Manisa Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde bu sabah silahlı saldırı yaşandı. Okula gitmek için evlerinden çıkan çocuklarımız silah seslerinin ortasında kaldı. Yaralı öğrencilerimizin olduğu, can kaybı yaşandığı yönünde bilgiler geliyor.
Daha kaç öğretmenimizi, kaç öğrencimizi kaybedeceğiz? Kaç okulun önünde silah patlaması, kaç çocuğun vurulması gerekiyor ki Milli Eğitim Bakanlığı çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini asli sorumluluğu olarak görsün?
Aylarca uyardık. Rapor hazırladık. Alanlara çıktık. Milli Eğitim Bakanlığının kapısına dayandık. “Okullar güvenli değil” dedik. “Eğitimde şiddet artık münferit olaylarla açıklanamaz” dedik. “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebiyle on binlerce yurttaşın imzasını Bakanlığa teslim ettik.
Öğretmenlerimiz öldürüldüğünde haykırdık. Öğrencilerimiz şiddetin hedefi olduğunda haykırdık.
Uyardık. Duymadınız.
Anlattık. Görmezden geldiniz.
Çözüm istedik. Sorumluluktan kaçtınız.
Bugün yine bir okulun önünden silah sesleri yükseliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı artık çıkıp bu olayları “münferit” diyerek geçiştiremez. Her saldırının ardından birkaç cümlelik açıklama yayımlayıp ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edemez.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/hRSjmTkgre
#Manisa
📢 Bugün yükselttiğimiz ses yalnızca bir grubun değil; mülakat mağdurlarının, atama bekleyen öğretmenlerin, güvencesiz çalıştırılan özel sektör öğretmenlerinin ve emeğinin karşılığını alamayan tüm eğitim emekçilerinin ortak sesidir.
Yıllarca emek verip sınavlarda başarı gösteren binlerce öğretmen, mülakat uygulaması nedeniyle hak ettiği kadrolardan mahrum bırakıldı. Yüz binlerce öğretmen atama beklerken mesleğini yapamıyor. Özel sektörde çalışan öğretmenler ise düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve güvencesiz koşullara mahkûm ediliyor.
Bizler, öğretmenliğin onuruna yakışır çalışma koşulları istiyoruz. Talebimiz lütuf değil, haktır.
Taban maaş talebimiz; aynı işi yapan öğretmenlerin insanca yaşayabilecek bir gelir güvencesine kavuşması içindir. Eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanmadığı, emeğin sömürülmediği bir düzen istiyoruz.
Bugün Sendikamız, hakları için açlık grevini sürdürüyor. Bir öğretmenin, en temel haklarını talep edebilmek adına bedenini ortaya koymak zorunda kalması, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir durumdur. Bu süreçte beklenti; taleplerin diyalog yoluyla ele alınması ve öğretmenlerin hak arayışlarının karşılık bulmasıdır.
Eğitimin geleceği için aç kalıyoruz!
Öğretmeni değersizleştiren hiçbir sistem geleceğini güvence altına alamaz. Mülakat mağduriyetlerinin giderildiği, liyakatin esas alındığı, yeterli atamaların yapıldığı, taban maaş hakkının güvence altına alındığı ve öğretmenlerin insanca koşullarda çalışabildiği bir eğitim sistemi mümkündür.
Büyük bir direnişi sürdürüyoruz.
Mücadeleyi büyütüyor; mülakat mağdurlarının, taban maaş mücadelesi veren özel sektör öğretmenlerinin, güvencesizlerin Sendikası olarak haklarımızdan ve mücadelemizden vazgeçmiyoruz!
#ÖğretmenlerAcilÇözümİstiyor
@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17 @elvangezmischp @yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
Genel Başkanımız Kadem Özbay; Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ve CHP Ankara İl Yönetimi ile beraber oturma eylemimizin devam ettiği noktada açıklamalarda bulundu.
MEB ÖNÜNDEKİ MESLEK ONURU NÖBETİMİZ SÜRÜYOR!
