Bazı insanların anlamsız hareketlerine denk gelirsin..
Saçma kıskançlıklar, gereksiz rekabet, şüpheci tavırlar.
Sonra bakarsın ki seninle bir alakası yok.
Kimisi kıyaslanarak büyümüş,
Kimisi kandırılmış,
Kimisi sevilmemiş..
Anlarsın ki insan, hikayesini bilmediğine düşman !
Biri sevginize inanmıyorsa, sevgiyi bilmediğinden değilmiş. Sizi değil başkasını sevdiği, başkasını unutamadığı, başkasını özlediği içinmiş. Bunu da bu yaşımda öğrendim. Çiçek gibi oldu .
Hayatında torpille bir yerlere gelmiş 'ŞEYLER' sonrasında, bükük belleri ve olmayan beyinleri ile sizi eziklemeye çalışırlar.
Bilmezler ki deneyim, tecrübe, emek ve çalışmalarınız sizin; her zaman ve her yerde dik durmanızı sağlayacaktır.
Yalan, hele ki bu çağda, öyle sıradanlaşmış ki, kimsenin utandığı yok. Can mı yakar, şüpheye mi götürür, bir ay bir sene bir ömür mü çalar birinden, umurunda değil insanların. Ne tuhaf, hâlbuki bir yalan çağları bile aşabilir. Bir eserde geçer: "Yalan zamansızdır." Sen gibi..
》》 Diğeri, ölen kişi, yavaş yavaş yok olup sizden uzaklaşıyor." derken bundan bahseder. Bu keder acı ama geçiyor. Sonra? Sonrası buruk da olsa, sonrası iyilik sonrası güzellik..
Ayrılık, terk edişler yahut edilişler... Sonra? Sonrası keder. Hjorth, "Kopmak ölüm gibi, diye düşündüm; başlarda insanın canını yakıyor, sonra yokluğa alışıyorsunuz. 》》
Ne çok hayranı var şu dünyanın. Hep kazanmak hep başarmak hep ileriye gitmek hep bilmem ne. İnsanın bazen alın bütün dünyayı başınıza çalın diyesi gelir. Ülkü Tamer, "Yenilirsem yenilirim, ne çıkar yenilmekten?" der. Yensinler, yesinler; bu hırslar bu kötülükler bize ırak olsun..
》》"Kendi kendine yetmek, kendi kendisi için her şey olmak ve tüm varlığımı kendimde taşıyorum diyebilmek, elbette mutluluğumuz için en yararlı özelliktir." Önce kendimizi seveceğiz, ruhumuza, bedenimize iyi bakacağız sonra sevgiliye. Yeteceğiz birbirimize. Sonrası hep aydınlık.
Başkasına muhtaç olanın mutlu olması ne mümkün. İnsan, evvela kendine yetmeli. Sonra? Sonrası Schopenhauer'in yaşamın bilgeliği üzerine söyledikleri gibi: 》》
Her şeyimizin olsa da bir şeyler eksik. Böyle hissettiğimiz anlar olur bilirsiniz. Karauğuz aynı kitabında, "Uçacak bir göğü kalmamış ve ne yapacağını şaşırmış bir kuş gibi hissediyorum kendimi. Kanatları olsa da göğü olmayan bir kuş nedir ki dünya için." diyor 》》
》》 İncir Tarihi'nde geçer: "Evvela gittiğin yöne bak, demişti, bu bakış bile yolun yarısı eder." Gideceğimiz yer mühim. Bu sabah, oraya doğru bir bakın da sorun kendinize: Hayallerim çok uzak mı?
Yapmak istediklerimiz, yaşamak istediklerimiz var. İstemekle kalıyor şu veya bu sebepten. Nereye gittiğimizden çok yolla meşgul oluyoruz çünkü. Savruluyoruz, fark etmeden. 》》
》》 Traykoski'nin aynı eserinde geçer: "Tüm zamanlar adaletsizdir ve içinde yaşadığımız zaman en adaletsiz olanıdır." Bu dünya böyle. İnsanız, yalnızız ve azınlığız. 🦋