@cemre_birand2 Türkiye bu fırsatı kaçırmaz, en önde çıkanlardandır. bundan daha iyi PR olmaz. sonra da arkadan tepkimiz size değildi , gazetecilereydi derler
Değerli dostlar,
Aşağıdaki videomuz çok önemli.Lakin X’te görünürlük kısıtlaması var.Mesajlarımız hedef kitleye ulaşmıyor.Yapacağınız her retweet ve her yorum bir ailenin kurtulmasına, bir çocuğun veya bir gencin daha iyi yetişmesine vesile olabilir.
https://t.co/Q7dPDWKjJu
@umitozdag Kesinlikle Kozinoğlunu siz ve şurekanız öldürdünüz ve apaçık çarpıtıp “cambaza bak “ taktiği yapıyorsunuz. Ne acı ki kitle bunu yiyor ama bilen biliyor .
Fetöcü Enes Kanter, Chicago Sky oyuncusu Natasha Cloud ile saha kenarında yaşadığı tartışmanın ardından WNBA maçından çıkarıldı.
Kanter’in, trans sporcu politikalarını protesto etmek amacıyla 2027 WNBA Draftı’na katılacağını ve “kendini kadın olarak tanımladığını” açıkladığı öne sürüldü.
Kanter, maçı “WOMAN: adult human female” yazılı tişörtle saha kenarından takip ediyordu.
@gazetesozcu önceki postlarınızın altı gerçekleri anlatanların yorumları ile dolup rezil olunca postu tekrar tekrar atıyorsunuz. yakışır size. ama meydan boş değil
@gazetesozcu Olayı çarpıtmayın. Orda nir trans bireyin “ben kadınım “ deyip Kadin liginde oynamasını protesto ediyor ve translar ve destekleyenler tepki veriyor. Enes ise transların kadınların arasında serbest olmasına karşı. Bence alkışlanması gereken cesurca bir hareket
@gazetesozcu Olayı çarpıtmayın. Orda nir trans bireyin “ben kadınım “ deyip Kadin liginde oynamasını protesto ediyor ve translar ve destekleyenler tepki veriyor. Enes ise transların kadınların arasında serbest olmasına karşı. Bence alkışlanması gereken cesurca bir hareket. Tek başına savaşıyr
İletişim Başkanlığı yanılıyor: O fotoğrafta mağdur bir kadın var #İtirazımızVar
İletişim Başkanlığı'nın örtülü hesaplarından biri, Edirne’de tutuklanan KHK’lı dikiş-nakış öğretmeni Fatma Aşık hakkında bir video hazırlamış. Videoda Tuba Koç isimli genç bir editör konuşuyor. Eline tutuşturulan metni ezberletip genç insanları hukuksuzluğun ve adaletsizliğin ortağı hâline getiriyorlar ya, en çok buna üzülüyorum.
Tuba Koç’un söyledikleri özetle şu: "Karşınızda mağdur bir kadın görüyorsanız yanılıyorsunuz; çünkü bu kadın 10 yıldır firari, adliye personeline talimat gönderiyor, belgeleri sızdırıyor ve son derece tehlikeli biri…"
“Mağdur bir anne” denilerek insanların yaşananlara başka bir boyuttan bakmasının istendiğini ileri süren Tuba, ardından şu soruyu yöneltiyor: “Peki sizce bir fotoğraftaki mağduriyet görüntüsü, hakkındaki ağır suçlamaları ve 10 yıllık firarı görmezden gelmek için yeterli mi?”
Akıl ve vicdan sahibi herkesin bu soruya vereceği cevap bellidir: Evet Tuba, yeter; hem de fazlasıyla. Çünkü yalnızca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kararları bile eline tutuşturulan o metindeki iddiaları tek tek çürütmeye yetiyor.
Meselenin iç yüzünü bilmesem belki ben de videoda anlatılanlara inanabilirdim. Ancak mesele öyle değil.
Evet, Fatma Aşık hakkında 10 yıldır yakalama kararı bulunduğu doğru. Aşık, 5 Ekim 2016’dan bu yana aranıyor. Onun yerinde olsaydım ben de kaçardım. Çünkü adil yargılanmayacağını bilen bir insanın gizlenmesi ya da ülkesini terk etmeye çalışması, suçluluğunun değil, bazen doğrudan hayatta kalma içgüdüsünün sonucudur.