Genel Başkanımız Kadem Özbay, burada yaptığı açıklamada,
“Okuluna, öğrencisine, öğretmenine sahip çıkmayan kendisine ‘sendika’ demesin. Bakandan tatil talep etmekle sendika olunmaz. Tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum: Yarın saat 10.00’da Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda bize katılın; daha güçlü sesle haykıralım, mücadeleyi büyütelim.” dedi.
#ArtıkYeter #EğitimdeŞiddeteSon #Siverek #Kahramanmaraş #Öğretmen
Milli Eğitim Bakanlığı önündeki Meslek Onuru Nöbetimiz sürüyor. Genel Başkanımız Kadem Özbay burada yaptığı açıklamada, “Okuluna, öğrencisine, öğretmenine sahip çıkmayan “sendika” demesin kendisine. Bakandan tatil talep etmekle sendika olunmaz. Tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum, yarın saat 10.00’da Ankara’da Kurtuluş Parkı’da bize katılın, daha güçlü sesle haykıralım mücadeleyi büyütelim” dedi.
@kademozbay_
Siz gelmeden önce öğretmenlik mesleginin itibarı vardı!
Siz gelmeden önce okullar daha güvenliydi!
Siz gelmeden önce veliler, öğrenciler ögretmene saygı duyardı!
Siz gelmeden önce...
#yusuftekini̇stifa#EgitimdeŞiddet
Eğitim-İş olarak iki günlük iş bırakma eylemimizi Kahramanmaraş’taki saldırının ardından, üç güne (15, 16, 17 Nisan) çıkarıyoruz.
Bu artık bir meslek onuru nöbetidir. Bu, yaşam hakkımıza sahip çıkma mücadelesidir.
Bu gece Milli Eğitim Bakanlığı önündeyiz.
Yarın (16 Nisan Perşembe) saat 10.00’da Kurtuluş Parkı’ndan “Eğitime, Okuluna, Eğitimciye Sahip Çıkma Büyük Buluşması”nı başlatıyoruz.
Eğitimde şiddetin normalleştirilmesine karşı isyanımızı büyütüyor, “ARTIK YETER!” diye haykırmak için buluşuyoruz!
Çocuklarımızı, eğitim emekçilerini, eğitimi ve geleceğini korumak isteyen herkesi, omuz omuza, tek ses olmaya çağırıyoruz.
Gelin, okulumuza sahip çıkalım.
Öğretmenimize sahip çıkalım.
Öğrencimize sahip çıkalım.
Eğitime sahip çıkalım!
#ArtıkYeter #EğitimdeŞiddeteSon #Siverek #Kahramanmaraş #Öğretmen
Genel Eğitim Sekreterimiz Veli Fırat Şimşek, İstanbul'un tarihi liseleri Sultanahmet Lisesi, Cağaloğlu Lisesi ve Sultanahmet Suphi Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tadilat gerekçesiyle tasfiye edilmesini Sözcü TV’ye değerlendirdi ve “Okulları boşaltmanın siyasi bir tercih olduğunu biliyoruz. Öğrencilerin başka okullara nakli istendi. Öğretmenlere atama dayatıldı. Eğitim-İş olarak konunun takipçisi olacağımızı ve gerekli hukuki girişimlerde bulunacağımızı bildiririz” dedi.
@velifiratsimsek@szctelevizyonu
Eğitim-İş olarak; İstanbul’un tarihi yarımadasında bulunan 3 lisenin tadilat gerekçesiyle kapatılmasına ilişkin yaptığımız açıklama Sözcü’de yer aldı.
“İstanbul'un tarihi yarımadasında bulunan ve ülkemizin eğitim mirasının en önemli yapı taşlarından olan liseler, deprem riski gerekçe gösterilerek tadilata alınmış, ancak güçlendirme çalışmaları tamamlanmasına rağmen öğrenciler ve öğretmenler okullarına dönememiştir. Tanzimat döneminden bu yana eğitim veren, milli eğitime ve sanayimize kattığı değerler sebebiyle 1930'da İzmir'de toplanan 2. İktisat Kongresinde Altın Madalya ile ödüllendirilen Sultanahmet MTAL, bugün Kadırga MTAL bünyesinde eğitim vermeye zorlanmıştır. Kendi binasındayken yaklaşık bin 300 öğrenci, 120 öğretmen ve 5 alanla eğitim veren 157 yıllık kurum; ikili eğitim garabeti ve geç saatlere sarkan dersler nedeniyle bugün 600 öğrenciye, 4 alana ve 55 öğretmene kadar düşürülmüştür. Milyonluk yatırımlar, atölyeler ve makineler hurda gibi elden çıkarılmıştır. Üstelik Sultanahmet MTAL, kullanamadığı binanın kirası vakfa ödemeye devam etmektedir."
