Timur Soykan: "Diyanet İşleri üç katlı villa yaptırmış arkadaşlar. O üç katlı villaya da Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş taşınacakmış. Bunların lüks tutkusu bir türlü bitmiyor. Dünya malında gözü olmaması gereken adamlar lükse doyamıyorlar.
Ali Erbaş'ı hatırlıyorsunuz, ayak ısıtmalı son model makam araçlarına binmeden duramazdı. Şimdi bu da Diyanet adına yapılan üç katlı villaya taşınacakmış.
Bir kere de 'Bu adaletsizlikle ülke yönetilir mi? İnsan hakkına, kul hakkına girilir mi? Yolsuzluk yapılır mı?' deyin kardeşim."
➖"Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu.
➖"Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu."
💡Demiş Bakan Tekin.
👉Söylediklerin doğru değil Sayın Bakan @Yusuf__Tekin ve sen ilkokula benden beş yıl sonra başladın.
➖Ben öğrenciyken ders kitaplarımız okul açılmadan hazır olurdu.
➖Ben öğrenciyken sınıfımızda 20-25 kişi olurdu.
➖Ben öğrenciyken öğretmenlerimiz bize Cumhuriyet'i, Atatürk’ü öğretirdi.
➖Hayatı öğretirdi, ağaç dikmeyi, halı dokumayı, ahşap işlerini öğretirdi.
➖Ben öğrenciyken köyümüzde ilkokul vardı, o okulun öğretmenleri vardı, o öğretmenlerin lojmanları vardı.
➖Artık benim köyümde ilkokul yok, öğrenci yok, öğretmen yok.
➖Benim okuduğum okul harabeye döndü, lojmanlar yıkıldı.
Gazeteci İsmail Arı:
“Menzil’in Nakış Gıda diye bir şirketi var.
Kızılay, depremden hemen sonra buradan milyonlarca liralık alım yapmış.
💰Binlerce insanın öldüğü depremi, Menzil’e para aktarmak için fırsat olarak görmüşler.”
Cumhuriyeti ilan etmiş ve borç yapmadan ÖLENE kadar hep fabrika açmış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Çağ atladığını sananlara, 6 ayda 1,5 trilyon faiz ödeyenlere, gırtlağımıza kadar bizi borca batıranlara, kısa bir kayıt : 👇
✨ चमत्कारिक पल!
एक बेहद दुर्लभ दृश्य में शिशु का जन्म पूरी तरह सुरक्षित एम्नियोटिक सैक (गर्भ की थैली) के भीतर हुआ। इसे "En Caul Birth" कहा जाता है, जो बहुत कम मामलों में देखने को मिलता है।
यह अनोखा क्षण जन्म की प्राकृतिक प्रक्रिया का एक अद्भुत उदाहरण है और देखने वालों के लिए किसी चमत्कार स�� कम नहीं। ❤️👶
💡AKP rejimi arılara göz dikti.
📍Dünyanın her yerinde;
➖Tarımsal verimi ve ürün çeşitliliğini artırdığı için,
➖Ekolojik dengeyi koruyup, devamlılığı sağladığı için,
🐝Arılar korunur kollanır, arıcılar desteklenir.
📍Bizde ise tam tersi!
➖Gezgin arıcılar bundan sonra her gittikleri yerde kovan başına 100 lira "otelcilik ücreti" ödeyecek!
➖İş arılardan konaklama ücreti talep etmeye geldiyse durum vahim demektir.
💡Baktığı her yerde rant ve talan gören, artık vatandaştan nasıl para alacağını bilemeyen iktidara bir önerim var.
💰Bu sayede daha fazla para girer kasalarına;
➖Kovanlar deniz görüyorsa iki kat ücret alsınlar.
➖Ormanlık alandaki kovanlar için ise fiyat üç katına çıkarılsın.
➖Kovan büyükse çift ücret alınsın.
➖Çiçeklerin bol olduğu yerde ücretler dört kat olsun.
➖Bir de dikenli bölgeler var;
🐝Orada arıların işi çok zor, uzun mesafe uçup dikenlerin ucundaki minicik çiçeklerden bal özlerini toplayıp şifalı ballar üretiyorlar bizim için.
➖Mesela Balıkesir’in mor diken balı böyle. Buralarda
hiç olmazsa biraz indirim yapılsın.
💡Şu ülkeyi getirdiğiniz hale bakın...
Kim Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı yapıyorsa bilinsin ki; Krifos tayfasındandır.
Son Krifos kitabının yazarı Turgay Bostan anlatıyor lütfen adamın anlattığını dikkatle dinleyip paylaşınız.
Bugün de Türkiye'nin sorunu gizli haç taşıyan Krifos tayfasıdır.
@bostanturgay@turgaybostan
"Çok güvendiğim bir üst düzey bürokrattan dinledim.
