Klozetli evleri hiç sevmiyorum umuma açık yerledeki klozetleri de sevmiyorum klozet sevmiyorum kimsede normal ala turca wc kalmadı. İğrenç ya çok tiksinc gelio klozet olayı..
Geçenlerde İstanbul’daki Konya konseptli bir restoranda, kasanın arkasında, bu sabah da TRT1’deki bir yemek programında gördüm bu saçmalığı. Mevlevî şeyhlerinin giydiği ve destâr-ı şerif adı verilen bu başlığı takıp Konya yemekleri yapmak, abukluğun hangi derecesi arkadaşlar?
Kırşehir’in merkezinde 8 asırlık tarihiyle kente veya namaza gelenleri karşılayan Cacabey Cami geçtiğimiz yıllarda kapsamlı bir restorasyon görmüştü.
Yapının Selçuklu döneminde bir Gök Bilimleri Medresesi olarak yapılıp kullanılmış olması da apayrı bir özelliği +
Medine'den Tebuk'a eski yolları kullanarak 800 km yol geldim dün. Tam 12 Hicaz Demir Yolu istasyonu buldum çölde. 3 tane Osmanlı tarafından yapılmış köprü geçişi ve 1 ufak kale. Bir de çöl kumları arasında devrilmiş bir Osmanlı Hicaz Treninin kendisi. Toplamda 20'den fazla kez durduk ve yolların içlerine bazen de yol olmayan yerlerde çöle girdim. Müthiş bir iş oldu hamdolsun. Muhtemelen bu kadar Osmanlı emaneti bir arada hiç bilinmiyor. Tek tek tespit edip kayda aldım. Normal bir yol hikayesi değildi hamdolsun.Bir ara tek tek hepsini yazıp ekleyeceğim inşallah
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ve sosyal hareketlilik ilişkisini incelediğim doktora tezim kitap olarak yayımlandı. Alana katkı sağlaması ve faydalı olması temennisiyle..
Kitap için: https://t.co/aOW1QwpnX2
Sikayetvar'da çok acayip bir şey okudum az önce. Bir kadın müşteri TrendyolYemek üzerinden verdiği siparişten memnun kalmıyor ve iade talebi oluşturuyor. Restoran, müşterinin adresine kuryesini gönderip hesap sormaya çalışıyor.
Arkadaşlar ben şehir efsanesi zannediyordum ama İzmir hakikaten bok kokuyor ya böyle bir şey olamaz yani bu kadar dağlarında çiçekler açan bir şehrin böyle kokuyor olması gerçekten inanılmaz
diyanetin yıllar önce çıkardığı namaz vakti uygulaması çok sade ve işlevseldi. ondan çıkardığı her uygulama bir öncekinden daha berbat. çoğu zaman da açılmıyor
Müslüman bir Türk'e konacak bir isim değil tabi osimhen ama kendi dilinde Tanrı iyidir/lütuf sahibidir gibi bir anlama geliyormuş. Aşağı yukarı bizdeki Lütfullah gibi bir şey herhalde :) Anlam olarak kötü değil yani :)
Biraz önce yanımda bir baba, oğluna “Osimhen” diye seslendi. Adı Osimhen mi? dedim. Evet dedi. Abi, bunu bir kardeşin diğer kardeşe muhabbeti olarak kabul et lütfen. Kıyamet günü çocuğunun senin üzerindeki haklarından biri de ona güzel bir isim vermendir.” dedim. Çok üzücü.
iühf'de zamanında Enver Paşa'nın masası bulunmakta. tarık zafer hoca anayasa kürsüsü başkanıyken bu masayı kullanır. deniz gezmiş bir gün gelip masaya vurarak hocayı tehdit eder; o da ikazen "bu masa Enver Paşa'nın masasıdır bu masaya el vuranlar hep asılmışlar evladım" der...
Sigara içenlerin aşağılandığı, yaptıkları bireysel değil kolektif ve diğer herkesi etkileyen saçmalıktan sorumlu tutuldukları, pratikte ise içmeyenlerin değil içenlerin küçük kapalı bir mekana hapsedildiği bir düzen istiyoruz.
Hutbelerde her hafta mala anlatır gibi haramlar helaller en basit seviyede tekrar tekrar anlatılsa birçok hutbeden daha faydalı olur hepimiz için. İnsanlar bilse bile başkasından duyulan, sürekli telkin edilen şeyi daha iyi kavrıyor.
CUMA HUTBESİNDEN
“Helal haram duyarlılığı, sofraya konulan lokmanın temiz olmasıyla sınırlı değildir.
Erkek kadın her Müslüman, iffetini korumalı, giyim kuşamına dikkat etmeli, insanın saygınlığını zedeleyen davranışlardan uzak durmalıdır.”
Yorumları biraz okuyunca memlekette ne kadar da yahudi tıynetli insan varmış diye şaşırıyorsunuz. Akla hayale sığmaz bir basiretsizlik seviyesinde bu insanlar. Allah kimseyi yahudi savunacak kadar alçaltmasın.
Her yıl YKS sonuçları açıklandığında dereceler konuşulur; sıralamalar, yüzdelikler ve başarı istatistikleri paylaşılır. Bunların her biri kıymetlidir. Çünkü emek kıymetlidir. Gayret kıymetlidir. Azim kıymetlidir.
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ciddiyetle etüt edilmesi gereken bir vaka nicedir. Maalesef bu çarpıcı eğitim vakası layıkıyla incelenemiyor. Nedenleri malum. Bunlara girmeyi gereksiz buluyorum. Kendi etüdümü yapayım.