Tıpkı Nâzım Hikmet gibi, Sabahattin Ali gibi…
Eğer Türkiye’de hukuk ve adalet olsaydı kimse kaçmaz, kimse yıllarca gizlenmek zorunda kalmazdı.
FATMA AŞIK KİMDİR?
Fatma Aşık, 1982 Hatay doğumlu bir öğretmen. Nevşehir’de Lara Kolejinde öğretmenlik yapmış, KHK ile kapatılan çeşitli derneklerde çalışmış bir kadın. 15 Temmuz’dan kısa bir süre önce Nevşehir Halk Eğitim Merkezine dikiş-nakış öğretmeni olarak atanmış ancak bir gün bile çalışamadan KHK ile ihraç edilmiş. Yaklaşık 7-8 yıl önce eşinden ayrılmış. Çocuğu yok.
Edirne’de, jandarmanın sınır bölgesinde çekilen, herkesi derinden sarsan o fotoğrafını görünce aklıma ilk gelen soru, neden bunca yıl Türkiye’den ayrılmadığı oldu. Aslında cevabını tahmin ediyordum. Bu süreçte kansere yakalanan anne ve babasını bırakmak istememiş. Babası ona, “Ben ölüp gideceğim, beni bir daha göremezsin” demiş.
Fatma Aşık, hasta babasını yalnız bırakmamak için yıllarca Türkiye’den ayrılmamış. Şimdi ise bu durum, devletin propaganda videosunda “10 yıllık firar” denilerek başlı başına bir suçmuş gibi sunuluyor.
İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMALAR
Fatma Aşık ile ayrıldığı eşi M. Aşık aynı dosyada yargılandı. Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, M. Aşık’a 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Fatma Aşık ise yakalanamadığı için henüz yargılanıp ceza almış değil. Ancak hakkında ileri sürülen suçlamaları iddianamede okudum.
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcısı Muammer Bircan tarafından hazırlanan iddianameye göre Fatma Aşık; ev hanımlarına ve üniversite öğrencilerine dinî sohbet vermek, bu sohbetlerde Fethullah Gülen’e ait kitapları okutmak ve öğrenci evleriyle ilgilenmekle suçlanıyor.
Savcılık, bazı tanıkların kullandığı “büyük abla” ve “büyük bölgeci” ifadelerine dayanarak Aşık’ın sohbet gruplarını organize ettiğini, öğrenci evlerinin maddi ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini ve bir dönem adliyede çalışan kadınlara dinî sohbet verdiğini iddia ediyor.
Ancak tanık anlatımlarının önemli bir kısmında “duydum”, “bildiğim kadarıyla” ve “görevini tam olarak bilmiyorum” gibi ifadeler yer alıyor.
Aşık’ın KHK ile kapatılan Kınalı Eller Derneğine üye olması, bazı özel şirketlerdeki SGK kayıtları ve Bank Asya hesabındaki para hareketleri de suçlama konusu yapılmış. Üstelik dijital materyallerin incelemesi tamamlanmadan iddianame hazırlanmış. Babasının evinde yapılan aramada ise herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış.
İletişim Başkanlığı'nın videosunda “belge sızdıran” ve “adliye personeline talimat veren” tehlikeli bir kadından söz ediliyor. İktidar medyası da günlerdir “adliye imamı”, “belge sızdırma” ve “talimat verme” suçlamalarını tekrarlıyor.
Peki bu iddiaların delili nerede?
Özellikle baktım ancak iddianamede elle tutulur bir bilgi bulamadım. Yalnızca Ahmet Fatih Gürlek isimli bir tanığın ifadesi var. O da Fatma Aşık’ın “Nevşehir Adliyesinde bayan personelden sorumlu il imamı olduğunu duyduğunu” söylemiş.
Yani duymuş.
Ortada yalnızca bir duyum var.
Fatma Aşık’ın sızdırdığı ileri sürülen belgenin adı yok. Hangi belgenin, kime ve ne zaman sızdırıldığı yok. Adliye personeline verdiği iddia edilen talimatın ne olduğu yok. Talimat verdiği kişinin adı yok. Buna ilişkin herhangi bir somut delil yok.
Devletin bütün propaganda aygıtı, tek bir tanığın söylediği “duydum” kelimesinin üzerine korkunç bir suç hikâyesi inşa etmiş.
İddianamede başka tanık ifadeleri yok mu? Elbette var.