@gazetesozcu
İstanbul’un tarihi yarımadasında bulunan ve ülkemizin eğitim mirasının en önemli yapı taşlarından olan Sultanahmet MTAL, Cağaloğlu Kız MTAL ve Suphipaşa MTAL; deprem riski gerekçe gösterilerek tadilata alınmış, ancak güçlendirme çalışmaları tamamlanmasına rağmen öğrenciler ve öğretmenler okullarına dönememiştir.
Tanzimat döneminden bu yana eğitim veren, milli eğitime ve sanayimize kattığı değerler sebebiyle 1930 yılında İzmir’de toplanan 2. İktisat Kongresi’nde Altın Madalya ile ödüllendirilen Sultanahmet MTAL, bugün Kadırga MTAL bünyesinde eğitim vermeye zorlanmıştır. Kendi binasındayken yaklaşık 1300 öğrenci, 120 öğretmen ve 5 alanla eğitim veren 157 yıllık kurum; ikili eğitim garabeti ve geç saatlere sarkan dersler nedeniyle bugün 600 öğrenciye, 4 alana ve 55 öğretmene kadar düşürülmüştür. Milyonluk yatırımlar, atölyeler ve makineler adeta hurda gibi elden çıkarılmıştır. Üstelik Sultanahmet MTAL, kullanamadığı binanın kirasını vakfa ödeme devam etmektedir.
Aynı gerekçeyle boşaltılan Suphipaşa MTAL, Alparslan MTAL içinde; Cağaloğlu Kız MTAL ise Geleneksel El Sanatları Meslek Lisesi içinde varlık mücadelesi vermektedir.
Tadilatların tamamlanmasına rağmen okulların kendi binalarına dönmelerine izin verilmemekte, kapılarına ise “Milli Eğitim Akademisi” tabelaları asılmaktadır.
Şubelerimize ulaşan iddialar; meselenin basit bir değişikliğinin ötesinde planlı bir tasfiye süreci olduğunu göstermektedir. Alanlara öğrenci kaydı yapılmadığı, mevcut öğrenci ve velilerin ilçe müdürlüklerine çağırılarak nakle zorlandığı, yıllarını bu kurumlara vermiş eğitim emekçilerine “norm kadro fazlası” olacakları iletilerek kendilerine yer aramaları söylendiği bilgilerine ulaşılmıştır.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/Bp2vTWLoHG
Bazı sözler vardır; sahibini anlatır, niyetini ele verir. “100 yıllık narkoz” ifadesi de tam olarak böyle bir itiraftır. Bu sözler; aklın değil önyargının, muhakemenin değil ideolojik körlüğün dışavurumudur. Çünkü küçümsenmeye çalışılan şey, gerçekte hâlâ hazmedilemeyen büyük bir uyanıştır.
Onlar, cehaletin karanlığından kurtulup fikri hür nesiller yetiştirmeyi “narkoz” sanıyor; biz buna uyanış diyoruz. Onlar, kul olmayı fıtrat, biat etmeyi meziyet sayan bir düzeni özlüyor. Biz ise aklın ve bilimin rehberliğinde ayağa kalkmış bir milletin iradesini savunuyoruz.
“Narkoz” diye karalanan şey; bu toprakların makûs talihini yenen, tebaayı yurttaş yapan devrimci ruhtur. Sizin rüyanız bu ülkenin kâbusudur; bizim uyanışımız ise Cumhuriyet’in en güçlü teminatıdır.
