumunda orada sorun yok.
📍Ancak bu alan hızlı büyüyor.
📍Hızlı büyüyen alanların izlenmesi, kaynakların doğru alanda tutulması önemlidir.
📍Tabiri caizse orta ve uzun vadede bunları bankalar gibi düşünmek lazım.
📍TMSF vari bir yapı fon havuzu, teminat havuzu gibi yapı.
📍Bu alanla ilgili olarak tedbir aldık, adımlar attık, o alana ilişkin çalışmalar devam ediyor.
📍İlave düzenleme ihtiyacı varsa, ilgili sorumlu kurum olan BDDK gereğini yapacaktır, şu ana kadar da yaptı.
#Ktlev #Birevim #Eminevim #Sngyo #Fuzulev #İmece #Emlakkatilim #İyifinans
Ülkede isim parlatma etkinlikleri çok fazladır.
Örneğin merkez medyanın ekonomi sayfalarında bir patronla röportaj varsa emin olun para karşılığıdır.
Bazen paket halinde satılır bunlar. Röportaj + X yazarı köşe yazısı+etkinlik haberi
Daha da öteye giden paketler de vardır Yıllık 6 kez haber yapma +3 röportaj vb
MASAK muhaliflerden başını kaldırıp bakarsa önemli ekonomi yazarlarının hepsinin ayrı şirketleri olduğunu yıl içindeki hesap hareketlerini görebilir.
Eski çalıştığım kurumda önüme gelince şaşırdığım bir paket teklifi vardı.
Etkinliğe bakan yardımcısı gelirse +50.000 $
Bakan gelirse +250.000 $ diye
Yani bu etkinliklere yüksek kamu otoritesi getirme olanağı olan medya gücü.
Bu paraların onlara gittiğini düşünmüyorum sanırım onlarla da ayrı paketler vardır “olumlu imaj yaratma” haber kontenjanları
Bu yazdıklarım bir iddia duyum değil yıllardır böyle işliyor.
Ancak halkın gözünde televizyonda konuşmak, bu güçlü medyada haber yapılması o şirketlere/patronlara özel olumlu imaj sağlıyor. (Bu röportaj ve haberlerde tek ama tek negatif çatışmacı bir soru gelmez ya da şüphe yaratıcı ifade kullanılmaz. İsterseniz önünüze çıkarsa bir de o gözle okuyun)
Hatta halka açık bir şirketse gönderdikleri KAP’lardan daha fazla etki yaratıyor. Yine sosyal medyada ödeme yapılmış insanlar bu haberlerin üstüne bir cila daha atarak paylaşılıyor.
Şu anda borsada değerinin 50’de birine inen hisse değeri en yükseklerdeyken kendi ortaklık paylarını satan bir şirket var. Misal o haftada bir çok önemli bir konul gibi merkez medyada yer alırdı. Bir hikaye satardı o hikayenin yarattığı etkiyle şirket 50 kat değere ulaştı.
Yapsınlar yedikleri içtikleri kendilerinin olsun. Alıştık artık ülkede neyin etiği kaldı ki basının/sosyal medyanın kalsın
Ama biliyorsunuz muhalif gazeteci bir eleştirel yazı yazar ya da paylaşım yaparsa;
“Halkı yanıltıcı ve paniğe sürükleyici haber yapmak ve bunu kamusal alanda yaymaktan” sürekli hapise giriyorlar
Sizce bu medya organları, sosyal medya hesabını bu patronlara kiralayan kişiler de benzer maddeden yargılanması gerekmez mi?
Yok o madde sadece muhalifler (muhalifliğin sınırı artık iktidar yanlısı olmamak) yazarlar için var.
Size EURO’lar DOLAR’lar, bize TCK 217’ler
Tim, ben sana sorayım. Tera, Bodrum’da ana sponsor olduğu şu meşhur toplantıda sana konuşman için kaç euro verdi? Duyduğuma göre ana sponsorluk bedeli 100
bin euroymuş!
3 gündür yazdıklarımı anlatma fırsatı verdiği için @hilmihacaloglu’na teşekkürler
Programda sorulardan anladığım mağdur sayısı ciddi ama programda da belirttim 1 trilyonluk fondan insanlara 50 milyar TL ancak dönecek.
Balon anlarım ama bu sistem birbirini şişiren balonlar sistemi
Bir yılda 86 kat kar. 1 milyon lira koyanbir yıl sonunda parasını 86 kat yaparak çıkmış, çıktıysa Bir masa sandalye şirketi. Üstelik bakanın da uyarısı var. @KapusuzNazir anlattı https://t.co/THSh7gfbLe #VerManşeti