Merve Nur A., Emine Y., Meltem G. ve Şengül G. gibi tanıklar, Fatma Aşık’ın ev hanımlarının ve öğrencilerin katıldığı sohbetlere gittiğini, “ablalık” yaptığını, himmet ve burs topladığını, öğrenci evlerinin maddi ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini “itiraf etmiş.”
Anlattıkları bundan ibaret: Dinî sohbetler, öğrenci evleri, burs ve maddi ihtiyaçların karşılanması…
Çok şükür ki dosyada cinayet, şiddet, uyuşturucu, hırsızlık, tefecilik, taciz ya da tecavüz gibi bir “itiraf” yok.
Elbette yalnızca iddianamedeki bilgilerle de yetinmedim. Fatma Aşık’ı yakından tanıyan birkaç arkadaşına ulaştım. Onlar da Aşık’ın dinî sohbet vermek ve öğrencilerle ilgilenmek dışında herhangi bir şey yapmadığını ifade etti.
Adliye çalışanlarına dinî sohbet vermiş olsa ne olur? Bu suç mu?
AİHM kararlarına göre suç olmadığını artık sağır sultan bile öğrendi.
Bir daha tekrar edelim de, editör Tuba hanım da öğrensin. Bir gün kendisine de lazım olabilir.
AİHM: BUNLAR SUÇ DEĞİLDİR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 26 Eylül 2023’te açıkladığı KHK’lı öğretmen Yüksel Yalçınkaya kararı ile 5 Mayıs 2026’da açıkladığı Şaban Yasak kararına göre; Bank Asya’ya para yatırmak, ByLock kullanmak, ankesörlü veya kontörlü telefonlardan aranmak, bir derneğe üye olmak, gazeteye abone olmak, çocuklarını KHK ile kapatılan okullara göndermek, öğrenci evinde kalmak, öğrencilerle ilgilenmek ve dinî sohbet vermek gibi gündelik ve hukuka uygun faaliyetler suç unsuru olarak değerlendirilemez.
AİHM, bu tür faaliyetlerin suç delili sayılmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesinde düzenlenen “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırı buluyor.
AİHS’ye imza atan Türkiye’nin de bu kararlara uyma zorunluluğu bulunuyor.
15 Temmuz’dan önce dinî sohbet vermek kanunda suç olarak düzenlenmemişse, yıllar sonra insanlara bu nedenle ceza veremezsiniz. Kanunda suç olmayan bir fiilden geçmişe dönük suç üretemezsiniz.
Bunun adı hukuk değildir.
NEVŞEHİR İLE NEDEN BU KADAR UĞRAŞILIYOR?
Peki Fatma Aşık ve onun gibi kadınlarla neden hâlâ uğraşılıyor? Aşık ile birlikte yaklaşık 10 kişi gözaltına alındığı hâlde neden yalnızca onun fotoğrafı medyaya servis edildi? Panik atak hastası bir kadının yüzüne neden o korkunç spot ışıkları doğrultuldu?
Bunun nedenlerinden biri, Doğu Perinçek’in tahliye edildiği döneme kadar uzanıyor. Hatırlarsanız Perinçek, tahliye edildikten sonra, “Kınından çıkmış keskin kılıç gibiyiz. Bütün cemaatlerin kökünü kazıyacağız” şeklinde açıklamalar yaptı.
Peki ardından ilk gittiği şehirlerden biri neresiydi?
Nevşehir.
Bunun önemli nedenlerinden biri de Kapadokya Üniversitesi Mustafapaşa Yerleşkesi. Bu yerleşke, Perinçek’in çevresindeki isimlerin kullandığı ve sık sık toplantılar yaptığı bir merkez hâline gelmiş durumda.
Perinçek’in Nevşehir ziyaretinin ardından kentteki adliye kadrosunda kapsamlı değişiklikler yapıldığı da herkes tarafından biliniyor.
Bu nedenle 15 Temmuz’dan bu yana Nevşehir’de hangi kadın tutuklansa “kadın sorumlusu”, “il imamı” ya da “bölge ablası” gibi sıfatlarla hedef gösteriliyor.
