7 birimden oluşan ve yaklaşık 30 bin yurttaşa sağlık hizmeti sunan Harbiye Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan sağlık emekçilerinin yürüttüğü tüm görüşme ve girişimlere rağmen, İl Sağlık Müdürlüğü’nün “yaptım oldu” anlayışıyla hareket etmesi sonucunda bugün ASM binasının sağlık emekçileri tarafından boşaltılması zorunlu hale getirilmiştir.
İl Sağlık Müdürlüğü tarafından geçici hizmet alanı olarak gösterilen İzmir Çarşısı içerisindeki prefabrik yapılar ise, depremin üzerinden 3,5 yıl geçmiş olmasına rağmen defalarca dile getirdiğimiz kalıcı sağlık hizmeti alanları ve kalıcı barınma alanları talebiyle hiçbir şekilde örtüşmemektedir.
Gösterilen alanın geçici nitelikte olması, 7 hekim, 7 hemşire ve 4 destek personeli olmak üzere toplam 18 sağlık emekçisi için yalnızca 10 prefabrik yapı planlanması ve yaklaşık 30 bin yurttaşın bu koşullarda sağlık hizmetine erişmesinin beklenmesi kabul edilebilir değildir.
Oluşturulan planlamaya göre hekimin muayene yaptığı alanda hemşirenin aynı anda gözlem ve takip hizmeti sunması beklenmektedir. Ayrıca gösterilen alanda personel ve yurttaşların kullanabileceği tuvalet bulunmadığı gibi, hizmet almak için gelen yurttaşların bekleyebileceği uygun bir bekleme alanı da yoktur. Depremin üzerinden 3,5 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yağmurda, çamurda ve güneş altında hem sağlık emekçilerini hem de halkı mağdur eden bu yaklaşım, kamusal sağlık hizmeti anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Bunun yanında prefabrik yapılarda engelli rampasının dahi bulunmaması, alanın erişilebilirlik açısından da uygun olmadığını açıkça göstermektedir.
İl Sağlık Müdürlüğünü, Harbiye Aile Sağlığı Merkezi binasının boşaltılması kararının gerekçelerini kamuoyuyla şeffaf bir biçimde paylaşmaya çağırıyoruz. Eğer binanın boşaltılmasını zorunlu kılan teknik ve bilimsel gerekçeler gerçekten mevcutsa, başta sağlık emekçilerinin güvenli ve nitelikli hizmet sunum koşulları ile sağlık hizmeti alan yurttaşların hakları gözetilerek, insan onuruna yakışır ve sürdürülebilir bir tahliye ve hizmet planlaması düzenlemesi için çağrıda bulunuyoruz
@sesgenelmerkezi
📢 Deniz Göktaş'ın tutuklanması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'diktatörlük' iddiasına tahammül açıklamasını gündeme getirdi
💬 “Ben diktatör olacağım, birisi kalkacak bana ‘diktatör’ diyecek, onun vay hâline!"
💬 "Diktatörlüğün mizacında bu tür şeylere tahammül yoktur. Anında götürürler.”
Deniz Göktaş’ın tutuklanması, iktidarın mizahtan değil gerçeğin kendisinden ne kadar korktuğunu gösteriyor. Baskılar ve tutuklamalar neşemizi de sözümüzü de susturamaz.
Deniz Göktaş’ı serbest bırakın!
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
Mizaha ve eleştiriye tahammülsüz siyasi iktidarın karşısında, Deniz Göktaş’ın yanındayız. Çağlayan Adliyesi önündeyiz. Deniz Göktaş’ı serbest bırakın!
Genel Başkanımız Hakan Öztürk:
💬 Deniz öyle iyi bir şey yaptı ki, “bizim mesaj verme kaygımız yok” diyenlere müthiş bir mesaj verdi. Kellesini koltuğuna almış olarak sahneye çıktı ve sözlerini söyledi. Deniz Göktaş’ın yanındayız.
Deniz Göktaş için buluşuyoruz.
Siyasi iktidarın yaratmaya çalıştığı korku iklimini tuzla buz eden Deniz Göktaş'ın cesur ve muzip sesini baskılarla, gözaltıyla
susturamazsınız.
⏰ 3 Temmuz Cuma 10.30
📍Çağlayan Adliyesi
33 yıl geçti.
Hala bir yüzleşme yok.
Madımak Katliamı ile yüzleşilmediği için Roboski yaşandı, Ankara Gar yaşandı, Suruç yaşandı.
