Liderliği, cesareti ve azmiyle milletimize umut olan Sayın Cumhurbaşkanımızın doğum gününü en kalbi duygularımızla kutluyor; yeni yaşının hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
#NiceYıllaraReis#BirOlmakRuhumuzdaVar#avcilar
Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Fars’ıyla; Sünni’siyle, Şii’siyle, Alevi’siyle; Afrikalı, Asyalı ve Latin Amerikalısıyla ve diğer tüm mezhep ve kökenleriyle Müslümanların kıblesi gibi kaderleri de ortaktır.
Savunma sanayisine verdiğimiz emeğin karşılığını yavaş yavaş görüyoruz.
İki sene önce tanıtımını yaptığımızda birilerinin “kalorifer peteğine benziyor” diyerek akıllarınca dalga geçtiği millî muharip uçağımız KAAN projesinde çok önemli bir sözleşmeye imza attık.
Indo Defence 2025 Fuarı’nda 48 adet KAAN’ın Endonezya’ya satışına yönelik mutabakata varıldı.
Toplam tutarı yaklaşık 15 milyar doları bulan bu tarihî anlaşmanın da ülkemiz, savunma sanayimiz ve Endonezyalı kardeşlerimiz için tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Orta ve uzun menzilli füze stoklarımızı son gelişmeler ışığında caydırıcılık düzeyine getirecek üretim planlamalarını yapıyoruz.
İnşallah çok uzun olmayan bir süreçte hiç ama hiç kimsenin bize efelenmeyi dahi göze alamayacağı bir savunma kapasitesine erişmiş olacağız.
İsrail, Gazze başta olmak üzere bölgemizi kana, gözyaşına ve istikrarsızlığa boğma stratejisini bu sabah itibarıyla çok tehlikeli bir aşamaya taşımıştır.
İsrail’in komşumuz İran’a düzenlediği saldırılar, uluslararası hukuku hiçe sayan apaçık bir provokasyondur.
İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin yoğunlaştığı ve Gazze’ye yönelik insanlık dışı eylemler karşısında uluslararası baskıların arttığı bir dönemde yapılan bu saldırılar, İsrail’in kural tanımaz zihniyetini göstermektedir.
Netanyahu yönetimi pervasız, saldırgan ve hukuk tanımaz eylemleriyle bölgemizi ve tüm dünyayı felakete sürükleme gayretindedir.
Uluslararası toplum, küresel ve bölgesel istikrarı hedef alan İsrail haydutluğuna artık bir dur demelidir.
Netanyahu ve katliam şebekesinin tüm bölgemizi ateşe atan saldırılarının mutlaka önüne geçilmelidir.
Orta Doğu’da daha fazla kan, yıkım ve çatışma görmek istemediğimizi bugün bir kez daha ifade ediyoruz.
Türkiye olarak komşumuz İran’a yönelik düzenlenen menfur saldırıları lanetliyor; hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; dost ve kardeş İran halkına taziyelerimizi iletiyoruz.
Benzersiz seslerimiz, aynı toprağın güçlü yankısı; sarsılmaz yürüyüşümüz, bir milletin ortak imzası.
81 il, 7 bölge...
Bu vatanın yarınlarını birliğimizle yazıyoruz.
#AdımızKardeşlikSoyadımızTürkiye
Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılmasını dünya gündemine daha etkin ��ekilde taşımayı hedefleyen Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun yelkenlisi Madleen İtalya’dan yola çıktı. “İnsanlık” bu gemide. Yolun açık olsun Madleen.
Senin kısmetine Kent Lokantası düştü İstanbul!
Ertan Yıldız’dan sonra Ali Nuhoğlu da etkin pişmanlık başvurusu yaparak bildiklerini -yaptıklarını- anlattı.
Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonlarından birini “Cumhuriyeti yıkıyorlar” diyerek örtbas etmeye çalışanlar için bu gelişme de emin olun bir anlam ifade etmeyecek.
Bu tipler yarın yolsuzluk iddialarının 1 numaralı kişisi çıkıp “Etnik pişmanlık” başvurusu yapsa hiç düşünmeden onu da “AKP’nin adamı” diye suçlarlar.
O sebeple bu yazının hedef kitlesi kafasını kuma gömen, ideolojik körlükle ya da menfaat için yolsuzluğa, hırsızlığa kalkan olanlar değil.
İstanbul’da asgari ücret ya da onun bir tık üstünde maaşla yaşam mücadelesi veren, doğal gaz -su faturasını ödemek için çoğu zaman öğün atlayarak ayakta kalmaya çalışan emekçiler. Kent yoksulları.