Öncelikle okulun ÖSYM metotlarıyla ölçülmesi mümkün olmayan fevkaladelikleri var. Batıda böyle okul örnekleri çoktur. Azıcık araştıran bu örnekleri ve onlardaki nitelikleri kolayca bulabilir.
Nedir bunlar?
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi, öğrencilerine her şeyden önce "kendilik bilgisi" veriyor. Bu yüzden bu yıl sözel birincisi olan öğrenci üniversitede animasyon okumak istiyor. Geçen yılki öğrenci ilahiyatı seçmişti. Roger Garaudy'nin anlattığı Don kişotluk"tur bu. İdealleri gerçeklerden üstün tutmaktır. Seçkin bir duygu ve soylu bir düşünceyle dolmaktır. Zaten mezun olan öğrencilerle azıcık sohbet ettiğinizde şaşırtıcı bir entelektüel irtifaya sahip olduklarını hemen görüyorsunuz. Çünkü bu öğrenciler hazırlık, dokuz ve onuncu sınıf boyunca test çözmüyor. Kitap okuyor, filmler izliyor. Sosyal sorumluluklar üstleniyor. Hatta o sınıflar boyunca test çözmek ayıp karşılanıyor. Okulun öğle araları, ders sonları onlarca spesifik akademik çalışmalara ayrılıyor. Hafta sonları da öyle. Geziler, kamplar… Merak eden okul almanaklarına bakabilir. Pek az kurum bunca sosyal, kültürel faaliyet yürütmektedir. On birinci sınıf bir geçiş süreci. Yavaş yavaş üniversiteye hazırlanmaya başlıyor öğrenciler. On ikinci sınıftaysa artık kendilik bilgisi kazanmış, akıllarına hükümleri geçen gençlerin zekalarını kullanma zamanları geliyor ve işte o vakit, ÖSYM metotlarıyla ölçülebilen başarı geliyor. Türkiye maalesef bu ikinci başarıyı da konuşmuyor kanımca. Dedikodusunu yapıyor, diyeceğim ama o da değil. İpe sapa gelmez lakırdılar dönüp duruyor.
Tam da bu noktada okulun mezunu olmanın verdiği sorumlulukla üniversitedeki konumunu bırakıp lise müdürlüğü yapmayı seçen Doç. Dr. Özkan Öztürk’ün kaderini konuşmak lazım. Dünyada eğitimin özü lisedir. Biz bunu fark edebilmiş değiliz. Öztürk, eğitim üzerine bana göre Türkiye’de en esaslı fikirlere sahip kişilerin başında gelmektedir. İbnü’l Arabî de bilir Wittgenstein da… Lise gencinin kendilik bilgisine sahip olmasının onu ferd yapacağını bilgisinden dem vuran çoktur ama bunu yukarıda andığım aksiyonlarla aktüel edebilmek Öztürk'ün kaderinin başarısıdır. Kariyerist, maksimalist bir başarıyı hedeflemiş olsa bu zeki gençlere sadece on ikinci sınıfta değil hazırlıktan itibaren test çözdürüp sınava hazırlayabilirdi. Yapmıyor. Öztürk’ün eğitim görüşü kişilik gelişimini her şeyin önüne koymakta. Aksini uygulansa bu gençler ilk yüzden yirmi küsur kişiye değil elliye de ulaşabilir. Lakin bu ne ifade eder ki… Kişide şahsiyet gelişimi bu yaşlarda oluşmamışsa posterden ibaret kalan görüntülerle karşılaşılır. Nitekim zaman içinde pek çok başarılı kişi hayatta kaybolurken orta seviyeli sayılanlar asıl büyük işlere imza atabilmektedir.
Okulun mezunlarının kazandıkları gözde üniversitelerde okullarının atmosferini bulmakta zorlandıkları için bir ayaklarını hep okullarına tutmak istemeleri eğitimden anlayabilenler için çarpıcı bir göstergedir. Bu öğrenciler bir yandan Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde eğitim alırken bir yandan da bir araştırma enstitüsü gibi çalışan okullarıyla bağlarını sürdürmektedirler.
Kartal Eğitim Vakfı’nın buradaki eğitim aksiyonuna güveni, desteği ayrı bir etüt konusu olmalı. Buna burada girmeyeceğim.
Umuyorum ki Türkiye’nin öteki seçkin okulları gibi Kartal Anadolu Lisesi de ciddiyetle etüt edilir. Giderek bunun ötesine geçilir ve buradaki model derece derece her okula kendi gerçekleri nispetinde uygulamaya konulur. O vakit milli eğitiminizin idealler üzerinde mevcut şartlarını nasıl dünya ölçeğinde aşabileceği görülecektir.
Meslek lisesinde elektronik okuyup edebiyata geçmiş, yıllarını bilinçsiz bir eğitime heba etmiş biri olarak milletimizin hiçbir gencini diğerinden ayırmadan yürekten dileklerimdir bunlar. Benim gibilerin pek çok olduğunu da biliyorum.
Tam da o anlama gelir. Başını örten bir kadın, tüm kararlarını, tarzını ve hayatını İslam'a hibe etmiştir. İslam'ın kendi hakkındaki tek yetki ve söz hakkı sahibi olduğunu beyan etmiştir.
@amanurdi Bir kadının başını örtmesi, onun tüm kararlarını, tarzını ve hayatını bir topluluğa hibe ettiği onlara kendi hakkında yetki söz hakkı tayin ettiği anlamına gelmez.
Adını anmak istemediğim fahişe görünümlü şarkıcı bozuntularının fotoğraflarının olduğu paylaşımlara herhangi bir etkileşim verip de önümüze düşürmeyin lütfen. En kötü adlarını anarak eleştirin eleştirecekseniz. Niye fotoğraflarını önümüze düşürüp durduk yere günaha sokuyorsunuz?