Nasıl yaparsan yap, doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü birileri hep anlamak istediği gibi anlayacak. İstediğin gibi yaşamak lazım aslında, işine geldiği gibi, canının istediği gibi, bir başkası ne der diye düşünmeden, olduğu gibi, bunun farkına varmak zor, ama sonrası huzur.
Tanıdığım en güzel insanlar yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış, diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş insanlardır. Bu insanlar yaşama karşı geliştirdikleri kendine has anlayış, şefkat ve nezaketle doludurlar. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar, onlar oluşurlar.
Bana buna mı kızdın deme seni ne bu raddeye getirdi diye sor. Asla takılmayacağım şeylere şimdi dönüp dönüp bakıyorsam bana içinde ne birikti diye sor. Anlatmaya çalışırken sesim yükseliyorsa kaç kere susturuldun diye sor.
Yük eski türkçe bir sözcük ve üste gelen şey demek.
Yüksek de aynı kökten.
"En ağır yükü istiyordun kendin için ve sonunda kendini buldun." demiş Nietzsche.
İnsana kendisinden daha büyük yük var mıdır?
Kendini tanıyamıyor bazı zamanlar insan. Çok kısa zamanda ne kadar çok değişiyor benim gibi. Ne kadar çok fark ettim, ne kadar çok kabul ettim. Ne kadar çok sildim, ne kadar sevdim. İnsanın hayatında her şeyin iki kere daha çok olduğu yerler varmış.
Ben istiyorum ki yorulmadan, yormadan yaşayalım. İçimizde şüphe olmadan sevip sevilelim, beraberken de özgür olunabilsin. İnsanlar birbirlerini “onu neden yaptığını biliyorum” diyebilecek kadar tanısınlar. Kalbinden emin olarak yaşamanın güzelliğini elimizin tersiyle itmeyelim.
“Biri çıkacak karşıma ve hayatım değişecek” yeni yetmelerin hayali bu. “Beni kurtar!” felsefesi. Yok lan öyle şey. Sen değiştireceksin hayatını, senin kıçını senden başka kimse kurtaramaz, kurtarabilse bile kurtarmaya uğraşmaz.
Eskiden yıkılmama sebep olan olaya şimdi tepki bile veremiyorum. Bu bazen ayakta kalmayı öğrenmek, bazen duygusuz görünmeyi kabullenmek gibi. Yaşanılan hiçbir şey boşa yaşanmaz. Bazen, insan ders alır eksiklerini tamamlamak için. Ve kimse kimsenin hayatına boşuna dahil olmaz.
Pessoa'ya göre 'sıkıntı' işsiz olmakla ya da isteksizlikle ilgili bir durum değildir.. Sıkıntımızın kaynağı; herhangi bir şey yapmamızın gereksizliğini fark etmemizdir.