Perinçek’in sözünü ettiği ve önce Gülen cemaatiyle başlayan “kök kazıma” siyaseti, bugünlerde Süleymanlılar ve Furkan Hareketi üzerinden devam ediyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu soruşturmaların “herhangi bir dinî gruba, inanca, düşünceye veya hukuka uygun faaliyete” yönelik olmadığını söyleyerek "vicdanlara" su serpmeye çalışıyor. Ancak yaşananlar bunun tam tersini gösteriyor.
İnsanlar dinî sohbetlere katıldıkları, öğrencilere burs verdikleri, bir derneğe üye oldukları, bir bankaya para yatırdıkları ya da öğrenci evlerinin ihtiyaçlarıyla ilgilendikleri için yıllardır suçlu ilan ediliyor.
Herkes bal gibi biliyor ki bu operasyonlar, dinî cemaatlere yönelik siyasi müdahalelerden başka bir şey değil.
28 Şubat bitmedi. Yalnızca aktörleri, hedefleri ve propaganda araçları değişti. Dün başörtülü kadınları ikna odalarına sokan zihniyet, bugün panik atak hastası bir kadının yüzüne spot ışıkları doğrultuyor.
Kimse kendini kandırmasın. 28 Şubat, bugün Akın Gürleklerin, Mustafa Çiftçilerin eliyle devam ediyor.
Karşımızda suçluluğu kanıtlanmış “korkunç bir kadın” değil; hakkında henüz hüküm bile verilmeden mahkûm edilmeye çalışılan mağdur bir kadın var.
Ve hayır Tuba, yanılmıyoruz.
https://t.co/UQIjomSX1K
@kgulen2024@enkarali06 Allah bu Millete insaf ,izan ve iman versin. Yoksa bu yaladığı bir musibet. İlla gökten taş yağacak değil ya. Zulme sessiz kaldıkça uçuruma doğru sürükleniyor. İnşlh titrer ve kendine gelir de bu gidişe bir dur der.
AİHM net bir şekilde söylüyor: "Kanunsuz suç olmaz!" Yasal bir dernekte bulunmak suç sayılamazken, Fatma Gök neden ağır engelli evladından uzakta hapiste?
⁉️SuçYok CezaVar⁉️ https://t.co/kVf3KxqQTq
Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.
@KodParcasi yardım yapmadıklarını ne biliyoruz . belki hem yapıyordur hem de böyle yaşamayı seviyordur. Doğrudur ya da yanlıştır. Ama şu kafadan çıkmak lazım. İnançlı ve zengin olunmaz olsa da gösteremez. ben yapmam ama yapana da karışmam de geç. insanları birbirine düşmanlaştırmamak lazım
@KodParcasi Gayet güzel olmuş, parası var ce evinde huzurla ibadet edip kitap okuyacağı çocukları ile kaliteli vakit geçireceği bir ortam yapmış. Kıskançlık ve haset gözlüğünü çıkarıp makul gözle bakılmalı. Parası olan,havuz yapar , bar yapar , isterse de mescid yapar . Ev onun para onun.
Tek başına ölüm!
Yapayalnız, hasta, bitirilmiş...
Rutubetli, dökük, tek kişilik bir hücrede...
KHKlı eski polis Mustafa Kabakçıoğlu Gümüşhane cezaevinde bu dünyaya böyle veda etti
4 ayı kalmıştı tahliyeye ama o tükenmişti
İhmal doluydu ölümü, hiç duydun mu @abdulhamitgul ?
Finlandiya'nın hizmet hareketi ile ilgili raporunu okudunuz mu?Gözaltında te****ze uğrayan, t**z sonucu hamile kalan, bebeğini dünyaya getiren ve bu konuyu anlatan 12 kadın var. Canınız,namusunuz kimlere emanet?Sıranın sana gelmeyeceğinin garantisi yok.Şimdi
İşkenceVar SUSMA
@ErkanMumcu63 Bu memlekette kim altını pislettiyse bir halt yediyse Fütü demeye başlıyor. Artık nerenizden yakaladılarsa siz de Fütü diye zıplıyorsunuz. Ne haliniz varsa görün , kimsenin umurunda değilsiniz.
@ErkanMumcu63 Tam da tencere kapak olmuşsunuz ve bütün gizli işbirlikleriniz açığa çıkıyor. ve Ülke için ne kadar zararlı bir fitneci olduğunuzu ispatlıyorsunuz . Yıllar önce uçkurunuz ve zevkleriniz için ülkeyi sattınız ve yine tuz uzatanı görünce ekran ekran satışa koşmuşsunuz.