Bak kardeşim… Hangi siyasi görüşte olursan ol, hangi partiye oy vereceksen ver ama ne olur artık seni kimsenin kandırmasına izin verme.
Kent lokantası ile senin gözünü boyayanlar boğaza nazır villalarda, İstanbul’un metrekare birim fiyatı en yüksek ilçelerinde dublekslerde, rezidanslarda krallar gibi bir hayat sürüyormuş. Bu hayatın sponsoru da senmişsin!
Sana Kent lokantasında kuru fasulye -pilavı nimet gibi sunanlar milyarlarla, milyon dolarlarla saadet zinciri kurmuş.
Ben demiyorum bunu.. Bizzat işin içinde olanlar anlatıyor. Nasıl çaldıklarını, çırptıklarını delillendirerek üstelik.
İşte Ali Nuhoğlu… İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerine yönelik yolsuzluk operasyonunda suç örgütünün 4 kasasından biri olduğu iddia ediliyor bu kişinin.
İlk operasyondan sonra hakkındaki iddialar gündeme geldiğinde Saraçhane’nin gazeteci görünümlü paralı trolleri koro halinde “Yalan, iftira” diye bağırıyorlardı.
Bugün bizzat kendisi tüm bu iddiaları doğruladı!
Utanacaklar mı bu savunmaları yapanlar şimdi? Hiç sanmam. Onların utanma ayarları bozulalı çok oldu çünkü.
Nuhoğlu’nun yüklü nakit varlığı, örgüte yüklü miktarda menfaat sağladığı, yüklü para transferlerini falan boş ver. Kamuoyunun en çok bildiği iddia ve oradaki rolünü konuşalım.
Tarih: Nisan 2021…
Ali Nuhoğlu, Güllüce Tarım A.Ş adlı şirketi 50 bin lira sermaye ile kuruyor.
İlk iş olarak Emirgan’da 3 adet villayı 32 milyon liraya bu şirket üzerine alıyor.
Sonraki süreçte bu şirketin hiçbir faaliyeti olmuyor.
Ta ki Mart 2024’e kadar. O tarihte şirketin sermayesi para transferleriyle 46 milyon 800 bin liraya çıkarılıyor. Şimdi sıkı dur.
Nuhoğlu bu şirketi İBB Başkanının aile şirketine 15 milyon liraya devrediyor!
Bu devir gerçekleştiğinde şirketin sermayesi 46,8 milyon lira ve 3 villa bu şirket üzerine kayıtlı! Yani İBB Başkanı tanesi 5 milyon liradan 3 villa ve 1 şirket sahibi oluyor!
Nuhoğlu’nun göz yaşartan cömertliği ve sarsılmaz sadakati karşılıksız mı kalıyor peki?
Tabii ki hayır.. Onun arkasında artık 16 milyon İstanbullu var. Sen varsın. İstanbullu çalışıyor, üretiyor nasılsa.
Nuhoğlu’nun İstcon A.Ş adlı bir şirketi daha var. Villalar Başkanın aile şirketine geçtikten sonra İstcon A.Ş üzerinden KİPTAŞ ile tam 2 milyar 100 milyonluk sözleşme imzalıyor! Ve 199 milyon 500 bin liralık bir ödeme alıyor. Hayırlı, uğurlu olsun.
Nuhoğlu vakası bu yolsuzluk operasyonundaki detaylardan sadece biri. Milyonlar, milyarlar havada uçuşuyor.
Ve sen güzel kardeşim… Bütün bu çarkın sponsoru aslında sensin. Belki Kent Lokantasında bir -iki kez yemek yedin. Ama şundan hiç şüphen olmasın o yemeğin bedeli asla 40 lira değildi. Çünkü birileri boşuna “İstanbul nimet nimet” demiyordu.
Senin kısmetine Kent Lokantası onların kısmetine boğazda villalar ve yüklü banka hesapları düştü.
Meselenin özü aslında bu.
O sebeple bırakalım adalet yerini bulsun, gerekirse kıyamet kopsun.
Bir daha kimse milletin parasına, hakkına göz dikmesin.
O sadece bir doktor.
27 Aralık'tan beri israil zindanlarında keyfi olarak esir tutuluyor.
Dr. Hüssam Ebu Safiya'yı konuşmaktan sakın vazgeçmeyin.
#FreeDrHussamAbuSafiya