Hakikatlerle yüzleşilmelidir.
Ve Madımak, ‘Utanç Müzesi’ olmalıdır!
#UnutMADIMAKlımda
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması, siyasi iktidarın mizahtan ve hakikatten ne kadar büyük bir korku duyduğunun en net kanıtı. Halkın aynası olan mizah, sansür ve gözaltılarla cezalandırılamaz. O aynayı kırmaya çalışmak, yansıyan gerçekleri yok etmeye asla yetmez.
Deniz Göktaş’ın yanındayız. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır.
Madımak’ın yıldönümünde “müslüman mahallesi’nde salyangoz satan köpekler ve elimizden tutan bir Rovni, Deniz Göktaş…
Sivas Katliamı’nın acısı, bugün köpeklerin barınaklarda yanarak ölmesiyle birleşip üstümüze is gibi çöküyor. Neşemizin çalındığı ve yaşayan ölülere döndüğümüz bu çaresizlikte, “neşemizi çalamazlar ya!” diyen bir ses yükseliyor. Deniz Göktaş’ın gösterisi hepimizi silkinip kendimize getiriyor ve düştüğümüz o karanlıktan çekip çıkarıyor. @guliz_gunduzz yazdı.
https://t.co/zYTxVlquf2
Madımak’ta 33 canımızın diri diri yakılarak katledilmesinin üzerinden tam 33 yıl geçti.
33 yıl, 33 can. Bu 33 yılda sanıkların avukatları milletvekilliğiyle, bakanlıkla; failler ise af ile ödüllendirildi. Sivas'ta 33 canımızı yakan zihniyet bugün iktidarın gölgesinde palazlanıyor, korunuyor, cesaretlendiriliyor. Cezasızlık o ateşi 33 yıldır canlı tutuyor.
Fakat halklara düşman olanlar bilsin ki, ne Çorum, ne Sivas, ne de Suriye’deki hiçbir saldırı direnenleri asla yıldıramadı. Yakılan 33 can bugün öfkemizde ve mücadelemizde yaşıyor. Sivas’ın 33 güneşi 33 yıldır mücadelemizi aydınlatıyor. Onların aydınlığı ile, karanlıktan hesabı mutlaka soracağız.
#UnutMADIMAKlımda
Katilleri tanıyoruz
Sivas Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçti. Katliamın gerçek failleri açılan davalarda yargılanmadı, avukatlar AKP'de milletvekili oldu, firari sanıkların dosyaları kapatıldı, katiller salındı
https://t.co/1hXnRAQSPa
Sivas Katliamı’nın 33 yıllık öyküsü
• Devletin gözü önünde Madımak Oteli ateşe verildi; 33 aydın ve 2 otel çalışanı olmak üzere 35 kişi katledildi.
• Otelin önünde yaklaşık 15 bin kişi vardı. Buna karşın yalnızca 124 kişi yargılandı, 33 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.
• Sanıkların avukatlığını yapan birçok isim daha sonra AKP’den milletvekili oldu.
• Son iki dava zamanaşımı nedeniyle düştü.
• Katliam, “insanlığa karşı suç” olarak kabul edilmedi.
• Firari sanıklar yıllarca yakalanamadı; bu süreçte askere giden, evlenenler bile oldu.
• Cezaevindeki iki hükümlüyü Cumhurbaşkanı Erdoğan affetti.
• 17 katliam hükümlüsü, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda tahliye edildi.
• Aynı Anayasa Mahkemesi, katliam mağdurlarının bireysel başvurusunu 12 yıldır karara bağlamadı.
33 yıl geçti. Sivas’taki yangın hâlâ sönmedi. Çünkü adalet sağlanmadı. Unutmadık, unutturmayacağız.
30 soruda Sivas katliamı ve skandallar zinciri…
Cezaevinde sadece dört kişi kaldı, firari olarak arananlar evinde öldü, evlendi, belediyede işe girdi.
AYM, 12 yıldır dosyanın kapağını açmadı, dosya AİHM’ye gitti.
2 Temmuz 1993 Sivas katliamı, bir DERİN DEVLET operasyonuydu. Aynı 6-7 Eylül pogromu gibi. Gazi katliamı ve benzeri insanlık suçları gibi. Karar vericiler, azmettirenler hiç bir zaman yargılanmadı. #sivaskatliamı#2temmuz