15 temmuzda başbakan olan Binali Yıldırım, dönemin Mit başkanı Hakan Fidan'ı çağırır ve neden bana haber vermedin diye sorar.
Hakan Fidan: Sayın başbakan bu sorunuzun cevabı Cumhurbaşkanında der.
Başbakan Cumhurbaşkanına gider ve ona sorar. Cumhurbaşkanı: Binali, bu işleri bir daha karıştırdığını görmeyeyim, işine bak, der."
Levent Gültekin
📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çilekeş millete!
Dünden beri bir çok sosyal medya kullanıcısı bu videoyu paylaşıp duruyor.
—Eyy Akp'liler, bu video gerçek mi yoksa yapay zeka ile mi hazırlanmış?
—Özellikle Mehmet Metiner'in açıklaması çok dikkat çekici!
#DemokrasiVeMilliBirlikGünü
Haluk Levent suçludur, değildir bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, Türkiye’de yaşayıp çoğu zaman savcılık ve emniyet kaynaklı basına yansıyan iddialar üzerinden birey ve kurumları eleştirmek şu tarihe kadar hiç doğru sonuç vermedi.
Ergenekon Davası’nda yerden silahlar fışkırıyor, bombalar çıkıyordu. Kuddusi Okkır Ergenekon’un finansörüydü. Fenerbahçe stadı üstünde uçup camii bombalayacaklardı. Sonuçta öyle bir örgütün olmadığı, yüzlerce insanın yıllarca boşa hapis yattığı Yargıtay kararıyla kesinleşti.
Hanefi Avcı devrimci, Marksist Leninist örgüt üyesi olmakla itham edildi. Ahmet Şık terör örgütü üyesi olarak tutuklandı. 26’ıncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ anayasayı ilga etmek isteyen bir örgütün yöneticisi olmak suçlamasıyla aylarca hapis yattı. Hiçbirinin gerçek olmadığı ortaya çıktı.
Ekrem İmamoğlu 560 milyar TL yolsuzluk yapmakla itham edildi, bu iddia iddianameye bile giremedi.
Can Holding yöneticileri Kemal Can ve Kenan Tekdağ neler neler yapmış, uyuşturucu, fuhuş, bürokratları baştan çıkartma, yok yok. Adam ���Ne yaptıysam devlet büyüklerimizin talimatıyla yaptım” dedi. Ses seda çıkmadı. Bir baktık adamlar tahliye edildi.
Remzi Sanver İlluminati Türkiye bürosu şefiydi, Mason üstadı olarak devlete yönelen tehdit boğulmuştu, Kraliçe’ye tokat vuruyorduk, ne oldu ne bitti hala bilmiyoruz, o da tahliye edildi.
Örnekler çoğaltılabilir. Bu yargı pratiği üzerinden iddianame ortaya çıkmadan, savunma yapılmadan kimse hakkında hüküm vermemek lazım. Yalnız masumiyet karinesine olan inançtan değil, şu ana kadar uygulamanın da gösterdiği apaçık durumdan.
Üstelik her nedense gözaltı kararı verildiği an Adalet Bakanı Kızılay’a övgüler düzüyor, kimliği belli şahıslar da “muhalifler ne kadar aptal, devlete güvenmek varken bunlara güveniyor” diye propaganda diliyle içerik paylaşmaya başladıysa 2 kat dikkatli olmak gerekiyor.
Haluk Levent ve Ahbap’ın da savunma hakkı var. Bir görelim. Hakikat neyse ortaya çıkar.
Sevgili dostlarım,
Gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a mesaj attım. 15 gündür de her gün mesaj atmaya devam ediyorum. Dedim ki: "Sayın Bakanım, benim özel hayatımı Ahbap ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Gelin, çok acil gelin; deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi Ahbap ile ilişkilendirmeyin."
Biliyorum, bu bombardıman altında gerçeği açığa çıkarmak güç ve zaman alacak ama netice olarak haklılığımız tescillenecek.
Sevgili dostlarım,
Asıl bombayı bekleyin. Yakında yapacağım açıklamalarda göreceksiniz. En baştan bu sürece nasıl gelindiğini öğrenecek ve hayretler içerisinde kalacaksınız.
Tekrar belirteyim: Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Zaman her şeyi gösterecek.
Haluk Levent
11 Temmuz 1978:
Hacettepe Ünv.Sanat Tarihi Estetik Bölümü Doçenti ve Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) Başkanı Bedrettin Cömert (38), Ankara’da bir otomobille aracının yolunu kesen ülkücülerin açtığı çapraz ateşle hayatını kaybetti, eşi ağır yaralandı..
