#insanlikhali
rtük bizce biraz kütük davranıyor. türk milleti bu aşağılık, piskopat ruhlu dizilerden bıkmış ve bunalmış, hemen hemen her bir açtığı kanalda bağırtıdan çağırtıdan sıkılmış durumdadır. kimsenin bunları gözümüze saniyelik dahi olsa sokmaya hakkı yoktur.
@verywhitelilium @proferhanaydin Orkun'un (yazıtlar) dilini (dil bilgisi, kullanılan sözcükler, ve sözcüklerin Oğuzca anlamı, bkz. Kaşgarlı) iyice irdeler ve anlar isek, Bilge Kağan'ın da (dokuz) Oğuzlardan için söylediği sözü unutmaz isek o dev taşları dikenlerin bir Oğuz soyu olduğunu anlarız.
Yeni geliştirilecek savunma sistemlerine Türk tarihinin derinliklerinden gelen isim önerileri; Tura, Taygan, Çavlı, Yetüt ve daha fazlası özel yazımızda: https://t.co/sg8y2YOHjn
Ortak dilimize küçücük de olsa bir katkı sağlamak amacıyla giriştiğimiz Elçilerimiz çalışmamızın üçüncü bölüğü yayında. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz.
https://t.co/AGCrdZuFA6
buradan da ulaşabilirsiniz: https://t.co/0odwOTNs6K
Görsel: Koço’da bulunan VIII-IX yüzyıllara ait,
66x32 cm. ölçülerindeki yüğüren atçı duvar bedizi. Atın üzerinde kişi olduğu seçiliyor. Atın kuyruğu da düğümlenmiş.
Dipnotlar:
(1) Fallar. Budistler saç kestirmek, seyahate çıkmak, ev taşımak ve daha pek çok işe başlamak için uğurlu ve uğursuz günler olduğuna inanırlar ve uğurlu olan günü tespit ettirmek için bazı fallara baktırırlar.
(2) Kul erkek, küŋ kadın köle.''
Baylayıcı, atın doğru süratte koşması için doğru beslenmesini düzenleyen, bunun için de onu ağzı havada kalacak, yem yiyemeyecek biçimde bağlayan kişidir. İyi okçular da hızla at koştururken yüksek bir direk üzerinde bulunan hedefe ok atarlardı.
Kervancılar da buralarda konaklar. Buralara ergü, aralarındaki uzaklığa da ''bir ergü uzaklık'' denir. İşte at yarışı, meydana bir ergü mesafeden başlar ve böylece en süratli at ve bağlayıcısı bulunmuş olur.
Ülke çapında atlı ulaklar aldıkları görevlerini yerine getirmek için uzak mesafelere çok süratli biçimde ulaşmak zorundadır. Atın yaklaşık bir saat koşacağı mesafe aralıkla at değişimi yapabilecekleri; yemek yiyebilecekleri; gece konaklayabilecekleri istasyonlar dikilmiştir.
İdikut Beşbalık'a yerleştikten sonra, ülkenin her yanından önemli insanlar ve sporcular da Beşbalık'ta toplanıp toy yaparlardı. Bu toy sırasında şarkılar eşliğinde eğlenilir, güreş tutulur, bir ergü uzaklıktan at yarıştırılır.
İşte yine İdikut alayının şehre girdiği gün, önden İdikut'un tuğları uçmuş, ardından atlar ve at arabaları üzerinden İdikut, ailesi ve maiyeti, onların ardından da yine araba ve develere taşıtılan ağırlıklar gelirken halk da alayın geçtiği yollarda sevgi gösterisinde bulunuyordu.
Bu olay, Beşbalıklılar için ayrıca bir bayram günü gibidir. Bu alay sırasında Beşbalık halkı, İdikut alayının geçeceği yolların iki yanında sıralanıp övgü ve ötünme sözleriyle çok büyük coşku gösterisinde bulunur.
... bizim takvimimizle yaklaşık mayıs başında, din adamlarının çeşitli ırklar (1) bakarak uğurlu olduğunu belirlediği bir günde İdikut buradan ayrılarak kalabalık bir alay eşliğinde, ailesi, kulları, küŋleri (2) ve bütün saray maiyetiyle birlikte Beşbalık'a gelir.
''O coğrafyada ağır karasal iklim vardır. Kış yaklaşık eylül ortasında başlar ve mayıs ortasına kadar sürer. Ama havalar mayıs sonunda birden ısınır ve ağustos ortasına kadar oldukça sıcak geçer. Turfan şehrinde yazın gündüz sıcaklık 50°C'yi bulduğu için, ...