Simülasyonda mıyız, yaratıcı var mı?
Simülasyon teorisini tanrının karşısına koymak, sorunun kendisini yanlış kurmaktır. Bostrom üç şık sundu ama dördüncü şıkkı hiç düşünmedi çünkü o şık onun paradigmasına sığmaz. Ya simülasyonu yaratan o mühendis, zaten Kuran'ın bahsettiği yaratıcıysa?
Kuran diyor ki "O, gökleri ve yeri altı evrede yarattı". Buradaki "yevm" kelimesi gün değil, "evre" demektir. Yani yaratılış zamansız bir süreçtir, tıpkı bir simülasyonun derlenme aşamaları gibi. "Ol der ve olur" ayeti, bir komut satırıdır. "Kun feyekun". Programcının terminale yazdığı execute komutu ile ilâhî iradenin farkı nedir? Fark şu: biri sunucu odasında kahve içiyor dersin, diğerinde o iradenin arkasında mutlak bir bilinç ve hikmet vardır.
James Gates string teorisinde hata düzeltme kodları buldu ve bunu simülasyon kanıtı saydı. Ama İbn Arabi sekiz yüzyıl önce aynı şeyi söyledi. "Âlem, ilâhî isimlerin tecelli ettiği bir ayna sahnesidir" dedi. Yani evren bir projeksiyon, bir yansıma, gerçekliğin kendisi değil gölgesi. Platon mağara alegorisini yazdı, sûfîler bunu vahdet-i vücud ile derinleştirdi. Madde gerçek değil, gerçek olan arkasındaki mânâ. Bu simülasyon teorisinin tam kendisi ama sekiz asır öncesinden.
Tegmark evren matematiksel yapıdan ibaret diyor. Kuran da "her şeyi bir ölçüyle yarattık" diyor. Kamer suresi 49. Ayet. Hesaplanabilir bir evren simüle edilebilir diyorsun, doğru. Ama hesabı yapan bir hesap yapıcı gerektirir. Gödel'in eksiklik teoremi tam burada devreye girer. Hiçbir sistem kendi tutarlılığını kendi içinden kanıtlayamaz. Yani simülasyon kendi kendini açıklamaz, dışarıdan bir temel şarttır. Gödel tanrıyı devreden çıkarmaz, zorunlu kılar.
Asıl mesele şu: simülasyonu izleyen var mı sorusuna kimse izlemiyor demek, Kuran'ın en temel uyarısını görmezden gelmektir. "O, gözlerin bakışını da bilir, göğüslerin gizlediğini de". Bu, sistemi yazan ve her satırını okuyan bir bilincin ifadesidir. Sunucu odasında kahve içen programcı metaforu rahatlatıcı gelebilir ama o programcının da bir yaratıcısı olması gerekir ve bu silsile sonsuza gidemez. Zorunlu varlık kavramı felsefenin de fiziğin de kaçamadığı duraktır.
Simülasyon teorisi tanrıyı öldürmüyor, farkında olmadan ona yeni bir dil veriyor.
“Her insan kendini eğitmek zorundadır; çünkü en büyük düşman, kontrolsüz bir zihin, eğitilmemiş bir karakter ve alışkanlıkların kölesi olmuş bir ruhtur..”
~Seneca