Danimarkalı bir gazetecinin, eski Hollanda Başbakanı, halihazırda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'ye sorduğu soru;
"Donald Trump'ın Grönland'ı fethetmekten, bir müttefik olan İspanya’ya saldırmaktan bahsettiği anlarda yanında oturuyorsunuz. Orada oturup hiçbir şey söylemediğinizde bu sizin öz saygınızı etkiliyor mu?"
Ortama gerçek bir gazeteci girdiğinde, bunu sorduğu sorudan fark edersiniz..
Trump Zirve sırasında Ankara için şu sözleri söylüyor;
“Çok temiz, çok düzenli. Trafik neredeyse yok. Yollar çok geniş ve bomboş..”
Bu sözler karşısında bir soru yönelten, Ankara’nın üstüne branda gerildiğinden söz edebilen bir gazeteci var mı?
Cumhuriyet, Halk TV, Sözcü, BirGün, Evrensel, Nefes, ANKA, İlke TV, Medyascope, T24 gibi medya kuruluşlarına uygulanan akreditasyon sansürü boşa değil..
Bunlar işin belki de polemik yönü..
Zirve sona erdi.
Somut konularda bir ilerleme sağlanabildi mi?
Parası ödendiği halde alınamayan F 35’ler, 14 Aralık 2020’de Trump döneminde yürürlüğe konulan CAATSA (Amerika'nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) yaptırımları ne durumda? Vileda sopasıyla yapılan laf kalabalıkları dışında, karara bağlanan bir metin var mı?
Ve en önemli konu: NATO’nun stratejik konsepti ile Türkiye’nin dış politika yarar, öncelik ve hata dengeleri arasında gelişen bir uyum mu, yoksa uyumsuzluk mu var? Örneğin Türkiye için Rusya ve Çin, NATO’nun penceresinden görüldüğü gibi bir düşman tehdidi mi, yoksa, en azından, dengeli dış politika gereğinin zorunlu paydaşları mı..
Zirve’den sonra tartışmanın eksenini bunlar oluşturmalı. Hamasetten geriye bir şey kalmaz çünkü..
Son olarak, liderler fotoğrafında en uçta bırakılan, Trump’ın tehditlerle söz ettiği İspanya’nın onurlu yalnızlığından söz etmek gerekir.
Trump Bibi ve Erdoğan’ı överken, Filistin soykırımunda gerçek bir karşı duruşu cesaret ve etkinlikle ortaya koyan Sanchez’i her fırsatta aşağılamaya çalışıyor.
Çünkü Sanchez, dünyanın geleceğinin barbarlıkla değil, insanlık onuruyla şekillendirilmesini savunuyor..
Dış politika ve ulusal güvenlik hamasetle, gelip geçici ve güce yaslanan ilkesiz ilişkilerle değil; akılcı, rasyonel, barıştan ve demokrasiden yana istikrarlı tutum ve politikalarla sağlanır.
Gökhan Günaydın:
"Vatan satılıyor uyanın"
Suudi Arabistan şirketlerine;
Arazi Bedelsiz
TAHSİS
KDV-ÖTV yok
MUAFİYET
30 yıl $ bazlı enerji alımı
GARANTİ
Uluslararası tahkim
İMTİYAZ
Yerli firma yok
REKABETE KAPALI
Bu anlaşma bir KAPİTÜLASYON
Üstelik pusula SAHTEKARLIĞIYLA
Bir teğmenin üzerinden üniformasını söküp alabilirsiniz, rütbelerini elinden alabilirsiniz ama onun bu topraklara ait olan o bağımsız, cesur ve parlak zihnini asla tasfiye edemezsiniz!
AB delegasyonunun Türkiye'ye "demokrasi ve insan hakları" dersi vermeye kalktığı masada; diplomatların, kariyer bürokratlarının sustuğu o salonda sivil bir yüksek lisans öğrencisi olarak ayağa kalkıp "Aynı kriterleri Gazze'de katliam yapan İsrail'e uyguluyor musunuz?" sorusunu sormak saf bir vatanseverlik ve entelektüel namus göstergesidir.
Bu olay turnusol kağıdıdır: Bu ülkenin en parlak, en liyakatli evlatlarını sudan sebeplerle ihraç eden idari akıl utansın. Teğmen İzzet Talip Akarsu, takım elbisesiyle bile uluslararası arenada Türkiye'nin ve insanlığın haysiyetini o koltukları işgal eden yüzlerce bürokrattan daha iyi savunmuştur.
Nezaketle, yalan söylemeden, sadece doğru soruyu sorarak ders vermiş.
Helal olsun.
Barış Terkoğlu "TSK’dan ihraç edilen teğmenlerden İzzet Talip Akarsu: 'Ben artık bir yüksek lisans öğrencisiyim. Teğmen olmasam da bu akademik toplantıyı izlemek istiyorum' deyip NATO Genel Merkezi'ne akreditasyon başvurusu yapıyor.