Bu söz, bir zihniyetin maskesinin düştüğü andır. Cumhuriyet karşıtlığının açık ilanı, ideolojik husumetin inkâr edilemez belgesidir. Bu yüzden hedef aldıkları o uyanışı doğru tanımlamak gerekir.
O uyanış; kulluktan yurttaşlığa geçilen, biatin yerini aklın aldığı tarihsel bir kırılma anıdır. “Diriliş” diye sunulan hayal ise yeni değildir; sorgulamayan, itiraz etmeyen, verilenle yetinen bir toplum özleminin güncellenmiş hâlidir. Emek yerine itaati, hak yerine sadakati esas alan bir düzen anlayışıdır.
Emekçi hakları gasp edilirken susanlardan, makam ve paye peşinde koşanlardan, saray kapılarında el pençe duranlardan, üyesi yoksulken yöneticileri zenginleşenlerden, sefalet zamlarına alkış tutanlardan sendikacı olmaz; olsa olsa figüran olur.
“100 yıllık narkoz” dedikleri şey; eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin adıdır. Haksızlığa karşı hakkın, hukuksuzluğa karşı adaletin adıdır. Çünkü o dönüşüm, itaati değil özgürlüğü; biatı değil aklı büyütmüştür.
Açıkça söylemek gerekir ki; içinde zerre kadar Cumhuriyet’e ve Atatürk’e sevgi, saygı ve bağlılık taşıyan hiç kimse bu anlayışın olduğu zeminde duramaz. Bu zemin, “sarı sendika” denildiğinde herkesin aklına gelen o malum çizgidir. Cumhuriyet’e bağlı olanların yeri orası değildir; ne orada kalınır ne de oraya üye olunur.
Bizim yolumuz nettir:
Eğitim, Cumhuriyet’in temelidir.
Emek mücadelesiyle Cumhuriyet ve aydınlanma mücadelesi ayrılmaz bir bütündür.
Biz talimatı saraydan değil,
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten alıyoruz.
O nedenle;
Biz asla susmayız.
Asla boyun eğmeyiz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet’ten asla vazgeçmeyiz.
Siz, tarihin işbirlikçileri gibi geçicisiniz.
Cumhuriyet kalıcıdır.
İlelebet Cumhuriyet!
Genel Başkanımız Kadem Ozbay Milli Eğitim Bakanlığı önünden Bakan Yusuf Tekin'e seslenerek "İstifa et. İcazet aldığın cumhurbaşkanına 'Artık okullar güvensiz' diyeceksin. Eğer senin kapında güvenlik varsa okullarda da olacak" diye konuştu.
@kademozbay_
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesinden liseye kadar tüm kademelerinde Ramazan Ayı boyunca dini etkinlikler düzenleme kararı, açıkça Anayasaya, Milli Eğitim Temel Kanuna, Eğitim Bilimine ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırıdır.
Anayasanın başlangıç metninde “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” belirtilmiştir. Buna göre bireyin maddi ve manevi varlığı dokunulmazdır. Devlet bireyin doğuştan gelen bu hakkını kullanabilmesi için insan haklarını, sosyal adalet ve eşitliği, milli kültür ve hukuk düzenini içeren bir çerçeve sunar. Yani Devlet hiçbir şekilde bireyin manevi varlığına müdahale edemez.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir din devletinde bile örneğine az rastlanacak biçimde inananların kendisine ait bir alana müdahale ettiğini ve bu konularda da kararlı olduğunu görmekteyiz.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/9IRqLdKU14
Mülakat mağduriyetlerine, güvencesiz çalışmaya ve ücret adaletsizliğine karşı birlikteyiz.
18 Ocak Pazar – 13.00
Radisson Blu Hotel Çankaya/ Ankara
@egitimicin1lik#EĞİTİMİÇİNBİRLİKteyiz
Eğitim bilimsel, kamusal ve parasız olmalıdır diyenler bir araya geliyoruz.
18 Ocak Pazar, 13.00
Radisson Blu Hotel – Çankaya / Ankara
@egitimicin1lik#EĞİTİMİÇİNBİRLİKteyiz