Ankara'da NATO toplantısına katılıyor. Çok enteresan bir şey oluyor. Toplantı sırasında Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin. üyelik delegasyonunda bulunan isim ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olup olamayacağı, Türkiye'nin Avrupa yoluna gidip gidilemeyeceği sorusu soruluyor.
AB delegasyonundaki üye diyor ki: 'Hayır. Türkiye, insan hakları ihlalleri, demokratik kriterler nedeniyle Avrupa Birliği'nden tamamen ayrı bir çizgide.'
Ve orada salonda kim el kaldırıyor? İzzet Talip Akarsu: 'Sayın diplomat, madem diplomasinizi insan haklarına, demokrasiye dayandırıyorsunuz; ��srail Gazze'de bu katliamları yaparken, İsrail ile kurduğunuz ilişkide aynı kriterleri uyguluyor musunuz?'
Siz bir teğmenin üzerinden üniformasını sökersiniz. Ama o gider, üzerinde takım elbise olduğu halde, kimseyi karalamadan, yalan da söylemeden, sorulması gereken bir soruyu sorar."
Atatürk’ün el yazısıyla,
“İstiklâl” kelimesinin üzerini çizerek “Kurtuluş Savaşı” olarak değiştirmiştir.
Sen ne gördün,ne biliyorsun da
"milli mücadele" demeye çalışıyorsun Yusuf Tekin ?
#MustafaKemakAtatürk 🇹🇷
"Türk Milleti! Kurtuluş Savaşı 'na başladığımızın on beşinci yılındayız."
Atatürk, 10. Yıl Nutku'nda "istiklal Savaşı" ifadesini silmiş, yerine "Kurtuluş Savaşı" kavramını
eklemiştir.
#NATOyaSorum Anıtkabir
📢 Avukat Zehra Fatser:
⭕ ‘Yeni müfredattan "Kurtuluş Savaşı" ifadesini çıkartıp neyden kurtuluyoruz? Koskoca Osmanlı vardı’
söylemi basit bir kavram tercihinin çok ötesindedir.
⭕ Tarihi sıralardan öğrenen çocuklar ve gençler
adına bu açıklamayı yapmak benim tarihi bir borcumdur. Çünkü çok iyi biliyoruz ki Gazi Mustafa
Kemal Atatürk'ün milli mücadelesini yok saymak bir milletin topyekun varoluş mücadelesini yok
saymaktır.
⭕ Osmanlı yüzyıllarca 3 kıtaya hükmetmiş büyük bir imparatorluk olsa da son dönemlerinde fiili
egemenlik kaybı ve esaret gerçeği kelime oyunlarıyla örtbas edilemez. 1918'de Mondros Mütarekesi sonrasında Osmanlı devleti, fiilen askeri ve siyasi bağımsızlığını kaybetmiştir.
⭕ 13
Kasım 1918'de İtilaf donanması İstanbul'u demirlediğinde payitaht hukuken ve fiilen rehin
alınmıştı.
⭕ İşte o gün Gazi Mustafa Kemal Atatürk o derin tarihi vizyonu ve sarsılmaz inancıyla ‘Geldikleri gibi giderler.’ diyerek bağımsızlık iradesini ortaya koymuştur.
⭕ 16 Mart 1920'de İstanbul
resmen işgal edilmiş milli iradenin kalbi Meclis-i Mebusan dağıtıldığında ve milletvekilleri sürgüne gönderildiğinde Osmanlı hükümeti fiilen çökmüştü.
⭕ Bu mutlak esaret zincirini kıran hamle yine
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açarak milli egemenliği ve sivil iradeyi yeniden inşa etmiştir.
⭕ Anadolu'nun büyük bölümünü yabancı devletler arasında paylaşan Sevr Antlaşması bizzat
Osmanlı Hükümeti tarafından imzalandığında Türk milleti işte bu fiili esaretten ve payitahtın
imzaladığı ölüm fermanında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Amasya'dan, Erzurum'dan, Sivas'tan
başlattığı ve cepheden cepheye büyüttüğü okutulu askeri ve siyasi deha ile kurtulmuştur.
⭕ Tarih
metodolojisinde milli mücadele bir yöntem kurtuluş savaşı ise o yöntemin vatanı esaretten
çıkaran mutlak neticesidir.
⭕ Unutulmamalıdır ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başkomutanlığında
o silahlı kurtuluş gerçekleşmeseydi bugün masada bağımsızlığımızı tescilleyen bir Lozan, sınırları
kanla çizilmiş bir vatan ve en acısı kendi müfredatını özgürce belirleyebilen egemen bir Türkiye
Cumhuriyeti olmayacaktı.
⭕ Kendini var eden kurucu zaferi sansürleyen bir anlayış geleceğe özgü nesiller yetiştiremez.”